SAĞLIK ÇALIŞANLARIMIZI ŞÜKRANLARIMIZLA SELAMLARKEN…

Dr. Noyan UMRUK

Özellikle son yıllarda,

*Bir türlü meslek hastalığı olduğu kabul görmeyen koronalı günlerde 500 şehit veren,

*5 dakikada bir hastayla ilgilenmeleri zorunlu kılınmışken her türlü şiddete maruz kalmalarının vaka-i adiye haline geldiği,

*Ekonomik kriz sürecinde makul taleplerinin “giderseniz gidin” diye yanıtlandığı sağlık çalışanlarımıza şükranlarımızı geleneğini sürdürdükleri şehit dedelerini anarak sunalım dedik…



Sivas Kongresinin hazırlıkları sürmektedir…

Mustafa Kemal “Gençlerin de görüşlerini almalıyız” diyerek  Sivas’ta toplanacak olan kongreye 3 öğrencinin   katılmasını ister…

Bunun üzerine Askeri Tıbbiye, Sivas Kongresi’ne 3 delege göndermek ister. Üçüncü sınıf öğrencisi Hikmet Bey ve Yusuf Bey (Balkan) delege seçilir ve yol paraları olmadığı için aralarında para toplarlar. Ancak toplanabilen 9,5 lira ile bir kişinin Sivas’a gidebilmesine mümkün olmuştur…

Bunun üzerine sadece Hikmet Bey’in Sivas Kongresine gönderilmesine karar verilir.



Hikmet Bey, Sivas Kongresinde ABD ya da İngiltere’nin manda ya da himayesini savunan söylemlere çok şaşırır. Oturumlar sırasında söz aldığında, delegelerin hayret nidaları arasında yüksek ve heyecanlı sesle şu sözleri söyler:


“Delegesi bulunduğum Tıbbiyeliler, Türk gençliği, beni buraya bağımsızlık yolundaki çalışmalara katılmak üzere gönderdi.

Mandayı kabul edemeyiz.

Eğer manda fikrini kabul edecek olanlar varsa bunları şiddetle reddeder ve kınarız.

Eğer manda fikrini  kabul ederseniz sizleri hain ilan ederiz”.

 Daha sonra Mustafa Kemal’e dönerek aynı coşku ve kararlılıkla “Paşam siz de manda fikrini kabul ederseniz sizi de reddederiz.

Mustafa Kemal’i vatan kurtarıcısı olarak değil vatan batırıcısı olarak adlandırır ve lanetleriz” der…

 Herkes bu net ve heyecanlı söylem  karşısında Mustafa Kemal ‘in tepkisini beklerken, yanıt gelir:

”Cucuk içiniz rahat olsun. Biz azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz.

Manda da yok, himaye de yok.

Parolamız tektir ve değişmez:

Ya İstiklal, ya Ölüm.” 

Gazi, Tıbbiyeli gencin bu içtenlikli çıkışından çok mutlu olmuştur.

Yıllar sonra Mustafa Kemal  yakınındakilere “Bize Sivas’ta çok güzel yol gösteren Tıbbiyeli bir genç vardı. O’nu bulun, mebus yapalım, vatana hizmet eder” der. 

Bu teklif üzerine Hikmet Bey  “Paşamın ellerinden öperimKendilerine söyleyin burada ülkeme daha yararlı oluyorum” yanıtını verir. Bu yanıt kendisine aktarıldığı zaman Mustafa Kemal ‘in, gururla gülümseyerek “Ben o değerli çocuktan (cucuktan) böyle bir cevap bekliyordum” dediği aktarılmaktadır. (T. Ateş, Cumhuriyet G., 4 Eylül 1999)..



1901 yılında Balıkesir’in Savaştepe bucağında (O zamanki adı Giresun – daha eski Kiresun), telgraf memuru Hakkı Bey’in oğlu Hikmet başarılı bir öğrenim sürecinden sonra, 1919 yılında İstanbul’da Askeri Tıbbiye öğrencisi olmuştur.


Tıbbiyeli Hikmet kısacık hayatı boyunca durup dinlenmeden vatan için çalıştı…

Vatan için de öldü…

Hakkın rahmetine kavuştuğunda henüz 44 yaşındaydı..

Sarıkamış’taydı…

Sarıkamış harekâtında karda mahsur kalan Mehmetçiklere ulaşmaya çalışırken ciğerleri dayanamayan, vereme yakalanan Tıbbiyeli Hikmet maalesef kurtarılamadı…

Tıbbiyeli Hikmet Bey sevgili ve rahmetli Orhan BORAN’ın da babası idi…

Her ikisi de ışıklar içinde olsun; tüm sağlık çalışanlarımız var olsun…




 

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: