Atlantis-Sümer-İlk_Alevi-TC- 21. Bölüm -/=  Dünyada uygarlığı başlatan bir ulus, tarihsel geçmişini nasıl unutur hale sokulmuştur?

yasliİsmet GEDİK

İnsanlık her birkaç asırda bir gerçekleşen istilalarda kral soyunun değişmeleriyle sürekli bir çalkantı içinde yaşamıştır. Avrupa ve Asya arasında bir köprü konumunda olan Anadolu halkı bu istilalardan en çok etkilenen insanlardan oluşmaktadır.


3.png

İstilacılar tepedeki efendi kesimini oluşturduklarından, halk ister istemez tepedekilerin kültürü etkisi altında kalmış ve kendi öz-benliğinden uzaklaştırılmış olmalıdır.

MÖ. 2binli yıllarda Hitit’lerin Hatti’leri istilasıyla başladığı belgelenen bu Efendi-değişimlerinin daha eskiden kaç defa gerçekleştiği hakkında bilgi-belge henüz yoktur. Ancak ondan sonraki yıllarda her birkaç asırda bir tekrarlanmıştır.


Benzer şekilde tüm Avrupa ve Anadolu bu şekilde zaman içinde farklı yönlerden gelen kavimlerce işgal edilerek, yerel halk kontrol ve baskı altına alınmıştır. Basklar bunun en batıdaki örneğidir. Anadolu halkı da, Truva savaşları, Pers-Yunan savaşları, İskender imparatorluğu, Bizans imparatorluğu gibi bir çok devlet istilası altında kalarak günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.

İlk-Alevilik diye bir kavram oluşturmamın nedeni budur.

Çünkü ilk-Alevilik animizm olarak bilinen ve doğal sistemin canlı olduğu, ve insanın da bu canlılık sisteminin bir parçası olduğu şeklindeki çok eski bir hayat görüşüne sahiptir.

Yani efendi-kul ayrımı ve öteki dünya hayatı diye bir anlayış yoktur. Bunun en güzel delilini, tüm yerleşim yerlerinin höyükler şeklinde olması oluşturur. Höyüklerde tüm eveler birbirlerinin aynıdır ve efendi gibi birilerine ait bir saray benzeri yapı bulunmaz.

Anadolu’da Yörük ve Türkmenlerin çok eski zamanlardan beri yaşadığını destekleyen altı  delil aşağıda sunulmuştur.

Birinci Delil: “Şartamhari Metinleri” veya “Shamsahara tableti”

MÖ. 2291 ile 2255 arasında Akad imparatoru olan Naram-Sin, tahta geçtikten sonra imparatorluğunu genişletmeye başlar ve bunun için Anadolu’daki 17 kral ile savaşarak onları yener ve imparatorluğuna katar. Bu galibiyeti anlatan bir yazılı tablet oluşturularak önemli krallık merkezlerine bırakılır.

Naram-Sin bu savaşla ilgili olarak üç tablet yazdırmış ve bu tabletler tarihe Mücadelenin  Kralı anlamına gelen “Şartamhari Metinleri” olarak geçmiştir. Bu metinler; Mısır Tel El Amarna, Mezopotamya Babil ve Anadolu Hattuşaş (Boğazköy)’de bulunmuştur. Hattuşaş’ta bulunan ve ilk 7 satırı kırıklıktan dolayı okunamayan metin Akad dilinden Hititçeye çevrilmiş bir halde bulunmuştur.

Naram-Sin Şartamhari metinlerinde 17 Anadolu Kralından bahseder.

Bizim için asıl önemli olan 15. Satırda bulunan “Türki Kralı İlşu-Nail” ibaresidir.

Anladığımız üzere “Türki” kelimesi Türk kelimesinden türemiş bir kelimedir.

”İlşu” kelimesini ayıracak olursak; “İl” kelimesi eski Türkçede devlet anlamına gelmekte, “şu” kelimesi ise eski Türk ismidir (bildiğimiz gibi eski Türklerin yazmış olduğu Şu Destanı vardır, destanda Saka Türklerinin hükümdarının adıdır Şu), “Nail” kelimesi ise şu anda da kullandığımız gibi muradına eren anlamındadır.

1.png

İkinci delil MÖ. 64 ile MS. 24 yılları arası yaşayan Strabon’un yazdıklarıdır:

Strabon’un yazdıklarından Anadolu’nun pek çok yöresinde Kimmerler, Partlar ve İskitler gibi türk kavimlerinin de yaşadığı anlaşılmaktadır. Anadolu’da Kataonia , Kilikia Komana, Kapadokya, Galatia, Paflagonya, Frigya, Lidya, Karya gibi bir çok farklı bölge olduğu ve bu bölge halklarının barbarca bir dil konuştuklarını belirtir.

Kendisi yunanca, latince gibi indo-german grubu diller konuşan ve Mısırlıların konuştuğu dili bilen Strabon için Anadolu kavimlerinin anlaşılmayan dili aglütine (Türkçe) dilden başka ne olabilir? Malum, 3 farklı dil grubu söz konusu: İndo-german, semitik ve aglütine (Türkçe).

Bunlardan ilk ikisini biliyor.

Bilmediği ne olabilir?

2.png

Üçüncü Delil Marco Polo Haritası

Türklerin Anadolu’nun ilk yerleşik kavmi olduğunun diğer biri 1271- 1295 yılları arasındaki ipek yolu seyahatini yapan Marco Polo’nun haritasıdır.

Haritada Anadolu “Turcomania” olarak işaretlenmiştir. Bunun haricinde Orta-Asya’da Büyük Türkiye diye ayrı bir yerleşim bölgesi gösterilmiştir.

Bu bilgiler Marco Polo zamanından önceleri biliniyor olmalı ki, o geçtiği yerler hakkında bilgi verirken o ön bilgileri kullanmış. Bu da demek olur ki, bin yıl öncelerinden beri Anadolu Türkçe konuşan kavimlerin yurdudur.

Dördüncü Delil: Malazgirt savaşını kazandıran faktör:

Türklerin Müslümanlığa geçişini takiben 1037de Büyük Selçuk Devleti kurulur. Horasan-İran yörelerinde egemen olan Selçuklularla Anadolu’da egemen olan Bizanslar arasındaki siyasi mücadele 1071 Malazgirt savaşına götürür. Bu nedenle Türklerin Anadolu’ya 1071 Malazgirt savaşından sonra geldikleri tarih kitaplarına yazılır.

Malazgirt savaşının taraflarından Bizans ordusunun 70 000, Selçuklu ordusunun 40 000 kadar olduğu bilinir. Savaşı Selçuklular kazanır, çünkü Bizans Ordusundan bazı birlikler Selçuklu tarafına geçer. Taraf değiştiren birliklerin Türk kökenli oldukları belirtilir.

Bunun anlamı şudur: Anadolu’da eskiden Türk kökenli kavimler vardır ve Bizans ordusunun önemli bir kısmı Türk kökenli insanlardan oluşmaktadır. Bu Türk kökenliler Alparslan ordusuna geçerek savaşın kaderini değiştirmişlerdir.

Beşinci Delil: Andolu’daki Türk Beylikleri:

3.png

Malazgirt Savaşı sonrası dönemde Anadolu’daki durumu görelim. Savaştan hemen sonra Anadolu’da şu Türk  kurulduğu belirtilir:

Anadolu’da Kurulan İlk Türk Beylikleri

1 Saltuklular (1072-1202)

2 Mengücekler (1080-1228)

3 Danişmentler (1092-1178)

4 Artuklular (1102-1409)

5 Çaka Beyliği (1081-1093)

6 Sökmenoğulları (Ahlatşahlar) (1110-1207)

7 Dilmaçoğulları (1085-1394)

8 İnal (Yinal) Oğulları (1098-1183)

9 Çubukoğulları (1085-1213)

10 Tanrıvermişoğulları (1081-1093)

Bu kısa tarihsel bilgilerden sonra şu konularda bir görüş oluşturmaya çalışalım:

1071 yılında Bizans’lılardan alınan bir ülkede hemen 1072den başlanarak, birkaç yılda, Erzurum’dan (Saltuklular 1072), Orta Anadolu’da Selcuklu Devleti,  İzmir’e (Çaka Beyliği, 1082) gibi 10 beylik nasıl kurulur? Bu yöredeki yerel halk nasıl ikna edilir?

Yukarıdaki tarihsel durumlar kesin olarak Anadolu’nun yerli halkının Türkçe konuşan bir kavim olduğunun diğer delilleridir.

Şimdi soru şu: İlk Türkler Anadolu’ya ne zaman gelmiş olabilirler?

Cevabın şu olduğu anlaşılır: Onlar Anadolu’ya 12 bin yıl önceleri geldiler, çünkü daha önceleri Anadolu boştu ve onlar ilk yerleşenlerdir.

Altıncı Delil: Trakya adı nerden gelir?

Yazılı tarihsel belgeler 4-5 bin yıldan sonraki insanlık tarihi hakkında veriler sunarlar. Bunların da en eskileri sadece Sümer-Akad-Asur ve Mısır yöresi halkları hakkındadır. Anadolu ve Trakya gibi batı bölgesi halkları konusundaki yazılı tarihsel belgeler  2-3 bin yıl öncelerine kadar uzanan süreçlere aittirler. Heredot ve Strabon gibi tarihçiler Anadolu ve Trakya’da haritada gösterilen toplumların yaşadıklarını yazmışlardır.

Anadolu ve Ege bölgesini Kuzeyden gelerek istila eden Yunanlılar, kendilerini asil-soylu ve uygar, istila ettikleri ülke halklarını “kültürsüz-barbar” olarak gördüklerinden, yerel halkı hiç dikkate almayıp, onlara kendi düşüncelerine göre, Karyalı, Truvalı, Kapadokyalı gibi isimler vermişler ve onların çok farklı diller konuştuklarını belirtmişlerdir. Evet Anadolu’ların hepsi “eklenmeli=aglütine” bir dil konuşmuşlar, Yunanlılar ise, bu eklenmeli dilden türetilmiş “indo-german veya Hint-Avrupa” grubu özellikli “parçalı” bir dil konuşmaktadırlar.

Şimdi konu “Trakya” olduğuna göre, bu sözcüğün o bölge halkı için neden kullanıldığı konusuna dönelim. “Rusya = Rus yurdu”; “Romanya = Roman yurdu” gibi bir anlam taşır. “Trakya = Trak yurdu” anlamına gelir.

Peki “Trak” denilen halk acaba hangi dili konuşuyordu?

Trakya hemen Bulgaristan ile komşudur, hatta eskiden Bulgarların Trakya ile bağlantılı olduğu bilgileri vardır. Bulgarların eskiden konuştukları dilin Türkçe ile yakın akraba (eklenmeli=aglütine) olduğu düşünülürse, Trak dilinin de eklenmeli bir dil olması gerekliliği ortaya çıkar.

Şimdi akla şu soru gelir: Trak diye bir halk hangi kökenden gelir?

“TRK” “Turk, türk” gibi bir sözcükten  başka akla başka bir kavim geliyor mu?

Benim aklıma başka bir kavim gelmiyor.

Kararı sizlerin mantığına bırakıyorum.

4.png  Tüm tarih boyunca Anadolu ve Mezopotamya toprakları altında saklı olan geçmişimizden habersiz olarak yetişen, batılılar bize ne dedilerse onlara dayanarak tarihimizi yorumladık. Sonuç ise günümüzdeki kendine güveni olmayan, yabancı hayranlığı içinde yaşayan bir halk topluluğudur.

İnsanlar arasında ayrımcılığa ve bölünmeye götüren böyle bir hayat görüşü dinsel konularda da uygulanmış ve bazı inanç sistemleri sürekli dışlanarak-horlanarak, insanların korku ve tedirginlik içinde yaşamlarını sürdürmeye neden olmuştur. 1993 yılında Sivas-Madımak otelindeki facia bu dinsel baskıların hala günümüzde bile devam ettiğini göstermez m?

 Biz Anadolular tarihsel geçmişimizi ancak yabancıların ülkemizdeki arkeolojik verileri değerlendirmelerinden öğreniyoruz. Yabancılar da değerlendirmelerini kendi bakış açılarına göre yapıyorlar. “Nalıncı keseri hep kendine yontar” misali, bu değerlendirmelerin pek de objektif olmadığı yukarıdaki bölümlerde gösterilmiştir. Biz Anadoluların böylesine aciz duruma düşürülmesinin sorumluluğu kimlere aittir?

Şimdi soru şu: İlk Türkler Anadolu’ya ne zaman gelmiş olabilirler?

Cevabın şu olduğu anlaşılır: Onlar Anadolu’ya 12 bin yıl önceleri geldiler, çünkü daha önceleri Anadolu boştu ve onlar ilk yerleşenlerdir.

Görüldüğü üzere, biz Anadolu insanları 10-12 bin yıl öncelerinden beri bu topraklarda yaşadığımız halde, son 7 asırdır tamamen eğitimsiz bırakılmışızdır. Osmanlı türk ulusuna “etrak-ı bi-idrak” = (aptal türk) muamelesi uyguladığından, halk 7 asır boyunca tamamen bilgisiz bırakılmıştır. Avrupalılar da tam bu süreçte Rönesans – reform yaparak bilgili toplum yetiştirdiğinden, cahil bırakılan halkımız tam aşağılık duygusu içine itilmiş, kendi içinden çıkan değerleri hiç dikkate almaz olmuştur.

Çünkü geleneklerine “bizden bir şey olmaz” önyargısı işlenmiştir. Sizlere tanıtmakta olduğumuz DOM-sistemi yazıları bu nedenle mümkün olduğunca çok doğa-bilimsel kaynağa yer vererek, kendine güven duyacak bireyler oluşturmayı ve bu sayede geleneksel zombi durumunu aşmayı amaçlamaktadır. Mevcut önyargı ve aşağılık kompleksi başka türlü aşılamaz.

Halkının bir kısmını “etrak-ı bi-idrak” = (aptal türk), diğer bir kısmını “kavm-i necip = üstün ırk” olarak gören bir yönetici zümrenin akıl ve mantığı ne kadar sağlamdır?

Bu mantıksızlık tipik bir zombi davranışı değil midir?

Beyinlerde böyle bir zombileşmeye neden olan hatalı beyin programı (veya bilgi) hangi bilgidir?

Ve bu mantıksızlığın nedeni nedir?

Bu tarihsel yanlışlığın yapılmasındaki suçun büyük kısmı ise, o zamana kadar dünyada en etkili olan aglütine dilin en yaygın temsilcisi olan Türk-devletleri yöneticilerindedir.

Çünkü Avrupalılar Rönesans ve reformla geleneksel hatalarını törpüleyip, halkını bilgi oluşturmaya teşvik ederken, Türk yöneticiler halkın dilini değil, kavm-i necip (asil-ırk) olarak gördüklerinin dillerini kullanmışlar ve halkının tamamen bilgisiz kalmasına neden olmuşlardır.


4.png

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: