Bölüm-28- Kim uygar, Kim Barbar?

Prof. Dr. İsmet GEDİK

Tüm insanların ataları birer zenciydi. 50-100 bin yıl önceleri dünyaya yayıldılar ve değişen çevre faktörleri nedeniyle farklı renk ve görünüşlere dönüştüler.


Kendilerini uygar gören devletler atalarının ülkelerini sömürge yaparken, zencileri köle olarak alıp-satarken bu gerçeği hiç düşündüler mi?


Yamnaya kültürünün temsilcileri olan Hint-Avrupa dilli kavimlerin kendilerini “uygar” olarak, diğer toplukları ise “barbar” olarak tanımlayarak o bölgelerin ilk sakinlerini aşağılamaları, dünya insanlığı için ırkçılığın ne kadar zararlı olduğunun tarihsel bir belgesidir.


Yukarıdaki haritada günümüzün en gelişmiş devletleri olan Avrupalıların köklerinin Avrasya bozkırlarının 5 bin yıl önceki göçebe kabileleri oldukları görülmektedir. Onlardan önce Avrupa’da yaşayanlar ise, uygarlığı ilk başlatan aglütine-bitişimli dilli Atlantis-Ovası göçmenleridir.

Yamnaya-kültürünün oluştuğu bölgede 3 – 4 bin yıl önceleri büyük bir iklim değişikliği olmuş olmalı ki, buradan 4 bin yıl önceleri Hititler Anadolu’ya, 3 bin yıldan önceleri persler günümüz İran bölgesine, 3600lerde yunanlar Ege bölgesine inmişler ve yerel toplumları Tollense- katliamına benzer şekilde kırmışlardır.

Girit adasındaki Minos uygarlığının yok edilişi bu katliamın bir göstergesidir.

Avrupalıların kendilerini uygar, onlardan önce orada yaşayanları barbar olarak görmelerinin en belirgin delillerinden birini istila ettikleri halkın kültürünü yok varsayıp, kendi kültürlerini, kendi dillerini onlara empoze edip, eski kültürlerin yok olmasını yol açmalarıdır.

Girit’te (Minos uygarlığında) “Linear A” denilen bir alfabe kullanıldığı bilinmektedir. “Linear A” Kıbrıs ve Limni gibi diğer ege adalarında da kullanılmaktadır. Ancak bu alfabe, değişik bir dil-grubuna uygundur. Bu dilin aglütine bir dil olması gerektiği aşikardır.

((Minos uygarlığınn aglütine dilli olduğu ve Türkçe-Macarca dillerine çok benzediği Revesz 2016 tarafından bilgisayar destekli linguistik bir araştırmayla gösterilmiştir. Ayrıca Duhoux (1977-8, 2000) Linear A alfabesinin aglütine dilli olduğunu belirtmiştir.)

Günümüz bilim alemi indo-german dilli Avrupalıların egemenliği altında olduğundan, Kıbrıs, Girit, Limni gibi adalarda ortaya çıkan “Linear A” alfabeli belgelerin çözümüne pek ilgi göstermemişlerdir. Bu eski kültürlerin dillerinin aglütine olduğu gerçeği günümüz dünyasında bu şekilde hasır-altı edilmiş olmaktadır.

Tüm bu önyargılı yaklaşımlara rağmen 2017 yılında Peter Z. Revesz adlı bir bioinformatikçi- Computational Linguistics uzmanı, Linear-A dilini çözer. Şimdiye kadar, bu dilin hep Hint-Avrupa veya semitik dillerle akraba olabileceği düşünüldüğünden çözülememiş olduğunu fark eder. Farklı bir dil olan “Macarca” ile çözümü denendiğinde, çözüme ulaşıldığını görür.

Macarca Avrupa’da konuşulan aglütine bir dildir ve Türkçe gibi, Atlantis-uygarlığı kökenlidir. Yani Ege-bölgesinin ilk halkları, Anadolu üzerinden batıya göçen Atlantis-ovalı kavimlerdendir. Yunanlılar bu bölgeye çok sonraları gelerek yerli halkı sindirmişlerdir.

Yunan denilen kavim, MÖ 2000li yıllarda kuzeyden saldırarak ege bölgesine gelmişlerdir, bu durum genetik haplogrup analizleri sonucu kesinleşmiştir. Halbuki Anadolu ve tüm Akdeniz ülkeleri halkı, 10 bin yıl önceleri, Atlantis-ovasından göçerek o topraklara yerleşmişlerdir.

O toprakların ilk sakinleridiler, çünkü daha önceki zamanlarda bu ülkeler buzul devri nedeniyle çok tenha idiler ve sadece neanderthal insanları mağaralarda yaşıyordu. Ama Atlantis-ovalılar tarım-ve hayvancılığı keşfeden ilk uygar insanlar olarak Anadolu ve Avrupa’ya uygar yaşamı getirmişlerdir.

Durum böyle iken Heredot tarihi başta olmak üzere, tüm tarih kitaplarında Yunanlılar uygarlığı getiren toplum olarak, onlardan önce oralarda yaşayanlar “barbar” olarak tanıtıla gelmiştir.

Gerek Heredot gerek Strabon gibi yazarlar, hep “başka dil konuşan, barbar toplumlardan” söz etmişlerdir. Neden barbar oldukları konusunda ise hiçbir şey söylenmemiştir.

M.Ö. on üçüncü yüzyılın sonlarına doğru, uluslararası sistem yıkılmaya başlar. Orta Doğu’daki büyük imparatorluklar ile küçük devletler arasındaki temaslar özellikle ticareti çok geliştirir. Ancak sistem, elit kesimi çok zengin ve fakirleri daha da fakir yapan bir sistemdir.

Bu nedenle giderek artan sayıda insan borçlarından kaçmak için şehirleri terk etmeye başlar ve habiru gibi haydut gruplar oluştururlar.


Adsız.pngŞekil 39: Tunç-Devri-Çöküşü = Deniz halkları istilası (Çarpı işaretli kentler yıkılan-zarar görenlerdir)


Kuraklık gibi faktörlerin de hayatı zorlaştırması bu sosyal gerginliğe eklenince haydutluk ve soygunlar çığ gibi artar ve MÖ 1200lerde Anadolu’daki Hititler, Ege-Bölgesindeki Minos’lar gibi birçok uygarlığın yıkılmasına neden olur. Yıkımlar Mısır’a kadar çok etkili olur ve doğudaki Asurlar, Babiller ve Elamlar en az zararla kurtulurlar.

Bu sosyal felaket “Deniz halkları istilası” ve “Tunç-devri-çöküşü” olarak tarihe geçer. MÖ 1210larda başlayan bu olaylar, MÖ 1140lara kadar sürer.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: