Bölüm-30- Basra-Hürmüz Ovasında Uygar yaşama geçildiğinin bilinmemesi nelere yol açtı?

Prof. Dr. ismet GEDİK

Şimdi sizlere tarihsel geçmişimiz hakkında yanlış bilgilere sahip olmanın oluşturduğu üzücü durumumuzu göstermek istiyorum.


Bizlere Malazgirt savaşıyla Anadolu’ya geldiğimiz öğretilir.

Malazgirt savaşından önce Anadolu’da kimler yaşıyordu? Bizanslar.

Bizanslılar kimdi? Roma imparatorluğunun doğudaki uzantısıydılar.


Bizanslılardan önce Anadolu’da kimler egemendi? Yunanlılar.


Yunanlılardan önce Anadolu’da kimler egemendi?

İşte bizim tarih bilgimiz burada sona erer, çünkü biz arkeolojik kazıları kendimiz yapmayız-yapamayız ve batılı devletlerin görüşlerine göre yaşarız.


Batı aleminin önemli kişiliklerinden Friedrich Engels’in “Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni” adlı kitabının 30-35 sayfaları arasında dünyada uygarlığı kimin başlattığı hakkında neler yazılmış.

Barbarlığın yukarı aşamasının doruğu, kendini bize Homeros’un şiirinde, özellikle İlyada’da gösteriyor.

Gelişmiş demir aletler, körük, kol-değirmeni, çömlekçi tornası, zeytinyağı ve şarap yapımı; madenlerin ustalıklı bir biçimde işlenmesi, yük ve savaş arabaları, kalas ve tahtalarla gemi yapımı, sanat olarak mimarlığın başlangıcı, kuleli ve mazgallı duvarlarla çevrilmiş kentler, Homeros’un destanı ve bütün mitoloji – işte Yunanlıların barbarlıktan uygarlığa geçirdikleri belli-başlı miras budur.

Morgan’ın düzenlediği sınıflamayı aşağıdaki gibi genelleştirebiliriz:

 Yabanıllık: Doğa ürünlerinden, onları hiç değiştirmeden yararlanmanın ağır bastığı dönem. İnsan eliyle yapılan üretim, her şeyden önce bu ya­rarlanmayı kolaylaştıran aletlerin üretimidir.

Barbarlık: Hayvan yetiş­tirme, tarım ve insanın faaliyeti sayesinde doğal ürünlerin üretimini artırmayı sağlayan yöntemlerin öğrenilmesi dönemi.

Uygarlık : İnsanın doğal ürünleri hammadde olarak kullanmayı öğrendiği dö­nem; asıl anlamda sanayi ve ustalık dönemi.”


Adsız.png

Şekil 41: Devlet denilen sistemde sahiplik ve yönetim hakkı tepedekilerde olduğundan, halkın değeri yoktur.


Sunulan belgede uygarlığı başlatanların çobanlıkla geçinen ariyen ve semitik kavimler olduğu yazılıdır. Bu tipik bir ırkçı yaklaşımdır. Anadolu ve diğer bölgelerde yaşayan aglütine dilli toplumlar yok sayılmış ve barbar olarak görülmüştür.

Görüldüğü üzere asırlardır okullarda bizler çok yanlış bir insanlık tarihi çizilmiş. Yunanlılardan önce Anadolu’da başka bir dil konuşan kavimler yaşadığı Homeros ve Strabon tarafından itiraf ediliyor. O başka dil şimdiye dek hiç araştırılmamış. Neden? Çünkü indogerman dil grubuyla taban-tabana zıt: Biri bitişimli-aglütine, diğeri parçalanmalı:  Kurtardıklarımızdansın = you’re one of those we saved.

Günümüzde bilimsel araştırmalar Batı-Alemi öncülüğünde ve onların bakış açılarına göre yürütülmektedir. Batı alemi deyince de akla Avrupa-kültürülü toplumlar gelir. Avrupa-kültürlü toplumlar yaklaşık 5 bin yıl önceleri dünya sahnesine çıkarlar ve ondan sonra da hızla yayılarak tüm dünyaya hakim olurlar.

Burada “hakim olma” tam manasıyla bir sömürme sistemi anlamındadır. Avrupalı deyince “Hint-Avrupa-dil” grubu olarak tanımlanan dil ve kültür sahibi toplumlar akla gelir. Bunlar 5-6 bin yıl önceleri Karadeniz’in kuzeyindeki bozkırlarda yaşayan kavimlerce oluşturulmuştur.

Atların tam bu bölgede 5.500 yıl önceleri evcilleştirilmeleriyle o bölge halkları muazzam bir savaş tekniği üstünlüğü elde edince, bu üstünlüklerini dünyayı istila etmeye başlayarak sömürgecilik sistemini başlatmışlardır. Sömürü düzeni bozulmasın diye, Atlantis denilen ve çok daha eskiye dayanan bir uygarlık gelişiminin duyulup-yaygınlaşmasını istemezler.

Çünkü, Avrupalılar kendilerini “uygar”, diğer tüm toplumları “barbar” olarak tanımlayıp- dünyaya öyle tanıtmışlardır. 

Görüldüğü üzere herşey bir çıkar savaşıdır. Atlantis denilen ve 12 bin yıl önceleri Anadolu üzerinden başlayarak tüm dünyaya yayılan ilk uygar davranış kültürünün ortaya çıkması hiçbir batılı sömürücü ülke tarafından desteklenmez.

Halbuki Atlantis kültürü 12 bin yıl öncelerine kadar uzanan bir geçmişe dayanır ve dünyadaki ilk uygar toplumsal davranış sisteminin çekirdeğini oluşturur. Avrupalılar ise 5 bin yıldan beri dünyada söz sahibidirler ve sömürücülüğe dayalıdırlar.

Bu nedenle Avrupalılar Atlantis gibi ilk uygarlığın beşiği olan bir sistem görüşünün duyulup-yaygınlaştırılmasını istemezler, çünkü o zaman kendilerinin aryan ırkı, ilk uygar toplum olma iddiaları havada kalır.

Dünyamızda sömürgecilik egemendir. Çünkü devletler tepedeki bir zümre tarafından yönetilmektedirler. Tepeden yönetimde halk toplumun sahibi değil, tepedekinin kuludur. Kim tepeye geçerse her şey onun malı onun kuludur.

Bu da kutsallık kavramı etkisidir. «Efendilerce yönetilen» sistemde, yerel halkın hiçbir etki-ve katkısı yoktur. Onlar paralı asker olarak tepedeki efendiler için savaşan zavallılardır.

Sonra Roma imparatorluğu Anadolu’yu istila eder ve Osmanlı devletinin İstanbul’u ele geçirmesine kadar etkili olurlar.


Devamı var.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: