Kervran-Etkisi-12. Bölüm

yasliİsmet GEDİK

Kervran’ın doğadaki büyüme-gelişme olaylarında kimyasal elementlerin birbirlerine dönüştüklerini çeşitli yöntemlerle göstermesinden sonra, hem Kervran hem de başka araştırmacılarca meyvelerin kurutulması sırasında da transmütasyonlar olup olmadığı araştırılmıştır.

Araştırmalar tamamen izole edilmiş, yani hiçbir madde girişi olmayan, sadece su içeriğinin dışarı çıkarıldığı ortamlarda yapılmıştır. Araştırmada 100 gr. Taze meyve temel alınmıştır.

►: Taze meyveler ile kurutulmuş meyvelerin kimyasal element içeriklerinde bazı elementlerin miktarlarında anormal artışlar saptanmıştır. Taze meyvelerle, onların kurutulmuşlarının analizinde. Na, Mg, P, K, Ca, Mn, Fe, Cu, Zn elementlerinin miktarlarında büyük artışlar oluşmuştur.


Kurutma kapalı bir sistem içinde yapıldığından, çevreden element girmesi söz konusu olamayacağına göre, artışlar, karbon, oksijen, silis gibi başka atomların dönüşümleri sonucu oluşmuş olmak zorundadır. (2 16C + 2 12O → 56Fe (Kervran 1973))

►: Tohumlar ile o tohumların tamamen kontrol altındaki ortamlarda filizlenip büyümeleri sonucu oluşan sürgünlerin analizleri, kimyasal element içeriklerinde çok farlılıklar gösterir. Kervran yulaf tohumlarını önceden analiz eder ve K, Ca, oranlarını saptar.

Sonra o tohumları saf-su içinde filizlendirip-büyütür ve büyümüş bitkideki element miktarlarını tekrar saptadığında, (K=potasyum) miktarında belli oranda azalma, (Ca=kalsiyum)-miktarında ise o oranda artma olduğunu görür. Potasyumdaki azalma miktarının kalsiyumdaki artma miktarına denk olduğu gerçeğine dayanarak, (39K + 1H → 40Ca) şeklinde bir transmutasyon (element dönüşümü) gerçekleşmiş olması gerektiğini ileri sürer, Kervran 1973.

Kireçli kayaçların olmadığı bölgelerde ekilen çimlerde, belli bir süre sonra papatya miktarının arttığı gözlenir. Biodinamik adlı bilim dalının kurucusu olan İsviçreli ziraatçı E. Pfeiffer, papatyaları analiz eder ve çok miktarda Ca içerdiklerini saptar.

Toprak Ca iyonunca fakir olduğu halde, papatya aşırı denilebilecek oranda Ca depolamıştır. Dolayısıyla mevsim sonunda kuruyup, ayrıştığında, içerdiği Ca iyonları toprağa aktarılır ve toprağın Ca oranı da bu şekilde artamaya başlar. Yani doğa, kendi iç dengesini sağlayacak bir mekanizmaya sahiptir.

Benzer şekilde bir doğal kimyasal bileşim dengelenmesi ormanlık alanlarda da gerçekleşir. Meşe ağacı, kireçsiz arazilerde yetişir, ama meşe-ağacı yakıldığında, külünün %60 yakın oranda kireç içerdiği görülür.

Pfeiffer gibi ziraatçılar, doğal sistemin, kendisini düzenleme-dengeleme yeteneğine sahip olduğunu fark ederler:

Toprak kireç bakımından fakirse, silis-seven bitkiler artar ve bu silis-seven bitkilerin gövdelerinde çok fazla kireç bulunur, onların ölüp-ayrışması sonucu, toprağın kireç içeriği yükselir.

Buğday, nispeten kireç bakımından zengin topraklarda yetişir ve yakılması sonucu oluşan külde % 5,8 oranında kireç, % 67,5′ oranında silis bulunmuştur. Diğer taraftan, aynı toprakta buğday ile birlikte yonca ekildiği zaman, silisli toprakları tercih eden yoncanın, külünde % 35.2 kireç ve % 2.4 silis bulunmuştur.

Yani silisli ortamları seven bitkiler, gövdelerinde kireç depolarken, kireçli ortamları seven bitkilerin gövdelerinde silis depolanmaktadır. Doğal sistemde, bu şekilde karşılıklı olarak birbirlerinin eksikliklerini giderecek şekilde, karşılıklı bir etkileşim sistemi vardır. (Kervran 1972, s.26)

Ama papatyaların, meşe ağaçlarının veya diğer tür bitkilerin Ca iyonlarını nasıl oluşturdukları sorusu havada kalır. (Kervran 1972)

Toplum hayatına geçişle birlikte, insanlar arazilerde tek tip ürün ekip-biçmeye başlamışlardır. Bu toprağın dengesini bozar ve toprak verimsizleşmeye başlar. Bu nedenle “münavebeli” ekim denilen yöntemle, ekilen bitki türleri değiştirilerek, toprağın bileşiminin tekrar dengesini bulmasına çalışılır. (Günümüzde suni gübre ile çözüm aranır.)

Doğadaki varlıkların kimyasal bileşimlerinde sürekli değişim-dönüşümler olduğunu fark edip, deneysel olarak bu değişim-dönüşümleri saptayarak, “Life is nothing but chemistry = Hayat sadece kimyadan ibarettir” gibi olağan üstü bir görüş ortaya koyan Kervran, bu olağan-üstü görüşlerinin bilim dünyasında kabul gördüğünü göremeden 1983 yılında ölür.

Geleneksel dogmatik görüşlerin objektif ve önyargısız davranmaları gereken bilim insanlarını bile nasıl etkilediklerini göstermek ibret vericidir.

Meşhur astrofizikçi Carl Sagan’ın, bir başka bilim adamı olan Kervran için şöyle der: “The types of reactions which you are proposing are quite impossible in ordinary chemistry. . .I would strongly suggest that you read an elementary textbook in nuclear physics. = Sizin öngördüğünüz şekilde bir tepkime kimyasal olarak olanaksızdır. Nükleer fizik konusunda sizin temel ders kitapları okumanız gerekir.”

Dogmatik görüşler insanları böylesine kör-sağır, mantıksız yapabilmektedir.

Kervran-effect olayının Japonya’daki bu ekonomik etkileri nedeniyle mi, bilemeyiz, ama 1975 yılında Japonya-Osaka Üniversitesi Profesörlerinden Hiroshi Maruyama, Fizyoloji ve tıp dalındaki Nobel ödülüne C.L. KERVRAN’ı aday gösterir. Ama yukarıda açıklanan çevre baskıları ve şartlanmışlık nedeniyle, teklif dikkate alınmaz.

Doğa sürekli bir devinim ve sürekli bir değişim-dönüşüm içindeki dinamik bir sistemdir. Bedenimizdeki her hücrede saniyede 100.000 üzerinde reaksiyon olmaktadır. Hücrelerin içlerindeki atomlarda ise saniyedeki değişim-dönüşüm milyarlarla ancak ifade edilir.

Bu nedenle toplum oluşturmak zorunda olan biz insanlar da, sürekli aktif ve uyanık olmak, çevremizde gerçekleşen değişim-dönüşümleri dikkate alarak, geleceğimizi planlamak zorundayız. Bu planlama işini tepemize yerleştirdiğimiz “sözüm ona, marifetli kişilere” terk edersek, “kara-bahtım, kem-talihim” söylemeye mecbur oluruz.

Doğada değişmeyen hiçbir şey olmadığından, katı-değişmez kurallar (yani dogmatik görüşler) olarak belletilen tüm fikirler insanlığın gelişmesine zararlı olmuşlardır.


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: