Bölüm-46- Atlantis Ovasından göçerek Anadolu’ya ilk yerleşenlerin oluşturdukları kültür

Prof. Dr. İsmet GEDİK

Bunlardan birincisi ve en eski olanı, 12-13 bin yıl önceki göçen insanlarca oluşturulan HAYAT GÖRÜŞÜDÜR. Bu hayat görüşünü Anadolu kültüründe izlemek mümkündür.


Jeolojik ve arkeolojik verilerden öğrenildiğine göre 12 bin yıl öncelerinden beri toplumsal bir yaşam sistemine geçtiğimiz anlaşılmaktadır.


Bunun en güzel delilini de Göbekli-Tepe arkeolojik kazıları sunmaktadır. Göbekli tepe 12 bin yıl öncelerinde Anadolu’da oluşturulan ilk höyüklerden biridir.


Göbekli-Tepe’de iki farklı yerleşim stili vardır. En altta 11-12 bin yıllarında yapılmış dairesel şekilli 20 kadar yerleşim vardır. Ama onların üzerine 9-10 bin yıl önceleri yapılan dörtgenimsi ev sayısı çok fazladır ve Anadolu’da daha sonraki zamanlarda yapılan höyüklerle tamamen benzer şekilli bitişik-nizamlı evlerdir.

Neden ilk yerleşim yerleri dairesel ve birbirlerinden ayrık iken sonradan yapılanlar dörtgenimsi ve birbirleriyle bitişik?

Göbekli Tepedeki bu durum Karahan-Tepe’de de aynen vardır. Orada da en alttaki evler ayrık, daire şekillidir. Üstteki evler ise dörtgensi ve bitişik-nizamlıdır. Bu durum yaklaşık 10 bin yıl önceleri insanların düşünce sisteminde önemli bir değişim olduğunu gösterir.

Karahan-Tepe Göbekli-Tepeden biraz daha güneyde bulunan bir höyüktür ve birkaç asır daha erken dönemde oluşturulmaya başlanmıştır. Bu durum Anadolu’ya yerleşimin Güney-Doğudan gelen göçlerle başlatıldığının diğer önemli bir delilidir.


1.png

Şekil 60: Göbekli-Tepe’de yüzeye yakın konumlu evler dörtgenimsi ve tamamen bitişik nizamlıdır. Ama alttaki yerleşimler dairesel şekilli ve T-sütunludur.


Göbekli-Tepe’yi oluşturan insanlar resimde görüldüğü gibi, daire şeklinde duvarlar içinde ortada ana-babayı temsil edebilecek çok büyük T-şeklinde 2-sütun dikmişlerdir. Onların çevrelerinde ise daha küçük ama yine T-şeklinde 12 adet figür yerleştirmişlerdir.

Neden merkezdekilerin çevresinde 12 adet ekstra T-figürü var?

Bunun nedenini kesin olarak söylemek zor, ama hayatın yıllık değişim-dönüşümler göstermesine dayalı 12 aylık bir döngüye işaret ediyor olabilir.


2.png

Şekil 61: Animizm denilen inanç sistemi tüm doğal sistemin canlı olduğunu kabul eder.


Animizm = Canlıcılık

Sümerlerden 6 bin yıl önceleri Göbekli-Tepe, Çatalhöyük gibi yerlerde oluşturulan toplumlarda doğadaki tüm hayatın varlıkların içlerindeki bir yaşam dürtüsünden kaynaklandığını görmüşler ve animizm = canlıcılık olarak tanımlanabilecek, RUHun içsel kökenli bir dürtü olarak tasarlandığı değişim-dönüşüme dayalı bir doğal sistem tasarlamışlardır. Yani yaratıcılık varlıkların içsel bileşenlerinde düşünülmüştür.

Animizm-Canlıcılık temeline dayalı görüş Alevilik, Şamanizm, Taoizm, Budizm gibi hayat görüşleri olarak varlıklarını sürdürülmektedir.

Sürekli değişim-dönüşüm içindeki doğada yaşama olgusu, hayatımızın-ömrümüzün de sürekli değişim-dönüşüme uğrayacağı olgusunu da içerdiğinden, doğum-ölüm farklı değerlendirilmek zorundadır. Ölüm bedenlerin doğadaki değişim-dönüşümlere uymakta zorlandığı için, tekrar bileşenlerine ayrılmasıdır.

Bileşenler de, doğadaki değişimlerle tekrar harmanlanarak kalibrasyona uğrarlar ve yeni bedenler içinde tekrar doğayı oluşturmaya devam ederler. Ama kah bir bitki bedeninde, kah bir başka canlı bedeni içinde.

İşte bu nedenle Şamanizm, Ur-Alevilik, animizm, paganizm, Taoizm, Budizm gibi inanç sistemleri, RUH dediğimiz canlılık belirtisinin diğer canlılarla da ortaklık içinde olduğu şeklinde düşünmüşler ve onlara saygılı olmak gibi bir yaşam benimsemişlerdir.

Bunlar arasında Taoizm yaratıcılığın kökünde “yin ve yang” gibi birbirinin zıttı olan faktörlerin devrede olduğunu ileri sürerek kuantsal sisteme çok yakın bir görüş ortaya koymuştur. 


Höyük kültürü

Atlantis-ovalıların ilk yerleştikleri yer olan Göbekli-Tepe, Karahan-Tepe, Hallan-Çemi, Nevali Çori, Çayönü, Çatalhöyük gibi yerleşim yerlerindeki insanların yaptıkları eserlere bakarak onların düşünce dünyası hakkında bilgiler edinmeye çalışalım.

Göbekli-Tepeliler tonlarca ağırlıkta T-şeklinde insanı simgeleyen sütunlar yapıp-dikmişler. Ama bu sütunlarda kafatasına yer vermemişlerdir. Her türlü hayvanı tipik özellikleriyle çizip-tanıtan kabartmalar, heykeller yapan bu sanatçı insanlar neden o insanı simgeleyen T-sütunlarını “başsız” yaptılar?

Bu sorunun yanıtı yine arkeolojik kazılarda verilmektedir. 10 bin yıl önceki insanların “bilgi” denilen bir faktöre değer verdikleri ve bilginin de “kafada” bulunduğunu varsaydıkları anlaşılmaktadır.


3.png

Şekil 62: Anadolu’daki 4 bin yıldan önceki yerleşimler Höyük tarzında bir-aradadır, ama 4 bin yıldan sonrakiler bir saray veya şato gibi görkemli yapıların çevresine dağılmışlardır.


Anadolu’daki eski yerleşim yerleri genellikle höyük denilen tümsek yığışımlar şeklindedirler. Tümseğin yüksekliği 30-40 metreyi bulur. İlk yapılan evler yaklaşık 2 m yüksekliğindedir. Evler birbirlerine yakın hatta bitişik olurlar. Bina yapımında kullanılan malzeme kerpiç, ağaç ve kamıştır.

Tavan üst örtüsü kamış üzerine sıkıştırılmış kil topraktır. Evler tek katlı olup, eve giriş damda açılan bir delikten, merdivenle olmaktadır. Odaların içinde ocaklar bulunmaktadır. Yaklaşık yüz yılda bir evler yıkılıp, düzleştirilir ve üzerine yeniden yeni ev yapılır.

Bu şekilde gittikçe yükselen tümsek şekilli höyük görüntüleri oluşur. Ölüler evin altına açılan çukura gömülürler. Ölülerin gömülmesi için sonraki asırlarda özel yerler (sonraları da mezarlıklar) oluşturulmuştur.

Höyük şeklinde yaşam süren toplumlar karşılıklı olarak birbirlerinin hizmetine muhtaç oldukları bilinciyle yaşarlar. Birbirlerini rakip olarak değil, hizmetlerine ihtiyaç duyulan yaşam ortakları olarak görürler.

Çünkü değirmenci olmazsa un olmaz; madenci olmazsa kazma-kürek yapılamaz; Kazma-kürek olmadan sebze-meyve-tahıl yetiştirilemez; dokumacı olmazsa elbise yapılamaz, çömlekçi olmazsa su taşınamaz, yemek pişirilemez, vs.

Tüm bunların hepsini tek başına yapmak ise, hem çok verimsiz olur, hem her insanın her işi yapacak doğal yeteneği yoktur. Bu nedenle höyük yaşamlı insanlar dinamik sistemli, yani karşılıklı etkileşime ve tabana dayalı olarak yaşamışlardır.

Höyük gibi eski yerleşim yerlerinde ölenlerin, hemen evin tabanında bir çukur kazılarak oraya konuldukları görülmektedir. Göbekli-tepelilerin ölülerini dışarıda bıraktıkları sanılmaktadır, çünkü hiç mezar bulunmamıştır.  Ölenin bedeni akbaba, kurtçuk, mikro-organizmalar vs. tarafından ayrıştırılıp, sadece kemikler kaldığında, kafatasının alınıp, özel olarak saklandığı- sergilendiği görülmektedir.

Buna kafa-tası-kültü denilmektedir. Kafatası kültü özellikle Çayönü höyüğünde belirginleşmiştir.


4.png

Şekil 63: Kafatası-kültü o zaman insanlarının bilgiye değer verdiğini ve bilginin de kafalarında olduğuna inandıklarını gösterir.


Kazı sorumlusu A.E. Özdoğan, “İçinde 400’den fazla bireye ait kemiklerin, kafataslarının depolandığı ‘Kafataslı Yapı’ adı verilen mezar evi o dönemde yaşayan yöre halkı hakkında bilgi edinme açısından önemli bir kaynak oluşturuyor.” demektedir.

Görüleceği üzere, Anadolu’ya yerleşen Atlantis ovalılar hem atalarını simgeleyen T-şeklinde sütunlar dikerek atalarını yüceltmişler (atalar kültü) hem de onların kafataslarını evlerine asarak, kafa-tası kültü gibi bir gelenek oluşturmuşlardır. Bu durum onların hayatta “bilgi” faktörüne verdikleri önemi göstermektedir.


5.png

Şekil 64: T-Sütunlarında ve heykellerdeki, yaşam-enerjisini simgeleyen yılan figürleri. Canlılık enerjisinin gövdenin alt-kesiminde başlayıp, beyin kesimine kadar geliştiği düşünülmüştür.


Göbekli Tepeliler ile günümüz Hindistan halkı arasında Kundalini denilen bir canlılık enerjisi simgesinin ortak olduğu görülür. Her iki toplumun kökenlendiği yerin Atalantis-Ovası olması bu ortak inanç sisteminin anlaşılır olmasını kolaylaştırır. Her ikisi de yaklaşık 12 bin yıl önce Atlantis-Ovasından göçe mecbur kalan kavimlerdirler. Biri kuzey-batıya (Anadolu’ya), diğeri Güney-doğuya göçmüştür. 

Bilgiye Övgü anlamına gelen (Rigveda)  İndus-Vadisi-kültürünün 3 500 yıl öncelerinden kalma hayat görüşlerini içerir. Bunlar arasında o zaman insanlarının kozmolojik bilgileri ve yaratılış görüşleri ön sırada yer alır.

Bereketli-Hilal-kültürünün 11-12 bin yıl önceleri doğuya doğru İndus vadisi ve daha doğu yörelerine aktarıldığı genetik araştırmalarla ıspatlanmıştır Sahakyan et al 2017. Dolayısıyla Anadolu halkının da benzer bir görüşte oldukları anlaşılmaktadır. 

         İnsanlığın uygarlaşmasının ilk adımı Atlantis Ovasında atılmış, Ovanın denizle kaplanmasından etkilenen ilk insanlar Güney-doğu-Anadolu’nun kardan kurtulan Karahan tepe, Göbekli-tepe gibi bölgelerinde ilk toplumsal yerleşme noktalarını oluşturmuşlardır.

Ovanın ucundaki Atlas-gölündeki adalarda yaşayanlar ise, deniz yükselmesinden daha geç etkilendikleri için 7 bin yıl kadar daha, adadan adaya göçerek yaşamışlar ve yaklaşık 6.500 yıl önceleri Basra kıyılarına çıkarak tepeden yönetime dayanan DEVLET sistemli farklı bir kültür oluşumuna yol açmışlardır.

Gerek Göbekli Tepe, gerek diğer eski antik yerleşim yerleri kazıları, Anadolu’da yaşayan insanların karşılıklı etkileşimlerle toplumsal hayatlarını düzenlediklerini göstermektedir. Yani doğadaki dinamik oluşum sistemine uygun yaşadıkları anlaşılmaktadır.

Bir kral veya sultan gibi tepedeki birilerinin kulu-kölesi değildirler. Bu nedenle yapılan evler veya yerleşim bölgeleri sadece halkın kendileri içindir. Bu durum Anadolu’da yaklaşık 4 bin yıl öncelerine kadar devam eder ve ondan sonra insanlar kendileri için değil, tepedeki bir efendi için yaşamaya başlarlar.

Tepeden yönetim, bireylerin kişisel genetik yeteneklerine göre gelişimleri önünde tam bir engel oluşturur ve toplumun geri kalması ve de insanlığın mutsuz olmasının temel nedenidir.

Şöyle ki: Güç ve kudret tepedekilerde olunca, insanlar tepedeki bu güç-kudret sahiplerine özenmeye başlar.

Bunun en belirgin örneği, çocuklara verilen isimlerde görülür. Hem gerçek isimler hep meşhur kişilikler örnek alınarak verilir, hem sultan, prenses gibi asalet andıran yakıştırmalar yapılır.

Çocuklar hep güç ve kudret göstergesi olan mesleklere yönelirler. Diğer meslekler hor-aşağı görüldüğünden, kimse o mesleklere yönelmek istemez.

Toplum hayatı binlerce farklı meslek mensubunun oluşturacağı bir iş-ve-meslek mensubu arası ortaklık olduğundan, binlerce farklı yetenekli insan oluşumunu gerekli kılar. Bu nedenle hiçbir meslek sahibi diğerinden aşağı veya üstün görülemez.

İnsanların ses-sanatçısı, bilgisayar-programcısı gibi saygın kabul edilen mesleklere yönelip, diğerlerinin hor görüldüğü bir durum düşünün: Sokakları kim temizleyecek, yolları kim yapıp-onaracak, sebzeleri-meyveleri kimler yetiştirecek? Bu gibi saygınlığı olmayan meslek sahipleri kendilerini nasıl iyi hissedip, severek hizmet sunacaklar?

Her insan genetik yapısına uygun bir meslekte iş görürse, hem kendisini mutlu hisseder, hem verimli üretim yapılacağından, toplum zenginleşir.

Bu nedenle okul eğitimi, zorla belli dersleri öğretmeye zorlamak yerine, çocukları özgür iradelerine göre davranmaları ve içsel bileşenlerinin yönlendirmelerine göre bir iş veya mesleği öğrenecek şekilde davranmalarını teşvikle olmalıdır. Finlandiya’da uygulanan yöntem budur ve bu nedenle finli öğrenciler çoğu konularda diğer toplumlardan çok daha başarılıdırlar. 

İnsanlık 5 bin yıl öncesine kadar çok hızlı bir kültürel gelişim sergilemiştir, çünkü o zamana kadar toplum karşılıklı ortak yaşam sistemi olarak kabul edilmiş ve herkes kendi yaptığı işi en iyi şekilde yaparak, çevresindekilere en iyi hizmet verecek şekilde davranmıştır.

Yani toplum herkesin yaptıklarıyla gerçekleşen daha rahat bir yaşam sistemi olarak görülmüştür, çünkü yalnız başına yaşanılınca “Robinson hayatından” ileriye gidilemeyeceği aşikardır.

Bu basit gerçeği görmemek olanaksızdır. Ve Bereketli Hilal’de HÖYÜK kültürü içinde yaşayanlar bunun farkındadırlar. Bu gerçeğe göre yaşayan insanların Bereketli Hilal’de bulunduğu höyük kültürü oluşumlarıyla kesin olarak anlaşılmaktadır.

Devamı var.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: