SÜRÜ PSİKOLOJİSİ

Altan ARISOY

BAĞIMLI GAZETECİ

Ben bir köşe yazarı değilim.


Bu devirde köşe yazarlarının çoğunluğu basit ve değersiz bir konuyu yüz kez yineleyebilir.

Okuru yanıltmak için kalem oynatabilir.

Yalan ve iftira atabilir.


Masum ve haklı insanlara çamur fırlatabilir.


At gözlüğü takar.

Dedikodu yapar ve gerçekmiş gibi anlatabilir. Yalanlara sarılabilir. Ne pahasına olursa olsun patronu savunma modundadır.



Zaten böyle yapması için “gazeteci-yazar” kılığına sokulmuştur.

Yazıları sığdır. Bilgi yerine koşullandırma çabası ağır basar.

Çoğu ne dil bilir. Ne noktalama, ne de yazım kurallarını bilir. Yazıları redaktör tarafından düzeltilir.

Hizmetleri karşılığında yüklü miktarda para ve ödülle doyurulur.

Gazetecilik mesleğinin en kötü, en kaba, en saygısız, en kültürsüz, bilgisiz, görgüsüz örnekleri bu piyasanın büyük çoğunluğunu oluştururlar.

Kısaca, gazetecilik denilen kutsal meslek günümüzde ölmek üzere olan bir hastadır.


Sürü Psikolojisi – biplatform – Sizin İçin Yeni Bi Platform

+++++++++++


NEREDEN NEREYE

Oysa gazetecilik gerçekte imrenilen ve saygı duyulan bir meslektir.

Çok önceleriydi.

Gazetecilerin araştırmalarına, kültürlerine, belagatlerine, yazılarına hayranlık duyardık. Özenir ve örnek alırdık.

Başyazarlar, genel yayın yönetmenleri, gazetelerin sahipleri, köşe yazarları mesleğin içinden yetişen güvenilir insanlardı. Toplumun sağduyusunu temsil ederlerdi.

Son kırk yıldır yavaş yavaş, gerçek gazeteciler medya dünyasından uzaklaştırıldılar.

Artık medya ve gazeteciler toplumun en güvenilmezleri arasında ilk sıralardadır.

Nereden nereye?…

++++++++++++

Ben bir gazeteci, hatta bir yazar da sayılmam.

Uğradığım bir haksızlığın giderilmesi amacıyla yazmaya başlamıştım.

Anladım ki, ne kadar haklı olursan ol, o derecede haksız çıkmak olasılığın vardır. Ve siyasal olarak takmışlarsa, önemli olan hak-hukuk, adalet ve liyakat değil, yandaşlığın dozudur.

O yazılar benim yazma hobime başlangıç oldular.

Aradan yarım yüzyıl geçti. Yüze yakın şiir ve 500 dolayında makale ürettim.

Şimdi nerdeyse, “iyi ki bana haksızlık yapmışlar! Çok güzel bir alışkanlık kazanmama neden oldular,” diyesim geliyor(!)


Davranışsal Finansta Sürü Psikolojisi - Paradurumu.com


++++++++++++++

Toplumsal konularda makale türünde yazılar ürettiğimi söylemiştim.

Ve çoktandır da, artık yazmayayım demeyi sıkça düşünüyorum.

Öyle ya, her şey çok açık ve seçik gelişiyor. Yazılıyor, çiziliyor, konuşuluyor, belgeleniyor. Yüzlerce kez yineleniyor. Bu arada, siz de – çorbada tuz örneği- elinizden gelen katkıyı sunmaya çalışıyorsunuz.

Ve artık toplumun tehlikeyi görmesi ve kendini bilerek ateşe atmaması gerekir sanıyorsunuz!

Ama öyle olmuyor.

Yararlı olamıyorsunuz.

Toplumu yönlendiren çok daha etkili güçlerin kuşatmasında çaresiz kalıyorsunuz.

++++++++++++++


Sürüye Uymak - Acar Baltaş | Psikolog


İNSAN TOPLUMSAL HAYVANDIR

Boşuna “insan sosyal bir hayvandır” dememişler.

Şunu iyice anladım ki, çağımızda bile toplumlar sürü psikolojisinin tutsağıdır. Topluca aldatılmak zorlarına gitmiyor.

Topluluk içinde başına hangi felaket gelirse gelsin, katlanabiliyor!

Üstelik de, doğru yaptığına inanarak…

Toplumları felakete sürükleyenler de insanların bu zaafından yararlanıp, aynı hataları yapmaya devam edebiliyorlar.

Nasıl olsa hesap sorulmuyor!

+++++++++++++++

Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile, baştakiler aptalca işler yapıyorlar. Budalaca sözlerle kendi halklarını kandırıyorlar. Ülkelerini savaşa sokuyorlar. Gerçekleri bilerek çarpıtıyorlar.

Ve insanlar o yalancılara, sahtekârlara inanıyor!

Kılavuz koçun peşinden gidip intihar edebiliyorlar!

Acaba aptal olduklarından mı?..

Kimi zaman, yalan olduğunu bile bile inanmış görünmeyi neden seçiyorlar?

Çoğunluğun inandığına inanmak insana yalancı bir mutluluk mu veriyor, dersiniz?

Bunu bilemiyorum.

Ama bu psikolojinin ilkel bir duygu olduğunu biliyorum.

İnsanlarda okumak, düşünmek, sormak, araştırmak, uğraşmak yerine çoğunluğa katılmak, daha baskın bir güdü olmalı…

Azınlıkta kalmak zordur, sıkıntılıdır. Sağlam kişilik, sağlam bilgi, cesaret ve kararlılık gerektirir.

Çoğunluğa katılmak her zaman kolay bir iştir. Zahmetsizdir. Hem maddi, hem de moral güç olarak avantajlıdır.

++++++++++++++



AKP DÖNEMİ

Ülkemizdeki yönetime şöyle bir bakalım.

Yirmi yıldır ülkeyi keyfince yöneten, gerektiğinde anayasa, yasa, insan hakları dinlemeyen, bilerek halkın yüksek yararlarına ihanet eden bir iktidar var.


Her şeyin ne kadar yanlış olduğu, haksız olduğu, sömürünün ayyuka çıktığı, halkın yoksullaştığı, yalanların “siz bizden önce gaz lambası ve mum yakıyordunuz” komedisine kadar düştüğü bir dönemde, iktidarın hâlâ önemli bir oy potansiyeli taşıması inanılır bir şey midir?

Üç- dört yıldır “oyları düştü, düşüyor” teraneleri dinliyoruz.


Oysa iktidarın oy potansiyeli öyle yerlerde filan sürüklenmiyor. Toplam olarak yüzde kırklar dolayında seyrediyor. Bu miktar her zaman yarıyı aşacak şekilde değişebilir.

++++++++++++++++++

İktidar partisini destekleyenlerin yanlışları görmemeleri olası mıdır?

Elbette görüyorlar.

Ama çoğunluğu kaybettiklerine inanmıyorlar.


Öyle ya, onlar iktidar koltuklarında oturup işleri tıkır giderken bu kadar sorun, bu kadar huzursuzluk olmamalı. Aslında her zaman aynı şeyleri yaptılar. Kandırmayı başardılar. Bir anda her şey neden bu kadar değişti?

O yüzden kendilerinde bir kusur da bulamıyorlar!

Bu toz duman içinde “bir kez daha iktidar olmak” hayaliyle ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.

Nerdeyse tüm medya elemanları, troller, militanlar, beslemeler, arpalıklara tüneyenler, ATM maaşlıları, korunan tarikat ve cemaatler direniyor…

Direnmek ne, tüm güçleriyle saldırıyorlar.

Ballı iktidar kaynaklarını teslim etmek istemiyorlar.

Olan-bitenler için aptalca gerekçelere sığınıyorlar. Olmazsa yokluktan, pahalılıktan yakınanlarla alay edebiliyorlar(!)

Sistem, model, örnek diye şaşkınlık belirtisi gösteren sözler ediyorlar.

Refom diye bozmayı, yenilik diye geriliği savunmaya çalışıyorlar.


Oysa, “Cumhurbaşkanlığı sistemi”  dedikleri, gerçekte “cumhurbaşkanı sistemsizliği”dir.

Türkiye’de AKP’nin el attığı tüm alanlarda sistemsizlik egemendir.

Gün içinde bile değişebilen, keyfi ve yanlış kararlar alınmaktadır.

Oysa sistem denilen kavram, ciddi ve birbirine kopmaz kurallarla bağlı, uygulandığı zaman sonuçları önceden görülen bir bütünlüğün adıdır.


Bakan Nebati’nin gözleri başarılı bir sistemden değil, “ne oldum” sevincinden ışıldıyor.

O yüzden sürekli gülüyor. Eminim ki, bir süre sonra asık suratıyla da tanıyacağız.

Damat da hep gülüyordu…

Anlaşılan bu da on milyarlara mal olacak. Yıkım büyüyecek…

+++++++++++++++++


sürü psikolojisi | Karikatür


HALK

Halk canına tak ettiği halde suskun, bekliyor.

Bireyler “bu ortamda ben nasıl sıyırırım” derdinde…

Çoğunluk “artık bunların bana bir faydası olmaz. Hatta zararı olur” kararına vardıysa iktidara eşyalarını toplamak düşer.

Ama bundan nasıl emin olunur ki?

Halk; vatan, millet, özgürlük, bağımsızlık, onur, ahlak, namus, insan hakları gibi çok da fazla dert edinmiyor.

Halk için önemli olan, iktidarın ekonomik yaşama yararı ya da zararıdır.

Halk yönetimden çoktandır büyük zarar görüyor.

Dünyada gelmiş ve gelecek tüm iktidarları deviren güç, yokluğun ve yoksulluğun gücüdür.

Sonunda o güç de sahneye çıktı.

Erdoğan iktidarının ömrü bitti.

Zaten demokratik kurallar içinde iktidarını 20 yıl sürdürmesi olası değildi.

Demokrasinin ve devletin tüm kurallarını çiğnemesi ve devlet kurumlarını baskı altına almasıyla bugünlere gelebildi.

İktidarını devam ettiremeyeceğini kendisi de biliyor.

Bundan sonra yüz milyarlarca dolar bulması ve onları halkın üzerine saçması düşünülemez.

Ancak, böyle bir kaynağa sahipse ve harcamayı göze alırsa belki yeniden seçilme şansı bulabilir!

Yeniden iktidar olmak, bu kadar büyük bir serveti bulmasına ve harcamasına değecek midir?

Kendisi bilir…

+++++++++++++++++++


Sürü Psikolojisi Nedir? | Sürü Psikolojisi Deneyleri - Yirmilerim


NEYSE HALİNİZ

Ama ben de bazı şeyleri biliyorum.

Özellikle yıldız falcıları yılbaşlarında yeni yılda olacakları öngörürler.

İleriyi öngörmek aslında bilimsel bir iştir.

Astrologlar bilimin alanına tebelleş olmuş, destursuz at oynatıyorlar.

Onlar, medyumlar, cinciler, büyücüler, din tacirleri aslında kadim dönemlerin egemenleridir.

Türkiye’de ise günümüzde itibar görüyor, halkı kandırıp sömürüyorlar. Sapkınlıklar çoğalıyor.

Kimi bilim(!) insanlarının, generallerin cahil imam bozuntularının peşinden koşmaları ne halde olduğumuzu göstermiyor mu?

Büyük bir toplumsal yaradır.

Halkın çoğunluğu safsata ile yoğrulan insanlardan oluşuyor. Kandırılmaya hazır bir kitle olarak beklemektedir.

Türkiye’de gerçek bir sistem değişikliği, bu çürümüş siyasal ve toplumsal yapıyı temelden değiştirecek bir atılımla yapılabilir.

++++++++++++++++++

Ben falcı da değilim.

Ama yakın gelecekte olacaklardan birkaçını tanesini öngörmek ve ne kadarının tutacağını sınamak istiyorum.


.1) Millet ittifakının cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu olacak.

Buna iki yıldır hazırlanıyor. Aşağı yukarı bir yıldır da açıkça kendini tarif ediyor. Bunu herkes bildiği halde, sürekli olarak büyük bir sorunmuş gibi dedikodusunun yapılması Millet ittifakında çatlak yaratma çabasıdır. Zavalılıktır. İktidar ve medyasının çukura düştüğünün kanıtıdır.


  • .2) Tayyip Erdoğan anayasaya göre yeniden aday olamıyor.

  • Açık bir hükümdür. Aday olabilmesi için erken seçim kararı alınması gerek. Anayasanın açık hükmünü kimsenin dikkate almaması ve her gün konunun tartışılması inanılır gibi değil!.. Bunu bilerek yapmak Erdoğan’a aday olması için ve YSK’ye de yapacakları anayasa ihlali için yol hazırlamak demektir. Meclis komisyonu tutanağı da açık madde hükmünü değiştirmez.

  • .3) Ekonomik durum daha da kötüye gidecek.

  • Bütçe her gün yeni açıklar verirken, hazinesi eksi 50 milyar dolar olan ve sürekli dışarıdan yüksek faizle para dilenen bir ülkede ekonominin bu kafayla düzelme olasılığı yoktur.

  • .4) Sonbaharda genel seçim olacak.

  • Zaman konusunda çok da emin değilim. 2023 ilkbaharı ya da normal zamanı düşünülebilir.

  • .5) Olağanüstü yönetim ilan edilebilir. İktidar o koşullarda kazanmanın avantajını kullanmak isteyecektir. Uygun zemin arayışı içindedir. Seçimi ertelemek de bir seçenektir.


  • .6) Seçim sonuna kadar iktidar tüm kazanma yollarını deneyecek.

  • Şimdi bu sürecin içindeyiz. Ortam çok fazla gerilecek, provokasyonlar artacak. AKP ve oluşturduğu militarist güçler karışıklık çıkarmak için yasa dışı yollara başvuracaktır. Zaten yapıyorlar.

  • .7) Millet ittifakının parlamenter sisteme dönme girişimi yarım kalacak.

  • (Umarım bu öngörü yanlış çıkar.) Millet ittifakının 360-400 arasında sandalye kazanması zor görünüyor. Sistemde küçük düzeltmeler olacak. Yararlı işler yapılacak. Ancak, ortak bir program uygulamasında görüş ayrılıkları yüzünden birkaç popülist alan dışında önemli bir başarı sağlanamayacak. Her parti ülke yerine kendi küçük çıkarlarının peşine düşecek. Eski zaaflar, hırslar ortaya çıkacak.

Yani, işimiz çok zor.

+++++++++++++++



SON SÖZ

Bir falcının tek öngörüsü doğru çıksa övgüye boğulur. Ünlü olur.

Benim de birkaç öngörümün sanki doğru çıkma olasılığı var.

İki öngörü arasındaki temel fark şudur:


Falcılar, büyücüler köreltilmiş, karartılmış, koşullandırılmış kafalara kurnazlıkla hükmederek egemenlik kurarlar.

Toplumu sömürürler, köleleştirirler.

Benimkiler ise akla, mantığa, bilime ve deneyime dayanır.

Bireysel değil, toplumsal bir yarar sağlamayı amaçlar.

Atatürk’ü doğru anladığımı söyleyebilirim.

Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir. “
++++++++++++++++

altanarisoy@gmail.com





Fotoğraf | Ilham verici sözler, Ilham verici alıntılar, Özlü sözler


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: