Cengiz Özakıncı’ya yanıt

gullerMehmet Ali Güller

Sayın Erdem Atay

Veryansın TV Genel Yayın Yönetmenisen

Bir arkadaşımın “seni hedef alıyor” uyarısı üzerine, dün akşam sizin daha önce, 24 Nisan 2021’de Sayın Cengiz Özakıncı ile yaptığınız söyleşiyi izledim.

Montrö konusunda çok önemli olan bu yayınınız, keşke konuğunuzun benimle ilgili doğru olmayan iki iddiasıyla gölgelenmeseydi! Sayın Cengiz Özakıncı’nın iki iddiası şu:

1) 15 Nisan 2021 tarihli Cumhuriyet’teki köşe yazımın, “kendi tezlerinin papağan gibi tekrarlanması” olduğunu iddia ediyor.


2) Benim, geçmişte kendisine karşı Doğu Perinçek’le birlikte ittifak yaptığımı iddia ediyor.

Sayın Cengiz Özakıncı’nın bu doğru olmayan iki iddiası nedeniyle sizi ve okurlarınızı, izleyicilerinizi bilgilendirmek istiyorum.

Öncelikle, konu hakkında bilgi sahibi olmayanlar için kısaca konuyu anlatayım: Aydınlık gazetesi 12 Nisan 2021 Pazartesi günü, “Atatürk’ün Montrö Değerlendirmesi: Makul Ama Parlak Değil” manşetiyle çıktı. 104 amiralin Montrö bilgilendirmesi tartışmaları üzerine yapılan bu manşet haberde, Atatürk’ün sözü yanlış yorumlanarak, iktidarın Montrö karşıtı tezlerine dolaylı destek veriliyordu.

Uzun yıllar benim de çalıştığım ve yazarlık yaptığım gazete olması nedeniyle, gün boyu gazete çevresinden tanıdıklarımla manşetin hatalı olduğunu tartıştım. Bu arkadaşlarımın iki konuda dikkatini çektim:

Birincisi Atatürk, Tevfik Rüştü Aras’a “Makul ama parlak değil” dememişti; “parlak değil ama makul” demişti. İki vurgu arasında fark vardı.

İkincisi, “parlak değil” demesi, Atatürk’ün yeni bir savaş riski gördüğü koşullarda, Türkiye’nin güvenliği için sadece Boğazlara değil, Boğazlarla birlikte geniş bir pakete odaklanması nedeniyleydi. İşte parlak değil demesi, henüz o paketin tamamlanmamasına bir göndermeydi.

Nitekim Atatürk telgrafının devamında Tevfik Rüstü Aras’a “Yukarıda vermek istemediğim parlaklığı, bu muvaffakiyetinizi zafer haline getirecek bundan sonraki yüksek neticeler almanıza saklıyorum” demişti. Neydi “bundan sonraki yüksek neticeler” peki? Lozan Boğazlar Sözleşmesinde imzası olan ama onun yerine geçecek Montrö Sözleşmesini imzalamayan İtalya’ya da imza attırabilmek ve Hatay’ı Türkiye topraklarına katabilmek.

Tartıştığım Aydınlıkçı arkadaşlara bunları yazacağımı da belirttim. Bazıları, “Eski bir Aydınlıkçı olarak Aydınlık’a yanıt vermen, pek çok kesimi gereksiz sevindirir” diyerek yazmamamı istedi. Yazmamın yararlı olacağını söyleyenler de vardı. Bu arkadaşlarımdan şu anda yönetmenlik yapanı, telefonda bu konuyu tartışırken, “Cengiz Özakıncı’nın da bugün Aydınlık’ın manşetine yanıt verdiğini, ‘parlak değil’ sözlerinin İtalya nedeniyle olduğunu belirttiğini” aktardı. “Aklın yolu bir” diyerek, Cumhuriyet tarihi konusunda önemli bir isim olan Cengiz Özakıncı’nın doğruya işaret etmesine sevindim.

Neticede bu manşetteki görüşleri tartışmanın gerekli olduğunu düşünerek, yanıt yazmaya karar verdim. İlk yazı günüm, Aydınlık’ın bu manşetinden üç gün sonraydı. 15 Nisan Perşembe günü Cumhuriyet’teki “Ufuk Ötesi” isimli köşemde yukarıda özetlediğim görüşlerimi “Atatürk’ün Montrö mesajının anlamı” başlığıyla yazdım. Hem İtalya konusunu, hem de Hatay konusunu ATABE ve Afet İnan’ın yazdıklarına dayanarak işledim.

Bu yazıdan iki gün sonra, Doğu Perinçek Aydınlık’ta “Montrö ve Egemenlik” başlıklı bir yazı yazdı. Perinçek hem Cengiz Özakıncı’yı hem de beni eleştiriyordu. İtalya’nın anlaşmayı imzalamamasının Atatürk’ün umurunda olmadığını iddia ediyordu. Fakat yazımdaki bir başka unsur olan Hatay konusuna hiç değinmiyordu. Dahası konuyu bir fikir tartışmasının ötesine götürerek, fikirlerimiz nedeniyle hem Cengiz Özakıncı’yı hem de beni siyaseten yakışıksız sıfatlarla yaftalıyordu.

Bu yaklaşımdan yararlı bir tartışma çıkmayacağı için sonrasında yanıt yazmadım.

Fakat aynı gün, bir internet portalında Cengiz Özakıncı’nın Perinçek’e yanıtını okudum. Özakıncı, Perinçek’in “İtalya’nın imzalamaması Atatürk’ün umurunda değildi” şeklindeki gerçek dışı görüşüne oldukça doyurucu bir yanıt vermişti. Haklıydı. İtalya’nın Doğu Akdeniz’deki saldırganlığı Türk dış politikasının en önemli konu başlıklarından biriydi zaten.

Sonrasında benim için konu kapandı. Ta ki, dün akşam, yani 15 Mayıs’ta bir arkadaşımın iletmesi üzerine sizin 24 Nisan’da yaptığınız söyleşiyi izleyene kadar. Orada ne yazık ki Cengiz Özakıncı, beni hedef alarak iki doğru olmayan iddiada bulunuyordu.

1) Yukarıda anlattığım gibi, yazımdan önce Cengiz Özakıncı’nın bu konudaki bir yazısını okumuş değilim. Özakıncı’nın da İtalya’ya işaret ettiğini, yukarıda anlattığım gibi Aydınlıkçı bir yönetmen arkadaşımın telefonda söylemesi üzerine öğrenmiştim. Hatta Hatay konusundan hiç bahsetmemişti.

Sizin 24 Nisan tarihli söyleşinizden anlaşılıyor ki, Sayın Özakıncı İtalya dışında aslında o gün Hatay’a da işaret etmiş. Etmemiş olsa şaşırırdım zaten, zira Özakıncı bu konulara en vakıf isimlerin başında gelir.

Ancak Özakıncı, sizinle 24 Nisan’daki söyleşisinde, benim Cumhuriyet’te kendisinin tezlerini papağan gibi tekrarladığımı söylüyor. Üstelik “adını anmak istemediğim o kişi” diyerek beni küçümsüyor güya…

Sayın Özakıncı’nın bu çiğ üslubu kendisine yakıştırmasına doğrusu üzüldüm. Yukarıda da anlattığım gibi, Aydınlık’ın manşetinin çıktığı gün, pek çok isimle telefonda konuşarak manşete itirazlarımı zaten anlattım. Üç gün sonra yazdıklarım zaten çevrem tarafından biliniyordu yani.

Dolayısıyla yazı günümün bu manşetten üç gün sonraya denk gelmesi ve Cengiz Özakıncı’nın yazısının Veryansın’da daha önce çıkmış olması “onun tezlerini alıp papağan gibi yazmış” olduğum anlamına gelmiyor!

Kaldı ki Özakıncı’nın o yazısına denk gelmiş olsaydım, bu konulara vakıf biri olduğundan görüşlerime dayanak yapmak adına zaten yazısından adını vererek alıntı yapardım. Böylece tezimi güçlendirmiş olurdum.

2) Özakıncı, buradan hareketle geçmişte yaptığımız bir tartışmaya gönderme yapıyor ve benim Doğu Perinçek’le ittifak yaparak kendisini hedef aldığımı iddia ediyor. Doğru değil!

Doğu Perinçek’in yardımcısı Amiral Soner Polat, Cengiz Özakıncı’nın Aziz Nesin’i Alman ajanlığıyla suçlayan eski bir yazısını alıntılayarak, sosyal medyada Aziz Nesin’i hedef almıştı. Tanıdığım ve çok değer verdiğim VP Genel Başkan Yardımcısı Soner Polat’a bu konuda itiraz etmiş, yanıt vermiştim.

Tartışma sosyal medyada uzamış, o yazının asıl sahibi olarak Cengiz Özakıncı da konuya dahil olmuştu. Özetle bir tarafta ben ve Taylan Kara (ki kendisiyle de o süreçte bu yazışmalar nedeniyle tanışmıştım), diğer tarafta da Soner Polat ve Cengiz Özakıncı, Aziz Nesin konusunu, üstelik sertçe tartışmıştık.

Yani iddia ettiği gibi ben ve Doğu Perinçek kendisine karşı ittifak yapmamıştık. Tersine o tartışmada kendisi Perinçek’in yardımcısıyla aynı taraftaydı.

Cengiz Özakıncı’nın Aziz Nesin’e ilişkin o haksız ithamına nerede görsem karşı çıkarım, çıkmaya da devam edeceğim. Fakat Özakıncı’nın o konudaki yanlışı, başka konulardaki doğrularını benim açımdan hiç gölgelemiyor. Özakıncı’nın katılmadığım görüşleri olduğu gibi, katıldığım ve doğru bulduğum görüşleri de var elbette. Hatta katıldığım görüşleri kesinlikle katılmadıklarımdan katbekat fazladır.

Ben, görüşleri önemsiyorum. Cengiz Özakıncı’yla bir konuda çok sert tartıştık diye onun adını da yok saymam, doğru bulduğum görüşlerini de…

Benden çok daha deneyimli bir aydın olan Cengiz Özakıncı da keşke öyle yapabilse…


Mehmet Ali Güller
16 Mayıs 2021

https://mehmetaliguller.com/2021/05/16/cengiz-ozakinciya-yanit/

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: