TARİHSEL GERÇEKLER VE ULUSLARARASI HUKUK IŞIĞINDA ERMENİ SOYKIRIMI İDDİASI (dizi yazı 9)

Şükrü M. Elekdağ

-► Rus ordusunun karşısında bulunan Osmanlı 3. Ordusu’nun 26 Eylül 1914’te mevcudu 168.608 askerdi. Motorlu vasıta olmadığından ordunun taşıma-ulaşım gücü 53.704 hayvandan oluşuyordu.


1914 sonunda Rus kuvvetlerine karşı yapılan Sarıkamış harekatı ağır bir yenilgiyle sonuçlandı ve 3. Ordu ölü, yaralı ve esir olarak 57.000 zayiat verdi.


Rus ordusunun 1915 Nisan’ında Van ve Malazgirt saldırılarından sonra tekrar Mayıs’ta saldırıya geçmesi 3. Ordu’yu etkisiz hale getirdi. Bu savaşlardaki kayıplar da Sarıkamış’la eşit düzeydeydi. Verilen zayiat sonucunda 3. Ordu’nun mevcudu 59.000 kişiye indi.


Hayvan mevcudu da 15. 800 civarındaydı. 1915 Mayıs’ına gelindiğinde, 3. Ordu piyade tümenlerinin 9.000 olması gereken mevcudu 2.000’e inmiş; cephedeki erzak ve cephane stokları da kritik düzeylere düşmüştü.

-► Merkezi Erzurum’da bulunan 3. Ordu Menzil Müfettişliği, çarpışan orduya erzak, cephane ve diğer ikmal malzemelerini iletmekle görevliydi. Müfettişliğin sorumluluğu, ordu destek birliklerini, cephane depolarını, trenle nakliyatı, ekmek fırınlarını, tamir atölyelerini, sahra hastanelerini, yaralı nakliyatını, ilaç ve sağlık malzemeleri depolarını ve işçi taburlarını da kapsıyordu.

Cephenin ön hatlarındaki Osmanlı birliklerinin en yakın tren istasyonuna mesafesi 800 kilometreydi. 3. Ordu Menzil müfettişliğinin sorumluluğu batıya ve güneye doğru 800 kilometre uzanan bir alandaki ulaşım ve iletişim hatları ile menzil nokta komutanlıkları, erzak ve cephane dağıtım merkezleri ve tesislerinden oluşan lojistik-ikmal şebekesini kapsıyordu.

Motorlu vasıtası olmayan Müfettişlik, şoselerle çoğunluğu adi yollardan at arabaları ve kağnılarla nakliyat yaparak ordunun ihtiyaçlarının karşılanması için çaba gösteriyordu.

-► 3. Ordu Menzil Müfettişliği’nin bu işleri yapması için emrinde 10 bin kişi vardı. Ulaşım ve iletişim sistemi ile Lojistik-ikmal şebekesini koruyacak ayrı bir muharip kuvvete sahip değildi. Müfettişliğe korunması amacıyla sadece 1232 tüfek ve 82 kasa cephane verilebilmişti.

Suriye ve Filistin’de çarpışan ve Menzil Müfettişliği Şam’da bulunan 4. Osmanlı Ordusu’nun lojistik ikmal hatları da 3. Ordu Menzil Müfettişliği sorumluluk alanından geçiyordu.

Bu nedenle 3. Ordu’nun geri bölgelerinde Ermeni isyanı nedeniyle karşılaşılan sorunlar, 4. Ordu’nun lojistik ve güvenliğini doğrudan etkiliyordu. Anılan sorunlar Mezopotamya’da konuşlanmış bulunan 6. Osmanlı Ordusu’nu da dolaylı olarak etkiliyordu.

1915’te her üç ordu da düşmanla temas halindeydi. 4. Ordu’nun 1915 yılı Şubat’ı sonunda İngilizlere karşı giriştiği Kanal harekatı da Sarıkamış gibi yenilgiyle sonuçlanmıştı.

-► 3. Ordu’nun lojistik desteği, kuzeyde Sıvas-Erzincan-Erzurum koridorundan, güneyde ise Diyarbakır-Bitlis-Van koridorundan sağlanıyordu.

Ermeni isyanlarının başlamasıyla birlikte Rusya tarafından silahlandırıldığından ve yönlendirildiğinden kuşku bulunmayan Doğu Anadolu Ermenileri Daşnak ve Hınçak partileri liderliğinde, Rus ordusunun istila planlarının gerçeklemesine yardımcı olacak biçimde, koruma altında olmayan söz konusu lojistik destek koridorlarını kapatmaya, telgraf hatlarını kesmeye, yol ve köprüleri sabote etmeye ve bu koridorlar üzerlerindeki köy ve kasabalara saldırıp katliamlarda bulunmaya başladılar.

Nisan ortalarında Van’ı ele geçirmeleri, hemen arkasından 22 Nisan’da Sıvas’ta bir isyan başlatmaları bu amaca yönelikti. Osmanlı ordusunun Ermeni isyanına karşı önceden düzenlenmiş bir planı olmadığı için, geri bölgeleri koruma planı da yoktu. Bir stratejik ihtiyat gücü de oluşturulmamıştı.

Bu nedenle Ermeni isyanı patlak verince 3. Ordu’nun şahdamarı olan geri bölgeler ve lojistik yollar 19 korunamadı. 3. Ordu’nun, cephede düşmanla temas halindeki birliklerinden geri bölgeleri ve lojistik destek koridorlarını korumak için yeterli kuvvet ayırması mümkün değildi.

Esasen, Osmanlı ordusunun Van isyanını bastıramaması da bu nedenden ileri geliyordu

-► Nisan ayının sonuna doğru, Osmanlı Genel kurmayı ve 3. ve 4. ordu kurmayları, Ermenilerin yerel isyanlarının ve saldırılarının bölgede kitlev­ bir isyana dönüşeceği kanısına vardılar. Böyle bir isyan devletin savaş gücüne karşı ağır bir tehdit oluşturacaktı.

En önemlisi de, savaş koşulları nedeniyle, Osmanlı devletinin elindeki kuvvetler büyük çapta bir isyan hareketi ile baş edebilecek boyutta değildi.

-►Mayıs sonlarına gelindiğinde, esasen vermiş olduğu zayiatlar sonucunda etkinliğinden çok şey kaybetmiş olan 3. Ordu’nun lojistik ikmal durumu da son derece yetersiz bir hale düşmüştü.

Bu durumda lojistik destek zincirindeki bir kesinti 3. Ordunun savunma gücünü tamamen yitirmesine yol açacaktı. Bu tarihlerde, Ermeni çetelerinin kuzey lojistik ikmal koridorunu tamamen kesme gücünde oldukları ortaya çıktı.

Ayrıca, güney koridoru da silahlı isyan nedeniyle tehdit altındaydı. Bu dönemde, Akdeniz’deki İngiliz ve Fransız donanmaları tarafından, Ermeni çetecilerin de desteğiyle İskenderun Dörtyol bölgesine amfibik bir çıkartma yapılmasının beklenmesi nedeniyle 4. Ordu’nun da iletişim ve lojistik hatları tehdit altında bulunuyordu.

– ► Sonuç olarak belgeler, Doğu Anadolu’da Osmanlı ulaşım ve lojistik ikmal hatlarının tamamen korumasız ve tehdit altında olduğunu ve Çarlık Rusya’sı tarafından desteklenen ve yöneltilen Ermeni güçlerinin bu hatları her an kesme ve imha etme kapasitesinde olduğunu ortaya koyuyor.

Bu durumda lojistiğin kısa bir süre için olsa dahi kesilmesi, cephedeki savaş halindeki 3. Osmanlı Ordusu için gayet endişe verici bir durum yaratırdı. Bu nedenle, Osmanlı devleti açısından tehcire başvurmak zorunlu bir hale gelmiştir.

“Tehcir kararı askeri bir soruna bulunan askeri bir çözüm olmuştur. Tehcir kararının alınmasına belki siyasi ve ideolojik faktörler de katkıda bulunmuş olabilir, ancak bunlar , Ermenilerin büyük bir askeri tehdit oluşturduğu gerçeğini değiştirmez.”

 Erickson’un ATASE belgelerini de incelemek suretiyle yazdığı bu makalenin bulguları, “savaş şartlarının tehcire başvurulmasını asla gerektirmediğini ve gerçekte tehcirin Ermenilerin yok edilmesi için İttihatçılar tarafından suni olarak yaratılan ve yararlanılan bir bahane olduğu” iddiasını kökten çürütücü bir ağırlık taşıyor.


Sürecek


Yazı gönderi. Tınaz TİTİZ


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: