Evren bir patlamayla mı- yoksa “bilgiye dayalı” bilinçli bir sistemle mi oluştu?

yasliİsmet GEDİK

Zaman kavramını ebedi bir yaratıcı sistemin ömrüne endeksli ve onun verdiği tik-taklara göre işleyen bir süreçte, yaratıcının bir emriyle mi oluştu?

Yoksa çok kısa ömürlü ve çok devingen kuantsal enerji yumakları daha rahat ve daha uzun ömürlü üst-sistemler oluşturmak için atomik mikro-alemden moleküler makro-aleme evrildiler mi?

Statik sistemli düşünen fizikçiler, 1964de Penzias ve Wilson tarafından 3° Kelvin radyasyonu (Cosmik Microwave Background = CMB radiaton = Sema-ardı-ışınımı) olarak bilinen bir radyasyon türünün keşfine (ve de Hubble’nin kızıla kayma teorisine) dayanarak oluşturulan Big-Bang teorisini ortaya atmışlardır.


Ve o tarihten beri Bizlere evrenin başlangıcında her şeyin bir toplu-iğne başı (veya bir fındık) kadar küçük bir hacimde sıkışmış halde bulunan evrensel sistemin, büyük bir patlamayla aniden genleştiğini ve o ani genleşme sonucu da aniden soğuyarak Penzias ve Wilson’un buldukları CMB-radyasyonunun oluştuğunu; böylelikle de büyük bir patlamayla (Big-Bang) evrenimizin doğduğu öğretilmektedir.

Fizikçiler burada iki büyük hata yapmaktalar: Birincisi, zaman kavramını tamamen yanlış yorumluyorlar; ikincisi ise, varlıkları bilgisiz-bilinçsiz öğeler, parçacıklar olarak düşünüyorlar. Önceki bölümlerde ise, durumun tam tersi olduğu bilimsel verilerle gösterilmişti.

Böylesine en temel iki noktada yanlış bakış açılarıyla doğaya bakan insanların, doğadaki sistemi doğru yorumlamaları beklenir mi?

Big-Bang teorisi iki faktöre bağlı olarak ortaya atılmıştır:

– Doppler-olayı:

– 3° Kelvin radyasyonu (Cosmik Microwave Background = CMB radiation = Sema-ardı-ışınımı)

Doppler-Olayı:

Bir radyasyon, size yaklaşıyorsa, dalga-boyu kısalır, sizden uzaklaşıyorsa dalga-boyu uzar =kızıla-kayma.

E. Hubble (1927) galaksilerden gelen radyasyonlarda kızıla kayma gözlendiğine dayanarak, evrenin sürekli genişlediğini öne sürer. Evren gi tikçe genişliyorsa, başlangıçta her şey büzüşmüş bir şekilde olmalı, dolayısıyla evren bu büzüşmüş cismin patlamasıyla oluşmalı şeklindeki görüş bu şekilde ortaya çıkar.

Daha sonra 1965te Penzias ve Wilson’un 3° Kelvin radyasyonunu keşfetmeleri böyle bir patlamanın kanıtı olarak görülür ve Big-Bang teorisi saygınlık kazanır.

Hubble’in asistanlarından biri olan H.Arp ise galaksilerden gelen radyasyonların kızıla kaymasının, galaksilerin yaşı ile ilgili olduğunu ileri sürer. Şöyle ki: Radyasyon dağılımları ve değerleri, Anaç-galaksiler ve yavru galaksiler bulunduğunu göstermektedir. Uzaydan gelen radyasyonların genellikle “çift” olarak bulundukları dikkati çekmiştir. Örneğin Cygnus A galaksisinden gelen radyo dalgaları, ortadaki bir anaç galaksinin iki tarafına doğru saçılmış “radio lobe”ları olarak görülmektedir.

Bu olgu, bir galaksinin, zamanla değişime uğrayarak patladığı ve iki yöne doğru yeni galaksiler oluşturacak şekilde yayıldığı şeklinde düşünülmektedir.

Anaç galaksinin kızıla-kayma değeri (z=0.007). Anaç galaksinin patlamasıyla oluşan ve iki zıt yöne savrulan 268 ve 119 nolu gök cisimleri ise, z=0.136 ve z=0.334 gibi daha fazla kızıla kayma gösterirler.

Yani kızıla kayma değeri yaşla ilgilidir. Genç olanlar daha az enerji depolamış olduklarından daha fazla kızıla kayma gösterirler. Birinin az diğerinin daha fazla olması ise, birinin bizden uzaklaşması, diğerinin ise bize yaklaşması sonucudur.

Big-bang taraftarları buna itiraz ederler: ‘Düşük ve yüksek kızıla-kayma gösteren gök cisimlerinin yan-yana bulunuyormuş gibi olmaları, aslında birbirlerinden çok-çok uzaklarda olmalarına karşın, tesadüfen aynı resim-karesi içine düşmüş olmalarındandır’ şeklinde açıklamaktadır.

Halton Arp bu görüşe şu argümanlarla karşı çıkar:

►1- Düşük ve yüksek kızıla-kayma değeri gösteren galaksilerin birbirlerine yakın konumda olmaları tek bir-iki noktada değil, bir sürü noktada gözlenmektedir. Bu kadar çakışma ve yakınlığın rasgele olması olasılığı milyonda bir gibi çok düşük olasılıktır.

►2- Farklı kızıla-kayma gösteren galaksiler birbirlerinden çok uzakta olsalardı, onlardan gelen radyasyonların şiddetini gösteren izopak çizgileri ayrık olurdu. Halbuki şekilde görüldüğü gibi, izopak hatları nesneleri birbirlerine bağlarcasına geçişlidirler. Bu onların birbirlerine yakın olduklarını gösterir.

Anaç galaksi ile yavru galaksilerden gelen X-ışını izopak değerleri bunlar arasında bir bağ olduğunu göstermektedir. Ama Big-bang’cılar bunu görmezden gelmektedirler.

İzopak haritaları, farklı kızıla-kayma değeri gösteren galaksilerin birbirleriyle komşu olduklarını gösterir, çünkü değerler birbirleriyle geçişlidir. Birbirlerinden uzak olan sistemler arasında geçiş (bağ) olmaz.

Şimdi Cosmic-Microwave-Background = 3° Kelvin radyasyonu konusunu görelim.

1965 yılında Penzias ve Wilson 3° Kelvin sıcaklığında yayınlanmış olabilecek bir radyasyon keşfederler. Sonraki yıllarda bu radyasyonun evrenin her yerinde var olduğu saptanır, dolayısıyla taa evrensel sistemin başında ortaya çıkmış olması gerekliliği öne sürülür.

Peki bu soğuk-cisim radyasyonu patlamayla mı oluştu, yoksa başka bir mekanizmayla mı?

Şimdi bu genleşmenin başka nasıl bir şekilde oluşmuş olabileceğini görelim.

Jeolojik ve astrofiziksel verilere göre tasarlanan zaman olgusu, evrenimizin başlangıcında her şeyin enerjiye dönüşmüş olduğunu göstermektedir. Madde dediğimiz tüm varlıklar parçalanmışlar ve atom-altı-öğelere dönüşmüşlerdir.

Moleküller, atomların çevresindeki elektronların ortak kullanılmalarıyla oluşurlar. Yani elektronlar olmazsa, moleküller oluşturulamazlar.

Moleküller parçalanıp, atomlar tek-tek izole edildiğinde, atom-çekirdekleri ortaya çıkar. Elektron halesinden yoksun bir çekirdeğin boyutu 1-2 femtometredir. 1 femtometre, milimetrenin trilyonda biri kadardır (10-15 m). Halbuki çevrelerinde elektron halesi olan atomlar (yani molekül yapıcılar) 100.000 femtometre’den büyüktürler.

Atom-çekirdeği boyutu ile çevresindeki elektron halesi boyutu arasında 1 milyonluk fark vardır. Atom çekirdeği İstanbul’daki Kızkulesi tepesinde bir portakal ise, çevresindeki elektron Büyükada’daki bir toplu-iğne ucudur.

Proton veya nötron gibi atom-altı-öğeler femtometre boyutludurlar: 10-15m . Atom dediğimiz kimyasal elementler ise, nanometre boyutundadırlar: 10-9m . Dolayısıyla atom-altı-öğelerden atomlara geçişte bir milyon katlık bir hacim artışı söz konusudur. Doğadaki 10 üzeri 80 civarında atom-altı-öğesini 1 milyon ile çarptığınızda ortaya çıkacak genleşmeyi tasarlayabilir misiniz?

Atom-altı-öğelerden atomlara-moleküllere geçildiğinde evrensel sistemin, muazzam bir genleşmeye uğraması kaçınılmazdır. 3° kelvin radyasyonu bu genleşme sonucu oluşan soğuma sonucudur.

İşte evrenin genişlemesi, atom-altı-öğeler aleminden atomlar alemine geçişte gerçekleşen bu 1 milyon katlık genleşmedir. Bu genleşmenin evrendeki 10 üzeri 80 kadar atom-altı-öğede gerçekleştiğini düşünürseniz, genleşmenin ne kadar büyük olduğunu tasarlaman daha kolay olur.

Zaman kavramının bilgi oluşumuyla bağlantılı olarak gerçekleşen değişim-dönüşümler olduğunu bilmeyen fizikçilerin, böyle bir genleşmeyi nasıl açıklayacaklarını tasarlayın: Büyük bir patlama oldu ve evren genleşmeye başladı ve soğudu; bu soğumanın sonucu da 3 derece Kelvin radyasyonu (Cosmic Microwave Backgrond = CMB) olarak günümüzde bile hala evrende mevcut!

“Zaman nedir? Bölümünde açıklanan bilgi oluşumuna bağlı zaman kavramı doğa-bilimsel verilere dayanmaktadır. Bu görüşün sonucu olarak öngörülen evren genişlemesi (inflation) ise, tamamen fiziksel bilgilere uygundur.

İnsanlık «EGEMENLER» sınıfınca yönetilmektedir. Bu sınıf doğadaki her şeyin Doğa-Üstü bir güç sistemince yönetildiğine inanır. Bu görüşe karşı olanlar baskı altında tutulurlar, hoşlarına giden görüş piyasaya sürülür, gitmeyenler bastırılır. Arp günümüzün Galileo’su olarak kabul edilmektedir.

İşte durum böyledir.

«EGEMENLER» sınıfının borazanları olan Big-bangıcların sesi hep duyurulur; ama karşıt görüşler görmezden gelinir. (Para faktörü). Sizler de bu görüşle eğitilirsiniz.

Peki siz hiç Halton Arp gibi birilerinin başka bir görüş ileri sürdüğünü duydunuz mu?

Peki neden duymadınız ve bu iki görüşten hangisi daha mantıklı?

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: