Bölüm 29b- Bilinç-Altı sistemi davranışlarımızın %90dan fazlasını etkiler

yasliProf. Dr. İsmet GEDİK

Bedendeki organlar arası eş-güdümü sağlayan beyin ana karnında iken oluşmaya başlar ve doğuma kadar gelişir. Doğumdan sonra ise, bebeğin yaşayacağı ortamdaki verilere göre gelişmesini sürdürür.


Bu nedenle, bebek beyni, doğumdan sonraki süreçte, çevresinde neler olup-bittiğinin kayıtlarını tutacak şekilde nöronlar (sinir hücreleri) arası bağlantıları oluşturmaya devam eder.


Çocuk çevresinde neler olduğu hakkında bilgi toplamaya başlar, herşeyi eller, ısırır, koklar. Bu deneyimlerine göre de beyninde yeni sinaps bağlantıları oluşur.

yat


Çocukların bu işlemleri yamaları engellenirse, beyinde gerekli bağlantılar oluşmaz.

-17 kişilik bir araştırmacı ekibinin 2.5 yıl süren yoğun çalışması sonucu ortaya çıkan “The Science of Early Childhood Development = Erken çocukluk gelişimi Bilimi” adlı eser Jack P. Shonkoff and Deborah A. Phillips (Editors) 2000 yılında yayınlamıştır.

     Bu çalışmanın ortaya koyduğu bazı önemli bilgiler:

Eşgüdüm sağlanması nöron adı verilen sinir hücrelerince yapılır. Nöronların işlerini iyi yapabilmeleri için glia hücreleri adı verilen destekleyici doku bileşenleri de oluşur.


1.png
Şekil 88: Beyinde doğumdan sonra muazzam bir sinirsel bağlantı ağı oluşturulur, bu sayede canlının yaşadığı ortama en uygun bir bedensel donanım oluşturulmuş olur.


Beyindeki nöron sayısı yaklaşık 100 milyar kadardır. Bedendeki tüm organlara ve onların hücrelerine uzanan ve onlardan veri alıp, bilgi aktaran nöron uzantıları vardır. Bu uzantılar nöronların akson ve dendritleridir. Nöronların birbirleriyle veri alış-verişleri yaptıkları bağlantı noktalarına da sinaps denir.

Nöron, glia hücreleri, sinaps gibi kavramların açıklanmaları verilen şekilde açıklanmıştır. (1) ile başlayıp, (2, 3, 4) şeklinde okunup-değerlendirilmesi gerekir. Bu uyarıyı yapmanın nedeni bedendeki hücrelerin bedende işlerin yolunda gitmesi için ne kadar karşılıklı bir etkileşim içinde olduklarının farkına varılmasıdır.

Bu etkileşimlerde duyu organları çok önemli bir rol oynar. Şöyle ki: Doğanın sürekli değişim-dönüşüm içinde olduğunun bilinci içindeki hücreler, çocuk doğar-doğmaz, içine yeni girdiği dünyada nelerin eskiye göre değiştiğinin kayıtlarını oluşturmaya başlarlar.

Geçmiş zamana ait davranış bilgileri, ana karnında iken hem genetik (kalıtsal) verilere, hem de ana-bedeni içindeki geçirilen ortamsal değişimlere uygun olarak doğum öncesi süreç içinde oluşturulmuştur.


2.png

Şekil 89: Bebeklik-çocukluk evresinde onlara sadece doğada olup-bitenler öğretilmeli, asla doğada olmayan, başkalarının uydurdukları görüşler verilmemeli.


Duyu organları verilerinin doğadaki gerçek değişim-dönüşümleri yansıtması bu nedenle çok önemlidir.

Çocuk çevresinde neler olduğu hakkında bilgi toplamaya başlar, herşeyi eller, ısırır, koklar. Bu deneyimlerine göre de beyninde yeni sinaps bağlantıları oluşur. Çocukların bu işlemleri yamaları engellenirse, beyinde gerekli bağlantılar oluşmaz. Bu konuda yaşanmış bir olayı vererek, çocukların özgürce çevrelerini algılayıp-değerlendirmelerinin önemini göstermek istiyorum.

1970 yılında Amerika’nın California eyaletinde bir evde 13 yaşında bir kız çocuğu ‘Genie’, komşuların ihbarı üzerine, bir koltuğa bağlı olarak bulunmuştur. Çocuğun annesi kör denecek kadar görme özürlü bir kadın, babası ise ruh hastası bir kişidir.

Çocuğun hareketlerinden, ağlamasından vs.den rahatsız olan baba, çocuk 20 aylıkken, onu özel kemerlerle bir oturağa bağlar ve bir odaya kapatır. Annesine de, çocuğa mama verme haricinde her şeyi yasaklar. Çocuk bu koltuğa bağlı olarak 13 yaşına kadar başkalarınca fark edilmeden yaşar ve bulunduğunda tam bir zavallıdır ve hiçbir insansı davranışı yoktur.

Hemen bir uzman eğitimcinin bakımına verilir ve eğitilmesine başlanır. 6 yıllık yoğun bir eğitimden sonra Genie ancak yaklaşık 2 yaşlarında bir çocuğun konuşabileceği kadar bir dil öğrenebilmiştir ve artık daha fazla öğrenebilmesi mümkün olmamaktadır.

“Süt istemek”, “iki el” gibi ancak 2 sözcüklü ifadeler kullanabilmenin ötesine ulaşamamıştır. Genie’nin mekansal yetenekleri de son derece sınırlı kalmıştır. Bulunduğu evden dışarı çıkıp, en fazla bir köşe dönüp bir dükkana gidip-gelebilmektedir. İki veya daha fazla köşe (sokak) dönülmesi durumunda, kaybolmaktadır.

Verilen örnek, çocukların yetiştirilmesinde çevreyle etkileşime sokulmalarının önemini vurgulamak için yeterlidir sanıyorum. Çevreyle etkileşimde çevredeki insanların düşünce ve davranışları da çok önemli yer tutar. Örn. doğada bir şey nasıl oluşur ve davranışını ne belirler? Varlıkları etkileyip-yönlendiren kuvvetler, varlıkların karşılıklı etkileşimleriyle mi oluşur, yoksa varlıklara tepeden birileri tarafından mı dayatılır?

Bebeklik ve erken çocukluk evresinde oluşturulan sinapslar çok önemidirler, çünkü bilinç-altına yerleştirilirler ve gelişmiş insanların davranışlarında en büyük payı oluştururlar: %95.

Sinaps oluşumlarının çoğu bebek ve çocukluk evresinde gelişir. Çocuğun beyninde önce aşırı bir sinaps üretimi gerçekleşir ve bunların çevreyle etkileşim içine girenleri korunur, diğerleri budanır, yani silinir.

Beyin korteksinin gelişme evresinde sinapslar önce hızlı şekilde aşırı çoğalırlar. Daha sonra sinapslarda bir budanma gerçekleşir ve ergenlikteki sayıda sinaps kalır. Bu süreç, yaşamın ilk birkaç yılında çok coşkuludur, ancak ergenliğe kadar uzanabilir. Bununla birlikte, bu gelişim süresi içinde, farklı işlevlere sahip farklı beyin bölgeleri farklı zaman süreçlerinde gelişmektedir.

Görsel kortekste sinaptik aşırı üretimin zirvesi, yaşamın ilk yılının ortasında meydana gelir ve ardından okul öncesi dönemin ortasına kadar kademeli bir azalma oldur ve sinaps sayısı yetişkinlerdeki seviyelerine ulaşmış olur. Konuşma ve işitme işlevli beyin bölgelerinde benzer bir gelişim olur, ancak daha geç yaşlarda olur.

Bununla birlikte, prefrontal kortekste (üst düzey bilişin gerçekleştiği beynin alanı), çok farklı bir resim ortaya çıkar. Burada, aşırı üretimin zirvesi yaklaşık bir yaşında gerçekleşir ve sadece orta ve geç ergenlik döneminde yetişkinlerdeki sayıya ulaşılır.

Doğumdan hemen sonra beyinlerde önce muazzam sayıda sinaps oluşturulması ve belli süreçler sonunda bu sinapsları çoğunun yok edilmesi, bedenlerin çevreye uyumları için çok gereklidir. Çocuk çevresinde neleri görüyor-işitiyorsa, onları tanımlayan sinapsları hayatta kalırlar ve tüm diğerleri tekrar yok edilirler. 

Beyindeki belirli bölgelerin büyüklüğü ile ilgili olarak beynin gelişiminde belli bir bölgenin büyüklüğü o bölgenin sunduğu işlevin önemi ile ilişkilidir. Bu ilke şu şekilde özetlenmiştir: “Belli bir işlevi kontrol eden sinir dokusu kitlesi, bu işlev yerine getirilirken işlenen bilgi miktarı ile paralellik gösterir.”

Örneğin, sesle yönünü bulan yarasa büyük bir işitme korteksine sahiptir; görme duyusunun önemli olduğu maymunda geniş bir görsel korteks, koku duyusuna bağlı olan sıçanda ise büyük bir koku korteksi bulunur. Sakladığı tohumların bulunduğu yeri hatırlamak için hafızaya ihtiyaç duyan çöl faresi oldukça gelişmiş bir hafıza alanına (hipokampus) sahiptir.

Bir insanın oluşum ve gelişimi tamamen insanın hücreselliğine dayalı ve insanın davranışlarının belirlenmesi tamamen hücrelerinin etki ve yetkisi altında iken, Sümerler neden tam tersi bir inanç sistemi geliştirmişler ve insanların gökten geldiğine inandıkları tanrılara hizmet için onlar tarafından çamurdan yaratıldığına inanmışlar?

Bu sorunun yanıtı Sümerlerin Tufan mitinde verilmektedir. Sümerler 50-60 bin yıl süren buzul devri boyunca bir ada üzerinde (tanrılar diyarı Dilmun’da) mutlu ve huzurlu bir hayat sürdürdükten sonra, buzul devri sonunda başlayan sel ve taşkın felaketleri sonunda yaşadıkları adanın sulara gömülmesinin nedenini anlayamamışlardır.

Bir suç işledikleri için tanrılar tarafından cezalandırıldıklarına inanmışlardır. Dindar ve tanrılara saygılı olan kralları Ziusudra rüyasında veya vahiyle, tanrılardan birinin kendisini uyararak, bir gemiyle tanrıların göndereceği büyük bir sel felaketinden kurtulabileceği bilgisi sayesinde tanrıların bu cezasından kurtuldukları inancı, onların böyle bir inanç sistemi oluşturmalarında temel bir rol oynamıştır.

Bedenlerimizin tasarımcısı da, yapımcısı da içlerindeki hücreleridir. Ama Sümerler bunun tam tersi bir hayat görüşü ortaya atarak insanlığın doğru yoldan sapmasına yol açmışlardır.

Kramer’in yazdıklarından Sümerler’in 4-5 bin yıl önceleri edubba adı verilen okullar oluşturduklarını öğreniyoruz. Bu okullarda okuma-yazmayı öğretme yanında matematik, ziraat, din-bilgisi, coğrafya, zooloji, botanik, gibi bilgiler de öğretilmektedir. Okullarda katı disiplin uygulanır ve günümüz orta-doğu ülkelerinde halen sürdürülmekte olan “dogmatik bilgiler” öğretilir. Bu nedenle insanlarda sorgulama yeteneği gelişmez.

Katı disiplinli, baskıya dayanan ve dogmatik bilgiler öğretilen okullarda yetişen kişiler kişiliksiz olurlar, öz benliklerini geliştirmezler ve değişen doğa koşullarına uyumlu olamazlar.

Görüldüğü üzere bilgi varlıkların içsel bileşenlerince oluşturulup-işlenmektedir. Nitekim höyük tarzlı özgür ve eşitlikçi yaşamın sürdürüldüğü Anadolu kültüründe BİLGİNİN varlıkların içlerinde oluşturulup-geliştirildiği şeklinde bir inanç sistemi vardır.

Bunu “bir ben vardır bende benden içeri” ifadesinde görmekteyiz. Henüz bedenlerin hücre gibi minik canlılardan oluştuğunun bilinmediği o çağlarda, Anadolu kültürlü insanlar içlerindeki bir şeylerin düşünce ve davranışlarını etkileyip-yönlendirdiklerini hissetmişlerdir.

Ve günümüz araştırmaları, BİLGİNİN hücrelerde işlenip, kimyasal element değişimleriyle depolanmakta olduğunu ve zaman içinde de geliştirildiğini göstermektedir. Yani “Life is nothing but chemistry= hayat sadece kimyadır” diyen Kervran’ın (1980) tamamen haklı olduğu anlaşılmaktadır.

Devamı var.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: