Atlantis-Sümer-İlk_Alevi-TC- 28. Bölüm -/=  Hücreselliğimiz en az bilgi sahibi olduğumuz bir konudur. Corona virüsü pandemisine bu açıdan bakacağız.

yasliİsmet GEDİK

Bizler kendimizi öylesine “özel bir canlı” olarak görmeye şartlandırmışız ki, bedenlerimizin mimarı ve bakımcıları olan hücrelerimizi bir et-kemik yığını olarak görme hatasını yapıyoruz.1.png  Hücrelerimizi bilgisiz, sorumsuz birer öğe olarak görmekle, doğadaki iş-eylem yapıcı, olayları ve gelişimleri tetikleyici güç sistemini hücrelerde (atomlarda, vs.) arayıp, onlara dikkat vereceğimiz yerde, biz o güç sistemini dışarıda, göklerde arar duruma düşmüşüz.


Biz insanlar bu bakış açısına göre kurallar oluşturunca, o kurallar bizi ona göre köleleştirmiş ve bu günkü çıkmaz sokakta kendimizi bulmuşuzdur. Bu çıkmaz hem bireysel sağlık sorunlarımızın, hem de toplumsal sorunlarımızın temel nedenidir.


Bilgi düzeyimizin zamanla değişip-geliştiğini farklı yaklaşımlarla gösterdik.   Peki bedenimiz içindeki hücrelerin bakış açısıyla hayata bakabiliyor muyuz?


Hücrelerimiz ne tür sorunlarla karşılaşıyorlar?

Biz hücrelerimizi dikkate alarak yaşıyor muyuz?

Bedenimizde her gün binlerce hücre bedenimizi ayakta tutabilmek için moleküllerine ayrışıp yaşamlarına son veriyorlar. Biz onların bu fedakarlıkların farkında mıyız?

Bilgisiz bir şey yapılamıyor. Bizlerin bilgisiz bir şey yapamadığımız gibi, hücreler gibi varlıklar da bilgisiz bir şey yapamıyorlar. Örneğin bedenlerimiz, virüs gibi parazitik bir varlığın yapısındaki bilgiyi çözecek bir formül oluşturamıyorlarsa, o virüs hücrelerimizi kandırarak, kendisinin çoğalmasını hücrenin (ve bedenin) ölümünü, kendilerinin çoğalmasını sağlıyorlar.

Şimdi günümüz hayatını cehennem çeviren Corona virüsü örneğinde hücrelerimizin yaşam savaşını özet bir şekilde anlatmaya çalışacağız.

Corona virüsü bedendeki hücrelere ACE2 adı verilen bir proteini kullanarak bağlanabilmektedir.

Peki ACE2 proteini nedir ve bedenimizde nerelerde bulunur?

 “Angiotensin-Converting Enzyme 2” sözcüklerinin kısaltılmışı ACE2 olur. Yani Anjiyotensin dönüştürücü enzim 2 anlamına gelir.

Peki anjiyotensin nedir ve neden onu dönüştüren bir enzim oluşturulmuştur?

Anjiyotensin, damarların daraltılarak kan basıncında artışa neden olan bir peptid hormonudur. Yani kan basıncı (tansiyon) sisteminin düzenlenmesinde kullanılan bir hormon. ACE2 bu hormonu değiştirerek kan basıncının düşmesine sağlayan bir başka protein.

Anjiyotensin dönüştürücü enzim ACE2; akciğerler, arterler, kalp, böbrekler ve bağırsaklardaki hücrelerin dış yüzeyine bağlı bir enzimdir. ACE2, damar daraltıcı olan anjiyotensin II hormonunun anjiyotensin’e hidrolizini hızlandırarak kan basıncının düşmesini sağlar. Yani tansiyon düzenlenmesi söz konusudur.

1.png

(A)      şeklinde corona virüsünün bedenimizdeki bir hücrenin çeperindeki ACE2 reseptörüne nasıl bağlanarak hücre içine girdiği ve sonra da kendisini orada nasıl çoğaltıp, çevresine yayıldığı gösterilmiştir. (B) şeklinde ise, virüsün farklı organlardaki zararları vurgulanmıştır.

Bu ACE2 reseptörlerinin sayısının, çocuklarda az ama büyüklerde daha fazla olduğu biliniyor. Yani insan bir şeyleri doğaya uyumlu yapmıyor olmalı ki, zamanla ACE2 sayısını artırıyor. İnsanın neden ve ne zamandan beri doğal sisteme uygun yaşamdan saptığı, önceki paylaşımlarda gösterilmişti.

Tansiyon strese bağlı bir sağlık sorundur. O zaman “insanlık ne zamandan beri sürekli bir stres etkisi altına girdi” sorusunu irdelemek gerekir: Bu konu DOM-sistemi bilgileri içinde her yönüyle ele anmıştır.

Korona virüsü neden çok hızlı bulaşabilmektedir?

Virüsün, akciğer alveolü içerisindeki ACE2 isimli reseptöre anahtar-kilit uyumu gibi uyumlanarak hücre içine girdiği bilinmekte. Korona virüsü bu ACE2 reseptörüne bağlandıktan sonra kullandığı bir ‘protein dönüştürücü’ var. Adı FURİN. Virüs ACE2’ye bağlanırken FURİN isimli bir maddeyi kullanarak kendini hücreye ÇOK SIKI bağlar. Bu FURİN aracılı bağlanma diğer virüslerden 1000 kat daha hızlı bulaştırır.

Bedenimizdeki furin sayısının artması oksijen azalmasıyla ilişkilidir. Oksijen oranı azalan ortamlarda bedendeki Furin sayısı artar. İşte bu nokta, insanlığın neyi yanlış yaparak, bedenimizdeki hücrelerin yaşamını gittikçe zorlaştırdığını anlamamızı sağlar.

İnsanlık yaklaşık 4 bin yıldan beri, tepedeki bir efendiler zümresinin ihtirasları uğruna doğadaki diğer canlıları hiç önemsemeden, ormanlık alanları azaltmış, denizlerdeki ekolojik dengeyi bozmuş, her yeri betonlarla kaplayıp, yeşil alanları daraltmıştır. Orman, yeşil alan, denizlerdeki fitoplankton dünyamızın oksijen üreticileridir. Bunlar binlerce yıldan beri sistematik şekilde azaltılınca, o oranda furin sayısı artmıştır.

İnsanlık 4-5 bin yıldan beri tepedeki bir efendiler zümresinin yönetimi altına girince, “özgürlük, eşitlik, kardeşlik” duyguları körleştirilmiş, insanlar birbirlerine düşman kamplara bölünmüştür. Bu ise, stresin temel nedenidir. Stres artınca, organlardaki ACE2 reseptörler de gittikçe artmıştır.

Doku veya kanda oksijen nasıl az olur?

Nefes ile ilgili sorunlar: astım, koah, panik atak, anksiyete, havasız ortam, metabolik bozukluklar, :böbrek hastalıkları, tansiyon sorunu, kalp hastalıkları, diabet gibi hastalıklar oksijen alımını azaltır. Tüm bu hastalıkların kökeni ise, insanın doğadan kopup, beton yığınları içinde yaşamaya başlaması yanlışlığındandır.

Beslenme yanlışlığı da hücrelerde oksijen oranını etkiler. Örneğin obezitede kilo hacimsel olarak akciğere baskı yapar ve derin nefes almak zorlaşır.

Diğer taraftan Hemoglobin, kanın oksijen taşıyan kısmı olan ‘hem‘ grubunu içerir. Hem , vücutta oksijeni taşıyan en temel maddedir. HbA1c testi, 3 aylık şeker ortalamasının vücuttaki zararının izdüşümü ölçülür. Yüksek şeker, kanda dolaşırken gider bu hem-oglobulini şekerlendirir. HBA1c testi ‘şekerlenmiş hem-oglobin’ demektir.

Hemoglobin şekerlenirse ne olur: Şekerlenmiş hemoglobinin oksijen taşıma kapasitesi düşer. Yani oksijenin organlara iletilmesi zorlaşır, insan artık nefes alamaz olur.

Görüleceği üzere, bitkisel ağırlıklı doğal beslenmeden, sanayi ürünlerinin ön plana çıktığı beslenme tarzı, bedenlerimizdeki dengeyi tamamen bozmaktadır.

Son üç uyarı:

Birinci uyarı:

Bir insana her gün ölmek sırasının ona geldiği mesajını verin, o insan birkaç ay içinde ölür. İnsanlara “kanser insanı 2-3 ay veya 1-2 yıl içinde öldürür görüşünü belletin ve bir insan da kansere yakalandığını öğrenmiş olsun, o insan belli bir süre sonra ölür. Hatta yanlışlıkla kanser hastalığı konmuş bile olsa. 

Stres ve korku (anksiyete) immun = bağışıklık sistemini perişan eder. Bu durumu şu fıkra güzel açıklar.

”Tüccarın biri bir gün yolda Veba’yla karşılaşır. Endişeyle Veba’ya bakar ve “Nereye gidiyorsun?” diye sorar. Veba, “Bağdat’a” diye yanıtlar. “Kaç kişinin canını alacaksın?” diye tekrar sorar Tüccar. Veba, “Çok değil, sadece 5 bin kişi” der. Aradan zaman geçer ve Tüccar yolda yine Veba’yı görür. Fakat duymuştur ki Bağdat’ta vebadan dolayı 60 bin kişi ölmüştür. “Bana 5 bin kişiyi öldüreceğini söylemiştin. Oysa sen 60 bin cana kıymışsın” diye hiddetlenir Veba’ya. Veba ise gayet sakin ve kendinden emin, “Ben 5 bin kişi öldürdüm. Geriye kalanı korkudan öldü” der.”

İkinci uyarı:

Hem insan hücreleri, hem virüsler aynı harf ve hecelerden oluşan bir dil kullanırlar. Onlar birbirleriyle etkileşim içindedirler. Bu etkileşim öylesine derindir ki, hücrelerimizin genetik bilgi kayıtlarında virüs-genlerinden kökenlenen birçok bilgi vardır. Hücreler o bilgileri virüslerle etkileşimleri sürecinde kendi genetik bilgi depolarına aktarmışlardır, çünkü o bilgileri kullanarak daha gelişmiş bir düzeye ulaşacaklarını fark etmişlerdir.

Viroloji uzmanları [Villarreal, L. P. and V. R. DeFilippis (2000); Mindell, D. P., Rest J S and Villarreal. L.P. (2003); Villarreal, L. P., and Witzany, G. (2010); Villarreal, L. P. (2011); Moelling, K. & Broecker, F. (2019)] cansızlar aleminde canlılar alemine, çekirdeksiz hücreli yaşamdan (prokaryotlardan), çekirdekli hücreli yaşama (ökaryotlara) ve onlardan da tüm hayvanlar alemine geçişin virüsler sayesinde olduğunu göstermişlerdir. Hatta genetik kayıtlarımızdaki bilgilerin yarısı “retrovirus” denilen bir virüs grubuna aittir.

Doğada herşeyin varlıklar arası karşılıklı etkileşimlerle gerçekleştiği genel bilgisi açısından bakıldığında bu görüşün çok mantıklı olduğunu kabul etmek gerekir. Yani bedenimizde, beden hücrelerimizin sayısından kat be kat bakteri ve onlardan da kat be kat fazla virüs bulunmaktadır. Bizler mikrop dediğimiz o çok küçük canlılarla ortaklık kurmuş hücrelerden oluşuyoruz.

Bakteriler, virüsler olmasaydı dünyamızda ne bir bitki ne de bir hayvan oluşabilirdi. Hatta memeli hayvanların yavrularını ana karnında besleyip, sonra doğurmalarına yarayan “plasenta” denilen organın Retro-virüsler sayesinde gerçekleştirildiği, yine yukarıda belirtilen araştırmacılar tarafından belirtilmektedir.

Bedenimizdeki bu mikroskobik varlıkların çoğu bedene yararlıdır, bir kısmı zararsızdır. Ama bazen zararlı olanlar da bedenimize girmektedirler. Hayat tüm varlıklar arası etkileşimlerin bir ürünüdür, aynen Kervran (1973)’ün dediği bibi: Life is nothing but chemistry = Hayat sadece kimyadan ibarettir.

Hücrelerimizin genetik bilgi kayıtlarında çok büyük bir yer kaplayan “retro-virüsler” hakkında özet bir bilgi vermek, karşılıklı etkileşimlerle bilgi potansiyellerinin nasıl artırıldığını anlamamızı sağlayacaktır.

Retrovirüs bir RNA virüsüdür, genomunun bir kopyasını istila ettiği bir konak hücrenin DNA’sına ekler ve böylece bu hücrenin genomunu değiştirir. Bu değiştirme hücrenin geleceği açısından şöyle etkili olur.

Hücreler işlevlerini proteinlerle yaparlar. Proteinler genetik kayıtlarındaki DNA bilgilerine göre oluşturulurlar. Protein oluşturmak için DNA bilgilerinin RNA’ya dönüştürülmesi gerekir. Çünkü protein oluşum kalıpları RNA olarak kaydedilen bilgilerle olmaktadır. DNA’ların RNA’lara dönüştürme işlemine normal transkriptaz (dönüştürme) denir.

Virüsler bu işlemi biraz çeşitlendirmişler ve ters-transkriptaz (ters-dönüştürme) adlı ikinci tür bir dönüştürme çeşidi oluşturmuşlardır. Ters-dönüştürme denilmesi şundandır. Dönüştürmeye RNA’lardan başlanır. Ters-transkiptaz ile RNA kayıtları DNA’ya dönüştürülür; bu DNA’lar hücre çekirdeğine sokulur ve bir integraz (dahil etme) enzimi sayesinde hücre genomuna eklenir. Ve ondan sonra da hücrenin normal protein oluşturması yöntemiyle, virüs proteinleri yapılarak, virüsün çoğaltılması sağlanır. Bu şekilde hücre içine alınan virüs genetik bilgileri, hücre için elbette zararlı olmaktadır.

Ama çok uzun vadeli etkileşimlerde, hücre ile virüs arasında karşılıklı bir ortaklı oluşturulduğu da görülmektedir. Örneğin memeli hayvanların plasenta oluşturması virüslerle hücreler arası ortaklık oluşturularak, virüsün bedene bir ortak olarak dahil edilmesi ve bu şekilde virüs bilgisinden yararlanılarak, farklı yeni özellikli bedenler oluşturulması sayesinde mümkün olduğu yukarıda verilen viroloji uzmanları çalışmalarından anlaşılmaktadır.

Bakterilerle ökaryot hücreleri arasında da bu tür ortaklıklar olmuştur. Örneğin mitokondri denilen organel aslında bir bakteridir, bitkilerin fotosentez yapıcı öğeleri olan kloroplast da bir bakteridir. Bu bakterilerle, ökaryot hücreler arası ortaklık oluşturulmasaydı ne bir bitki, ne de bir hayvan oluşumu gerçekleşirdi.

Görüldüğü üzere, hayat tüm varlıklar arası bir etkileşim ve ortaklık oluşturma çabaları sonucu oluşup-gelişmektedir. Ne bir rastgele-zorla çarpışma, ne de dışarıdan bir emir alma durumu söz konusu değildir.

Üçüncü uyarı:

Doğada değişim-dönüşüme uğramayan hiçbir şey yoktur. Değişim-dönüşümlerin başlangıç noktası ise kuantum alemindedir. Yaklaşık on-küsur milyar yıl önce kuantsal sistemden atomik-moleküler sisteme geçiş olmuştur ve ondan beri de “information & self-organisation” olarak özetlenen dinamik sistemler fiziği ilkelerine göre molekül-hücre-beden-koloni, vs gibi gittikçe daha büyük üst-sistem oluşumları gerçekleşmektedir.

Oluşumlar kesinlikle bilgiye göre yapılmaktadır. Bilgi de önceden var olmadığından, varlıklar kendi aralarında etkileşerek, en ergonomik yapılar ortaya koymaya çalışmaktalar. Bunu yapmaya mecburlar, çünkü en temeldeki kuantsal enerji sistemi, hep en ergonomik yapılara göç eden bir temel özelliğe sahipler.

İşte bedenlerimizde kendi öz hücrelerimizden çok bakteri ve bakterilerden de çok virüs bulunması hayatın tüm varlıklar arası karşılıklı bir etkileşim ve ortaklıklar oluşturulması şeklinde gerçekleştiğinin bir göstergesidir.

Bilindiği üzere, doğada her şey kuantsal sistemle başlamaktadır, Kuantsal sistem canlı olduğu kuntum fiziği deneylerine dayanılarak önceki bir bölümde gösterilmişti. Herşeyin temeli canlı bir sisteme dayanıyorsa, tüm sistemler canlılık özelliği içerir. Dolayısıyla doğa ve dünyamız büyük boyutlu bir canlıdır. Dünyamızın canlı yaşayan bir sistem olduğu da yine önceki bölümlerde gösterilmişti. Dolayısıyla tüm hayat sistemlerinin gelişimleri kuantsal sistemin denetimi altındadır.

Kuantsal sistemin bu denetimi nasıl yaptığı yine kuantum fiziği gözlemlerinden anlaşılmaktadır. Şöyle ki: Atom dediğimiz temel kimyasal elementlerin oluşumları ve dönüşümleri sırasında nötrino denilen öğeler çevreye yayılmaktadır. Bu nötrinolar ise doğadaki herşeyin içinden geçebilmektedirler.

Öyle ki, güneşten veya başka bir yıldızdan gönderilen nötrinolar dünyamızın bir yerinden girip, diğer tarafından çıkarak yollarına devam edebilmektedirler. Ama bazı nötrinolar geçtikleri bir varlığın içindeki bir atom çekirdeği ile etkileşime girip, onu değiştirebilmektedirler. Bedenimizin her-bir santimetre karesinden saniyede milyarlarca nötrino geçmektedir.

Dünyada en fazla sayıda bulunan canlılar virüslerdir ve virüslerin etki edemedikleri hiçbir canlı türü yoktur. Virüsler havada dolaşan şeyler değildirler, kesinlikle bir canlıda (hücrede) ortaya çıkarlar ve temas yoluyla diğer canlılara bulaşırlar.

Virüsler hem uzun yaşam evrimi sürecinde üst-sistemlerle ortaklık ilişkilerine girerek canlılar aleminin gelişmesine katkı sağlamışlardır, hem de gerektiğinde bu üst-sistemleri parçalayarak, hayatın yeniden re-organizasyona gidebilmesini kolaylaştırmışlardır.  

Bu nötrinolardan biri bir canlının genlerindeki bir retrovirüs atomuyla etkileşirse, normalde uyku modunda olan bu retrovirüs aktifleşip çevreye yayılmaya başlayabilir.

Nötrinolar evrensel ölçekte enerji dengelemesi yapan öğelerdir. Dünyada işler kuantsal sistemin gerektirdiği en ergonomik gidişattan sapıp, evrensel evrimleşmeye ters davranmaya yönelirse, kuantsal sistemin bunu düzeltmeye yönelik mekanizması bu şekilde işliyor olabilir.  

Dünyada yaşamın çeşitlenmesi ve sayıca artması, jeolojik süreçte bakteri-virüs gibi organizmalara çok çeşitli-zengin ortam oluşturmuştur. Ama insanlar son 3-4 bin yıldır sadece kendilerini düşünüp, diğer tüm varlıkların yaşam ortamlarını zehirleyici tarzda yaşamaya başlamışlardır.

Karalar, ormanlar, topraklar, denizler, atmosfer kirletilmiştir. Bu kirlilik doğadaki organizma sayısını ve çeşitliğini son derece azaltmıştır. Doğal sistemdeki tüm hayat sistemlerinin birbirleriyle ahenkli şekilde gelişmesini sağlayan kuantsal sistemin doğal sisteme uygun davranmayan varlıkları cezalandırması doğal sistemin savunma mekanizmasıdır.  

Yani günümüzdeki Corona virüsü salgını, kuantsal sistemin insanlığa bir uyarısıdır.

Kanser araştırması yapanlar, bir organda kanserli büyüme oluşmasından önce, aylarca-yıllarca o organın o noktasında bir “kronik yangı veya ateşlenme=inflamation” olduğunu saptamışlardır.  Bir noktada “ateşlenme” olması, o noktadaki hücrelerin bir sorunla karşı-karşıya olduklarının ve bu nedenle sürekli bir stres içinde bulunduklarının tipik bir göstergesidir.

(Burada sözü edilen stres, bedensel düzeydeki stres değil, bir organın bir yerindeki hücrelerin başına gelen strestir.) Dolayısıyla aylarca-yıllarca süren ve çözülemeyen bir sorunla karşı-karşıya kalan hücrelerin kanserojen olmaları stres denilen faktörün tetiklediği bir sonuç olarak düşünülmelidir.

İnsan dahil, tüm canlıların genomunun büyük bir kesimi endojen (beden-içi) retro-virüs öğelerinden oluşmaktadır. Yani bu virüsler artık bedenin içsel öğeleri olmuşlardır.


Ama şu mutlaka akılda tutulmalıdır. 

Bir virüs, bir canlının bedeninde onunla uyumlu olarak yaşayabilir.

Ama evrende her şeyi delip geçen ve evrensel ölçekte enerji dengelemesi yapan nötrinolar, bir canlının içindeki “uyku” modundaki bir virüsü aktif hale sokabilir ve o virüs çevreye yayılıp diğer canlılara zararlı olmaya başlayabilir.

Onun için yaratıcılığın kuantsal sisteme ait olduğunu ve kuantsal sistemin de evrensel ölçekte bir gelişim-ilerleme yönünde geliştiğini unutmayın.

EVRENSEL ÖLÇEKTEKİ BU EVRİMLEŞMEYE TERS DAVRANAN HER CANLI MUTLAKA BU YANLIŞLIĞIN CEZASINI ÇEKMEK ZORUNDA KALIR.


Yararlanılan kaynaklar:

Villarreal, L. P. and V. R. DeFilippis (2000). “A hypothesis for DNA viruses as the origin of eukaryotic replication proteins.” J Virol 74(15): 7079-84.

Villarreal, L. P., and Witzany, G. (2010). Viruses are essential agents within the roots and stem of the tree of life. J. Theor. Biol. 262, 698–710. doi: 10.1016/j.jtbi. 2009.10.014

Villarreal, L. P. (2011). Viral ancestors of antiviral systems. Viruses 3, 1933–1958. doi: 10.3390/v3101933

Moelling, K. and Broecker, F.  2019:  Viruses and Evolution – Viruses First? A Personal Perspective. Frontiers in Microbiology Volume 10 Article 523

Johnson et al., 2020: Furin Cleavage Site Is Key to SARS-CoV-2 Pathogenesis. bioRxiv preprint doi: https://doi.org/10.1101/2020.08.26.268854.

Çoruhlu A. 2020: https://www.aysegulcoruhlu.com/yazilarim-videolar/

Hoffmann et al., 2020, SARS-CoV-2 Cell Entry Depends on ACE2 and TMPRSS2 and Is Blocked by a Clinically Proven Protease Inhibitor. Cell 181, 271–280 April 16, 2020 ª 2020 Elsevier Inc. https://doi.org/10.1016/j.cell.2020.02.052


1.png

 

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: