Çıtır’ın Ardından -/=   Geç bir yeni yıl yazısı olsun dedim.

2021 Nisan doğumlu olduğunu tahmin ettiğimiz kedi kızıydı annemin. Annemin en kıymetlilerinden oldu bu sekiz aylık sürede.

Zihnimde dolanan onca yazılacak şey; imge, çağrışım, anı, an, ses, koku var. Peşlerinden gitmek istiyorum, hüznüm beni bırakmıyor ama. Orada geçtiğimiz haftada, aslında 22 Aralık’tan beri yaşadıklarımızda kalıyorum.

Ağlaya ağlaya klavyenin başına geçip yazmak istemedim Çıtır’ı. Acı pek yeniydi henüz. Sonra koyu bir laciverte doğru yol aldık yasımızda. İçimiz kesildi, Çıtır’a ağlarken dünyanın bütün acılarına ağlıyormuş gibiydik.

çkirmizi


Bir sağanaktı şiddetini giderek artıran, giderek bıçak gibi kesen, kanatan, nefessiz bırakan.

Öyleydi… Çıtır’ın yasını tutarken minicik, yumuşacık patilerinde billurlaşmış; tüm yaşanan haksızlıkların, erkenliklerin, doyamamışlıkların, eksik kalmışlığın, yarım bırakılmışlığın, alacaklı olmanın, özlemin, sevmenin, çok sevmenin izleri vardı.

Yüreğimizi söküp çıkarırcasına acıya batmak, Çıtır’ın ardından ahlanmak, dertlenmek, suçlanmak bu yüzden olmalıydı.

Der ya şair: “Ben sende bütün aşklarımı temize çektim.” İşte Çıtır’ımızın sevgisinde özlediğimiz bütün tamamlanmışlıklar: yokluğunda ise bütün zamansızca vedalar gizliydi.

Tuhaf, çok tuhaf…


Çıtır da kim diyeceksiniz?

2021 Nisan doğumlu olduğunu tahmin ettiğimiz kedi kızıydı annemin.

Annemin en kıymetlilerinden oldu bu sekiz aylık sürede.

Zaman ne garip.

Sekiz ay hem çok kısa hem de ömür boyunca unutulmaz izler bırakacak kadar uzun, upuzun.

Evde kedi beslemeye karşıdır annem.

Bize çok karşı çıkmıştı Minnoş’u sahiplendiğimizde.

Dinlemedik.

Yetmedi kedili hayata onu da buyur ettik.



Çıtır, bir bayram sabahı bahçenin köşesindeki toprak küpün üstünde maviş gözleriyle anneme bakıp inmek için miyav miyavlayınca başladı bu aşk hikâyesi.


Annem, Çıtır’ın maviş gözlerini anısı güzel babamın şefkatli gözlerine benzetince

ve Çıtır bahçeden bir türlü uzaklaşmayınca,

annem Çıtır’la konuşmaya başlayınca,

Çıtır dile gelip karşılık verince,

annemin yüreği yumuşacık olunca,

Çıtır sokak kirlerinin altından göz kırpan pembiş patisini yalayınca,

annemi annesi bilince,

annem tüylü bebişi kızı olarak kabul edince,

dünyanın en güzel, en eğlenceli çifti haline gelince Çıtır ve annem…


Çocuklarla bana da birbirimize şaşkın gözlerle ve müstehzi bir gülümsemeyle bakıp, ellerimizi ovuşturarak “oldu bu iş, yupii” demek düştü.

Annemin gönlüne kedi sevgisi düşmüştü.

Dedim ya öyle tatlı bir ana kız oldular ki.

Çıtır bahçede, merdiven altında el emeği göz nuru yapılan bir kedi evinde yaşamaya başladı.

Annem geceleri kızı dayak yemesin diye kızını merdiven altını kapattı, her sabah gün henüz doğmuşken Çıtır’ı çıkarttı.

Çıtır bahçede ağaçlara tırmandı, annemin bellediği roka, salatalık ekilecek topraklara dadandı, kıyametler koptu, sonlar sulhler yaşandı.

Annem hangi komşuya gitse, peşinde Çıtır, annem ne yapsa peşinde Çıtır.

Yetmedi.

Evin balkonlarına tırmandı annem hangi odadaysa, pencereden el etti.

Sevildi, sevildi çok sevildi.

O da sevdi.

Muazzam kedi sevgisiyle annemin tepesinden inmedi.

Bir özlem, bir muhabbet, bir aşk…



Türküdeki gibi.

“Ham meyveyi kopardılar dalından

/ Beni ayırdılar nazlı yârimden

/demedim mi nazlı yârim ben sana

/ çok muhabbet tez ayrılık getirir.”

Kaybettik Çıtır’ı.

Aralık’ın 22’sinde yapılan kısırlaştırma ameliyatı sonrasında.

Evdeydi artık Çıtır ameliyattan sonra.

Ancak enfeksiyon kaptı.

Sonra gençlik hastalığına yakalanmış.

O dünyalar tatlısı, tombalak pamuk topağı son dört gününde yemeden içmeden kesildi, uğraştık.

Çok uğraştık ama başaramadık.

Elveda demeye hazırlanırken annemin kucağını arayıp durdu hep.

Orada yeri daima hazırdı.

Çok konuştuk, çok okşadık, çok yandık ama fayda etmedi.

Çıtır’ı 7 Ocak sabahı kaybettik.

Çok sevdiği doğaya karıştı, bir kelebeğin peşinden hoplaya zıplaya yitip gitti.

Yeni yılın ilk yazısı Çıtır’a adandı.

Doğrusu Firuzan Şekerşerbet’in yazılarını çok severek okuyorum.

Ancak annemin miniği ne yazık ki 1. yaşını dâhi göremediğinden böylesi uzun beraberliklere gıpta ile bakıyorum biraz buruk.

Ancak başta annemin sonra da bizim hayatlarımıza neşe getiren, çok ama çok sevilen Çıtır’ı öylesine özlüyoruz ki sizlerle de paylaşmak istedim.

Ahmet Hamdi Tanpınar; “Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkânı vermiyor.” diyor ya.

Memleketin bu olağanüstü zamlı zamanlarında şu da kayıtlara geçsin.

15 Kasım itibariyle aldığım 5 kiloluk mamaya 80 TL verirken, bugün aynı mamaya 165 TL vermek zorundayım.

Sokak kedisi ve ciğercinin kedisi hesabı yapmıyorum ama Çıtırcığımızın arkasından tüm kedilere eşitlik istemek, tüm kedilerin afiyetle karınlarını doyurduklarını görmek, mamanın lüks tüketim olmadığını dillendirmek Çıtır’a karşı boynumuzun borcudur.

Güle güle Çıtır.

Güzel anılarda hep bizimlesin ve çook özleniyorsun, çok.


kalbim


https://haber.sol.org.tr/yazar/citirin-ardindan-323461


%d blogcu bunu beğendi: