May neym is TÖRKAYYEEEE… -/= Türkiye demeye çalışıyorlar, arada ağızlarından Turkey kaçıyor, düzeltiyorlar, TÖRKAAYYEEE…

DAĞHAN IRAK

10 gün kadar önce kadın milli voleybol takımımızın Milletler Ligi maçını izliyordum.

Türkiye’ye dair hâlâ gurur duyulabilecek çok az şeyden bu güzel takımın maçı, May neym is TÖRKAYYEEEE… - Dikenne yazık ki TRT’de Kerem Öncel’in anlamsız, rahatsız edici ve hamasi bağırtıları eşliğinde verildiğinden, turnuvanın dünya çapındaki resmi yayıncısının abonelik paketine ücreti mukabilinde kuzu kuzu dahil olup Eurosport’taki İngiliz ve Amerikalı eski çalışma arkadaşlarımızdan dinlemeyi tercih ettim, etmek zorunda kaldım daha doğrusu.


Tam maçı izlerken, sabahtan haberlere bakarken görüp gülüp geçtiğim bir mesele kafama dank etmiş bulundu.


May neym is TÖRKAYYEEEE… - Diken


Siz de duymuşsunuzdur, Birleşmiş Milletler’e başvurup, “Bize bundan sonra Turkey değil, Türkiye diyeceksiniz” diye tutturmuşuz, BM de el mecbur kabul etmiş.


Bir süredir Cumhurbaşkanlığı İletişim şeysi aracılığıyla iteklenen bir uygulama resmileştirilmiş yani.

Bu mesele spikerlere de iletilmiş, onlar da dilleri döndüğünce, daha doğrusu dönemediğince, Türkiye demeye çalışıyorlar, arada ağızlarından Turkey kaçıyor, düzeltiyorlar, TÖRKAAYYEEE…


Bu ilk defa olan bir şey değil, ülkeler çeşitli nedenlerle ya da paşa gönülleri öyle istediği için resmi ismini değiştirebiliyor. Beyaz Rusya’nın Belarus, Swaziland’ın Eswatini olması gibi. Bu isim değişikliklerinin nedeni çoğu kez sömürgecilik dönemine kadar gidiyor. Eswatini’nin isim değişikliği tamamen bu nedenden mesela;

Belarus’unki ise tam öyle değil ama yakın, Belarus ismindeki Rus, Rusya’dan değil Rutenia’dan geliyor, Batılılar münasebetsizce Rusya zannetmiş, Türkçe dahil bir sürü dile böyle girmiş. Bir de pratik değişiklikler kategorisi var;

Çek Cumhuriyeti’nin, “Bize Çekya mı deseniz, hani daha pratik sanki?” itirazı gibi…


Bizim Türkiye değişikliği, tamamıyla yeni bir kategori, “BİZE HİNDİ DEDİLEEEER!” kategorisi…

Tarihe böyle bir aşağılık kompleksini en yüksek makamdan resmileştirerek geçmek de bize yaraştı hani. Biz diyorsam lafın gelişi, Türkiye’de halk adına alınan kararları bırakalım sormayı, söylemek bile artık nadir görülen vakalardan.

Halkı geçtim, bakanların bile haberi olmuyor bir sürü şeyden, iletişim şeysinin aklına bir fikir geliyor, Beyefendi’nin aklına yatırıyor, ol deniyor, oluyor.

Ya da Beyefendi sabah kalkınca bir şeye sinirleniyor, çağırıyor iletişim şeysini ya da eli sazlı Kalın Efendi’yi, ol diyor, oluyor.

Ol dedim oldu rejimi, Törkayyee Cumhuriyeti…


Beyefendi olacak dedi diye olur olmaz olan şeyler Törkayyee ile başlamadı.

Daha evvel, devletlümüz 4G’yi yeterli görmeyince hemen oracıkta 4.5G icat edilmiş, hâlihazırda var olan LTE teknolojisinin üstüne yapıştırılıvermişti.

Aynı şekilde, ‘yardımcı doçent‘ unvanı da şak diye ‘doktor öğretim görevlisi‘ne çevrilmişti.


Törkayyee’nin kadroları daha zıpla demeden kafasından metre hesaplayıp zıplayan partizanlarla dolu olduğu için, Beyefendi, imam hatip Arapçasıyla DAEŞ’e (IŞİD yani) DEAŞ dediğinde medyasından hariciyesine herkes DEAŞ demeye başlamıştı.

Ol diyor oluyor yani, olur öyle, burası Törkayyee!..


Bu isim değişikliği meselesi yeni değil aslında; ecnebiye zorla Türkiye dedirtmeye çalışma gereksizliği, sanıyorum 1990’larda, anlamsız bir ulusalcı refleksi olarak türedi ilk, anlamsız olduğu için de tutmadı.

Birtakım Beyaz Türk hassasiyetler dışında kimsenin sallamadığı bir mesele oldu.


Parti-devlet rejimi biliyorsunuz Haziran 2015’ten, yani koltuğun bir bacağı HDP tarafından boşa düşürüldüğünden beri MHP ve kayda değmez birtakım ulusalcı fraksiyonların koltuk değnekliğinde aşırı sağ popülizmi keşfetti.

Bu sayede yedi yıldır hem koltuğu koruyor hem de gerektiğinde ‘Kürt, terör, milli mesele, egemenliğimiz vs.’ kelime havuzundan rastgele birkaçını seçip muhalefeti hizaya getiriyor.

Törkayyee hamlesi de böyle bir refleksten kaynaklı.


Her ülkenin adı, farklı dillerde, iki tarafın dahil olduğu kültürel, siyasal, tarihi, dilbilimsel faktörlerle ortaya çıkar.

Bunun tek bir formülü olmamakla beraber genel pratik, o dilin yapısına uygun, o dili konuşan insanların dilinin dönebileceği bir ismin çoğu kez kendiliğinden ortaya çıkması üzerine kuruludur.


Etimoloji uzmanı olmadığım için çok ahkâm kesemeyeceğim ama bizde de ülke isimleri Türkçe dil yapısına uygun şekilde değişerek ortaya çıkmıştır ağırlıklı olarak.

Mesela Türkçede S ile başlayan ve sessizle devam eden yabancı isimlerin başına I ya da İ getiririz, İsviçre, İsveç hatta Isparta gibi…


Mesela herkesin Marok ve türevi isimler verdiği yere biz Osmanlı’nın 1576’da girdiği Fes’in adını vermişiz, onu da Fas yapmışız.

Yunanistan da, Antik Yunanistan’ın Türkiye kısmı İyonya’dan geliyor örneğin.

En komiği, “Bize hindi dediler” diye ağlıyoruz ama biz de Hindistan diyoruz, kimse de gelip “BİZE BHARAT DİYECEKSİNİZ ULAN!” diye gırtlağımıza çökmüyor.

Neden?

Çünkü mânâsız…


Daha da anlamsızı, Törkayyee’nin her dilde Ü harfiyle yazılmasını talep etmiş olmamız.

Çağımızın Lingua Franca’sı yani evrensel başat dili olan İngilizce’de harfini geçtim, Ü sesi yok.

Fransızca’da Ü sesi var, harfi ‘capharnaüm‘ gibi bir avuç kelime haricinde yok.

Bazı diller zaten hepten Latin alfabesi kullanmıyor.

Yani meselenin eş değeri, Hindistan’ın Türkçede kendisine Bharat dedirtmesi faraziyesi de değil, Hint alfabesiyle भारत dedirtmeye kalkması.

Nasıl olacak bu iş?


Bu sorunun cevabını Dışişleri Bakanlığı’nın websitesinde aradım.

Site, Türkçe hariç sekiz dilde yayında.

Batı dillerinin hepsinde (İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, Portekizce) Törkayyee uygulamaya geçirilmiş. Rusçası ise Tureçkaya Respublika. Törkayye, Putin’e sökmediyse demek…


Yani uygulamanın uygulanamazlığını Hariciye de biliyor, herkes de biliyor. Kim bilmiyor? Kendini Türkiye halkının iradesinin cisimleşmiş hâli zanneden kimse o bilmiyor.


İşin komiği, milliyetçi/ulusalcı refleksleri kaşımaya yönelik bu uygulama, yapılan bir gafla da tamamen ters tepti.

Beyefendi, biliyorsunuz İngilizce’ye çok hâkimdir, Turkish Airlines isminin de Türkiye Airlines yapılacağını buyurmuş bulundu.

Oysa bizim Turkish’i Türk yapma gibi bir girişimimiz olmadı, ülkenin adını değiştirttik yalnızca.


Beyefendi, ülke adı ile demonim yani bir ülkenin yerlilerine verilen adın farkını bilmediği için, Turkish ismine yıllardır -bizim paramızla- yapılan markalaştırma çalışmaları da çöp oldu.

Şu an uçakların gövdesine badanayla nal kadar TÖRKAYYEE yazdırıyordur, THY’nin deve kesme timleri.


Velev ki, bu milliyetçi efelenme, asıl hedef kitlesi olan ulusalcı tayfa tarafından Türk-Türkiyeli tartışmasının parçası sanıldığı için öfkeyle karşılandı.

O öfkeye es kaza Devlet Bahçeli’nin gündelik hiddeti de katılırsa, o uçaklara badanalanacak TÖRKAYYEE yazısını sarı bezle sildirirler aynı deve kesme timlerine.

Devletimizde keyfiyet esas, Beyefendi’nin keyfi (ve koltuğu) kutsaldır ne de olsa.


Oysa, bütün bu kargaşanın anlamsızlığı ortada.

Türkiye isminin cümlede nasıl geçtiği değişmeden, ismin kendisinin değişmesinin hiçbir anlamı yok.

Türkiye’de 25 milyon kişi açlık sınırının altında yaşıyor” ya da “Türkiye’de 21 Kürt gazeteci nedensiz gözaltına alındı” cümlelerindeki Türkiye’nin cismi yaşanabilir bir şeye evrilmedikçe ismi Turkey, Türkiye ya da Törkayyee olmuş ne fark eder?

Kendisi bitmiş, biterken ülkeyi de bitirmeye ant içmiş bir ara rejimin, giderayak girdiği son krizler bunlar.

Şapkasındaki tavşanı kaybetmiş sihirbazın, alkış almak için son çare olarak ceketinden bayrak çıkarması gibi…


daghan@daghanirak.com

@daghanirak

https://www.diken.com.tr/may-neym-is-torkayyeeee/

Tüm yazılar: Dağhan Irak


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: