Neden BİLİM İNSANLARI hala uygarlığın Buzul devrinin ovası olan Atlantis’te geliştiğini kabul etmemekte direniyorlar

Prof. Dr. İsmet GEDİK

Atlantis maalesef hala ciddiye alınmamakta ve Sümerlerin Orta-Asya’dan Basra yöresine geldiği geleneksel görüşü devam ettirilmektedir. Arkadaşlar sizi ikna edebilmek için daha ne yapılmalı?)


Atlantis’in diğer önemli özellikleri arasında Timaios ve Kritias’da neler anlatılıyor?


Bir ön bilgi: Bu hikayedeki özel isimler iki defa değiştirilmişler ve ilgili halkın diline çevrilmişlerdir; önce Mısırlılar, sonra da Solon tarafından!


1.pngŞekil : Atlantis’in bulunduğu bölge, kuzeyi yüksek dağlarla çevrili, bir boğazla büyük bir okyanusa açılan bir deniz içinde bir (yarım-ada) ada ve içinden ırmaklar akan ve 540 x 190 km boyutlarında çok verimli bir ovaya sahip bir ülkedir.


  1. MÖ. 9600’lerden önceleri, Atlas denilen ve gemilerle geçilebilen bir deniz vardır; bu Atlas denizi, çok büyük bir okyanusa açılan bir boğazın iç tarafında bulunmaktadır.

  2. Bu Atlas denizinin boğaza yakın tarafında, Atlantis adında BİR ADA VARDIR Kİ, ASYA VE AFRİKA’DAN BÜYÜKTÜR. Bu adadan diğer adalara ve gölü çevreleyen karaya geçilebilmektedir.


  3. Gölü çevreleyen kara gerçekten büyüktür ve çok yüksek dağlarla kaplıdır. Bu dağlar adaları ve göl çevresindeki ovayı kuzey rüzgarlarından korumaktadır. Bu yüksek kara, (boğazın olduğu yerde) bir dil gibi denize uzanmaktadır ve yanından bir ırmak akmaktadır.


  4. Eskiden çok sayıda sel felaketi olmuştur ve bu sellerle öyle toprak kaymaları olmuştur ki, çevredeki dağların yamaçları çırıl-çıplak kalmışlardır.


5- Gölün çevresinde dikdörtgenimsi bir ova vardır; boyutu » 540 x 190 km’dir, Tüm bu ova derin ve geniş bir su kanalıyla çevrelenmiştir. Ayrıca tüm ovayı enine ve boyuna kesen çok sayıda başka su kanalları vardır.


6- Ülkede (ovada ve adalarda) dünyanın en verimli toprakları bulunmaktadır, öylesine ki her türlü bitki ve sebze yetişebilmektedir; hem de öylesine bol miktarda ki, fil gibi hayvanlar bile beslenebilmektedir. İklim öylesine uygundur ki, her türlü baharat ve meyve (nar, narenciye, hindistan cevizi, vs) yetişmektedir.


7- Bu Atlantis ülkesinde, bir ucu okyanus kenarındaki boğaza, diğer tarafta Mısır ve Adriyatik’e kadar etkili olan bir imparatorluk kurulmuştur. Günün birinde (11600 yıl önce) bu devlet tüm kuvvetlerini toplayarak önce (kuzeydeki? devletine, sonra Mısır’a saldırır.


2.pngŞekil : Dağ tepelerindeki buzulların ergimesi her yıl tekrarlanan sellenmelerle vadileri çamurlarla kaplarlar. En sona kalan buzul parçası ise, “Glacial Outburst flood” adı verilen muazzam bir tufan oluşturur.


Bu arada korkunç sarsıntılar ve sel felaketleri olur ve her şey ve herkes çamurlara gömülür. Atlantis adası da bu arada gömülerek yok olur. Her şeyin çamurlara gömülmesi nedeniyle, eskiden gemilerin geçebildiği bu deniz, bir bataklığa dönüşür ve geçilmez olur! (Solifluksiyon olayı sonucu gölün çamurla dolması olayı)


3.pngŞekil:Buzul devirlerinde yüksek dağların tepeleri ve yamaçları buzullarla kaplıdır ve deniz seviyesi yaklaşık 130 m daha düşüktür. Bu durumda, Basra Körfezi kurumuştur ve ucunda yaklaşık 20 m. derinliğinde bir göl bulunmaktadır


Şekilde buzul devri süresinde Basra Körfezi ve çevresinin coğrafik tasarımı verilmiştir. Görüldüğü üzere, Basra körfezi suları çekilmiş ve Hürmüz Boğazı (Bahreyn) yakınlarında bir göl kalmıştır. Eflatun’un anlatımında sözü edilen deniz bu olmak zorundadır, çünkü “eskiden gemilerin geçebildiği bu deniz, bir bataklığa dönüşür ve geçilmez olur” ifadesi ancak böyle bir ortam için geçerli olabilir.


Yaklaşık 15 bin yıl önce buzul devrinin sona ermesiyle, deniz suları tekrar yükselmeye başlar. Hint okyanusu kıyılarında yaşayan insanlar yükselen deniz sularından kurtulmak için göç edecek yerler aramaya başlamak zorunda kalırlar. Boğazın dış-tarafındakilerle, iç-tarafındakiler arasında olduğu söylenen savaş, göçe zorlanan bu kavimlerden kaynaklanmış olmalıdır.


Atlantis neden bir hayal ürünü olamaz ve kesinlikle gerçeklere dayalıdır?

Neden Platon’un Atlantis aktarımı bir hayal ürünü olamaz ve mutlaka gerçeklere dayalıdır?


1- Hikaye, jeologların SOLİFLUKSİYON dedikleri bir olayla başlamaktadır: Eskiden çok sık sel felaketleri ve toprak kaymaları olduğu ve bunlarla dağ yamaçlarının tamamen çırıl-çıplak kaldığı, ama bu tür sel felaketlerinin Nil vadisinde hiç olmadığı, vs..

Böyle bir olay jeolojik verilerle tamamen uyum içindedir ve yaşanılmadan uydurulması mümkün değildir.


2- İlk kentleri 6000 yıl önceleri Basra çevresinde ortaya koyan Sümerler “denizden iki ırmak ülkesine” geldiklerini belirtmektedirler (Ceram 1972). Bu durumda, Sümerler Basra Körfezinde denize gömülen bir yerden kaçıp, Basra yöresine ulaşmış olmak zorundadırlar. (O ada da, daha önceleri batan adalardan gelenlerin bir ara istasyonu olabilir).


3- Mısır’daki tapınaklarda “Deniz toplumlarının istilası” başlıklı belgelere rastlanılmıştır. Bunların ene eski olanı Hermetisgust adlı bir bilge veya kahinin MÖ 10000lerde Mısır kültürünün temelini atttığına dair hiyorolifler vardır . Denizden gelen bir toplum olduğuna göre, bu insanların atalarının yaşadığı “batık bir ada” da var olmak, üstelik Mısır’a çok uzak olmamak zorundadır.


4- Kutsal Kitapların Yaratılış bölümünde, “Doğuda bir yerdeki Eden Bahçesinden = Cennet’ten” ve o bahçede akan Dicle, Fırat, Pişon ve Gihon adlı, günümüzde ikisi mevcut olmayan ırmaktan söz edilmektedir. Allah insanı bu bahçede yaratır, ama onlar orada günah işledikleri için o bahçeden kovulurlar ve yeni dünyalarına sürgün edilirler! Atlantis anlatımında da, benzer bir ortam tanıtılmakta ve: “ Asil soylu Efendilerin zamanla ahlakları bozulduğu için, Tanrılar onları cezalandırmaya karar verirler ve ….” şeklinde bitmeyen bir cümleyle olay sonlandırılmaktadır.


5- Atlantis adasının bulunduğu denizin, önceleri gemilerin dolaşabildiği bir ortam iken, sel felaketleri sonunda bir bataklığa dönüşmesi ve taşıtların dolaşmasına mani olması olayı solifluksiyon olayının doğal bir sonucudur ve buzul dönemi sonu Basra-Hürmüz ovası üzerindeki gölde mutlaka gerçekleşmiştir.

6- 560 km uzunluğunda ve 190 km genişliğinde bir ova, Basra-Hürmüz arasına tam uymaktadır.


7- “Herkül Sütunları’nın ötesinde” büyük bir okyanusa açılmaktadır. (Herkül sütünları Hürmüz boğazı olarak kabul edildiğine, hemen Hint Okyanusu’na geçilir. vs.

Daha bunlar gibi birçok gerekçe, Eflatun’un aktardıklarının kesinlikle gerçeklere dayalı olduğunu göstermektedir.


Ancak Platon’un olayı yazılı hale getirmesinden önceki binlerce yıllık sözlü aktarımlarda, çok büyük boyutlara ulaşan çarpıtılmaların olaya karışmış olması kaçınılmazdır. Örneğin: Asya ve Afrika’dan daha büyük olan bir ADA! Vs..


Burada çok büyük abartmalar söz konusu olmak zorundadır. Çünkü:

1- Atlantis gölü çevresindeki ovanın boyutu 560 X 190 km olarak belirtilmiş. Göl bu ova içinde olduğuna göre, çok daha küçük boyutlu olmalıdır.


2- Hikayede anlatılan “deniz” bir DENİZ olamaz, çünkü sel felaketleriyle çamurla dolup, “gemilerle gezilemeyen” bir bataklığa dönüştüğü yazılıdır. Dolayısıyla bir göl söz konusudur.


3- Asya ve Afrika’dan daha büyük bir ada ifadesi de yine aynı nedenle çok büyük bir abartıdır.


4- Burada yapılan abartma o adada gelişmiş uygarlığın, tüm çevre kıtalardaki kültürel gelişimlerden daha üstün olduğunu ima etmek için yapılmış olabilir.


Bir genel müdürden yardımcısına şu şekilde bir sözlü talimat verilir: “Önümüzdeki Cuma günü takriben saat 17.00 civarında 76 yılda bir kez gerçekleşen bir olay meydana gelecek ve Halley Kuyruklu Yıldızı’nı bölgemizde görmek mümkün olacaktır.

Lütfen memurları bahçede toplayınız, kendilerine bu ender görülen olayı açıklayacağım. Havanın yağmurlu olması halinde gözlem yapmak mümkün olmayacağından, memurları kantinde toplayınız, kendilerine bu konuda bir film gösterilecektir.“


Müdür yardımcısının daire başkanlarına talimatı ise şöyle olmuştur: “Genel Müdürün emri üzerine: Halley Kuyruklu Yıldızı önümüzdeki Cuma günü saat 17.00 de binamızın üzerinde gözükecektir. Dışarıda yağmur yağdığı takdirde, personeli kantinde toplayınız ve bu çok ender olan olay sadece 76 yılda bir olduğu gibi kantinde gösterilecektir.“


Bir-iki ara aktarmadan sonra, en son olarak personele şu talimat verilir: “Cuma günü saat 17.00de yağmur yağdığı takdirde ender olarak görülen 76 yaşındaki Mr. Halley ve yıldızlan Genel Müdür ile birlikte, binanın dışından kantine doğru gireceklerdir.”


Onun için, Platon’un aktardıklarını bilimsel verilerin süzgecinden geçirerek değerlendirmek gerekir. Örneğin: 15-20 bin yıl önceleri insanlar henüz çanak-çömlek yapmasını bilmiyorlardı, bu nedenle de su kaynaklarından uzaklarda yaşamaları olanaksızdı.


Basra-Hürmüz Ovası adını taktığımız o zamanın verimli düzlüğünün su olmayan yerlerinde yaşayabilmek için, buzul devirleri süresince toprağı kazarak yer altı suyuna ulaşmış olmaları, veyahut Dicle-Fırat ırmağı sularını kanallar kazarak, yaymış olmaları; buzul devrinin sona ermesiyle başlayan sürekli sel felaketleri karşısında ise, kazdıkları bu su kaynaklarını birbirleriyle birleştirerek, sel sularının kendilerine en az zarar verecek şekilde kanalize etmiş olmaları çok büyük bir olasılıktır.


Dolayısıyla, tüm ovayı kapsayan devasa su kanalları sistemi bu şekilde yorumlanabilir. Aynı şekilde, Atlantis adasını çevreleyen iç içe üç duvar, sel felaketleri ve sürekli yükselen deniz seviyesi karşısında başvurulması zorunlu olan korunma yöntemleridir. Vs.


Platon’un anlatımında geçen tüm verileri bir haritaya yerleştirmeye çalışırsak, bu konumların kesişim noktası bize Atlantis’in konumunu verecektir:


1- Fil sadece Asya ve Afrika’ya özgü bir hayvandır; öyleyse tüm diğer kıtalar devre dışı bırakılmak zorundadır.


2- Hindistan cevizi, nar, narenciye vs. sadece tropik kuşakta yetişirler; tüm diğer bölgeler devre dışı bırakılmalıdır.


3- İçinden büyük bir ırmağın geçtiği, 560 x 190 km boyutlarında bir ovanın bir ucunda “geçilebilir bir deniz” ve bu denizde adalar olacak ve buradan bir boğazla büyük bir okyanusa ulaşılacak!


4- Adanın hemen kuzeyinde çok yüksek bir sıra-dağ kuşağı bulunacaktır.


5- Arkeolojik veriler sivilizasyon başlangıcının Güney-Batı-Asya konumlu olduğunu gösterdiğinden (Braidwwod 1885), bu coğrafik ortamda bulunması gerekir.


Bunlara uygun tek bir nokta vardır: 15-20 bin yıl öncelerinin dünya coğrafyasındaki Basra-Hürmüz-Ovası ve uç kısmındaki göldeki bir ada!


Bu gerekçeler ışığında, artık Atlantis konusunda tartışılacak bir nokta olmamalı ve asırlardır aranan efsanevi ortamın bu günkü Basra Körfezinin Hürmüz Boğazına yakın bir yerinde, Dubai – Bender-e-Lengeh eşiği’nin hemen batısında olması kabul edilmelidir.


Bu iddiayı destekleyen diğer önemli bir veri ise, Basra-Hürmüz arası bölgenin bir petrol-ve zift sızıntıları bölgesi olmasıdır. Şöyle ki, Atlantis-adasındakilerin diğer dünya ile etkileşim ve ticaret içinde olması gerekir, çünkü o zamanlar kesici alet olarak çakmaktaşından (obsidiyen) başka bir şey bilinmiyordu ve insanların tek aleti bu kesicilerdi.


Bu taş ise Cennet-Ülke olarak tanımladığımız bölgede yoktur ve mutlaka başka yerlerden getirilmesi gerekir. Su taşımacılığından kullanılacak kayık gibi nesnelerin su geçirilmez yapılması gerekir. Bunu sağlayacak yegane madde ise zifttir.


Zift ise Cennet-Ülkede en sık rastlanılan maddedir. Henüz metalik ürünlerden yoksun insanlar, ancak sazlardan, dallardan bir kayık gibi taşıyıcı yapabilir ve bunun su geçirmezliği zift ile sağlanabilinir.


Son not: 

Eflatun’un Atlantis kuramına kafası takılmış olanlara son bir soru: Varsayalım ki, Eflatun veya başka biri toplumsallaşmanın başlatıldığı yer hakkında hiçbir şey yazmamışlar.

1992 de ise İsmet Gedik diye biri, jeolojik ve arkeolojik verilere dayanarak, insanlığın toplumsal yaşama ilk adımını attığı yerin son buzul devrinde kara haline geçmiş olan Basra -Hürmüz arasındaki Matlantis adını verdiği bir ovada ve o ovanın ucunda bulunan bir göldeki adalarda (ve diğer noktalarda) ortaya çıkmış olduğunu yazdı.

Daha sonraları da bu görüşünün genetik haplogrub analizleriyle desteklendiğini, tüm dünyaya uygarlığın bu merkezden yayıldığının ortaya çıktığını öne sürdü. Hangi gerekçeyle Gedik 1992 yayınına itiraz edecektiniz ve deliliniz ne olacaktı?


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: