Sedat Peker meselesi ve içine düştüğümüz sefalet

LEVENT GÜLTEKİN

Organize suç örgütü lideri olarak tanımlanan Sedat Peker, birkaç yıl öncesine kadar ortağı, destekçisi olduğu iktidara karşı bir intikam savaşı veriyor.

“Aileme, çocuklarıma dokundunuz, bunun hesabını sizden soracağım” diyerek yaptığının bir intikam alma mücadelesi olduğunu kendisi de gizlemiyor.


Sürdürdüğü bu intikam mücadelesinde ne kural ne hukuk ne de temiz bir dil var.


Ailesine yapılan hukuksuzluğun bedelini muarızlarına tam bir mafya yöntemiyle ödetmeye çalışıyor.


İnsanları tehdit ediyor, özel hayatı ilgilendiren kasetler yayınlıyor, ‘dostum’ dediği kişilerle yaptığı telefon konuşmalarını kaydedip yayınlamaktan imtina etmiyor.


Kişisel intikamını sürdürürken değerleri yok etmekten, kabadayılığı genel geçer kural haline getirmekten, ahlak, hukuk tanımamayı bir yöntem olarak topluma sunmaktan da geri durmuyor.


Ülkedeki kural ve hukuk tanımazlığın, kabalığın, ahlak yoksunluğunun neden olduğu tahribat dursun, ülkemiz daha iyi olsun diye bir çaba içerisinde de değil.


Dediğim gibi kendince kişisel bir intikam mücadelesi sürdürüyor Sedat Peker.

Bunu sürdürürken, iktidara ve iktidar mensuplarının yaptıklarına karşı toplumda oluşan öfkeyi de kendi intikam çabasına -bir anlamda- malzeme olarak kullanıyor.


Kendince verdiği bu mücadelede ne demokrasinin yok edilmesi umurunda ne hukukun rafa kaldırılmış olması. Ne ülkemizin aldığı tahribat umurunda ne de yıllardır hayatları yok edilen gençler, cenazeleri haftalarca sokaklarda kalan kadınlar, hapislerde çürüyen insanlar…  

Toplumdaki yozlaşmayı da dert etmiyor, giderek yerleşik kural haline gelen kuralsızlığı ve hoyratlığı da önemsemiyor.

Tam tersine kişisel intikamı için toplumdaki bu çürümeyi ve yaygınlaşan hoyratlığı meşrulaştırmaktan geri durmuyor.

Sedat Peker gibi birinden demokrasi, hukuk, insan hakları mücadelesi vermesini, ahlaki hassasiyetle hareket etmesini elbette beklemiyorum.

Hatta iktidar çevrelerinin yaptığı kirli işleri afişe etmesini de bir yere kadar yararlı buluyorum.


Fakat burada iki sorun var.

Birincisi, benimsediği üslubun ve uyguladığı yöntemin toplumsal değerlerde yarattığı tahribat.

Diğeri, demokrasi ve hukuk mücadelesi verdiğini söyleyen kimilerinin Sedat Peker’in kişisel intikam mücadelesinde, bu üslup ve yöntem sorunlarını görmezden gelerek gönüllü taraftar olması ve toplumu da oraya çekmeye çalışması.


Bir taraftan ülkede yaygınlaşan hoyratlıktan şikâyet ediyorlar, diğer taraftan en hoyrat yöntemlerle intikam mücadelesi sürdüren birinin yaptıkları karşısında mutlu olmaktan kendilerini alamıyorlar.  

Bir taraftan iktidarın toplumdaki çürümeyi artırıcı politikalarından dert yanıyorlar, diğer taraftan üslubuyla, uyguladığı yöntemle bu çürümeyi daha da yaygınlaştıran birinin söz ve eylemlerindeki yöntem yanlışlığını görmezden geliyorlar.


Sedat Peker insanların özel hayatını ilgilendiren kasetler yayınlıyor, kınayacaklarına alkış tutuyorlar.

“Gençler siz sakın bu kişiyi örnek almayın, insanın başka biriyle yaptığı telefon konuşmasını kaydetmesi ve yayınlaması utanç verici bir davranıştır” diyeceklerine -ses kaydı yayınlanan kişiye öfkelerinden dolayı- bu ayıp davranışı alkışlıyorlar.


Sedat Peker muarızlarına en kaba, en hoyrat dille tehditler savuruyor, hakaretler ediyor.

Kimi yazarlar, aydınlar, gazeteciler, “Aman gençler iyi insan olmak istiyorsanız sakın bu üsluba ve yönteme heves etmeyin” diyeceğine tam tersine onları Peker hayranlığına teşvik ediyor.

Böyle yaparak hem ülkemizin her alanda iyi olması için mücadele eden insanların çabalarını kirletiyorlar hem de bu mücadeleye zarar veriyorlar.


Sedat Peker, belli ki ülkedeki demokrasi mücadelesini kendi kişisel intikamına malzeme yapmaya çalışıyor.

Buna çanak tutanlar, ülkeye en az bu iktidar kadar kötülük yapıyor.  

Sanırım ‘Düşmanımın düşmanı dostumdur’ anlayışıyla hareket ediyorlar.  

Bana göre bu anlayış zerre kadar ahlak, ilke, değer taşımıyor. Bu anlayışı toplumda genel kural haline getirmekse en hafif tabirle aymazlık.


Kendisine aydın, yazar, gazeteci diyenlerin bu ilkesizliği ve değer yoksunluğunu topluma çok matah bir şeymiş gibi sunması ise ayrı bir sorun.  

Aydınların, yazarların, gazetecilerin dostları ya da düşmanları değil, savundukları değerleri olur.

Bu nedenle de kişilere değil, o değerlere aykırı her türlü söze, davranışa, yaklaşıma karşı çıkarlar.


Sırf iktidarın kirli işlerini ortaya döküyor diye Sedat Peker’in hukuk, ahlak, kural tanımaz yöntemine alkış tutanlar, sanırım çocuklarımıza nasıl kötü örnek olduklarının ve bu ülkeye yaptıkları fenalığın farkında değil.

Tekrar edeyim: Sedat Peker kişisel intikamı için kendince ahlaki hassasiyet gözetmediği bir mücadele sürdürüyor.

Geçmişte ortaklık yaptığı güç odaklarının kirli işlerini ortaya dökmesi yararlı. Fakat benimsediği üslubun ve yöntemin toplumda yarattığı tahribatı görmezden gelemeyiz, gelmemeliyiz.


Bana göre Sedat Peker’in yaptıklarını demokrasi mücadelesinin bir parçası olarak görmek, göstermek büyük bir sorumsuzluk.   

Ülkemizde her alanda büyük bir tahribat yaşanıyor.

Demokrasi yok, hukuk yok, kural yok, nezaket, saygınlık, incelik gibi değerler tahrip oldu.

Devlet tahrip ediliyor, toplum adeta çürüyor.

İktidarıyla, medyasıyla toplumuyla büyük bir çamurun içinde debelenip duruyoruz.

Mesele giderek sadece bir iktidar değişimi meselesi olmaktan çıkıyor.


Her alanda korkunç bir çürüme yaşanıyor.

Ülkemizi bu karanlık kuyudan çıkarmak için değerleri olan bir mücadeleye ihtiyaç var.

Çünkü değerleri, haysiyeti, namusu olmayan bir yöntemle verilen mücadele sonunda temiz bir sonuca ulaşılamaz.


İktidarın politikalarının toplumda neden olduğu tahribattan ve iktidarın hukuk, kural tanımaz uygulamalarından şikâyet edenlerin, Peker’in toplumu çürütücü yaklaşımlarını alkışlaması anlaşılır gibi değil.  


Diğer taraftan Türkiye’deki demokrasi mücadelesini Sedat Peker’in kişisel intikam çabasına malzeme yapmak, hem ülkeye hem canını dişine takarak bu mücadeleyi sürdürenlere kötülüktür, dahası bu mücadeleyi kirletmektir.


Eğer değerler için mücadele ediyorsak o değerlere öncelikle bizim sahip çıkmamız gerekiyor.

Bunun için de kötülük, hoyratlık, hukuk, kural tanımazlık kimden gelirse gelsin karşı çıkmamız gerekiyor.

Çünkü iyi, namuslu insan olmak bunu gerektirir.

Bilmem anlatabildim mi?


acikcenk@gmail.com

@acikcenk 

https://www.diken.com.tr/sedat-peker-meselesi-ve-icine-dustugumuz-sefalet/

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: