Putin’e neden karşı çıkmalıyız? (…biz sadece karşı çıkmıyor, ondan ölümüne NEFRET ediyoruz artık!)

Ergun Babahan

Putin, hukuksuzluğun, yolsuzluğun, hak ihlallerinin, siyasi cinayetlerin, Çeçenistan’dan Suriye’ye, Gürcistan’dan Ukrayna’ya kadar vahşi kıyımların sorumlusu bir (kanlı katil) liderdir.


Putin’e neden karşı çıkmalıyız?

Her şeyden önce bir halkı, bir ulusu reddettiği, varlık hakkı tanımadığı için.

Putin, Nazi saçmalıklarını gündeme getirmeden önce geçen yılın Temmuz ayında, özellikle Rus-Ukrayna ilişkilerinin tarihini ele alan uzun bir makale yayınladı: “Rusların ve Ukraynalıların Tarihsel Birliği Üzerine…”


Makalenin iddiası, ayrı bir Ukrayna ulusu diye bir şey olmadığıydı: “Rus-Ukrayna ilişkileri sorulduğunda, Ruslar ve Ukraynalıların tek bir halk, tek bir bütün olduğunu söyledim. Bu sözler, bazı kısa vadeli düşünceler tarafından yönlendirilmedi veya mevcut siyasi bağlam tarafından yönlendirilmedi.” 


Ukraynalı Serhii Plokhy’nin tesbiti şöyle:

“Ruslar ve Ukraynalılar arasındaki dil, tarih ve kültür özellikle siyasi kültür farklılıklarını bir kenara iten argüman, birçok kişi tarafından Ukrayna’nın devlet olma hakkının reddi olarak algılandı.

Ancak ne Putin’in açıklamalarında ne de Rus siyasi düşünce tarihinde Rusların ve Ukraynalıların tek bir halk olduğu iddiası yeni değil.

Bu iddianın kökenleri, yükselen Ukrayna ulusal hareketine uyum sağlamak için Rus emperyal düşünürlerinin Büyük Ruslar, (veya bugünün anlayışında Ruslardan) Küçük Ruslar yani Ukraynalılar ve Beyaz Ruslar’dan oluşan üçlü bir Rus ulusu kavramını formüle ettikleri en azından 19. yüzyılın ortalarına kadar uzanmaktadır.

İmparatorluk yetkilileri, Ukrayna siyasi ve kültürel hareketinin gelişimini durdurmaktan başka, imparatorlukta Ukraynaca yayınları yasakladılar.”


Bu nedenle bu saldırgan savaş, NATO’nun genişlemesinden çok Putin’in kendisini ve Rusya’yı özel seçilmiş kişi ve ulus görmesinden kaynaklanan ve Ukrayna’nın yaşam hakkını inkara dayanan bir savaştır.

Kenan Evren’in 1980’lerde Kürtler için kullandığı “Dağ Türkü” kavramından farkı olmayan bir saçmalık üzerine kurulu bir emperyal düşüncenin dışa yansımadır.


Bu meselenin uluslararası hukuku ve ahlakı ilgilendiren boyutu. Türkiye’yi de yakından ilgilendiren bir başka boyutu daha var. Diktatörlük, hukuksuzluk ve yolsuzluk.

Elbette Ukrayna için de demokrasi diyemeyiz, orada da yolsuzluk ve oligarklar var ancak Putin bugün dünyanın “Güçlü Adam”lar sisteminin merkezinde.

Erdoğan’ın sadece rol modeli değil, aynı zamanda en yakın destekçisi…


“Günümüz Rusya’sı, Marx tarafından tanımlanan 1848-1870 Fransız rejimine ve aynı zamanda savaşlar arası Almanya’ya çok benzeyen Bonapartist bir rejimdir. Genel oy hakkı getirilmesinden yararlanarak plebisitlere dayanır ve büyük bir yenilgiden sonra (Rusya örneğinde, Soğuk Savaş’tan sonra) toplumda kızgınlığı ve intikam duygusunu agresif bir şekilde artırır.


Neredeyse sınırsız güce sahip bir lider tarafından yönetilen bu tür rejimler, tüm iç bölünmeleri bastıran ve komşularına düşman olan seçim monarşilerine dönüşme eğilimindedir.

Ekonomik olarak istikrarlılar, bu da kitleleri siyasetten arındırmalarına, mutlak sivil katılımı göreceli refah için takas etmelerine ve özel hayata kaçışı desteklemelerine yardımcı oluyor.”


Bugün Rusya, Osmanlı’dan, emperyal mülklerine daha çok sarıldıkça siyasi, mali ve kültürel sermayesini kaybeden Fransızlara kadar eski emperyal güçlerin izinden gidiyor.

Başarısız bir imparatorluğu diriltme girişimleri, komşuları ve hatta potansiyel müttefikleri yabancılaştırarak tecrit edilmesine yol açıyor.

Ancak içeride gücünü devlet şiddetini sınırsız kullanarak, medya tekeli kurarak ve yalana yaslanarak sürdürüyor.


Türkiye’nin içinde bulunduğu inanılmaz korkunç ekonomik tabloya rağmen Erdoğan’a olan desteği görenlerin, ülkesini yıkımla sonuçlanması kaçınılmaz bir savaşa sokarak tarihin en büyük yaptırımlarına muhatap kılan Putin’e yüzde 75’lere varan desteği daha iyi anlayabilirler.


Putin, hukuksuzluğun, yolsuzluğun, hak ihlallerinin, siyasi cinayetlerin, Çeçenistan’dan Suriye’ye, Gürcistan’dan Ukrayna’ya kadar vahşi kıyımların sorumlusu bir liderdir. Türkiye’ye S-400 satmak uğruna Afrin’i bir gecede Türkiye yönetimine bırakıp 300 bin Kürdün yerinden yurdundan olmasına yol açmış biridir.


Putin’in bu savaştan itibar ve gücünü koruyarak çıkması, Erdoğan başta olmak üzere demokrasiye inanç ve saygısı olmayan tüm otokratlar için cesaret verici bir gelişme olacaktır.

Erdoğan’a karşıysanız, görece demokratik bir sisteme geçmek istiyorsanız, Putin’den ve bir ülkeyi işgalinden yana olamazsınız…



NOT:

Yazı içinde olan fotoğraflar ve başlıkta olan

(…biz sadece karşı çıkmıyor, ondan ölümüne NEFRET ediyoruz artık!) (kanlı katil) EKLERİ YAZARA AİT DEĞİLDİR, BİZ EKLEDİK.. TürkCelil


https://artigercek.com/yazarlar/ergun-babahan/putin-e-neden-karsi-cikmaliyiz


Putin’e neden karşı çıkmalıyız?


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: