Atlantis-Sümer-İlk_Alevi-TC- 13. Bölüm- -/= 100 bin yıl kadar süren buzul devri koşullarının ideal bir ortamında yaşamaya alışmış insanlar, yaşadıkları bu güzel ortamı kaybetmelerini nasıl yorumlarlar?

yasliİsmet GEDİK

 Bu durum “Cenneten kovulma” olarak geleneklere işlenmiştir.  Ahiret Hayatı Kavramı da bu şekilde ortaya çıkmıştır.


Adsız.png

Sümerler 115 bin yıldan beri Atlantis-Ovası olarak tanımlanan Basra-Hürmüz arası düzlükteki yükseltilerde yaşamışlardır. Buzul devrinde Atlantis-Ovası çok ılıman ve çok verimli bir ova iken, Anadolu ve İran platoları kar ve buz örtüsü altındaydı.

O zamanın insanlarının Çakmak taşına ihtiyaç duyması ve bu taşın da Anadolu gibi kar-buz örtüsü altındaki bölgelerden getirilmesi nedeniyle, dünyanın diğer bölgelerinin yaşanılmaz, ama kendi yaşadıkları bu ortamın “cennet” gibi ideal bir ortam olduğunun bilincindeydiler.


Buzul devri sona erdiğinde ve deniz seviyesi yükselerek son sel felaketiyle adaları sulara gömülünce Basra kıyısında bataklık bir ortama çıkarlar.

Daha önceki cennet şeklindeki yurtlarına hiç benzemeyen başka bir dünyaya geldiklerini görürler.

Eski yaşam ortamları onlar için bir cennet ülkedir.

Neden yok olduğunu bilemezler.

Cennet ülkeden kovulup, başka bir dünyaya geldiklerini düşünürler.

Öteki dünya kavramı bu şekilde Sümerlerce ortaya atılır ve ondan sonraki nesillere Nuh tufanı olayı olarak aktarılır. 

Sümerlerin Krallar listesi tabletinde “Krallık gökten indikten sonra…” ile başlar ve “5 şehirde 8 kral 241 000 yıl hüküm sürdü.

Sonra sel silip süpürdü” cümlesiyle tufan öncesi zaman özetlenir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, ortada çok büyük bir sel felaketiyle, binlerce yıl sürdürülen bir yaşam sisteminin çok büyük bir sel felaketiyle silinip süpürüldüğü, tüm izlerin yok edildiği vurgulanmaktadır. 100 bin yıl kadar süren buzul devri koşullarında, ılıman iklimli ve her tür canlı yaşamına uygun olan bir ortamda yaşamaya alışmış insanlar, yaşadıkları bu güzel ortamı kaybetmelerini nasıl yorumlarlar? Bu durum “Cenneten kovulma” olarak geleneklere işlenmiştir.  Ahiret Hayatı Kavramı da bu şekilde ortaya çıkmıştır.

Sümerler Basra çevresine çıktıktan sonra Eridu, Ur, Uruk gibi ilk kent devletlerini kurarlar. Devlet diye bir sistem ilk defa Sümerlerce 5 bin yıl önceleri Basra çevresinde oluşturulmuştur ve krallarca sahiplenip yönetilmektedirler. Sümerler Devletin gökten gönderilen kutsal soylu ve uzun ömürlü kişilerce sahiplenilip-yönetildiğine inanırlardı.

Krallar tüm bölgenin ve üzerinde yaşayan insanların sahibi ve efendisi olarak görülüyordu. İnsanlar krala ait arazide çalışırlar ve üretirler; ürettiklerinin çoğunu efendilerine verirler ve kalanıyla da kendileri geçinirlerdi.

Zombileştirmenin Başlatılması

İnançları gereği, her devletin tepesinde asil-soylu bir kral vardır ve o kral devletin sahibidir. Devlet denilen ve hep tepedeki birilerince sahiplenilen yaşam sistemi böyle başlatılmıştır. Devletin sahipliği ve yönetimi, kutsal özlü sayılan krallara aittir. Halk krala ait topraklarda efendinin hizmetkarı-kölesi olarak çalışıp-üretir; ürettiğinin çoğunu kral alır, kalanıyla da halk yetinip-geçinmek zorunda kalır.

Kralın gücü, tabandaki halkın ürünleriyle oluşturulur ve kapitalist sistemin tohumu atılmış olunur. Tepedekilere riayeti sağlamlaştırmak adına her millete (devlete) kendi dillerinde bir peygamberle Me adı verilen bir kutsal kitap gönderildiği ve halkın bu kutsal bilgilere uyarak yaşamalarının şart olduğu öğretilir.

Devlet denilen ve tepedeki bir kutsal kişilikçe sahiplenilen sistemde tüm güç tepedeki kralda olunca, tepedekiler bu mali güç sayesinde özel görevliler tutarak, tüm halkı ve onların davranışlarını kontrol etme olanağına kavuşurlar. Halk kendi emeği ile oluşturduğu gücü tepedekilere verince tepedeki halkın “parasıyla” halkı baskı altında tutacak görevliler (asker vs.) tutarak, halkın ayaklanması veya karşı çıkmasını sürekli engellemiştir.

İşte o tarihten beri dünyada hak-hukuk kalmamıştır.

Tepedekiler bu olanağı sonuna kadar kullanıp, halkı sömürmeye ve kendileri şatafat içinde yaşamaya başlarlar.

Adsız.png

Halkın bir zombi gibi davranıp, tepedeki efendisine körü-körüne itaat etmesini sağlamak için gökten kendilerine ilahi mesajlar geldiği, bu kutsal mesajlara uyularak yaşayanların ahiret hayatında çok mutlu bir ebedi hayat yaşayacağı gibi dinsel bilgileri ilk ortaya atanlar da yine Sümer Kralları olmuşlardır.

Bu durum devletler arasındaki mücadelelerde fark yaratır, çünkü kutsal kitap hükümlerine göre yaşayanların ölümden sonraki hayatta cennette yaşanılacağı inancı savaşlardaki askerlerin mücadele azmini muazzam etkiler.

Tüm bu inanç sistemlerinde insanlara şu görüş aşılanmaktadır: Yaratıcının emirlerine göre yaşanırsa öldüklerinde cennete gideceklerdir. Yaratıcının emirleri arasında, onun görüşlerini yaymak için diğer kavimlerle yapılan savaşlarda ölenlerin de şehit olacakları ve cennete gidecekleri şeklinde hükümler bulunması çok düşündürücüdür.

Çünkü tüm insanlığın değil, belli kavimlerin çıkarlarının ön plana alındığı açıkça bellidir.

Görüldüğü üzere, dünyadaki son 4-5 bin yıldır oluşan gelişmeler tepedeki efendiler sınıfının siyasi ve ekonomik çıkarları dikkate alınarak, tepedeki zümrelere itaatkâr insanlar yetiştirecek şekilde planlanmıştır. Halk genelinin huzur ve refahını sağlamak hiç ön planda olmamıştır. Yani farklı dinsel inanç sistemlerinin tamamen pasif ve itaatkâr insan yetiştirmek amacıyla ortaya çıkarıldıkları anlaşılmaktadır.

Bu yapılırken insanlara “hırsızlık yapmamak, insan öldürmemek, vs.” gibi iyi niyet kavramları sunulmuştur. Ancak bu iyi niyet terimlerinin tüm insanlık için olmadığı aşikardır, çünkü, inandıkları kutsal kitap görüşünü yaygınlaştırmak için başka kavimleri öldürmek sevap sayılmakta, cennetle ödüllendirilmektedir.

Zombi yapma hatalı bilgi öğretilerek yapılır.

Şöyle ki: bilgiye hasret olana insanlığa şu tür bir inanç sistemi belletilmiştir: “tepedekinin isteği doğrultusunda yaşayanların öteki dünyada ebedi bir cennet hayatı sürdüreceği şeklinde” bir görüş gelenekselleştirilmiştir.

Bu görüşün “TEPEDEKİLERE İTAAT ETMEYİ TEŞVİK ETMEK”ten başka ne amacı olabilir?

Kutsal görüş uğruna savaşırken ölenlerin “şehit” olacakları ve öteki dünyada cennete gidecekleri vaadi tepedeki efendilerin ganimetçilik hırslarının bir göstergesi değil midir?

Bu dünyada yaşamak üzere oluşturulan insanlara bu dünyada rahat ve huzurlu bir yaşam sunamayan efendiler kesiminin, insanlara öteki bir dünyada mutlu ve ebedi yaşam vaat etmeleri ne anlam taşır?

  Sümer krallar listesi tabletlerinde görüldüğü üzere, Sümerler “Oluşturma – Yönlendirme – Sahiplenme” konusunda tamamen dışsal bir sistemin doğada egemen olduğu şeklinde bir bilgiye sahipler.

Ve bu bilgi önceki 13 bölümde aktarılan jeolojik-astrofiziksel-biyolojik-nörofizyolojik gibi doğa-bilimsel verilere tamamen terstir.

Sümerlerin oluşturduğu bu yaşam modeli insanların yaşamında maalesef çok etkili olmuştur.

Günümüzde de hala tüm devletler hep tepedekilerce sahiplenilmeye devam edilmektedir.

Anadolu kültürünün ürünü olan ahilik gibi meslekler arası örgütlenmeye dayalı toplumsal sistemler hep bastırılmıştır.


Adsız.png

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: