.1. Bölüm- Doğada herşey tabana dayanılarak yapılmaktadır.

Prof. Dr. İsmet GEDİK

Doğada tepeden icazet alınarak yapılan hiçbir şey yoktur. Toplumların tepeden yönetilmesi yaklaşık 5 bin yıl önceleri Sümerlerce başlatılmış ve ondan sonra da yayılmıştır.


Sümerlerin doğal sistemi yanlış yorumladıkları ve bu neden insanlığı 4-5 bin yıldır zombileşmeye uğrattıkları önceki bölümlerde gösterilmiştir.


Dünyamızda bugün hala sömürgeciliğe ve emperyalist emellere dayalı savaşlar sürmektedir. Tüm bu savaşların nedeni, toplum hayatının insanlar arası hizmet alış-verişlerine dayalı ortak yaşam olduğunun bilinmemesidir.


Toplumlar hala Tepedeki birilerince yönetilmeye çalışılmaktadır. Toplumsal Ortak-Akıl değil, bireysel bencil çıkarcılık ön plandadır.

Bilgisiz bir şey yapamıyoruz. Peki bilgiyi kimden veya nereden alacağız? Bazı kişiler kendilerinin daha zeki olmalarını “yaratıcı beni daha zeki yarattı, öyleyse ben onun sevgili kuluyum, benim önerdiğim bilgilere göre davranın ki siz de yaratıcıya yakın olun” mantığıyla asırlardır insanlığı yanlış bir hayat görüşüyle uyutmuşlardır.

İnsanlar kendilerinin karşılıklı hizmet-alış-verişlerine dayalı bir ortaklık oluşturursa, bu TOPLUM olur. Ama tepeden birisi çıkıp, “Yaratıcı beni sevdiği için beni sizlerden çok daha zeki ve güçlü yarattı ve beni tüm bu toprakların sahibi yaptı.

Ben yaratıcının sevdiği kulu olduğum için sizleri her türlü felakete karşı koruyabilirim. Benim yaratıcının kulu olmam gibi, sizler de benim hizmetkarım olursanız, sizler için çok iyi olacaktır, çünkü gerçek hayat bu dünyada değil, ölümden sonra gideceğiniz öteki dünyadadır. Orada sizleri bir cennet beklemektedir.”

İşte DEVLET bu temel prensip üzerine kuruludur.

Toplum hayatı tepedeki birileri tarafından sahiplenilince, toplumlar yozlaşmaya başlamıştır

Halk topluma sahip çıkmamış,

Kamu malları hor kullanılmaya başlanmış,

Tepedekilere yağcılık-yalakalık yaygınlaşmış,

Halk bilgisiz bırakıldığından verimli üretim durmuş,

İnsanlar arası dayanışma ve komşuluk ruhu kaybolmuş, komşular birbirlerine yabancılaşmışlar,

Hak ve hukuk sistemi tepedekiler lehine işlemiş, halk sisteme düşman edilmiş,

“Devletin malı deniz, yemeyen keriz” sistemi oluşmuştur.

Yani günümüz toplumlarında görülen tüm toplumsal hastalıkların ortaya çıkış nedeni, “Devlet” denilen tepeye bağımlı hayat görüşünün ortaya çıkarılması olmuştur. Ve bu yozlaşma yaklaşık 4-5 bin yıl önceleri başlatılmıştır, çünkü daha eski zamanlarda insanlık yaratıcıyı bedenlerin dışında değil, bedenlerin içinde tasarlamışlar ve “bir ben vardır bende benden içeri” demişlerdir.

Ahilik gibi karşılıklı hizmet-alış-verişlerine dayalı bir sistem oluşturmuşlardır. Anadoludaki HÖYÜK şeklinde yaşam ortamları bunun kesin delilini oluşturur.

İnsanlara toplum diye bir kavram değil, devlet diye bir kavram belletilmektedir. Devletin sahipliği ise hep tepedeki birilerine aitmiş gibi düşünülmüştür. Birlikteliğin tepeye bağlandığı tüm sistemlerde yasalar ve yönetmelikler devleti, yani tepedekileri koruyup-kollayacak şekilde oluşturulurlar.

İnsanlık 4 bin yıldan beri kandırılmaktadır. Şöyle ki: Doğa dinamik sistemde işlemektedir, yani varlıklar bilgiye dayalı ergonomik yapılar oluşturarak, doğal enerjinin kendilerine akmasını sağlama yarışları içindedirler. Bu nedenle tüm varlıklar arasında bir rekabet vardır.

Bilgi ise hep varlıkların içsel öğelerinde işlenip-depolanır. Bedenimize ait bilgilerin tümünün hücrelerimizde işlenip-depolanması gibi. Toplumu insanlar oluşturur, dolayısıyla toplum oluşturma bilgisi insanlarca işlenip-depolanmalıdır.

Halbuki tüm devletler tepedeki bir kişi veya zümre tarafından oluşturulup-sahiplenirler, hatta bazı bilgileri “devlet sırrı” diye halktan saklarlar. Tüm bilgilerin halkın yararına olması gerekir. Peki halkın yararına olan bir bilgi neden halktan gizlenir?

Bunun tek bir nedeni vardır “Devlet halkın çıkarına değil, kendi çıkarına işler yapmaktadır.” Bunun tercümesi ise, devlet toplumla özdeş değildir, tepedekilerin çıkarını sağlayan hastalıklı bir yapılanmadır.

Doğal sisteme uygun bir düzen oluşturmak para sahipleri arası savaşlarla değil, doğadaki dinamik oluşum sistemi bilgisinin insanlığa duyurulması ve insanların uyanarak, tepedeki para-babalarının baskılarına boyun eğmemeleri sayesinde olacaktır. Bilgi en önemli silahtır.

Dünyadaki son 4-5 bin yıldır oluşan gelişmeler tepedeki efendiler sınıfının siyasi ve ekonomik çıkarları dikkate alınarak, tepedeki zümrelere itaatkâr insanlar yetiştirecek şekilde planlanmıştır. Halk genelinin huzur ve refahını sağlamak hiç ön planda olmamıştır. Yani farklı dinsel inanç sistemlerinin tamamen pasif ve itaatkâr insan yetiştirmek amacıyla ortaya çıkarıldıkları anlaşılmaktadır.

Bu yapılırken insanlara “hırsızlık yapmamak, insan öldürmemek, vs.” gibi iyi niyet kavramları sunulmuştur. Ancak bu iyi niyet terimlerinin tüm insanlık için olmadığı aşikardır, çünkü, inandıkları kutsal kitap görüşünü yaygınlaştırmak için başka kavimleri öldürmek sevap sayılmakta, cennetle ödüllendirilmektedir.

Zombi yapma hatalı bilgi öğretilerek yapılır. Şöyle ki: bilgiye hasret olana insanlığa şu tür bir inanç sistemi belletilmiştir: “tepedekinin isteği doğrultusunda yaşayanların öteki dünyada ebedi bir cennet hayatı sürdüreceği şeklinde” bir görüş gelenekselleştirilmiştir.

Bu görüşün “TEPEDEKİLERE İTAAT ETMEYİ TEŞVİK ETMEK”ten başka ne amacı olabilir?

Kutsal görüş uğruna savaşırken ölenlerin “şehit” olacakları ve öteki dünyada cennete gidecekleri vaadi tepedeki efendilerin ganimetçilik hırslarının bir göstergesi değil midir?

Bu dünyada yaşamak üzere oluşturulan insanlara bu dünyada rahat ve huzurlu bir yaşam sunamayan efendiler kesiminin, insanlara öteki bir dünyada mutlu ve ebedi yaşam vaat etmeleri ne anlam taşır?

Doğal sisteme uygun bir düzen oluşturmak para sahipleri arası savaşlarla değil, doğadaki dinamik oluşum sistemi bilgisinin insanlığa duyurulması ve insanların uyanarak, tepedeki para-babalarının baskılarına boyun eğmemeleri sayesinde olacaktır. Bilgi en önemli silahtır.

1923 yılında Padişahlıktan Cumhuriyete geçişle kulluktan özgür insanlığa geçişin ilk adımı atılmış, ama maalesef Atatürk’ün ölümünden sonra sürdürülememiştir. Ülkemizin birlik ve beraberlik içinde kalkınmasını engellemek için dinsel ve ırksal kışkırtmalar çıkartılarak, toplum bölünmektedir.

Özelleştirme kamu mallarını zenginler sınıfına peş-keş çekmektir. Kamu malları tüm halka aittir. Onun satılması devredilmesi asla söz konusu olamaz. Bir işletme zarar ediyorsa, yöneticiler halkı gerekli toplumsal davranış bilgisiyle yetiştirmemiş demektir.

Toplum, iş ve meslek mensupları arası bir ortaklıktır. Her işletme, toplumun ortak malıdır, para babasına satılamaz. Para-babalığı veya “Toprak ağalığı” acaba nereden gelmektedir?

Dünyada egemen olan adaletsizliğin temeli, doğadaki yaratıcılığın ve sahiplenmenin, tepedeki bir güç sisteminde olduğu şeklindeki geleneksel statik hayat görüşünden kaynaklanır.

Bu yaratıcı doğadaki her şeyi yaratmıştır ve asil-soylu insanlar (padişahlar, krallar, vs.) yaratıcının dünyadaki temsilcileri olarak devletlerin sahibidirler. Padişahlar birer fermanla yandaşlarına ülke topraklarını dağıtır ve bu şekilde toprak ağalıkları oluşur ve babadan oğula miras devam eder.

Benim küçüklüğümde bizim köy bir toprak ağasınındı ve bizlerin ana-babaları, bu ağanın topraklarını eker-biçerler, üretimin üçte-ikisini ağa alır, geriye kalanla da “maraba” denilen aile yaşamını sürdürürdü.  

Padişahlıktan Cumhuriyete geçişte durum tam böyleydi ve ağalar, halkın gelir düzeyinin yükselmesini, halkın bilinçlenmesini kesinlikle istemiyorlardı. Köy Enstitülerinin kapatılmasının arakasında bu düşünce yatar.

Yabancı devletler de ülkemizin kalkınmasını istemediklerinden, güya demokrasi getirilecek diye, eğitimsiz halkı propagandalarla uyutarak, Menderes gibi bir toprak ağasının iktidara gelmesini sağlayacak girişimlere destek olmuşlardır.

Osmanlı devletinin parçalanmasından sonra Türkiye’de bağımsız bir devlet kurulmasını hiçbir devlet istememiştir. Atatürk hayatta iken TC’nin gelişmesine seyirci kalınmıştır. Ancak O’nun ölümünden sonra, TC’yi batırmaya yönelik işlemler özellikle Amerika Birleşik Devletleri tarafından devreye sokulur.

Bu batırma işlemlerinin başında, Marshall yardımıyla yerli ziraatın çökertilmesi , Köy-enstitülerinin kapatılması, demir ve deniz yolu taşımacılığı yerine kara-yolları yapımına ağırlık verilerek, ürettikleri arabaları Türk halkına satıp, halkı sürekli bir tüketici topluma dönüştürmek; petrolü olmayan ülkeyi sürekli borca itmek, vs. 

Yöneticilerin görevi, halkı eğiterek bilgi sahibi yapmak, dolayısıyla üretkenliğini artırarak toplumun kalkınmasını sağlamak olmalıdır. Yabancılara yollar, körüler yaptırarak toplumu borçlandırmanın hiçbir mantığı yoktur. Borç faiz sarmalını ve toplumun batışını-çöküşünü getirir.


Adsız.pngŞekil 51: Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti gibi her yönüyle bağımsız bir devleti çökertmek için din ve tarikat faktörünün kullanılacağı ABD, İngiltere gibi emperyalist devletlerin politikasıdır.


Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti gibi her yönüyle bağımsız bir devleti çökertmek için din ve tarikat faktörünün kullanılacağı ABD, İngiltere gibi emperyalist devletlerin politikasıdır.

Şekilde ABD ve İngiltere gibi emperyalist devletlerin TC hakkındaki görüşü sunulmuştur.

O görüşte açık ve net olarak din faktörü üzerinden ülkemizin gelişmesinin baltalanacağı ve bu işlemin de tarikatlar üzerinden, onların yardımlarıyla yapılacağı belirtilmektedir.  

Günümüzde T.C.yi kaldırıp, yerine İslami bir devlet oluşturmaya çalışanlar, amacınız nedir?

Mutlu-özgür bireyler olarak toplumsal bir ortak yaşam mı istiyorsunuz, yoksa bir padişahın kulu olarak yaşamayı mı? 

İngiltere, ABD gibi sömürgeci devletlere taşeronluk yapan yerli işbirlikçiler olduğunuzu ne zaman fark edeceksiniz?


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: