Sümerlerin insansı tanrılarından, Avrasya bozkırı insanlarının kutsal krallarına -2.Bölüm

yasliİsmet GEDİK

Doğada her şey bilgi ile yapıldığından, hücreler BİLGİ oluşturmayı en ön plana alan, yaratıcı özellikli İNSAN türünü oluşturur.

Şekil: İnsan beyni, “bilgi” faktörünü en ön sıraya alan bir hücresel tasarımdır.


Şekilde görüldüğü üzere insan beyni korteksinin çok büyük bölümü, beyaz renkte gösterilen yorumlama bölgesine ayrılmıştır. Duyu organlarına ayrılan turuncu bölge ve hareket organlarına ayrılan lacivert bölge çok az yer kaplar.


Bu durum maymunlarda dengelidir, kedilerde ise, yorumlamaya ayrılan bölge çok daha küçülmüş, buna karşın hareket ve duyu organlarına ayrılan bölgeler çok büyüktür. Farede ise, yorumlama bölgesi yok denecek kadar küçülmüştür.

Bu nedenle biz hayvanlar kadar iyi hareket edemeyiz, onlar kadar göremeyiz, işitemeyiz, koklayamayız, vs. Ama muazzam bir hayal kurma ve yorumlama yeteneğimiz vardır. Bu anormal gelişmiş “yorumlama” yeteneği sayesinde insanlar, çok az sayıda veriden (gözlemden) muazzam senaryolar üretebilen bir yapıya kavuşturulmuştur.

“Yaklaşık 2.5 milyon yıllık bir geçmişe sahip olan insan genomu, bilgi oluşturmanın önemini en iyi bilen ve bu nedenle de, bilgi oluşturmaya en fazla önem veren bir canlıyı temsil etmektedir. Çünkü tüm hücreler, moleküller ve atomlar birer bilgi kümeleşmeleridirler ve doğada her şeyin bilgi oluşturularak bu bilgilere uygun şekilde davranılmak suretiyle gerçekleştiğinin farkında olan en temel öğelerdir. Bu nedenle bir foton veya elektron, önüne seçenekler konduğunda, tüm seçenekleri kendi değerlendirme sistemine göre (frekansı, polarizasyonu, vs.) değerlendirir ve bir olasılık hesabı yaparak, en olası duruma göre davranır. Bedendeki bir hücre yine binlerce faktörü dikkate alıp, olasılık hesapları yapar ve en olası faktöre göre davranır.

Bu durum insanın hem en güçlü hem de en zayıf noktasını oluşturur, çünkü bu özellik nedeniyle, insan/insanlık bir fikir oluştururken çok dikkatli davranmak ve yorumlarını çok güvenilir gözlemlere dayandırmak zorundadır. Verilerdeki ufak bir hata çok büyük mantık çarpıklıklarına yol açabilir. Değişim-dönüşüm içinde bir doğada yaşadığımızdan, asla dogmatik bilgiler kullanılmamalıdır.

Peki bebek ve çocuklarımıza verilen ve bilinç-altına yerleştirilen ilk bilgiler nelerdir?

Doğan çocuklar ya vaftiz gibi törenlerle, ya doğan çocuğun kulağına “La-ilahe-laillalah ….” gibi kutsallık bilgileri üflenip-aşılanarak en temel davranış devrelerini oluşturan ilk sinapslar yapılandırılır. Ve ondan sonra çevrelerinden sürekli dinsel bilgiler aktarımlarıyla da zombi davranış, yani zır-cahilleşme başlar.

“Zır-cahilleşme şudur: Eğitilmemiş kişi en azından bilgisiz-cahil olduğunu bilir ve esnek davranır. Olan bitenlerin yararına mı zararına mı olduğuna göre karar verir. Ama eğitim görmüş ama yanlış bir hayat görüşü ile donatılmış ve o görüşün doğruluğundan da şüphelenmemesi gerekliliği ile şartlandırılmış insanlar, cahillikten öte, zır-cahilleşmeye uğrarlar. Çünkü mantıklı çözümlere de karşı çıkarlar ve zararlarına olan bir durumda ısrar ederler.

Günümüz İnsanlarının zır-cahilleşmiş olduğunun bir delilini topum denilen yaşam sisteminin kendisine ait olduğunu fark edemeyecek derecede körleşmiş olması oluşturur.

Şöyle ki: Toplumun kendisine ait olduğunu bilen bir insan tolum hayatına zarar verecek bir işlem yapar mı, veya yapan birine müsaade eder mi?

Etmez. Ama günümüzdeki duruma bakın, hırsızlık, kaçakçılık, işine hile karıştırma, hileli ürün üretme, kundakçılık, çevreyi kirletme, vs. çok yaygın. Liderler dahil kimse insanlara toplumun sahipliğinin insanlara ait olduğu bilgisini vermiyor.

Nedeni liderlerin dahi zır-cahilleşmiş olması değil mi?

Yani insanı oluşturan hücreler çok bilinçli olarak, “bilgi oluşturucu-yaratıcı” özellikli bir beden tasarımına yatırım yapmış bir hücreler topluluğudur.

İnsan yaratıcılığı sayesinde doğayı çok değiştirmektedir. Böylelikle doğal sistem dengesi alt-üst edilmiş, evrensel ölçekte ilerlemekte olan evrimsel gelişim olumsuz etkilenmiştir. İnsanlığın bindiği dalı kesen bu yanlış davranışının nedeni kendisine doğal sistem ve hayat hakkında yanlış bilgi verilmesindendir.

Yanlış bilgilerin en kötüsü toplum yönetim ve sahipliğinin kutsal soylu olduğuna inanılan kişilerde olmasına dayanan devlet sistemidir. Devlet tepeden sahiplenince insanların yaşadıkları topraklar “tepedekinin mülkü” sayılmıştır. Bu durum tepedekiler arasında mülk mücadeleleri başlatmış, savaşlarda patlayan bombalar, kullanılan zehirli maddeler vs. ile hem insan hayatları hem doğal sistem tahrip edilmeye başlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: