Atlantis-Sümer-İlk_Alevi-TC- 9. Bölüm -/= Genetik haplogrup analizleri kültürel gelişimler konusunda neler söyler?

yasliİsmet GEDİK

Onbinlerce yıl yabani bir hayat yaşayarak avcılık ve toplayıcılıkla yaşayan insanlığın uygarca bir yaşama geçiş yaptığı noktanın Basra körfezi konumlu Atlantis ovası olduğu önceki bölümlerde açıklanmıştı. Bu görüşün gerçeklere tam uygun olduğu çok yeni araştırmalarla tam anlamıyla desteklenmiş bulunmaktadır.adsz.png

Shinde et al 2019da, arkeolojik ve genetik DNA analizleri sonucuna göre, kültür gelişiminin 12 bin yıldan önceleri başladığı ve ilk çiftçilik yaşamının 9-10 bin yıl önceleri Anadolu’da başlatıldığının saptandığı belirtilmektedir.

Arkeolojik ve genetik araştırma sonuçlarına dayanan Shinde ve diğ. 2019 araştırması insanlığın kültürel gelişiminin 10 bin yıl önceleri Anadolu ve İran platosunda başlatılıp, oradan dünyaya yayıldığını göstermektedir.


Bu plato daha önceki onbinlerce yıllık dönemde buzul devri koşulları nedeniyle kar ve buz örtülüdür, yaşamaya elverişli değildir. Anadolu’da çiftçilik kültürünü başlatan insanların oraya yakın bir yerden gelmiş olmaları ve oranın da buzul devrinde yaşama uygun bir yer olması gerekmektedir.

Bu ortam Basra-Hürmüz arasından başka neresi olabilir?

adsz.png

79 yazarlı Sahakyan, H. et al 2017: “Origin and spread of human mitochondrial DNA haplogroup” adlı araştırmada

Kültürel gelişimin Yakın Doğu (Anadolu, Bereketli hilal) bölgesinde başlatıldığı,

bu kültürün yaklaşık 11 bin 500 yıl önce Güney Asya’ya doğru yayıldığı,

daha sonra (~7- 8 bin yıl önceleri). Akdeniz bölgesi ve Avrupa’ya doğru yayıldığı,

Ukrayna- Kazakistan bölgesinde gelişen Hint-Avrupa dilli kültürün çok daha sonraları oluştuğu ve dünyaya yayıldığı belirtilmektedir

Ayrıca Shinde ve diğ 2019 Ukrayna- Kazakistan arası bozkırlarda 5-6 bin yıl önceleri gerçekleşen Hint-Avrupa dilli kültürün oluşumunda Harappa (İndus Valley) kültürünün etkili olduğunun anlaşıldığını vurgular.

117 kişilik diğer bir uluslararası ekip olan Narasimhan et al  2019 araştırmasında ise, yine arkeolojik ve genetik DNA analizleri sonucuna göre, Orta-Asya Steplerinde (Ukrayna -Kazakistan bozkırında) 5300 yıl önceleri Yamnaya bozkır kültürü denilen ve göçebe çiftçiliğine dayalı bir kültür geliştiğinin saptandığı gösterilmektedir. Bu Yamnaya kültürünün 4700 yıllardan sonra Avrupa ve Asya’nın diğer bölgelerine yayılarak günümüzdeki duruma yaklaşıldığı yine aynı araştırmada gösterilmiştir.

Hint-Avrupa dil grubu 5-6 bin yıl önceleri Avrasya bozkırlarında oluşturulur. O dili oluşturanların dillerinin ise Anadolu’daki çiftçilerin konuştukları dilden kökenlendiği saptanmıştır. (Bak , Sahakyan, H. et al 2017, Shinde et al 2019, Narasimhan et al  2019,  Gray R.D.& Atkinson Q.D. 2003, Bouckaert et al. 2012 gibi linguistik ve genetik haplogrub analizleri araştırmaları)

Hint-Avrupa dilli kavimlerin (Yamnaya göçebeleri) Atlantis-ovalıların ülkelerini istila etmeleri 5 bin yıl önceleri başlar. Dolayısıyla Yunanlıların da Ege bölgesine gelmeleri yaklaşık 3700 yıl önceleri olur. Halbuki o bölgelerde o zamandan önce pelasg dedikleri bir halk yaşamaktaydı ve Anadolu komşuları gibi aglütine dilliydiler.  

Biz Anadolu ortamına odaklı olduğumuzdan, araştırmanın bizi ilgilendiren noktası şudur: İnsanların toplumsal yaşamı başlattığı Atlantis-Ovasıdır. Orada başlatılan uygarlaşma daha sonra tüm dünyaya yayılır. Yayılma önce (10-!! bin yıl) doğu yönünde, sonra (7-8 bin yıl) batı yönünde olmuştur.

Atlantis kültürü 11 500 yıl önceleri Indus Vadisi kültürünü etkiler, sonra ise İndus Vadisi kültürü Ukrayna-Kazakistan arasında oluşan Yamnaya kültürünü etkiler.

Yani İndus vadisi kültürü Orta-Asya kültürü ile harmanlanmıştır.

Bu karışımda gen aktarımının, Orta-Asyadan Hindistana değil, İndus vadisinden Orta-Asya yönünde olduğu saptanmıştır (Shinde et al 2019). İndus vadisinde 5 500 yılları öncesi yaşam koşullarının kötüleşmesi, yoğun bir göçe neden olmuştur.

Bu göç Afganistan üzerinden Orta-Asya yönünde olmuş ve Orta-Asya insanları ile Hindistan’lıların kültürel ve genetik harmanlanmasına yol açmıştır.

Hint-Avrupa dil grubu bu harmanlanmanın bir sonucudur.  

 “Oluşturma – Yönlendirme – Sahiplenme” bakış açılarından Toplumsallaşmanın evreleri

115 ile 15 bin yılları arasında dünyamızda egemen olan buzul devrinde önceki bölümlerde anlatılan olaylar, insanları bazı noktalarda çok zor duruma sokmuş, ve o zorluklarla başa çıkabilmek için, dinamik-sistemler-fiziği kuralı gereği, önce karşılıklı iş-birliği, sonra da karşılıklı iş-bölümü yaparak, uygar davranış sergileme bilgisi ve geleneği oluşturmuştur.

Toplumsal davranış bu şekilde ortaya çıkar ve “Bereketli Hilal” denilen bölgedeki “bereket” ortamı oluşur.


adsz.png

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: