.1. Bölüm- Asil-soyluluk, Irkçılığa yol açar ve asil soyluluğa dayanan Bozkır-Göçebe-yöneticileri istilacılığa başlarlar 

Prof. Dr. İsmet GEDİK

Asil soy diye bir şey yoktur, çünkü her insan farklı bir yetenekle donatılır. Her insan aynı olsaydı, binlerce farklı meslek nasıl yürütülürdü?


Hint-Avrupa veya İndo-German dil grubunun ortaya çıkışı ve eski kültürleri istila etmeleri


Avrasya bozkırı, Karadeniz’in kuzeyinden (Ukrayna’dan) başlar ve Kazakistan’ın doğusuna kadar uzanan çok geniş bir bölgeyi kapsayan devasa bir düzlüktür.


Kuzey bölgesinde bulunduğundan iklimi serttir, yağış azdır Bu nedenle çayır ve bodur bitkiler egemen bitki örtüsüdür. Bu tür bitki örtülü alanda da ona uygun hayvan topluluğu yaşar. Dolayısıyla insanların geçim kaynağı hayvancılık ağırlıklı olmuştur. Atlar bu bölgede yaşayan hayvanlar arasındadır ve yaklaşık 5500 yıl önceleri evcilleştirilmiştir.

Tunç devri başında at gibi hızlı koşucu ve yük taşıyıcı hayvanın evcilleştirilmesi, toplumlar arası ilişkileri çok hızlandırır. At gibi hızlı bir hayvanın evcilleştirilmesi tunç gibi çok sert ve dayanıklı maddenin yaşama girmesiyle birleştirilince, fetih ve yağmacılık kolaylaşmış olur.

Bu kolaylaştırma özellikle askerlerin yiyecek-giyecek-yatacak gibi çok gerekli ve karşılanması zor konularda muazzam olanak sağlamasıyla ilgilidir. Atın eti ve sütü yiyecek ihtiyacını, atın çektiği bir araba giyecek ve çadır gibi konaklama gereksinimini karşılamaktadır. Böyle olunca da at-kültürüne sahip olan toplumlar muazzam bir fark yaratırlar.

Mezopotamya, Anadolu gibi bölgelerde yaşayanlar genelde sürekli yerleşik bir toplum hayatı sürdürürken, Karadeniz kuzeyindeki ve Orta-Asya’daki steplere genelde göçebe hayatı daha yaygındır. Göçebe hayatında at en önemli unsurdur, çünkü yer değiştirmede çok kolaylık sağlar. Dolayısıyla kuzeyin steplerinde yaşayan toplumlar savaş tekniğinde daha avantajlıdırlar.

Tunç gibi sert ve dayanıklı maddenin keşfiyle zırh-mızrak gibi güçlü silahların ortaya çıkışı ve at gibi hızlı koşan ve ağır yük taşımaya uygun havanın evcilleştirilmesi dünyadaki dengeler hızla değişmeye başlar.

Yaklaşık 5 bin yıl öncelerine kadar Atlantis-Ovalıların kültürü Avrupa ve Batı Asya’da etkili ve egemen olmuştur. Ama 5300 yılından sonra bu bölgelerdeki dengeler değişmeye başlar.

Çünkü:

Önceki bir bölümde gösterildiği üzere, 5-6 bin yıl önceleri, Avrasya bölgesinde “iç-deniz” sistemlerinin kuruması nedeniyle kuraklık başlamıştır. Kuraklık nedeniyle yaşam sistemleri bozulan halk, yaşayacak yeni bölgelere göçmek isterler ve bunun için de iki önemli avantajları vardır.

Birincisi at gibi çok güçlü ve hızlı bir hayvanı evcilleştirmişlerdir, komşu ülkelerde ise At değil, sadece eşek ve sığır vardır. Bu durum onlara çok büyük bir avantaj sağlamaktadır.

Diğer önemli faktör, Sümerlerin devlet denilen ve tepedeki kutsal-asil soylu olduğuna inanılan kişilerce sahiplenilip-yönetilme sistemini hayata geçirmeleri olmuştur. Bu sistem, devlet yöneticilerinin çok zenginleşmelerinin yolunu açmış, zenginleşen yöneticiler parayla silahlı ordular oluşturarak, savaş güçlerini muazzam geliştirmişlerdir.

Sümerler asalete dayalı tepeden yönetilen ve sahiplenilen Devlet sistemini ortaya çıkarırlar. Bu sistem dünyanın parsellenip sahiplenmesi anlamına da gelir. Asil soyluluk liderleri megalomanyak yapar ve güçsüz çiftçilerin ülkelerinin yağmalanması ve sahiplenilmesi dönemi başlar.

Bu dönemin Hint-Avrupa dilli Yamnaya göçebelerinde başlaması, at gibi çok hızlı bir hayvanın bu bozkırlarda evcilleştirilip, asil soylu efendilerin hizmetkarı olduğuna inanan bölge halkını güçlü duruma getirmiştir. Ve ganimetçiliğe dayalı devlet oluşumları ve sürekli savaşan bir dünya hayatı bu şekilde başlatılmış olur.


1.pngŞekil 35: İndogerman dilli Yamnaya göçebelerinin Avrupa ve Asya’daki Atlantis kültürlü toplumları istila etmeleri.


 Birinci Örnek Tollense-ırmağı-savaşı:

Haritada Yamnaya-göçebelerinin Avrupa’ya göç güzergahında bulunan Tollense adlı bir yer gösterilmektedir. Bu noktada 1996 yılında tamamen şans eseri çok eski bir katliamı yansıtan aşağıdaki şekilde (A) ile gösterilen bir kemik bulunmuştur.


2.pngŞekil 36: Yamnaya Göçebeleri Atlı ve tunçtan silahlı askerlerle Avrupa’daki yerleşik çiftçilerin ülkelerini istila etmişlerdir.


 Bunun üzerine o nokta civarında kazılar yapılarak bu kemiğin çok büyük bir savaşın delili olduğu ortaya çıkmıştır.

1996 yılında Almanya’nın Mecklenburg eyaletindeki Tollense Deresi vadisinde üst-kol-kemiğine bir çakmaktaşı saplanmış haldeki bir kalıntı amatör bir arkeoloğun dikkatini çekmiştir.

 Sonra 2009 -2015 yılları arasında bölgede arkeolojik kazılar yapılmış ve 3-kmlik bir dere şeridi boyunca o yörede korkunç bir savaş (Tollense river battle) yaşandığı ortaya çıkarılmıştır.

 2013 yılında bölgede yapılan jeomagnetik araştırmalar savaşın gerçekleştiği alanda 120 m. uzunluğunda bir köprü bulunduğunu ve savaşın bu köprü çevresinde yoğunlaştığını göstermiştir.

Kemik ve dişlerde yapılan stronsiyum, karbon ve oksijen izotop analizleri insanların o bölgenin yerlisi mi yabancısı mı olduğunu gösterebilmektedir. Bu tip analizlerin sonucunda, savaşan taraflardan birinin yerel toplum olduğu, diğerinin ise çok uzaklardan gelmiş olduğu anlaşılmıştır.

Gene izotop analizleri uzaklardan gelmesi gereken savaşçıların “darı= millet” ile beslenmiş olduklarını göstermektedir. Bu “darı = millet” bitkisinin ise 8-10 bin yıl önceleri Çin gibi Doğu-Asya’da yetiştirilmeye başlandığı, 5 bin yıl öncelerine doğru Karadeniz kuzeyine kadar yayıldığı bilinmektedir.

Savaş alanında çok sayıda at iskeleti bulunmuştur. At yaklaşık 5 bin yıl önceleri Kazakistan’da evcilleştirilmiş ve ondan sonra da Yamnaya göçebelerinin kullandıkları en önemli binek hayvanı ve savaş yardımcısı olmuştur.

Tollense savaşı tam bir katliam savaşıdır çünkü bir tarafta sadece çiftçilikle geçinen ve ellerinde ziraat aletlerinden başka bir şey bulunmayan toplum mensupları vardır. Diğer tarafta örgütlü bir savaş ordusu vardır. Üstelik bu örgütlü ordu sadece silahlı erlerden değil, atlı-süvarilerden oluşmaktadır.

İşte Yamnaya-göçebeleri Avrupa’yı böyle istila etmeye başlamışlardır. İndo-german dili ve kültürü Avrupa toplumlarına böyle kabul ettirilmeye başlanmıştır.

Devamı var.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: