Doğa ve hayat konulu yazı dizinimizde yeni bir yıla girerken BENİM YENİ YIL DİLEĞİM:

yasliProf. Dr. İsmet GEDİK

Dilek, insanın bir şey veya eylemin gerçekleştirilmesi için kendi dışında bir sistemden yardım istemesidir. Kendisi dışındaki yardım edecek olan kim?


Bunu bilmiyor. Bildiği tek şey hayatlarının devlet denilen ve tepedekilerce sahiplenilip-yönlendirilen bir sistemin elinde olması.


Tepedeki yöneticiler halka kaderlerinin gökteki bir kutsal makamdan tayin edildiğini ve bu kutsal makamdan icazetli devlet yöneticlerinin dediklerine uyarak yaşayanların (bu dünyada olmasa bile, öteki bir ahiret hayatında) mutlu bir hayat sürecekleri görüşünü halka aşılamışlar.

çkirmizi


Buna inan insanlar da, daha mutlu bir yaşama kavuşmakı için, kendi iradeleri dışındaki bu hayali makama yalvarıyorlar.

Halbuki her şeyi yapmak kendi ellerindedir, yanlış olan devlet-yöneticilerinin gösterdikleri hedeftir. Her şeyi tepedekilerden beklemeye şartlandırılan halk ister-istemez pasifleştirilmiş, içsel yetenekleri kısırlaştırılmıştır.

Çözüm yolu mu? Önerim aşağıda.  

Bireysel ve toplumsal hayatımızın daha mutlu ve sağlıklı geçmesini arzu ediyorsak, bunu, bizlerin dışında bir gücün yapmasını dilemek ve beklemek tamamen mantıksızlık ve cahilliktir. Toplum hayatı, farklı iş ve meslek kolları arası bir ortaklık sistemidir.

Daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam, ancak ve ancak her biri bir iş-ve mesleğe sahip olan bireyler olarak yetişen insanların, karşılıklı olarak hizmet ürünlerini takas etmeleri sayesinde otomatik olarak gerçekleşmektedir. Hangi lider binlerce farklı iş ve meslek dalı arasında adil bir denge ve düzen oluşturabilir? Neymiş efendim, o daha iyi yönetirmiş.

Bizler bayramlarda veya yıldönümlerinde gelecek yıllarımızın daha iyi geçmesi için iyi niyet dileklerimizi tanıdıklarımıza iletiriz. O halde kuru ve boş dileklerde bulunmuş oluruz, çünkü dışımızdaki hiçbir sistem bu işi yapmaz. Her iş veya eylem bedendeki hücreler ve de onlar sayesinde bedenlerimiz tarafından gerçekleştirilir.

“Daha sağlıklı ve mutlu bir hayata kavuşmak için, şu .. şu.. eylemleri yapmaya hazır mıyız?” şeklinde bayram ve yılbaşı mesajları göndermeye başlamanın zamanı geldi-geçiyor!!!

Ben de gelecekte her şeyin daha iyi olmasını dilerim. Ama dilemekle bu arzumun yerine gelmeyeceğini bildiğimden, çözüm yolu önerimini sunuyorum:

Toplumda denge sadece iş ve meslek mensupları temsilcilerinin karşılıklı etkileşimleriyle oluşturulabilir. Tepeden birileri tarafından oluşturulması olanaksızdır. Şu an bu durumu yaşıyoruz, çiftçiler dertli, esnaf dertli, öğrenci dertli, öğretmen dertli, yani dertli olmayan sadece tepedekiler, yani bizi yönetmek için seçtiklerimiz.

Onlar hep kendilerini ve yakınlarını zengin etmeye çalışmışlardır. İşler çığırından çıkmaya başlayınca da birbirlerini suçlamaktadırlar.

İnsanlığın sorunlar içinde yaşamasının temel nedeni toplum yönetimini “kutsal makamı” temsil ettiğine inanılan tepedeki bir lider veya kral gibi birilerine bırakmak olmuştur. Burada iki noktayı vurgulamak gerekir:

Birinci nokta: Doğada “kutsallık” diye bir makam veya sistem yoktur. Kutsallık kavramının Sümerlerce halkın liderlere biat etmeleri için uyduruldukları bir kılıf olduğu önceki bölümlerde gösterilmişti.

İkinci nokta: Doğada “lider” sadece sürü yaşamında vardır, koloni gibi toplumsal sistemlerde demokrasi benzeri hizmet-alışverişlerine dayalı ortaklık sistemi vardır. Arılar ve karıncalarda bu ıspatlanmıştır. “Arı kraliçesi” bir lider değil, koloni sistemini temsil eden bir “koku” yayıcıdır, bir bayrak gibi düşünülmelidir.

Doğa tüm varlıkların karşılıklı etkileşimleriyle oluşup gelişmektedir, tepeden icazet alma, tepeden yönetilme gibi bir şey yoktur. Toplumun sahipliğinin kendilerine ait olduğu bilgisini edinen insanlar asla topluma zarar verecek bir davranışta bulunmazlar.

Toplumun mülkiyeti halka aittir. Ama nasıl bir halk? Toplumun iş ve meslek mensupları arası bir ortaklık olduğunu bilen ve bu nedenle yeteneğine uygun bir iş veya meslek edinip, topluma ortaklık hakkına erişen halk.


Adsız.png


Bu konuda şunu vurgulamak gerekir. Her insan bir diğerinden farklıdır. Bu farklılık toplum hayatında üstlenilecek görevlerin yerine getirilebilmesi için şart ve gereklidir. Bu nedenle insanların birbirleriyle kıyaslanması yapılamaz. Her insan bir özelliğiyle çevresindeki diğer insanlardan üstündür. İşte insanların bu özellikleri dikkate alınarak her birey eğitilmeli ve bir meslek sahibi yapılmalıdır.

Yani bir toplum yaratmanın ilk adımı eğitimden geçer: Her insan doğal yeteneklerine karşılık gelen bir iş ve meslek eğitimi almadan o toplumdaki iş ve meslek mensupları arasında bir organizasyon sistemi oluşturulamaz.


Lider toplumları yöneten değil, toplumlara kendilerini nasıl yönlendirecekleri bilgilerini veren- gösterendir.

atatürkVe bu konuda dünyaya şimdiye dek tek bir insan gelmiştir.

O da Atatürk’tür.

Hiçbir lider bu konuda bir bilgiye sahip olmadığından, üstelik liderlerin böyle bir bilgiyi halka duyurmamak için asırlardır çabaladıkları görüldüğünden, iş bize, yani halka düşmektedir.

Yapılması gereken ise burada özetlenen BİR SAYFALIK BİLGİYİ duyurmaya çalışmaktır.

Bir çiçekle yaz gelmez.

Sizler bu temel bilgiyi edinip, çevrenizde yayarsanız, hedefe yaklaşırız. İş bize kalmış durumda.

Daha neyi bekliyoruz?

Bu bilginin herkese ulaştırılması umuduyla!

Bundan daha etkili ve yararlı bir işlem var mı?

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: