Bölüm 55- Anlaşmazlıklarımızın Temel Kaynağı yanlış hayat görüşüdür

Prof. Dr. İsmet GEDİK

Doğadaki oluşum ve gelişim sistemi hakkında çok yanlış bir bilgiye sahip olmamız sorunlarımızın kaynağıdır. Toplumlar devlet denilen bir sistem içinde değerlendirilir.


Devlet ise tarihsel oluşumu itibariyle, tepedeki bir kişi veya zümre tarafından kurulup-sahiplenilen bir toplumsal sistem olarak tarihte yerini alır.


İlk devletler Sümer kent devletleri olarak yaklaşık 5 bin yıl önceleri kurulmuşlar ve gökten indirilen kutsal krallıklarca sahiplenilip-yönetileceği temeline oturtulmuşlardır.


Halkın yöneticilere biat etmelerini sağlamak için gökten indirildiğine inanılan kutsal kitaplar bulunduğu, kutsal kitaplardan şüphelenmenin bile çok büyük günah olduğu ve ölümden sonra cehennem ateşinde yanacakları gibi bilgilerle korkutulan halk sorgusuz-sualsiz, pasif şekilde yaşamaya alıştırılmıştır.

Bu yaşam tarzı ufak-tefek değişimlere uğramışsa da genel hatlarıyla günümüze kadar ülkemizde sürdürülmektedir. Yani halkın büyük çoğunluğu geçmişi hakkında farklı bilgilerle donatılmakta, farklı düşüncelerdeki insanlar da birbirleriyle kavga ve savaşlara girmektedir. Bu nedenle geçmişimiz hakkında bilimsel verilerle desteklenen geçek bilgiler edinilmesi gerekir. Günümüzde bunun tipik bir örneği yaşanmaktadır.


Sezen Aksu’nun 2017 yılında müzisyen Yaşar Gaga ile çıkardığı ‘Şahane Bir Şey Yaşamak’ şarkısında şu mısralar bulunur. Şunlardır:

“Acısıyla tatlısıyla

Ne şahane bir şey yaşamak

Dibe vurmak dimdik durmak

Bin bahane bin oyun kurmak

Binmişiz bir aIamate

Gidiyoruz kıyamete

SeIam söyIeyin o cahiI

Havva iIe Ademe”

Bunlardan

“Binmişiz bir alamete

Gidiyoruz kıyamete

Selam söyleyin o cahil

Havva ile Adem’e”

ifadesini içeren şarkı sözlerine toplum içinden tepkiler gelmiştir.


Tepkilerden bazıları şöyledir:

Bazı devlet yöneticileri şu şekilde beyanat vermişlerdir:

“Hz. Adem efendimize kimsenin dili uzanamaz.

O uzanan dilleri yeri geldiğinde koparmak bizim görevimizdir.”

Milli Beka Hareketi, Aksu’yu, Beykoz’daki evinin önünde ‘protesto’ etmiştir.

Yaklaşık 20 kişilik grup adına konuşan Milli Beka Hareketi Genel Başkanı Murat Şahin, “Bazı sözde sanatçılar sanat yaptığını zannederek milli ve manevi damarları tıkamak, dini değerlere hakaret etmek için birbirleriyle yarış içine girdi” demiştir.

Ankara’da ise aralarında avukat Mikail Yılmaz’ın da bulunduğu bir grup Aksu hakkında “dini değerlere hakaret ve tahrik veya aşağılama” suçundan suç duyurusunda bulunmuştur.


Adsız.png
Şekil 114: Topum karşılıklı hizmet alışverişlerine dayanır. Irk-din-mezhep gibi faktörler toplumsal davranışa zarar verir.


Şimdi bu konuyu ele alıp, analizini yapalım.

İnsanların farklı düşünüp-davranmalarının temelinde, kendilerine verilen bilgiler yer alır. Burada söz konusu olan BİLGİ insanın ilk atasının kim olduğu ve nasıl yaratıldığı konusudur.


Bizim toplumumuzda geleneksel bilgilerin çoğunluğu dinsel kökenlidir ve kutsal kitap verilerine dayanır. Kutsal kitaplardaki yaratılış bilgileri ise, insanın yaratıcı tarafından kendisine hizmet etmek için çamurdan yaratıldığı, ilk yaratılan insanın Adem olduğu ve onun kaburgasından Havva’nın oluşturulduğu şeklindedir. Bu yaratılışın ise yaklaşık 5 bin yıl önceleri olduğu da kutsal kitap bilgilerinden çıkartılmaktadır.


Günümüz bilim verilerine göre,

  • İnsanların atalarının doğu-Afrika’da 2.5 milyon yıl önce ortaya çıktıkları
  • İlk ortaya çıkan insanın (Homo habilis) kafatasının 650 cm3 kadar bir büyüklükte olduğu,
  • Zamanla beyin kapasitelerinin gittikçe (Homo erectus 950 cm3, Homo sapiens 1400 cm3) büyütülerek geliştiği,

  • Buna bağlı olarak da zihinsel yeteneklerinin de zaman içinde gelişerek günümüze ulaştığı,

  • 12-13 bin yıl öncelerine kadar yaşamış insanların toplumsal bir yaşam sürdürmeyip, yabani avcı-toplayıcı tarzında yaşadığı,

  • İnsanların toplumsal yaşama yaklaşık 10-12 bin yıl önceleri ancak geçebildiği gibi çok ayrıntılı bir insanlık geçmişi tarihi ortaya çıkmaktadır.


Bu bilgiler jeolojik, antroplojik ve arkeolojik verilerden ortaya çıkmaktadır. Ama son çeyrek asırda ortaya çıkan haplogrub gen teknolojisi bilim dalı çok daha ayrıntılı insanlık tarihi bilgileri sunabilmektedir.


Bir genetik araştırmacı olarak halen California-USA da çalışan Thomas Le’den “haplogrup” genetik araştırmaları hakkında öz bir bilgi alalım.


“Ben Asyalıyım, ailemin kökleri Güneydoğu Asya’dadır. Ama benim anne-haplogrubum- B5a1a – yaygın olarak kuzey Meksika Kızılderilileri arasında bulunur.

Peki beni Kızılderililere bağlayan nedir?


12.000 yıl önce insanlar Asya’dan Alaska’ya göç ettiği için annelik (mitokondria-dna) grubumu birçok Amerikan yerlisiyle paylaşıyorum.


Herkes mitokondrisini annesinden alır.

Diğer DNA parçalarının aksine, mitokondriyal DNA’nız çekirdeğin dışında bulunan tek DNA türüdür.

Bu nedenle, mitokondriyal DNA’nız diğer DNA türleri ile birleşmiyor.

Mitokondriniz doğrudan annenizden miras kaldığı ve çok az rekombinasyondan geçtiği için, aynı anne haplogroupu her akrabanızla paylaşacaksınız.


Örneğin, sen, annen, kardeşin, kız kardeşin, anne teyzen, anneannen, vs. hepsi seninle aynı anne haplogroup’u paylaşır.

Ve bu anne haplogroup nesiller boyunca belirli bir yer ve zamanda tek bir mutasyona kadar uzanır.


(Yani binlerce yıl önce bir annenin mitokondrisinde bir mutasyon olduysa, o mutasyon onun soyundan olan herkeste devam eder.

Binlerce yıl önce Doğu-Asya’daki bir kadının mitokondrisinde gerçekleşen bir mutasyon, onun soyundan bazılarının Bering boğazından Amerika’ya göçmesiyle Amerika yerlileri arasında yayılır, Güney-doğu-Asya’ya göç eden çocuklarıyla Çin- Endonezya vs. yayılır.

Ama Amerika’ya göç eden kadınlar arasında başka türde mitokondria mutasyonları da var olacağından, herkes aynı haplo-grupta olmaz.) 


Baba-haplo-grup belirlenmesinde Y kromozomu iş görür. Y kromozomu cinsiyet belirleyici kromozomdur, erkeklere babalarından miras kalır.

Bir erkeğin Y-kromozomunun bir yerinde bir mutasyon geçekleşirse, bu mutasyon onun soyu boyunca devam eden nesillere aktarılır.

Taa ki onun soyundan birilerinde aynı yerde başka bir mutasyon olana kadar.

O zaman grupta çatallanma başlar ve yeni alt-gruplar ortaya çıkar.


Örneğin, bir popülasyonun Afrika’dan ilk göç ettiği ya da başka bir grubun coğrafi olarak izole edildiği zaman olabilir.

Haplo-grup analizleri bu mutasyonlara dayanarak atalarınızın izini sürebilir, çünkü bunlar belirli dönemlerde ve farklı coğrafik konumlarda meydana gelmiştir.


Günümüz DNA’ları insan fosili kemiklerinden elde edilen DNA’larla kıyaslanarak, o zamandan beri geçirilen mutasyonlar saptanabilinmektedir.

En eski fosil DNA’lar 200.000 yıl öncesine dayanıyor ve Etiyopya’daki Omo Kibish’te bulundu.

Genetik ve paleontolojik kayıtlara göre, Homo sapiens sapiens 70.000 yıl önce Afrika’dan Avrasya kıtasına göç etmeye başladı.

Bu göçmenlerin bazıları Hindistan kıyıları boyunca hareket ederek 50.000 yıl önce Güneydoğu Asya’ya ve oradan da Avustralya’ya ulaştılar.

O zamandan beri, farklı mutasyon olayları ve farklı dağılma yollarıyla türümüz yayıldı.


Görüleceği üzere genetik haplogrub analizleri, jeolojik-antropolojik-arkeolojik araştırma sonuçlarını doğrulamaktadır. Dolayısıyla, geleneksel kutsal kitap bilgileri doğal gerçeklerle uyuşmamaktadır.


Önceki bölümlerde gösterildiği üzere ilk insanlar yabani insanlardı. Beyinleri küçüktü ve bu nedenle günümüz insanlarının sahip oldukları empati duyabilme, içe-bakışcı benlik ve zamansal bellek gibi duygulardan yoksundu.

Bu nedenle bizlere aktarılan kutsal kitaplı (Adem-Havva, Eden bahçesinde yaratılma, vs. gibi) hayat bilgileri geçeklere uygun değildir ve insanların yanlış önyargılarla donatılarak, birbirleriyle çatışmalarına neden olmaktadır.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: