Bölüm-14 Bilimsel değil kıstası ve BENVENİSTE-ETKİSİ

Prof. Dr. İsmet GEDİK

Bilim alemi günümüzde fizikçi – evrimci gibi bilim-insanlarınca kontrol edilmekte ve yönetilmektedir. Onların sahip oldukları bilgilere göre, varlıklar bilinçsizdirler ve doğa-yasalarına birer robot gibi uyarlar.


Halbuki doğada her şey tabandaki öğelerden enerjilerini alırlar. Bu nedenle her şey tabana dayalıdır. En tabandaki öğeler ise kuantlar alemidir.


Ve kuantlar alemi robotsu davranmaz, tam tersine çevresindeki her şeyle etkileşim içindedir ve olasılık hesapları yaparak en olası duruma göre davranırlar. Ve en önemlisi observer-effect = gözlemci etkisi denilen bir özelliğe sahiptirler.


Fotonlar tipik birer kuant’tırlar. Çevresindeki varlıklar kendileriyle ilgileniyorlarsa, onların niyetlerine göre davranırlar.

Tüm medya ve bilimsel dergiler para-babaları tarafında sahiplenmişlerdir ve onların kontrolündedirler. Bilim alemi denilen tepedeki bir zümre tamamen bu tepedekilerce yönlendirilmektedirler. Aşağıda verilen Benveniste olayı ve benzeri birçok araştırma bilim alemince “bilimsel olmamakla” damgalanmıştır ve ancak yıllar geçtikten sonra insanlar tarafında kabul edilmeye başlanmaktadır.


Bilim aleminin “bilimsel değil” kıstası nasıl bir şeydir?

Bilim-insanlarına göre bilimsel olmanın koşulu şudur: Her yerde aynı sonucun elde edilmesi gerekir!

Halbuki kuantlar aleminde varlıklar kendilerini gözlemleyenin niyetine göre davranırlar. Yani her yerde aynı tepkiyi vermezler.

Bilim alemi yukarıda özetlendiği gibi, varlıkları bilinçsiz sayar. Bu düşüncedeki bir bilim adamının bir biyofoton detektörü ile su moleküllerinin bilinçli mi bilinçsiz mi davrandıklarını ölçmeye çalıştığını düşünün. Su çevreye fotonlar gönderiyor, ama o fotonu algılayacak olan insan suyun bilinçsiz olduğuna inandığından fotonların bilgi içermediklerini düşünür. Fotonlar gözlemcinin bu niyetini algıladıkları için ona uygun davranırlar ve hiçbir bilgi sahibi değilmiş gibi davranırlar.

Bilim insanlarının önyargılı davranıp, bazı araştırmaları bilimsel olarak kabul etmeyerek, insanlığı yanlış etkilediklerinin birkaç örneği aşağıda sunulmaktadır.


BENVENISTE-ETKISI: VARLIKLAR BIRBIRLERIYLE ETKILEŞEREK IŞLEM YAPARLAR

Önce bir araştırma örneği vererek, karşılıklı etkileşimin ne olduğunu ve hayatımızdaki önemini göstermek istiyorum.

Bir beden, belirli bir doğal ortam koşulunda yaşayabilmek için bir araya gelmiş hücrelerden oluşur. Ortak bir amaç ve hedef temel şart olduğundan, “aynı amaçlı”, yani ayni genetik bileşimli hücrelerin birleşmeleriyle oluşurlar. Dolayısıyla, bedeni oluşturan hücrelerin “bizden biri” veya “bize yabancı” şeklinde bir ayrım yapma özellikleri vardır. Bu özellik “immünolji = bağışıklık” olarak bilinir.

Yani “bizden” olanlara dokunulmaz, “yabancılara” ise “bir yabancı beden” anlamına gelen “antikor” etiketi yapıştırılır. Bu “antikor = yabancı” etiketi, kandaki bir alyuvar hücresi grubu olan “basofil” denilen “yabancıları tutuklayıcı” hücrelerce algılanıp, yok edilmeye gönderilirler.

Nature dergisinin 1988 yılı Haziran sayısında, Benveniste adlı bir immünoloji uzmanı ve 12 arkadaşı tarafından, çok tartışmalara yol açacak bir makale yayınlanır.

Benveniste ve ekibi, Immunoglobulin E (IgE) adlı bir antikorla deneyler yaparlar. Bu antikorun hangi konsantrasyonlarda bedende etkili olduğunu araştırırlar. Serumu gittikçe sulandırırlar ve antikor oranını nerdeyse “sıfır” olacak şekilde azaltırlar. Ama serumun hala etkili olduğunu ve bazofil hücrelerince “yabancı” olarak etiketlendiğini saptarlar.

Araştırma çok tepki doğurur ve çok farklı gruplarca, farklı yerlerde tekrarlanır. Benveniste ekibinden kişilerin mevcut olduğu deneylerde pozitif sonuçlar alınırken, Benveniste ekibi öğelerinin uzaklaştırıldığı deney ortamlarında sonuç negatif olur.

Benveniste deneylerinden etkilenen Nobel ödüllü bir virüs-uzmanı (Montagnier) bakteri, virüs gibi mikroplara karşı üretilen antikorların, o mikroplardaki belli DNA sinyalleriyle tetiklenmiş olabileceğini düşünür. Çünkü bu durum Benveniste tarafından tahmin edilmiş, ve bu konuda araştırmalara başlanmıştı.

Bu tür DNA sinyallerinin var-olup olmadığını araştırır, var olduğunu görür ve o sinyalleri bilgisayarlarla önce analog olarak kaydeder, sonra onları dijitalleştirir, yani 0 ve 1 sayılarından oluşan dalgalanmalara dönüştürür.

(Bu vesileyle bir ara notu: Hücrelerin birbirleriyle özel biyofoton sinyalleriyle haberleştikleri ve bu biyofoton sinyallerinin de, hücre çekirdeğindeki DNA-sarmalları tarafından oluşturuldukları alman biyofizikçisi Popp (1974) ve daha sonra  de Çinli laser-fiziği uzmanı Ke-Hsueh Li (1983) tarafından gösterilmişlerdi. Ondan sonra bu sinyaller kopyalanıp-aktarılabilir olmuşlardır.)

Sonra bu sinyaller ile tüplere konmuş su molekülleri arasında “rezonans” oluşturacak elektromanyetik alan ortamı hazırlar ve su moleküllerinin bu DNA sinyalleriyle rezonans oluşturmaları için belli bir süre o sinyal etkisi altında tutar. Sonra o tüpteki suda antikor moleküllerinin oluşturulduğu saptanır.


1.png
Şekil 45: Su molekülleri çevrelerinden kendileriyle ilişki içinde olan varlıklarla etkileşim içindedirler.


Bu sinyalleri farklı araştırma laboratuvarlarındaki tanıdıklarına göndererek, aynı yöntemin uygulanması istenir. Ve farklı laboratuvarlarda da aynı antikorların  DNA-sinyalleriyle rezonansa sokulmuş su moleküllerince de oluşturulduğu teyit edilmiş olur. Bak: Montagnier et al. 2011 ve 2014. https://www.youtube.com/watch?v=R8VyUsVOic0

 Aşırı derecede sulandırılmış bir ortamda, hala ilk ortam bilgilerinden etkilenmiş moleküller var ise, o moleküllerde o ilk ortam koşullarını hatırlama bilgisi vardır. Ama bu bilgilere sahip moleküllerin aktive olması için, o bilgi sinyallerinin, ya o bilgilere sahip bir insanın deney ortamında bulunması ve su moleküllerini aktive edecek sinyali göndermesi; ya da, Montagnier deneyinde olduğu gibi, bir DNA-sinyalinin moleküllere iletilmesi gerekir. Bu işlem bir aktivasyon enerjisi veya sinyali görevini görür ve su-molekülleri, o bilgiyi hatırlayıp, o işlevi yerine getirirler. 

Bundan yola çıkılarak da, “water memory = su hafızası” diye bir kavram oluşturulur ve hala da farklı bilim insanlarınca araştırma konusu olur. Emoto (2002) ve diğer birçok araştırmacının deneyleri, varlıklar arası bu etkileşimlerin önemini ortaya koymaktadır.

Burada kullanılan “Su-hafızası” kavramı, su moleküllerinin çevre faktörlerinden etkilenmeleri ve davranışlarını ona göre ayarlamaları olarak değerlendirilmelidir.

Yani insanların düşünceleri (yaydıkları elektro-manyetik alan) serumdaki su moleküllerini pozitif veya negatif olacak şekilde etkilemekte, moleküller de, olumlu veya olumsuz davranışlar gösterebilmektedir.

Günümüz insanlığı, varlıklar arası karşılıklı bilinçli bir etkileşim olduğunu kabul etmemektedir. Onlara göre, varlıklar bilinçsizdirler ve insan davranışından etkilenmezler. Halbuki Benveniste deneyi, insanlarla su molekülleri arasında bir rezonans oluşturulursa, o su moleküllerinin kendileriyle rezonansta olan insanlardan etkileneceğini göstermektedir.

Bilim insanlarının günahı başlıklı makalede belirtildiği üzere, bilim insanları atom-molekül gibi küçük öğelerin canlı-bilgili-bilinçli olduklarını ve çevrelerini algılayarak, ona uygun bir davranışta bulunduklarını kabul edemediklerinden, kavgalar ve anlaşmazlıklar hep süregelmektedir. Bunun olumsuz sonuçlarını da tüm insanlık çekmektedir.

Yani özetleyecek olursak, “Bilim-insanları” hala dogmatik gelenek görüş etkisi altında davranmaktadırlar.

Nedir bu dogmatik görüş?

Doğadaki oluşum ve gelişimler doğa-üstü bir güç sistemi tarafından yönlendirilirler; varlıkların bilinçli davranmazlar, rastgele davranışlar söz konusudur, doğa-yasalarına birer robot gibi uyarlar, doğa-üstü bir güç iyileri seçer.

Kuantum deneyleri atom-altı-öğelerin çevrelerinde kendileriyle ilişkiye girmek isteyen varlıkları algıladıklarını ve ona uygun davrandıklarını göstermektedir. Herşeyin içinde atom-altı-öğeler bulunduğuna göre, su molekülleri neden çevresinde kendileriyle ilişki kurabilecek birini algılamasın?

https://www.youtube.com/watch?v=R8VyUsVOic0&authuser=0

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: