TARİHSEL GERÇEKLER VE ULUSLARARASI HUKUK IŞIĞINDA ERMENİ SOYKIRIMI İDDİASI (dizi yazı 12)

Şükrü M. Elekdağ

Teşkilat-ı Mahsusa Teşkilat-ı Mahsusa, İttihat ve Terakki Cemiyeti bünyesinde Enver Paşa’ya bağlı olarak kurulan gizli bir teşkilattır.


Kuruluş amacı, İttihat ve Terakki’nin Türkçü ve İslamcı görüşleri doğrultusunda özellikle yurt dışında karşı-istihbarat ve propaganda faaliyetlerinde bulunmak, örgütlenmeler oluşturmak ve operasyonlar yapmaktır.


1911’de faaliyete geçen örgüt, Ağustos 1914’te Harbiye nezaretine bağlı resmi bir örgüte dönüştürülmüş, bilahare 1918 Ekimi’nde İttihat ve Terakki Hükümeti’nin iktidardan ayrılmasıyla birlikte tasfiye edilmiştir.


Örgüt arşivlerinin İttihat ve Terakki liderlerinin yurt dışına gitmeleri sırasında imha edilmiş olduğu şayiası yaygındır.

 Örgütün Trablusgarp’da İtalyanlar’a, Batı Trakya’da Bulgar ve Yunanlılara, Mısır ve Irak’ta İngilizlere karşı direniş ve operasyonları hakkında bilgiler varsa da, elde bir Teşkilat-ı Mahsusa arşivi olmaması nedeniyle I. Dünya Savaşı sırasındaki etkinlikleri hala bir sır perdesi arkasında saklıdır.

Ermeni tezlerini savunan tarihçiler bu durumdan yararlanarak hiçbir sağlıklı arşiv belgesine dayanmadan “Ermeni kırımının” İttihatçıların emrindeki Teşkilat-ı Mahsusa tarafından yapıldığını iddia ederler.

Örneğin Dadrian, İttihat ve Terakki’nin Merkez Komitesi tarafından yönetilen Teşkilat-ı Mahsusa’nın vurucu gücünün İmparatorluk topraklarındaki değişik cezaevlerindeki katiller ve idam mahk­mları arasından seçilerek oluşturulduğunu, bu canilerin silahlı eğitime tabi tutulduktan sonra çeteler halinde gruplaştırılarak doğudaki eylem alanlarına Ermeni tehcir kafilelerini yok etmek amacıyla gönderildiklerini iddia eder.

Buna kanıt olarak da Mütareke dönemindeki Divan-ı Harp iddianamelerinde yer alan suçlamalarla duruşmalar sırasında dinlenen tanıkların ifadelerini ve bazı Türk yetkililerin açıklamalarını gösterir.

(Dadrian,Vahakn, The Role of the Special Organization in the Armenian Genocide During the First World War, in Minorities in Wartime, ed. Panikos Panayi, s. 56.) Teşkilat-ı Mahsusa’ya ilişkin tek köklü akademik çalışma, ABD’li bir bilim adamı olan Dr. Philip Stoddard tarafından yapılmıştır.

Dr. Stoddard, örgütün I. Dünya Savaşı sırasında üstün kabiliyette subaylar tarafından yönetilen bir “özel kuvvetler birliği gibi görev yaptığını ve esas itibarıyla Arap ayrılıkçı hareketine ve Osmanlı topraklarını işgal eden Batılı güçlere karşı mücadele verdiğini belirtmektedir. Stoddart’a göre, Teşkilat-ı Mahsusa tehcir uygulamasına ve Ermenilerle mücadeleye karışmamıştır.

 (Stoddart,Philip, The Otoman Government and the Arabs, 1911 to 1918: A Preliminary Study of the Teşkilat-ı Mahsusa, 1963) 2001 yılında Stoddart’la görüşen ve muhatabının hala aynı görüşleri savunduğunu saptayan Profesör Guenter Lewy de yukarda zikrettiğimiz eserinde, Dadrian’ın iddialarını iki nedenle kabul edilemez bulmaktadır.

 Bunlardan birincisi, Lewy’e göre Mütareke dönemi mahkeme iddianameleri ile tanık ifadelerinin içerdiği suçlamaların kanıt olarak kabul edilemeyeceğidir. Zira, bunların gerçeklikleri hiçbir şekilde doğrulanmamış olduğu gibi, Divan-ı Harpler’in özellikle o günün şartlarında objektif ve tarafsız bir yargı organı oluşturmadıklarıdır.

Nitekim, Sadrazam Tevfik Paşa tarafından kurdurulan Divan-ı Temyiz-i Askeri’nin, Divan-ı Harplerin mahkumiyet kararlarının hemen hemen hepsini bozmuş olması Lewy’nin görüşünü teyit etmektedir. İkinci neden ise, Lewy’nin, Dadrian’ın iddialarını kanıtlamak amacıyla yararlandığı Alman arşiv belgeleriyle Türkiye kaynaklı belgeleri tahrif ederek kullanmış olduğunu saptamış olmasıdır.

Dadrian’ın bu husustaki sahtekarlıklarını sabırlı bir çalışma ile teker teker ortaya koymuş olan Lewy, David Storddart’ın örgüt hakkındaki değerlendirmesini geçerli bulmakta ve yeni belgeler ortaya konmadıkça Teşkilat-ı Mahsusa ile tehcir arasındaki ilişkinin kanıtlanmamış bir iddiadan ibaret kalacağını vurgulamaktadır.

 (Lewy Guenter, The Armenian Massacres in Otoman Turkey: A Disputed Genocide, Utah University Pres, 2005, s. 82-89) 25 Tehcir sırasında Ermeni kayıpları Ermeni iddialarının savunucuları, soykırımın tehcir sırasında meydana geldiğini ve bir buçuk milyon Ermeni’nin tehcir sırasında öldüğünü veya öldürüldüğünü iddia etmektedirler.

Ancak, Osmanlı nüfus sayımı verilerine dayanılarak yapılan değerlendirmenin savaş öncesi Anadolu’daki Ermeni nüfusunu bir buçuk milyon olarak gösterdiği ve birçok yabancı araştırmacı tarafından yapılan tahminlerin de bundan fazla farklı sonuçlar vermediği dikkate alınırsa, Ermeni iddialarının anlamsız ve abartılı olduğu göze çarpmaktadır.

Kayıpların tehcir nedeniyle vuku bulduğunu ileri süren Ermeni tarihçileri soykırım tezlerini desteklemek amacıyla zaman içinde savaş sırasındaki Ermeni zayiatının rakamlarını devamlı olarak şişirmişler ve başlangıçta bir milyon dedikleri bu rakamı 2.5 üç milyona kadar çıkarmışlardır.

 Türk Tarih Kurumu bünyesinde çalışan beş uzman tarihçi tarafından çeşitli yabancı ülke arşivlerinde yapılan gayet yoğun araştırmalar ve “elde edilen on binlerce belge” ışığında Osmanlı arşiv belgelerinin de değerlendirilmesiyle hazırlanan “Ermeniler: Sürgün ve Göç” adlı eser, bu konuda Türkiye’de bugüne kadar yapılan en kapsamlı çalışmayı oluşturmaktadır.

 Savaştan önceki ve sonraki Ermeni nüfusu hakkında gerçekçi tahminlere ulaşılmaya çalışılan bu eserde, Birinci Dünya Savaşı başlarken Ermeni nüfusunun 1,5 milyondan az olmadığı “siyasal motivasyonlardan uzak, bilimsel yöntemlerle ortaya konulan … kabul edilebilir” bir rakam olarak görülmekte ve bu noktadan hareketle şu sonuçlara varılmaktadır:

Şurası unutulmamalıdır ki 1915’te Osmanlı devleti, bilhassa Doğu ve İç Anadolu’da yaşayan Ermenileri, bazı istisnalar hariç, yine kendi topraklarından olan Suriye ve kuzey Irak bölgesine sürmüştür.

Bu sürgünde hastalıktan ve göçün elverişsiz şartlarından bir miktar Ermeni kaybı olmuştur. Ancak bu kayıp hiçbir zaman 1.5 milyon Ermeni’nin ölümüyle neticelenmediği gibi yüz binlere de varmamıştır. Zira belgeler göstermektedir ki Anadolu’nun tümünde ancak bu kadar Ermeni yaşamaktadır. Sürgün edilenlerin sayısı ise 500 bindir.

Ayrıca bu sürgün edilenlerden büyük çoğunluğu 1918’den itibaren eski yerlerine dönmüştür. Bu arada önemli sayıda bir Ermeni nüfusu da Osmanlı toprakları dışına, yani başka ülkelere göç etmiştir. Bunlardan başka, gerek Rusya Ermenilerinden, gerekse Osmanlı Ermenilerinden yine önemli bir miktarı askeri üniforma altında ölmüştür; diğer uluslarda olduğu gibi bir kısmı da grip kolera ve tifüs gibi hastalıklarla kaybedilmiştir.

(Hikmet Özdemir, Kemal Çiçek, Ömer Turan, Ramazan Çalık, Yusuf Halaçoğlu, Ermeniler: Sürgün ve Göç, TTK, Anakara,2004, s.177) Diğer taraftan, tanınmış bir tarihçi ve demografi uzmanı olan Profesör Justin McCarthy’nin, tehcirle birlikte çatışmalar sırasındaki zayiatları da kapsayan tahminleri, savaş döneminde yaklaşık 600 bin Anadolulu Ermeninin öldüğünü, buna karşılık Türk ve Müslüman halkın verdiği telefatın ise 2.5 milyon civarında olduğunu ortaya koymaktadır.

McCarthy Doğu Anadolu’da savaş alanındaki bazı vilayetlerde yaşayan Ermeniler ile Türk/Müslüman halkın yarısından fazlasının öldüğünü, örneğin savaştan önce Van vilayetindeki Türk/Müslüman halkın % 60’şının savaş sonrasında yok olduğunu belirtmektedir. Van’daki Ermeni zayiatı da aynı oranda olmuştur.

 (McCarthy,Justin, Muslims and Minorities, New York University Press, 1983) Ermeni katliamları sonucu 500 bin Türk ve Müslüman ölmüştür Ermeni propagandacılar, bugüne kadar sistematik olarak gerçeğin bir bölümünü dünyanın gözünden kaçırarak savaş yıllarında Anadolu topraklarında ölen Ermenileri Osmanlı zulmünün masum kurbanları olarak tanıtmaya çalışmışlardır.

Saklanan gerçek, Ermeni katliam ve zulmü sonucunda ölen Türk ve Müslüman ahalidir. Batılı tarihçilerin de sorunun bu yönüne ilgi göstermedikleri bir gerçektir. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü tarafından son derece titiz bir çalışma sonucunda 1998’de dört cilt halinde yayımlanan “Arşiv Belgelerine Göre Kafkasya ve Anadolu’da Ermeni Mezalimi” adlı eser, bilimsel bir kaynak olarak bu tek yanlılığı gidermiş ve boşluğu doldurmuştur.

26 Doğu Anadolu’daki Ermeni ahalinin ve Ermeni çetelerinin Türk ve Müslüman halka karşı giriştikleri toplu katliamlar ve yaptıkları akla hayale gelmeyecek insanlık dışı vahşet, bu eserde belgelerle gözler önüne serilmektedir. Eserin içerdiği belgelerdeki verilere dayanılarak yapılan hesap, 1914-1921 döneminde Ermeni katliam ve zulmü sonucunda 517.955 Müslüman Osmanlı uyruğunun öldüğünü ortaya koymaktadır.

Bu konuda zikredilebilecek yabancı bir kaynak da, ABD’deki “Near East Relief” kuruluşuna yardım yapma izni verilmesi için Doğu Anadolu’daki durumu yerinde incelemeye gönderilen Niles ve Sutherland’ın raporudur. Bu kişiler, raporlarında, esas yardıma ihtiyacı olanların bölgenin Müslüman halkı olduğunu vurgulamışlar, Van ve Bitlis’te Ermenilerin Müslüman halka yaptıkları eziyetin ve katliamın korkunç boyutlarını dile getirmişlerdir.

(U.S. 867.00 1005, Philip Brown of Princeton University to William Carr, Princeton, 11 October 1919) Ölümlerin ülke nüfusuna oranı açısından bakıldığı takdirde I. Dünya Savaşı’nda Anadolu’da uğranan kayıpların, Fransa, İngiltere ve Almanya’nın uğradığı kayıplardan 25 defa daha büyük olduğunu vurgulayan Prof. McCarthy, “Avrupa’da yol açtığı ölümler açısından I. Dünya Savaşı çok korkunç diye niteleniyorsa, ondan kat be kat fazla insan kaybıyla sonuçlanan Doğu Anadolu savaşı nasıl tanımlanmalı?” sorusunu sormaktadır.

Bernard Lewis ve yoketme kasti Tehcir uygulamasının Ermeni ulusuna karşı bir yok etme yöntemi olmadığını, bu nedenle de soykırım olarak nitelendirilemeyeceğini açıklayan tarihçilerden biri de Prof. Bernard Lewis’tir. Bernard Lewis’in Orta Doğu ve Osmanlı tarihi alanında dünyaya ün salmış bir kişi olması nedeniyle, bu konudaki açıklamaları, çoğunluğu Ermeni tezlerini benimseyen Batılı akademisyenler açısından ezber bozucu olmuştur.

Sürecek


Yazı gönderi. Tınaz TİTİZ


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: