Atlantis-Sümer-İlk_Alevi-TC- Son Bölüm

yasliİsmet GEDİK

Hint-Avrupa kültürlüler kendilerini “aryan” yani üstün ırk olarak görmüşler ve istila ettikleri ülke halklarını “barbar” olarak nitelemişlerdir. Bunun gerçekten böyle olduğunu Homer tarihi ve Strabon’un Coğrafya eserlerinde görebilirsiniz.Adsız.png

Şimdi objektif olarak düşünün: toplumda sınıf ayrımcılığı olmayan ilk uygarlığı kim başlattı, kim asil-soylu kavramına dayanan sömürü sistemini başlattı, kim saldırgan, kim uygar, kim barbar?

Son 50 bin yıllık tarihsel geçmişimizden çıkartılacak ders:


Genetik haplogrup-analizlerine dayalı olarak insanlığın geçmişi epey eski tarihlere kadar tasarlana bilinmektedir. Bu yöntem arkeolojik ve jeolojik bilgilerle birlikte değerlendirildiğinde şöyle bir tarihsel geçmişimiz ortaya çıkar: Günümüz insanlarının atası olan Homo sapiens sapiens 60-70 bin yıl önceleri Doğu-Afrika’da ortaya çıkar ve oradan Dünyaya yayılır.

Doğu Afrikada ortaya çıkan bu atalarımızın konuştukları dilin aglütine bir dil olduğu anlaşılmaktadır, çünkü Afrika’nın o bölgesinde hala Swahili denilen aglütine bir dil konuşulmaktadır ve oradan dünyaya yayılmış olan toplumların çoğunda aglütine dil hala en yaygın dil grubudur.

Atlantis ovalıların ve onların Avrupa ve Asya’ya yayılanlarının (Türkçe, Baskça, Fince, Macarca, vs) dilleri aglütinedir. Yaygınlığın derecesini anlamak için Amerika’nın tüm yerli kavimlerinin dili aglütine olduğunu bilmek yeter. Amazon ormanlarının en ilkel toplumu olan Piraha’lar dahil tüm Kızılderililer aglütine dillidirler.

Yayılmanın ilk durağı o zamanlar kara haline geçmiş olan Basra-Hürmüz boğazı arasındaki Atlantis-Ovasıdır, çünkü buzul devrinde dünyanın yaşama en uygun yeri orasıdır. Dünyanın en yoğun ve en zengin petrol bölgesi olan bu ovanın birçok yerinden zift çıkmaktadır.

Kamış gibi uzun bitkiler veya uzun ağaç gövdelerinden yapılan sal benzeri araçlar zift ile su geçirmez yapılarak su (ırmak) ve deniz taşımacılığında kullanılmaya başlanılması Atlantis-Ovasındaki ziftler sayesinde olur ve insan kültürünün ilerlemesinde önemli bir rol oynar.

Atlantis ovasının zamanla yetmemesi sonucu, insanlık deniz kenarı boyunca doğuya (Hindistan’a) doğru göçmüş ve 50 bin yıl önceleri de Kara haline geçmiş olan Endonezya bölgesinden Avusturalya’ya ulaşmıştır.

Amerika’ya göç ise yaklaşık 20 bin yıl önceleri Bering-boğazı üzerinden, daha doğrusu deniz kıyısı boyunca olduğu anlaşılmaktadır.

Asya’ya yayılma ise hem Endonezya üzerinden hem Kafkaslar ve İran üzerinden olmuştur. Avrupa’ya yayılma hem karadan Anadolu-Trakya üzerinden, hem de deniz yoluyla Kıbrıs, Girit, İtalya, İspanya, İngiltere üzerinden olmuştur. Haplogrub-analizleri sonuçları, İngiltere- İrlanda, İspanya, Fransa gibi batı Avrupa ülkeleri insanlarının Atlantis-Ovalı kökenli olduklarını kesin bir şekilde göstermektedir.

Analizciler Atlantis Ovalılık kökeni hakkında bir şey bilmediklerinden, Batı-Avrupa’nın ilk halklarının Anadolu halkıyla akraba olduğunu söylerler. Anadolu halkının ise, Atlantis-Ovalı olduğu önceki bölümlerde gösterilmişti.

Şimdi akla şu soru gelir: Günümüzde Avrupa’daki toplumlar indo-german (veya hint-Avrupa) dil grubuna ait German, Romen, slav, vs. diller konuşmaktalar. Bu dil grubu nasıl, nerede ve ne zaman ortaya çıktı?

Sorunun yanıtını yine haplogrup analizleri ve arkeolojik veriler ortaya koymuştur. Bu veriler yaklaşık 5 bin yıl önceleri Ukrayna-Kazakistan arası bozkırlarda Yamnaya-göçebeleri – denilen özel bir kültürün geliştiğini ve kültür mensuplarının proto-indo-european yani ilk-hint-avrupa-dilini oluşturduğunu belirtirler.

Tam bu yıllarda Yamnaya bozkırlarında At evcilleştirilmiş ve göçebe kavimlere muazzam bir hızlı hareket etme olanağı sağlamıştır.

Adsız.png
Krallıkların ilahi sistemden kökenlendiğine inandırılan halk, kazandıklarının çoğunu onlara vererek onları mutlak bir güç sahibi yapmışlardır.

Ellerindeki bu muazzam kaynakla paralı askerler ve korumalar tutan bu efendiler sınıfı, at gibi çok hızlı hareket saldırı ve savaş yeteneğine de kavuşunca, güçlerini daha da artırmak için istila savaşlarına başlarlar ve insanlığın kaderi normal güzergahından sapmış olur. Böyle bir olanağı olmayan çevre topluluklar istila edilmeye başlanır. 

Hititler denilen bir kavim Anadolu’ya saldırır, Hatti toplumunun arazisine yerleşir. Anglosaksonlar, germenler, slavlar, romenler (latinler) vs. Avrupa’yı istila ederler. Yunanlar Ege bölgesini istila eder, Persler İran’ı istila eder.

Bu istilaların trajik ve komik yönü şudur: Hint-Avrupa kültürlüler kendilerini “aryan” yani üstün ırk olarak görmüşler ve istila ettikleri ülke halklarını “barbar” olarak nitelemişlerdir. Bunun gerçekten böyle olduğunu Homer tarihi ve Strabon’un Coğrafya eserlerinde görebilirsiniz.

Şimdi objektif olarak düşünün: toplumda sınıf ayrımcılığı olmayan ilk uygarlığı kim başlattı, kim asil-soylu kavramına dayanan sömürü sistemini başlattı, kim saldırgan, kim uygar, kim barbar?

Avrupalıların bu sömürgeci davranışı, günümüzde hala tam gaz, kim  etmektedir. Sizler Atlantis-gerçektir makalesini bir türk vatandaşı yazdı diye önemsemeyip, bu makalenin bir Avrupalı-Amerikalı gibi “aryan” ırklı birinden gelmiş olması durumunda kabul edecek kadar kendine güveni olmayan birileri olduğunuz sürece,

Son-Bilanço

Dünyamızın ve hayatımızın geçmişinin kayıtlarının bulunduğu jeoloji- astrofizik-  arkeoloji- fizik – kimya- genetik gibi kaynaklardan elde edilen verilerin okunmasıyla ortaya konulan verilerin değerlendirilmesi şu sonuçları ortaya  koymuştur:

-1)-Doğa alt-sistemden üst-sistem yapılarına doğru gelişmektedir,

-2)-Oluşumları tetikleyici faktör (yani kuvvet oluşturuculuk) alt-sistemlere aittir,

-3)-Oluşumlar “information & self-organisation = bilgilen ve örgütlen” olarak özetlenen dinamik sistemlere göre gerçekleşir ve Dinamik sistemlerde ise,

-4)-Bilgiler (kurallar) karşılıklı etkileşimlerle oluşturulur ve bu sayede doğal zorluklar aşılır.

-5)- Evrenin, Güneş-sisteminin ve Hayatın gezegenimizdeki gelişimi, evrensel ölçekte bir bilgi artışına dayalı evrimleşme olduğunu, ancak bu evrimleşmenin nereye doğru gittiğinin bilinmediğini göstermektedir.

-6)- Bilgisiz bir şey yapılamadığı, bilginin ise varlığın çevresindeki dönüşümleri algılayarak daha ergonomik yapılar oluşturma çabaları sonucu gerçekleştiği görülmektedir.

-7) Varlıklar davranışlarını sürekli değiştirip-yenilenen ether okyanusu içindeki sinyallerden yararlanarak belirlerler.

-8)- 1960lı yıllarda “Life is nothing but chemistry” diyen fizikçi Kervan’ın öngörüsü sonraki yıllarda yapılan araştırmalarla doğrulanmıştır. Varlıkların içsel bileşenlerinin kimyasal değişimleri sonucu yaşam formları değişmekte ve geliştirilen bilgilerle daha ergonomik yeni sistem oluşumları şeklinde sürekli evrimleşmektedir.

-9)- Zamanın ilerlemesi bilgi düzeyine koşut gelişir. Zaman ilerledikçe varlık çeşitliliği artar. Bilgiler atom gibi temel öğelerde depolanıp işlendiğinden, atomların da yaşayan öğeler olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bedenler içinde atomlar birbirlerine dönüşebilmekte, hücreler içinde bir yaşam sergilenmektedirler.

-10)- Doğada her şey bilgi ile oluşturulur, ama doğal sistem de sürekli değiştirilip-dönüştürülür. Böyle olunca, bir hücre grubu da, doğadaki tüm bu değişim-dönüşümler nasıl oluyor, nereye doğru gidiliyor gibi sorular sorup araştıran insanı oluşturur.

-11)- Bu araştırıcı insan yaklaşık 4500 yıl öncelerine kadar, “bilgi”nin kafası içinde oluştuğunu hissederek, kafatası-kültü (skull-cult) denilen geleneği ve doğadaki tüm varlıkların karşılıklı ilişki içinde olduğuna dayalı bir hayat görüşü içinde yaşamıştır. İnsanlığın bu doğal hayat görüşünden saptırılıp, yanlış bir hayat görüşü içine sürüklenmesi yaklaşık 4500 yıl önceleri olmuş olmalıdır.

-12)- Bu araştırıcı insan ise doğadaki yapıcılık-yönlendiricilik erkini kendi içindeki bileşenlerinde (hücrelerinde-atomlarında) değil de dışında-üstünde bir makamda tasarlayınca, tepeden yönetilen ve tepedekilerce sahiplenilen devlet sistemli bir yaşam ortaya çıkmıştır.

-13)- İnsanlık bilgiye hasrettir, ama 4-5 bin yıldan beri toplum genelinin çıkarlarını değil, tepedeki yönetici (efendiler) kesiminin çıkarlarını dikkate alacak şekilde bilgiler halka aşılanmaya çalışılmaktadır. Bu da insanları zombileştirmektedir.

-14)- Kral gibi tepedeki bir otoritenin yönlendirdiği kalabalıklar at-gibi hızlı hareket ve savaş üstünlüğüyle 5 bin yıl önceleri Ukrayna-Kazakistan arasında Yamnaya-göçebeleri olarak ortaya çıkarlar. Böyle bir olanaktan yoksun olan komşu toplumları istila etmeye koyulurlar. Bu sömürgecilik anlayışı hala devam etmektedir.

-15)- İnsanlığın uygar gelişimine öncülük ettiği iddia edilen Yunan ve Latin kültürleri, indo-german dilli Yamnaya-Göçebelerinden kökenlenirler ve tamamen sömürü ve istilacılığa dayanarak, barışçıl yerel halkaların oluşturduklarının üzerine konarak gelişmişlerdir.   

-16)- Bilgi oluşturma ve yorumlamaya ağırlık verici insanın bilgiye hasretliği, tepedekiler tarafından yanlış hayat-görüşü bilgileri verilerek sürekli olarak sömürülmektedir. Çocukluk evresinde aşılanan bu yanlış bilgilerle zombileşen insanları uyandırmak için gerçek doğal sistemli hayat görüşü bilgilerinin ortaya konulup yaygınlaştırılması şart ve gereklidir.

-17)- Tarih kitaplarının hepsi yeniden yazılmak zorundadır. Çünkü mevcut tarih bilgileri hem çok hatalı hem de çok eksiktir.

-74 bin yıl önceleri Sumatra’da patlayan Toba volkanının dünyadaki insan nüfusunu yaklaşık 15 bine indirdiği hesaplanmaktadır. Dolayısıyla Basra-Hürmüz Ovası da çok tenhalaşmış olmalıdır. 70 bin yıl önceleri Doğu-Afrika’da ortaya çıkan ve günümüz insanlarının atalarını oluşturan aglütine dilli insanlar bu ovayı tekrar yoğunlaştırmışlardır.

KAYNAKÇA

Kaynak eserler çok yer tuttuğundan, kitap çok kalın olmasın diye şu blog-adresinde sunulmuştur: https://tanriyianlamak.blogspot.com/p/english.html

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: