Bölüm 11f- Doğadaki dinamik sistem “information & self-organisation” nasıl işler- 6. Kısım

Prof. Dr. İsmet GEDİK

Dünyamız sürekli bir değişim-dönüşüm içindedir, denizler karalara, karalar denizlere dönüşmekte, yüksek dağlar aşınıp, denizlerde tortul katmanlara dönüşmekte, bir bölgenin iklimi kah buzul çağına, kah sıcak bir döneme geçebilmektedir.


Dolayısıyla bir yerde bulunan varlıklar aşırı-sıcak-soğuk,  aşırı- kurak-yağışlı gibi çok değişik koşullara uğrarlar.


Kızgın bir sobaya eli değen kişinin içgüdüsel olarak elini çekmesi gibi her varlık tehlikeden kaçmak ister. Zor durumlar da böyle tehlikeli durumlardır ve varlıklar kurtulmak isterler.


Tek bir bireyin çabası zorluğu aşmak için yeterli olmadığında, varlıklar birbirleriyle anlaşıp-uzlaşmak zorunda kalır, çünkü uzlaşılmazsa hepsi zarar görecektir.

Haken (1983 ve 2000) yukarıda sunulan örneklerdeki gözlemlerine dayanarak, doğadaki oluşum ve gelişimlerin varlıkların içsel dürtüleri sonucu birleşerek yeni üst-sistemler oluşturmaları şeklinde gerçekleştiğini ve bu oluşum mekanizmasının yeni bir “BİLGİ” oluşturulmasıyla sağlandığını fark eder.

O zamana kadar hiçbir fizikçi doğadaki oluşumlarda “BİLGİ” diye bir faktör kullanmazken, Haken “BİLGİ” parametresini doğadaki oluşum ve gelişimlerin merkezine koyarak yeni bir çığır açar.

Doğadaki canlı ve cansız tüm varlıkların oluşum mekanizmasını açıklayan ve “information & self-organisation” olarak özetlenen Haken’in bu eseri, ülkemiz bilim insanlarınca “KKO = kendi-kendine-organizasyon” olarak tercüme edilmiş, “information” sözcüğü tamamen görmezlikten gelinmiştir. Bu tamamen bilinçli ve önyargılı bir davranıştır, çünkü bu bilim-insanları varlıkları bilgisiz-bilinçsiz robotsu varlıklar olarak öğretmeye devam etmektedirler.


Maksimum İnformasyon Prensibi

1.png
Şekil 32: Maksimum İnformasyon Prensibi, doğada herşeyin bilgiye dayalı olduğunun en tipik göstergesidir.


Maksimum İnformasyon Prensibi Dinamik sistemlerin en önemli özelliğidir, çünkü her şeyin değişip-dönüştüğü bir dünyada değişim-dönüşümler hakkında «Bilgi» toplama en ön plandadır. Sunulan şu slaytta varlıkların bilgi düzeyinin nasıl patlamalı şekilde geliştiği görülmektedir.

“İnformation & self-organisation = bilgilen ve örgütlen” ilkesi dinamik sistemli doğanın ANAYASASIdır.

Doğada bilginin nasıl arttığını anlatmak için “ether” terimini açıklamak gerekir.

Doğa ve dünyanın “hava, su, ateş, toprak” gibi dört temel elementten oluştuğu şeklindeki görüşün egemen olduğu dönemde “ether” beşinci element olarak kabul edilmiş ve ilahi güçlerin bu elementi soludukları varsayılmıştır. Yani atalarımız doğadaki yapıcı-yönlendirici güç sistemini doğa-üstü bir sisteme atfetmişlerdir. Halbuki tam tersi durum söz konusudur.

Çevremizdeki her yer (atmosfer, hidrosfer, litosfer, uzay boşluğu, vs.) çeşitli radyasyonlarla doludur. Bizler bunu doğrudan algılayamayız, ama bir radyo alıcısının düğmesini sağa-sola kaydırdıkça işittiğimiz farklı yayınların dalgalarını aldığımızda, çevremizde ne kadar farklı sinyal bulunduğunu fark ederiz. Ether dediğimiz şey bu sinyaller okyanusundan oluşur.

Varlıklar çevrelerindeki değişim-dönüşümlere göre yapılarını değiştirirler. Yapıları değişince çevrelerine yaydıkları sinyaller de değişmiş olurlar. Bu nedenle ether okyanusundaki sinyaller de sürekli değişim-dönüşüm içinde olur.

Günümüzde bu ether okyanusunun içinde cep-telefonu, internet ortamı, televizyonlar gibi bir sürü yeni sinyal türü daha bulunmaktadır. Halbuki yüz-yıl öncesinin atmosferinde bu tür sinyaller bulunmuyordu, çünkü bu sinyalleri üreten maddeler henüz doğada yoktu. Dolayısıyla, uzayda bir sinyalin var olabilmesi için o sinyali oluşturan maddenin doğada oluşmuş olması şarttır.

Doğada maddelerin oluşum sıralanması dikkate alınıp, buna göre zaman içinde uzayda ether çeşitliliği ve yoğunluğu hesaplandığında, ether yoğunluğu ve çeşitliliğinin günümüzden geçmişe doğru gittikçe azalacağı anlaşılır.

Varlıklar davranışlarını ether içindeki sinyallerden yararlanarak belirler. Örneğin göçmen kuşlar, balıklar vs. yeryuvarının manyetik alanından yararlanarak yönlerini belirler ve bu sayede Afrika’daki bir noktadan kuzey Avrupa’daki bir noktaya gidip gelirler ve yollarını-yuvalarını hiç şaşırmazlar.

Tüm canlılar çevrelerindeki ether okyanusundaki sinyalleri algılayarak ne zaman çoğalacaklarını, ne zaman uyku moduna geçeceklerini bilirler. Kısacası, ether tüm varlıkların haber kaynağını oluşturur.


2.pngŞekil 33: Bir şey oluşturma yeteneği kuantsal sistemde olduğundan, kuantlar her varlığın içinde “bilgilen ve örgütlen” mottosunu kullanırlar.


Bu nedenle doğada bilgi üstel (patlamalı) fonksiyon olarak gelişir ve bu nedenle Maksimum İnformasyon Prensibi doğadaki dinamik oluşum mekanizmasının (DOM) tam merkezindedir.

Hücrelerin insan beynini muazzam bir yorumlama ve bilgi oluşturma yeteneğiyle donatmasının nedeni şu değil midir?

Doğada her şey bilgiye göre oluşturuluyor ve gelişiyor. Hücreler milyarlarca yıllık geçmişlerinde çok farklı değişim-dönüşümlere şahit olmuşlar ve kuantsal sistemli evrenin nereye doğru gideceği kesin belli değil, çünkü her şey olasılık hesaplarına dayanıyor.

Böyle bir durumda yorumlama yeteneği çok gelişmiş bir canlı türünün oluşturulması en makul işlem değil mi?

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: