Modern İnsanın Basra-Hürmüz ovasındaki yaşamının gelişimi

Prof. Dr. İsmet GEDİK

Deniz seviyesi 130 m düştüğünde kıta sahanlığı kara olur.

Basra Körfezi’nin en derin yeri 90 m’dir. Bu nedenle, tamamen karasal alan haline geçmiştir.


Ancak Hürmüz Boğazı yakınlarında 20 metre derinliğinde bir göl kalır, çünkü yaklaşık 70 metre derinlikte, Dubai-Bender-E-Lengeh eşiği adı verilen bir deniz altı sırtı, 70 metreden daha derin suların boşalmasını engeller.


1.pngŞekil 19: Buzul çağında Basra Körfezi’nin coğrafik durumu


Basra-Hürmüz Ovası’na gelen modern insanlar, Hürmüz Boğazı’ndan Kuzey-Batı’ya, yani Basra yöresine kadar olan çok geniş bir bölgede yerleşmeye başlarlar. Yerleşme iki faklı yerde olacaktır.

Ya göldeki adalara yerleşilecek, ya ırmak kenarındaki düz ovaya yerleşilecektir. Bu farklı yerleşim yerleri daha sonraki yaşamlarında çok ayırt edici bir davranışa neden olacaktır.


Önce düz ovadaki yaşamı inceleyelim.

Ova çok geniştir, insanlar ise bu devasa ovanın sadece yüzde birlik bir kısmı olan ırmak kenarı şeridinden yararlanabilmektedir.

Çünkü henüz çanak-çömlek gibi su taşıyıcı gereçlerden yoksun insanlık su kaynağından 5-10 km’den daha uzak bölgelerde yaşayamamaktadır.

Nüfusları her yıl gittikçe aratan insanlara bu 10 kmlik ırmak kenarı şeridi artık yetmemektedir. Bu durum ovadaki insanları çok zor duruma sokar.

Ovanın her tarafı bol hayvan ve bitki dolu, ama onlar oralara gidip avlanamıyorlar, çünkü oralarda ihtiyaç duydukları su yok. Peki bu zorluk nasıl aşılabilir?

Doğada zor durumlar nasıl aşıla bilinmektedir?

Bu soruyu “synergetics” adlı bilim dalının kurucusu Hemann Haken (2000)’de kendisine sormuş ve “information & self-organisation” olarak adlandırdığı Dinamik Sistemler Fiziğinin temelini atmıştır.


2.pngŞekil 20: Lazer-ışığı oluşum mekanizması


Haken’in ilham kaynağını ise, o zamanlar yeni keşfedilmiş olan laser teknolojisi olmuştur.

Laser teknolojisi neye dayanır: atomların ve moleküllerin sıkışık duruma sokulduklarında, kendi aralarında birbirleriyle etkileşerek (haberleşerek) zor durumdan çıkış yolu bulmalarına!

Bir tüp içine belli moleküller hapsedilir. Tüpün uçları ayna ile kapatılır, Bir uçtaki tam yansıtıcı, diğer uçta yarı yansıtıcıdır.

Sonra moleküllerin duyarlı oldukları bir ışın dışarıdan tüpün içindeki moleküllere gönderilir. Işınları alan moleküllerin elektronları ışını aldıktan sonra tekrar çevreye yayarlar.

Çevreye yayılan ışınlar aynalardan geri yansır. Dışarıdan gelen radyasyonlar da devam ettiğinden, aynalardan yansıyan ışınların da bunlara eklenmesiyle tüpün içindeki moleküller çok bunaltıcı bir duruma girerler.

Bu zor durumdan kurtulmanın tek bir yolu vardır: Her molekülün elektronları, çevreye salacakları ışınları yarı-yansıtıcı ayna yönünde ve birbirleriyle aynı fazda ve frekansta olacak şekilde gönderirlerse, bu ışınlar üst-üste çakışacak duruma geçerler ve güçleri birbirine eklenirler ve yarı-geçirgen aynadan dışarı çıkabilirler. Ve laser ışığı oluşturan zorda kalmış moleküller de zor durumdan kurtulmanın yolunu bulurlar.

İnsanlar moleküllerden aptal değiller ya, onlar da bulmuşlardır: Birlikte işlem yaparak güçlükler aşılır = Synergetics- Dinamik Sistemler Fiziği.

Sıkışık durumdaki insanlar da sinerjetik = birlikte işlem yapma kuralını uygularlar ve ellerindeki çakmaktaşından yaptıkları balta-çekiçlerle, yumuşak ırmak çökellerinde kanallar açarak, ırmak suyunu ovanın her tarafına ulaştırırlar. (Atlantis Ovasının her tarafına su kanalları döşendiği Eflatun’un Atlantis hikayesinde de aynen yazılmıştır.)

Bu durum, Basra-Hürmüz-Ovası koşullarının orada yaşayan insanlara sağladığı en güzel olanaktır. Dünyanın başka yerlerinde bu kadar geniş ve kanallar açılarak her tarafına su ulaştırılabilen bir yer yoktur.

O zamana kadar birbirlerini rakip olarak gören insanların, zor-durumdan kurtulmak için karşılıklı iş-birliğine girmeleri, aralarında bir güven bağı oluşturur.

Bu yöntem sayesinde artık uygarlığın temeli olan şu duruma kavuşmuşlardır:

İnsanlar artık birbirlerini rakip olarak görmezler, tersine daha rahat bir hayat sistemine kavuşmak için ortak kabul ederler. Bu görüş şunları sağlar:

Geceleri korku ve endişe içinde değil, güvenli ortamda bulunmanın rahatlığı-huzuru içinde yaşamak

Güç ve kuvvetlerini birleştirip, bireysel olarak yapılamayacak işleri başarabilmek,

Karşılıklı iş-bölümüne giderek, farklı alanlarda uzmanlaşıp, üretimi ve hizmeti artırabilmek.

Yani Basra-Hürmüz Ovası düzlüklerinde yaşayan insanlar 30-40 bin yıl önceleri uygarlığın temeli olan karşılıklı iş-birliğine girerek sorunlarını çözmeyi keşfetmiş olmalılar, halbuki dünyanın diğer bölgelerinde yaşayanlar bu özelliğe 10 bin yıl önceleri ancak kavuşmuşlardır.

Devamı var.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: