Atlantis-Sümer-İlk_Alevi-TC- 22. Bölüm

yasliİsmet GEDİK

Bir jeolog olarak Anadolu’nun bir çok yerinde saha çalışmaları yaptım ve kah bir alevi, kah sünni inançlı bir köyde misafir oldum.


1.pngAlevi köylerinde gördüğüm uygar davranışı başka yerde görmedim. Peki böyle bir kültür sahipleri neden asırlardır egemen sınıflar tarafından hor görülüp, dışlanmış ve madımak olaylarındaki gibi korkunç cinayetlere uğramışlardır.

Ortada bir mantıksızlık yok mu? Bu mantıksızlığın hangi tarafta aranması gerektiğini düşünmeniz dileğimle.

Aleviler Anadolu’ya uzaydan mı geldi?


Atlantis ovalı bir orijine sahip olan Türklüğün dağılım  alanları çok geniştir.

En başta, en yakın olan Anadolu ve İran Platosu gibi yakın bölgelere yerleşilmiştir.

Bunlar Anadolu’daki Alevi inançlı Türkmenler ve İran platosundaki Azeriler, kaşkaylar, halaçlar, afşarlar gibi topluluklardır.

Ondan sonra İran üzerinden Orta-Asya’ya yayılan Türk boyları gelirler.

Orta-Asya’da İç-Deniz Oluşması ve Türk dilli kavimlerin yerleşmeleri

Son buzul devri 115 ile 15 bin yıl önceleri arasını kapsar. Bu süreç içinde dünya iklimi çok soğuk olduğundan insanların yoğun olarak yaşadıkları yerler yukarıda açıklanan düşük konumlu ve ekvatora yakın ırmak vadileri olmak zorundadır. Orta Asya’da o zamanlar bir iç deniz de bulunmamaktadır.

Orta Asya’da iç deniz oluşması olayı, buzul devrinin sona ermesiyle ergimeye başlayan buzulların oluşturdukları bir tatlı su yığışımı olayıdır. Gerek Himalaya dağları, gerekse Altay dağları tepelerinde bulunan buzulların ergimeleri sonucu oluşan sular, Tarım Havzası gibi Orta Asya’nın çukur bölgelerinde toplanarak bir tatlı su gölü oluşturmaya başlarlar.

Bu tatlı su denizi yaklaşık 14 bin yıl önceleri oluşmaya başlar ve buzulların ergime oranı arttıkça büyür. Bu iç denizin büyümesi yaklaşık 6-7 bin yıl öncelerine kadar devam eder.

1.png

Bundan sonra ise söz konusu iç deniz kurumaya başlar, çünkü dağların tepelerindeki buzulların ergiyip yok olması nedeniyle göle su akışı sona ermiştir. Halbuki buharlaşma düzenli bir şekilde sürmektedir ve bu nedenle, su girdisi azalan iç deniz kurumaya başlar ve göl kuruyup-küçüldükçe, çevresinde ona bağımlı olarak yaşayan toplumlar da göçlere başlarlar.

Finler, Estonya’lılar 4-5 bin yıl önceleri kuzey-batıya, Hunlar 2 bin yıl önceleri batıya, Selçuklular, Osmanlılar bin-binbeşyüz yıl önceleri güney-batıya, vs. göçerler. Geriye kalanlar da yerel Orta-Asya Türklerini oluştururlar.

Türki dilli kavimlerin Orta-Asya’ya yerleşmeleri ise Atlantis-Ovasından göç etmek zorunda kalınması sonucu 12-13 bin yıl öncelerinde başlamış olmalıdır.

Öyleyse Orta-Asya “iç-denizi” denilen bu eski göl, sadece 13-14 bin ile 4-5 bin yıl önceleri arasında var olan ve sonra tekrar yok olan bir oluşumdur. Bu nedenle 13 bin yıldan daha önceki zamanlarda Orta Asya’da yoğun bir insanlık barındıracak uygun bir ortam yoktur, çünkü buzul devrinin soğuk iklim koşullarında buralarda hayat sadece mağaralarda mümkündür.

Mağaralarda ise sınırlı sayıda insan yaşayabilir. Halbuki Basra-Hürmüz ovası diye tanımladığımız devasa düzlük, deniz seviyesinin bile altındadır ve ekvatora yakın olduğundan buzul devrinin soğuk iklim koşullarında en yoğun insan yaşamına sahne olabilecek bir konumdadır.

Dolayısıyla Orta-Asya Türklerin anavatanı değil, bir ara-vatanıdır.

Arkeolojik bulgular yaklaşık 6 bin yıl önceleri Mezopotamya’da Sümer denilen bir uygarlığın ortaya çıktığını ve ilk toplumsal kültür sisteminin Sümerler tarafından ortaya konduğunu gösterince, dünya kamuoyu çok sarsılır.

Nedeni ise şudur: Sümerlerin kullandıkları dil, ne günümüz dünyasının gelişmiş ülkeleri olan batılı devletlerin sahip oldukları Hint-Avrupalı-(İndo-german) kökenli bir dil, ne de kutsal kitapların yazıldığı semitik bir dildir.

Aglütine dil grubu denilen çok farklı bir dil grubuna aittir. Aglütine dil grubunun günümüzde yaşayan temsilcileri ise, Türkçe, macarca, fince, ve diğer orta Asya ülkelerinde konuşulun kırgız, türkmen vs. toplumların dilleridir.

Bu durum, dil-bilimciler arasında tartışmalara yol açar ve Türki-diller grubu olarak adlandırılan Ural-Altay-dil-grubu ile Sümercenin nasıl bir kökende birleştirilebileceği tartışmaları ortaya çıkar. Bu konu hakkında bilimsel verilere dayalı ayrıntılı bir makale şu adreste sunulmuştur:  

http://tanriyianlamak.blogspot.com.tr/2017/01/atlantis-gercektir.html

Bu makalenin okunması ve bilinmesi çok önemlidir, çünkü sadece Türklerin değil, tüm insanlığın geçmişinin aydınlatılmasını sağlayan jeolojik ve arkeolojik verilere göre hazırlanmıştır.

2.png

Anadolu iki farklı zamanda yerleşen türk kavmi içerir. İlki 12 bin ile 7 bin yılları arasında Atlantis ovasını terk etmek zorunda olan türklerdir. Sonra gelenler ise, Orta-Asya’daki iç denizin kuruması nedeniyle tekrar göç ederek Anadolu’ya gelenlerdir.

         Devletlerin insanları ve tüm diğer varlıkları sahiplenici davranışı, fetih politikası anlayışına yol açar ve dünya parsellenmeye başlanır.

Sümerler zamanında oluşturulan kent devletleri arasında, büyüme ve diğer devleti ele-geçirme yarışları başlar. Bu hayatı yanlış yorumlamanın bir sonucudur. Hayat karşılıklı anlaşıp-uzlaşmalarla daha rahat bir üst sistem oluşturma prensibine göre işlemektedir. Yani tabandaki öğeler (insanlar) karşılıklı uzlaşarak toplum gibi bir üst-sistem oluşturur.

Halbuki Sümer inancı, insanın (dolayısıyla hayatın) tepedeki birileri tarafından kendilerine hizmet etmek üzere yaratıldığına dayandığından, halk dahil her şeyi sahiplenici davranılmaktadır. Böyle olunca da, tepedekiler arasında hep daha zengin olabilme yarışları başlar.

Sümerlerin devlet anlayışı çevre toplumlar arasına da yayılır ve 5000 yıl önceleri İran’da Elam denilen bir Devlet kurulur.

(Elamlıların dillerinin de tam-aglütine olması, onların Atlantis Ovasında İran platosuna göç eden ilk kavimlerden olduğunu gösterir.

Orta-Asya’ya göç eden Türklerin de bu güzergah boyunca göçtükleri, Kaşkay, Afşar, Halaç gibi türki dilli kavimlerin hala İran’da yaşamasından anlaşılmaktadır.

Günümüzde farsça konuşan halkın İran’a geliş tarihi yaklaşık 3 bin yıl öncelerindedir.) 

Anadolu’da da 5000 yıl öncelerinden itibaren Truva, Hatti, Luwi gibi birçok topluluk yaşadığı bilinmektedir.

Bu topluluk dillerinin de tam-aglütine olması, Anadolu toplumlarının Atlantis-Ovalı kökenli olduğunu gösterir.


2.png

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: