+GERÇEK- Kapısı olmayan apartmanın içi karanlık ve tozlu. Sobada yakmak için merdiven boşluğuna konulmuş biraz odun, birkaç kağıt parçasını geçerek Roman kadın Nuran’ın evine giriyorum. Bir cenaze evinde pişi yapmak için bir araya gelmiş beş kadın. Kadıköy Fikirtepe’deki evin girişinde oturan Sevgi, Kibar, Banu, Seda, Burcu.


Sobanın yandığı, çocuk sevinçleri eşliğinde ve şenlik havasında geçen sohbetimizde, “Sevincimiz de bir, kederimiz de bir, kavgamız da bir, biz bir aileyiz” diyor Roman kadınlar.


Yoksulluğu yazılı olmayan bir kanun gibi devralan Roman kadınlar, maddi imkânsızlık nedeniyle okuyamadıklarını söylüyor.“Hep derine doğru yuvarlanıyoruz” diyor 52 yaşındaki iki çocuk annesi Nuran Kocabıyık.

Sakarya’da çatının bir bölümü yıkık, ahşap bir evde dünyaya geldiğini, 12 yaşında kâğıt toplayarak çalışmaya başladığını anlatıyor. Ailesi okutmak istese de yoksulluktan okutamadığını ve çok genç yaşta âşık olup evlenerek İstanbul Fikirtepe’ye geldiğini aktarıyor.



NURAN KOCABIYIK: HEP DERİNE DOĞRU YUVARLANIYORUZ

Kocabıyık, “Yaşantım nasıldı biliyor musun? Küçücük mağara gibi tahtalı bir evde doğdum. Ne camı var ne kapısı var. Ne tuvaleti var. Çocuğum farelerin içindeydi ister inan ister inanma fareleri çocuklarımın kafalarında öldürdüm. 2 tane çocuğum vardı. Hani öyle bir yaşantımız vardı.

Çocuğumun kalbi delikti hastanelerde ömür harcadım. Kızım dilenmeye giderdi. Kuran nimet çarpsın ki dilenmeye giderdi öyle geçim sağlardık. Hiç okumadım. Okutmadı büyüklerimiz” diyor. 

30 yıldır Fikirtepe’de yaşayan Kocabıyık, kentsel dönüşüm adı altında yapılanlar nedeniyle de “Kocaman bir aileyiz” dediği komşularından, dostlarından ayırılmak zorunda bırakıldığını söylüyor.


KİBAR VE BANU: ASKIDA EKMEĞİ BİLE BİZE LAYIK GÖRMEYEN İNSANLAR VAR

Eşleri cezaevinde olan iki çocuk annesi 27 yaşındaki Kibar ve 4 çocuk annesi 35 yaşındaki Banu, evlere ya da iş yerlerine temizliğe giderek hayatlarını kazanmaya çalıştıklarını söylüyor.

Kadıköy Belediyesi’nden çok cüzi destek aldıklarını belirtseler de hemen yanlarında bulunan ayçiçek yağını göstererek, ne temizlikten kazandıkları ücretin ne de belediyenin sağladığı desteğin yeterli olmadığını vurguluyor iki kadın.

Çocuklarının okulu bir hayli uzakta olduğu için okul servisine verdiklerini ancak aylardır servis ücreti ödeyemediklerini belirten Kibar ve Banu, yüksek gelen faturaları ödeyemediklerini elektrik ve su sayaçlarının yakın zamanda kapatılabileceğini aktarıyor.

Bazen ekmek alacak paraları olmadığı zaman fırınlara giderek askıda ekmek istediklerini ancak Roman olmalarından kaynaklı kendilerine ekmek verilmediğini belirtiyorlar.

Bir kadının anlatıp diğer kadınların kafalarını sallayarak onayladığı sohbetimizde, evlere temizliğe gittiklerini saatlerce temizlik yapmalarına rağmen 150 TL ödendiğini belirterek, “4 tane çocuğun neyini doyuracaksın.

Bir yağ olmuş 150 lira. E çocuklar ‘ekmek’ dediği zaman Kuran hakkı ister inan ister inanma fırınlara askıda ekmek almaya gidiyoruz. Sen gidiyorsun sana veriyorlar bizi böyle görüyorlar ya ‘Ekmek bitti’ diyorlar. Ekmeği bile bize layık görmeyen insanlar var” diye ekliyorlar. 

Banu, ayrıca Roman çocukların okulda “ezildiğini” söylüyor. Bir öğretmenin “Çingene çocuklara sınıfıma doldurdunuz” diyerek müdüre çocukları hakkında şikâyette bulunduğunu ifade eden Banu, “Biz sadece mahallemizde dışlanıyoruz.

Ama çocuklarımız okulda çok görüyor. Oğlum şu an 3’üncü sınıfa gidiyor. Bizim çocuklarımızı istemediler ve bizim müdürümüz ‘yapacak bir şey yok’ dedi. Resmen ‘çingeneler’ deyip istemediler. Öğretmen bile dışlıyor yani. Sen bu görevi seçtiysen mecbursun.

Sen benim çocuğumu okutmak zorundasın. Roman çocukları okulda ezilmesin” diye ekliyor.



‘ONLARA BENZERSEN BİR ŞEY YOK’

Banu, “Sadece mahallemizde dışlanıyoruz”a iş yerinde ya da herhangi bir kamusal alanda Roman olduklarını sakladıkları için dışlanmadıkları yönünde bir açıklık getiriyor. “Bir yere gittiğimiz zaman nasıl giyildiğini, nasıl konuşulması gerektiğini nasıl davranacağımızı biliyoruz.

Onlara benzersen bir şey yok. Hani yanlış anlamayın. Biz zaten yeri geldiğinde konuşuyoruz. Ama herkesin bir yöresi vardır. Laz Lazca konuşur, Kürt Kürtçe konuşur, e biz de Romanız Romanca konuşabiliyoruz. Ama bu insanlara Roman olmak anormal geliyor. Bize gelince ‘çingeneler’.

Aslında en vicdanlı olanlar da Romanlardır.  Senin yardıma bir ihtiyacın olduğunda mahallece koşar gelirler. Biz normaliz dışardan bakan göz anormal. Mesela Fikirtepe. Buradan geçtiklerinde diyorlar ki mesela ‘ay bu mahalleye baksana çingene mahallesi.” 
Kadınlar, yoksulluklarının bu denli karanlık olmasının nedenini Roman olmalarından kaynaklandığını ifade ediyor. Karanlık bir yoksulluk çünkü mahalledeki çoğu genç işsiz.

Gençlerin çoğu günlük işlerde çalışıyor. Bir kısmı da hemen yanları başında inşa edilen kulelerde güvenlik görevlisi olarak çalışmaya başlamış. Evler yıkık, dökük. 


BURCU: NE YAPACAĞIMI BİLEMİYORUM

Şiddetli bir fırtınadan dolayı evinin salon duvarının yıkıldığını söylüyor iki çocuk annesi Burcu. İki oğlunun sağlık sorunları yaşadığını, eşinin işsiz olduğunu vurgulayan Burcu, 481 lira gelen su faturasını gösteriyor.

Evinin duvarlarının yıkılmasının yanında banyonun çatısının yıkık, tuvalet sıvasının dökük olduğunu dile getiren Burcu, yoksulluk duvarıyla çevrelenmiş hayatıyla ilgili şunları ekliyor:

“Evde şofben yok. Suyu sobanın üzerinde ısıtarak çocukları yıkıyorum. Annem ve babam yok. Evde kentsel dönüşüme girecek. Ev bulamadım. Ev bulsam da ödeyemeceğim biliyorum. Bilmiyorum ne yapacağım.

700 lira kira veriyorum. 2 çocuğum serviste. Okulu biraz uzak kalıyor. 350 lira servis ücreti. Büyük oğlumda kaburga fazlalığı var küçük oğlum da kalbinden rahatsız.

Belediyeye gittim. Sadece Kadıköy Belediyesi’nden kart alıyorum. Başka hiçbir gelirim yok. 350 lira. Yetmiyor. Bir yağ olmuş 150 lira. Elektrik faturası 481 lira geldi. Ödeyemedim. Kesecekler zaten suyumu elektriğimi. Bir ablam bile yok.”



SEVGİ: BİZE ‘ÇIKACAKSINIZ’ DİYORLAR, ‘FİLM’ DERSİN AMA GERÇEK

Sevgi’de diğer kadınlar gibi aşk evliliği yaptığını ve iki çocuğu olduğunu aktarıyor. Fikirtepe’de çoğu aile gibi 700-750 lira ev kirası ödediğini ancak gıdaya gelen zamlar, yüksek faturalar kendileri gibi günlük çalışan insanları daha da fazla etkilediğini belirtiyor.

Yıllardır yaşadığı mahalleyi terk etmek istemediklerini ifade eden Seda, “’Çıkacaksınız’ diyorlar. Bize para verip ev tutun diyerekten kimse söylemez. Varsa paramız ev tutacağız. Paramız yoksa çoluğumuz çocuğumuzla sokaktayız. Ne ev sahibimiz yardım ediyor ne şey yardım ediyor.

Şöyle söyleyeyim sana. Şu an anlattıkları gerçek. Biz romanlar buyuz işte. Yani film dersin ama gerçek yani” diyor. 


SEDA: BURADAN BAŞKA BİR YERE GİTMEK İSTEMİYORUM

“Tayyip Erdoğan böyle evi olmayanları ev sahibi yapsa da bütün romanları bir araya toplasa. Nasıl Roman açılımı yaptı. Benim evimi yıktı benim evimin yerine ev yaptı ben oraya kira ödesem.

Ama gene bu mahallede kalsam. Buradan başka bir yere gitmek istemiyorum. Ama kuraymış kura bize çıkmaz çünkü biz şanssızız. Ben 5 kere yazıldım 5 kerede çıkmadı.

Torpil mi var nedir. İstiyoruz ki Tayyip Erdoğan’a sesimiz gitsin.  Başka türlü ev sahibi olamayız zaten” diye bir temennide bulunuyor Seda.



‘PANDEMİ DÖNEMİNDE AÇLIKTAN ÖLÜYORDUK VALLA’

Babasının okuması için çok çaba harcadığını ancak eşine çok âşık olduğunu ifade ediyor Seda. “Babama, ‘vermezsen kaçacağım’ dedim. Ama keşke erken yaşta evlenmeseydim ama mutlu muyum eşimden yana çok mutluyum.

Allah bin kere razı olsun. Çalışıyor benim eşim.  Romanlar kaynanalarından çok çekiyor. Kaynanamla 4 sene bir arada kaldım. Kalmaz olaydım. Asker yolu bekledim 2 buçuk aylık oğlum vardı. Aç kaldım, susuz kaldım. Valla kaldım. Kaymakamlıktan yardım aldım.

Pandemi sürecinde açlıktan ölüyorduk valla. Eşimi işten çıkardılar. Ben temizliklere gittim. Sonra kapanma geldi. Kaymakamlıkları aradım bize yardım yoktu. Her yeri aradık hiçbir şey yoktu bize. Ama zenginlerin hesaplarına çatır çatır pandemi parası yattı.


Roman kadınlar anlatıyor: Bize bakan gözler anormal


‘SEÇİM ZAMANI BİZE GÜL GETİRİYORLAR, GÜLÜ NE YAPALIM, BİZ ZATEN ÇİÇEKÇİYİZ’

Zenginlere çatır çatır para yattı biz garipler avucumuzu yaladık. Hiç alamadık. Şimdi buradan Tayyip’e de sesleniyorum. Romanlar gene dışlanıyor gene dışlanıyor. Ama Tayyip bizleri de düşüsün. Düşünmüyor işte.

Roman olmak suç mu? Herkese kucak açıyorlar ama Romanlara hiçbir şey yapmıyorlar. Seçim zamanı oldu mu kadınlar alıyor ellerine kâğıdı. Bize gül getiriyorlar.

Biz gülü ne yapalım. Biz zaten çiçekçiyiz, çiçek satıyoruz. Bize ekmek lazım, para lazım. Gül karın mı doyuruyor. Gül reçelini bile yapsan çocuklar yemez bu şekilde. Bizim istediğimiz Romanlara her seçenek olsun.”

Roman kadınlar son olarak, evlerinin yanı başına yapılan plazalarda oturanların mahalleliyi sık sık mahallede düğün yaptıkları için “Gürültü oluyor” gerekçesiyle şikayet ettiklerini vurguluyor.




https://artigercek.com/haberler/roman-kadinlar-anlatiyor-bize-bakan-gozler-anormal