Atlantis-Sümer-İlk_Alevi-TC- 10. Bölüm. -/= “Bereketli Hilal” bölgesindeki toplumsal gelişim.

yasliİsmet GEDİK

Birlikte işlem yaparak büyük işler başarabilmenin ilk örneği 11-12 bin yıl önceleri yapılan Göbekli Tepede görülür. 1.png Atlantis-ovasındaki atalarından edindikleri uygar davranış geleneğini, Anadolu’daki yerleştikleri yerde uygulayan insanlar 10-15 ton ağırlığında taş bloklar çıkararak, onları başka yere taşıyıp, inançlarını simgeleyen figürler olarak muazzam görünüşlü ayin-ortamları ortaya çıkarabilmişlerdir. Hem de çakmaktaşı haricinde başka bir alet kullanmadan.


Bilgiye hasret insanlığın hayat hakkında oluşturdukları ilk bilgiler

Şimdiye kadarki bölümlerde sunulan tarihsel geçmişi hakkında hiçbir şey bilmeyen bu insanlar, Hayat nedir? Canlılık nedir? Gibi sorulara cevap aramaya başlamıştır.


Bedenlerin içinde hücre denilen minicik canlılar olduğundan habersiz olan insanlar, “Oluşturma – Yönlendirme – Sahiplenme” konusunu “ruh” dedikleri bir faktörle açıklamaya çalışmışlardır.

Ruh canlık verendi, hareket ettirendi.

Ama aynı zamanda da düşündüren, bilincini, iradesini oluşturandı. İnsan diğer canlılardan faklı olarak çok bilgi ve beceri sahibi olduğundan ruh özellikle insana mahsus bir şey olmalıydı.

Hayatın ölümle son bulmaması gerektiği, ruhun devam edeceği inancını körüklemiştir.

Şimdi dünyadaki ilk toplumsal davranış eseri olarak bilinen Göbekli Tepe ve diğer eski arkeolojik yerleşim noktalarındaki gelişimlere bakarak o zamanın insanlarının düşünce tarzlarını anlamaya çalışalım.

Göbekli-Tepe ŞanlıUrfa’nın yaklaşık 15 km kuzey-doğusunda bulunan 15 m yüksekliğinde ve 300 m. çapında bir tepedir.

Bu tepe doğal olarak değil, tamamen insanların çabalarıyla oluşturulmuş yapay bir tepedir. Yani bir höyük söz konusudur.

1.png

Deniz seviyesinden yaklaşık 760 m yükseklikte, kireçtaşlarından oluşan bir yöre söz konusudur. Bu noktanın vurgulanmasının nedeni, insanların henüz çanak-çömlek gibi su taşımaya yarayan gereçleri henüz keşfetmedikleri bir zamanda, yani 11 600 yıl önceleri bu ayin alanın yapılmaya başlandığını belirtmektir.

Her şeyden önce Göbekli Tepeyi yapan insanlar hakkında bazı önemli bilgiler verilmesi gerekir.

  • İlk bilgi şudur: Göbekli Tepeliler Atlantis-Ovalı olmak zorundadır, çünkü 14-15 bin yıl önceleri buzul devri koşulları nedeniyle Anadolu soğuk-ıssız bir bölgedir, halbuki Atlantis Ovası çok yoğun bir insan nüfusu barındırmaktadır. Bu nedenle Anadolu (ve komşu İran platosu) Atlantis-Ovalılar tarafından yerleşime açılmışlardır.
  • Yani Anadolu buzul devri süresince, yani 15 bin yıl öncelerine kadar, minimum sayıda insan barındırır, ki onlar da çanak-çömlek henüz keşfedilmediğinden sadece deniz kenarına yakın ırmak çevresindeki mağaralarda yaşayabilenlerdir. Dolayısıyla Anadolu Atlantis ovasından göçen insanların ana-vatanı olmuştur
  • İkinci önemli bilgi ise şudur: Göbekli tepeliler göçebe bir avcı-toplayıcı toplumu değil, yerleşik hayata alışmış bir avcı-toplayıcı toplumudur. Çünkü: Atlantis-ovalılar Buzul devrinin yaşama zor koşullarında “cennet gibi bir ülke olan” Atlantis-ovasında gittikçe artan nüfuslarına yer açabilmek için karşılıklı yardımlaşmayı keşfetmiş bir neslin torunudurlar.
  • Şöyle ki: Toba Felaketi özellikle kuzey yarı-kürede etkili olmuştur, çünkü volkan patlaması kuzey yarı-kürede olmuştur ve kuzey-yarı-küre ile güney yarı-küre tamamen farklı atmosfer döngüsüne sahiptir. Volkanik gazlar ve küller atmosfer akıntılarıyla kuzey yarıkürede etkili olmuştur. Dolayısıyla Atlantis-ovası insanları da bu felaketten çok etkilenmişler ve büyük nüfus kaybı olmuştur.
  • Yaklaşık 60-70 bin yıl önceleri Afrika’da en son Homo sapiens sapiens nesli ortaya çıkar ve dünyaya yayılmaya başlar. İlk yayıldığı Atlantis-Ovası olmak zorundadır, çünkü en yakın ve en elverişli yer orasıdır. Bu yeni nesille harmanlanan yeni bir Atlantis-ovalı nesil oluşur ve ovada yaşamaya başlar. İnsanlık henüz çanak-çömlek yapmayı bilmediğinden, su kaynaklarından uzak yerlerde yaşayamaz. Su ise sadece Dicle ve Fırat ırmakları boyunca vardır.
  • Halbuki ova çok geniştir ve çok daha fazla insan için yaşam ortamı olanağı vardır. Ova çok verimli, iklim de ılıman olduğundan üzerinde zengin bir bitki ve hayvan topluluğu vardır. Bu durumda avcılık ve toplayıcılıkla yaşayan insanlar ovanın her tarafında yaşayabilirler, ancak her tarafta su bulunmamaktadır. Ovanın her tarafında bol bitki ve hayvan topluluğu var, ama oralarda içecek su yok. İnsan nüfusu ise sürekli artıyor.
  • Toplum bir birleşme, ortak iş-yapma, dinamik sistemler fiziği terimiyle “sinerjetik” eylem yapma işlevidir. Dinamik sistemler fiziği bölümünde açıklandığı üzere, birlikte işlem yapacak öğeler zorlayıcı bir durumla karşılaşmadıkları sürece, birleştirici bir kuvvet alanı ortaya çıkmaz.
  • Çevrelerinde bolca bulunan bu beslenme olanaklarından yararlanabilmenin tek çıkar yolu düz ovadan akan ırmakların sularını kanallar kazarak, istedikleri yere doğru uzatmak. Ama bu olay tek bir aile bireylerinin yapabileceği bir iş değil, kesinlikle ortak bir davranış gerektirir.
  • Nüfusu sürekli artmakta olan insanlar bu zorluk karşısında dinamik sistemler fiziğinin birlikte işlem yaparak zorluğu yenme kuralını uygular ve karşılıklı iş-birliği ile ovanın her yerine su kanalları yapmayı başararak, toplumsal davranışın ilk adımın atar. Bu durum yaklaşık 30-40 bin yıl önceleri veyahut daha sonraları gerçeklemiş olmalıdır. 
  • Eflatun’un eserlerinde böyle bir işlem yapıldığı ve Atlantis-Ovasının her yerinin yaşama uygun duruma getirildiği anlatılmaktadır. Bu toplumsal davranış bilgisi Atlantis ovalıların geleneklerine işlenmiş olmalı ki, ovadan göçe mecbur kalıp, Anadolu’da Urfa yöresine yerleşen insanlar Göbekli Tepe’de birlikte-iş yapma geleneğine uygulayarak 10-15 ton ağırlığında taş sütunları taşıyıp, inançlarına uygun ayin ortamları hazırlamışlardır.

İşte bu nedenle Göbekli Tepeyi yapan insanlar henüz tarım ve hayvancılık keşfedilmediği halde, karşılıklı iş birliği içine girerek ortak bir projede bir araya gelmişlerdir. Dünyanın diğer yörelerindeki avcı-toplayıcı insanlarda bu yetenek henüz oluşmamıştır. Bu Atlantis-ovalı olmanın kazandırdığı bir bilgidir.

Alanının yapılması yaklaşık 11 600 yıl önce başlatılmış ve yaklaşık 10 bin yıl önce üzeri taş-toprakla örtülerek terk edilmiştir.

Yani yaklaşık 1500 yıl boyunca kullanılmış bir alandır.

Kazı çalışmaları Göbekli Tepe’de 300 m. genişliğindeki bir alan üzerinde,

En altta 11 – 12 bin yılları arası yapılmış oval-yuvarlak şekilli mekanlar,

Üstte ise 10 – 11 bin yıllarında yapılmış dikdörtgen şekilli mekanlar bulunduğu

ve tüm bu mekanların üzerlerinin yapanlar tarafından sonradan çakıl ve toprakla kapatıldığını göstermektedir.

 Mekanlar yaklaşık 10 metre çaplı yapılardan oluşur ve duvarlarla çevrilidir.

Boyu 5 metreyi, ağırlığı 10-15 tonu bulabilen ‘T’ formlu sütunlar duvarlar arasına ve alan ortasına yerleştirilmişlerdir.

Kazılar neticesinde bu mekanların altı tanesi ortaya çıkarılmış olsa da jeomanyetik ölçümlerle en altta bulunan bu eski mekanların sayısının 20’yi bulduğu biliniyor.

Göbeklitepe'nin kaşifi: Kalıntıları müzeye götürdük 'taş' diyerek geri  çevirdiler - Sputnik Türkiye

“T” şeklindeki sütunlar açıkça insan vücudunun soyut bir tasviridir. Çünkü sütunlarda kollar, eller ve kemer ve bel kıyafetleri gibi giysiler belirgindir. Çevredeki sütunlar daha küçüktür, ancak merkezi sütunlara göre hayvan kabartmalarıyla daha zengin bir şekilde dekore edilmiştir. Çevredekiler hep merkezi sütunlara doğru “bakıyorlar”.

Kalıntılar arasında insanların yediği etten arta kalan birçok yabani hayvan kemiği, taş parçası, taş aletlerin yapımı ve kullanımından kalan molozlar var. Ceylan, geyik gibi hayvanların kemiklerine rastlanılan alan gösteriyor ki burayı inşa edenler, o dönemde yaşayan taş baltalı avcı ve toplayıcılar.

Yani Göbekli Tepe, tarım öncesi bir topluluğun eseri.  Kalıntılar arasında insanların yediği etten arta kalan birçok yabani hayvan kemiğinin bulunması bu alanda yemek şölenlerinin düzenlendiğini gösteriyor. Bu durum çok sayıda insanın burada olduğunu ispatlar. 

Göbekli Tepeliler Atlantis-Ovalı olmak zorundadır, çünkü uygar insanlık davranışı sergilemişler, birbirlerini rakip veya düşman olarak değil, karşılıklı yardımlaşma içinde olan aileler olarak görmüşlerdir.

Göbekli Tepe’deki en tabandaki yapılar birbirlerine tam yapışık değildir, aralarında insan geçecek kadar aralık vardır. Ama üstteki genç tabakalarda yapılar (evler) birbirlerine bitişiktir. Anadolu’da yapılan höyükler hep bu şekilde bitişik nizamlıdırlar. Dolayısıyla Göbekli Tepe hem ayin hem yerleşim alanı olmalıdır.

Göbekli Tepe’de ölüler gömülmemiş, mezar yok, cesetler dışarıda bırakılmış ve hayvanlar onları yemiş olmalı. Dolayısıyla insanlar ruhun gökyüzüne gittiğine inanıyor olmalılar. Hindu kültüründe de ölülerin yakılmasıyla ruhlarının göğe çıkacağı ve tekrar yeni oluşacak canlıların yapılarında kullanılacakları, dolayısıyla hayatın bir doğum-ölüm döngülü sistem olduğu inancı vardır.

Orta Asya’da “Sky Burial” “gökyüzüne gömülme” olarak adlandırılabilecek gelenekte, ölüler doğaya bırakılır. Bunda amaç, ruhun yeni bir yaşam döngüsüne gireceği inancıdır. Reenkarnasyon görüşü bu inançtan kaynaklanıyor olmalıdır. Hem Hindistanlılar hem Orta-Asyalılar 10-11 bin yıl önceleri Atlantis Ovasından göçen kavimlerden oluştuklarından, birbirine benzer inanç sistemlerine sahip olmaları anlaşılır olmaktadır.

 Daha sonraki yıllarda oluşturulan höyüklerde, evlerin temellerinde çukurlar açılarak ölülerin gömüldüğü görülmektedir.

Göbekli Tepe’liler on-bin yıl önceleri Göbekli Tepeyi neden terk ettiler?

Göbekli tepe bir dağın yamacındaki bir burun üzerindedir ve zemin kireçtaşlarından oluşmaktadır. Kireç taşlı arazilerde su kaynağı bulunmaz. Göbekli-Tepe gibi bir yerde yaşayan insanlar su ihtiyacını ancak yakınlarındaki dağın tepesinde bulunun kar ve buzların ergimesiyle oluşup, yamaçlardan aşağı akan sulardan elde edebilirler.

2.png

Çevredeki dağların üzerinde hala kar ve buz örtüsü vardır, çünkü buzul devrinden kalan kar ve buzlar ergimeye devam etmektedir. Yamaçlarda sürekli su akıntıları oluşması çok normaldir ve yamaçlardan gelen bu sızıntı suların toplanması için oyuklar yapılması beklenir. Nitekim konaklama alanının çevresinde çok sayıda oyuk açılmıştır.

Bu oyuklar herhalde eğlence için açılmamışlardır.

Çevredeki kayaçlar üzerinde açılan oyuklar ise su biriktirme yerleri olmalılar.

Dolayısıyla, 11600 yıl buralara gelen insanlar, dağların yamaçlarından süzülen suları biriktirecek oyuklar açarak su gereksinimlerini gidermişlerdir.

Konutların içlerinde de su toplama amaçlı çukurluklar vardır ve bu çukurlukların bir tarafında bir kanal (oluk) bulunmaktadır.

Bunların dağ tepelerinde eriyen kar ve buz sularını biriktirmek için yapılmış olması gerekir.   

Buzul devri 15 bin yıl önce sona ermiş ve dağların tepelerindeki kar ve buz örtüsü ergimeye başlamıştır.

Buzulların ergimesinin 7 bin yıl öncelerine kadar sürdüğü bilinmektedir.

Urfa yöresindeki dağlar çok yüksek olmadıkları için üzerlerindeki kar-buz örtüsünün erimesinin 9-10 bin yıl önceleri sona ermesi beklenir.

Dolayısıyla Göbekli Tepenin Kuzeyindeki dağların üzerindeki kar ve buz örtüsü yaklaşık 10 bin yıl önceleri tamamen eriyip kaybolunca, Göbekli Tepe’liler uzun süre yaşadıkları yurtlarını toprakla örtüp, daha uygun bir yere göçmek zorunda kalmışlardır.


1.png

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: