5 soru 5 yanıt

Doğan Kuban

Her zaman, ilgili bir aydından sorular gelirse sevinirim. Çünkü bilginin yayılmasının temel mekanizması soru sormaktan başlar. Soru ve yanıtlar uygarlık kasasını doldurur.


Soru 1- Cumhuriyet hangi sorunları başarıyla çözdü; eğer azınlıkları dışarı göndermeseydik daha iyi olmaz mıydı?


Yanıt: Yurt dışına çıkarmamak çok iyi olurdu. İnsanların yurtlarından zorlanarak ayrılması insanlık ve uygarlık dışıdır. Yahudi-Hitler olayı bu kavramın aynasıdır. Bugün de vardır. Gazi’nin dediği gibi, Türkçe konuşan Türktür, en başından bugüne Türkün simgesi dilidir.


Cumhuriyetin çağdaş ve uygar olması için de en başta dil başta geliyordu.

Başka olanak da yoktur.

Fatih bir seferden sonra Topkapı civarında yeniçerilerin kendi dillerinde konuştuklarını işitmiş, şunlara Türkçe öğretin! demiş.


Laik cumhuriyet dünyada bugün hâlâ övülüyor.

Farkı anlamak için İslam devletlerine bakmak yeter.

Fakat sülale adı Arapça, Mahmut Paşa dönmeydi; en önemlisi, ordu birliğini sağlayan yeniçeriler Hıristiyan dönmelerdi.


Konstantinopolis fethinde topları döken bir Macar usta idi.

Fatih, kanımca en çok okuyan, Antikite ve Bizans’ı tanıyan en zeki ve bilgili sultandır.

Bütün Hıristiyan kiliselerini açtırmış, halkları dille birleştirmeyi düşünmüştür.

İtalya’nın önemini anlamıştı.

Otranto çıkarması başarısız olsa da önemli bir jeopolitik bilincin ifadesidir.

Koruma bilinci hâlâ çok eksik


Soru 2:

Muhafazakârlığı zaman zaman tartışıyorsunuz.

Tarihimizi koruyamadığımızı, kentlerimizi tanımadığımızı ve korumadığımızı vurguluyorsunuz, kentleşemedik.

Nedenleri?


Yanıt: 

Bunun yanıtı kısaca şöyle:

Türkiye’de en çok yazılan kitap türü tarih.

Çok iyi tarihçilerimiz de var.

Fakat benim Anıtlar Yüksek Kurulu’ndaki gözlemlerim, devletin, belediyelerin bu konunun içeriğini henüz yeterince bilmediği yönündeydi.

Çünkü eski eser koruma sadece cami ve saray koruma değildir.

Koruma, akıp geçen toplumsal yaşam ortamını tanımlayan fiziksel çevrenin yapısını ve görüntüsünü anlamakla başlar.


Bu kavram ilk kez 19. yüzyılın ilk çeyreğinde Hesse prensi çevresindekilerce ortaya atılmıştı.

Türkiye bu konudaki yasayı 1951’de çıkardı.

Toplumun bu alanda biraz bilgi sahibi olması hâlâ gerçekleşemedi.

Spekülatif inşaat furyası buna olanak vermedi.

Tarih ve coğrafya toplumun en az ilgi duyduğu bilgi alanıdır.

Örneğin Süleymaniye’nin çevresindeki mahallenin kargir apartmanlarla dolması gibi.

Toplumun bu alana geniş ilgi duyacak uygarlık düzeyine gelmesini daha beklemek gerekir.

Cumhuriyet modern bir devrimdir


Soru 3:

Cumhuriyet devrimi ne demektir?


Yanıt: 

Özür dilerim, fakat 100 yıl sonra bu devrimi sormak, sizin gibi bir aydın için şaşırtıcı kabul edilmelidir, bu soru aslında sorulmamalıdır, çünkü bugüne kadar herkesin bilmesi ve içselleştirmesi gerekirdi..

Fakat içinde yaşadığımız koşullar demek ki Cumhuriyetin önem ve anlamı konusunda kafa karışıklığı ve bilinç eksikliği yaratmaktadır.


Cumhuriyet devrimi modern bir politik devrimdir. İngilizler Osmanlı sülalesini ortadan kaldırıp, başkent dahil alabildikleri kadarını alıp Osmanlı devletini parçaladıktan sonra, İmparatorluğun kurtuluş gücü Anadolu’da savaşan askerlere ve Türk halkına kaldı.

Devrim için çarpışan Türkler, ‘sütüm sana helal olmaz saldırmazsan düşmana’ gibi özdeyişleri yansıtan davranışlarıyla canlarını verdiler. Savaşı yürütenlerin verdiği karar, çağdaş dünyanın çoğunda insanlara düşünme ve düşüncesinin ifade etme özgürlüğünü veren kararlara benzerdir. Bu politik devrimdir.


Ordu ve halk birlikte dünyaya başkaldırdılar ve kazandılar. Başarı Türk halkınındır. Yöneten Gazi Mustafa Kemal Paşadır.

İlk Cumhuriyet kuşaklarından biri olarak, yeni devletin neler getirdiğini 1949’a kadar gördüm.

Kanımca bu konuda yazılmış kitaplar, tümüyle savaşı ve ilk Cumhuriyeti aydınlatmaktadır.

Gazi hakkında kitapları merak edin.


Soru 4:

Gazi’yi nasıl tanımlamak gerekir?


Yanıt: 

Bu konuda yazılmış yüzlerce ya da binlerce her dilde yazılmış kitap var. Tarihi hikâye olarak gören kaç vatandaş bunlardan bir tanesini görmeyi merak ediyor acaba?

Bir süre önce bir İngiliz yazar Mustafa Kemal’in 20.- 21. yüzyılların en büyük devrimcisi olduğunu yazıyordu.

Ben de aynı kanıdayım.


Soru 5:

Üniversitede bilim öğretimi neden kısır?


Yanıt: 

Bilimsel öğretim uygar bir ülkede öğretimin temel yapısını taçlandırır.

Bizde bugün ne aşağısı ne yukarısı bu kapasitenin sahibi değildir.

Bu sorun tümel bir öğretim programı ister.

Bu çağdaş bir uygarlık ortamı gerektirir.

Bizde bilim adamı yetişmesi kişisel tesadüfler bağlıdır.


Doğan Kuban

Doğan Kuban‘ın anısına saygıyla.


Bu yazı HBT’nin 197. sayısında yayınlanmıştır.


https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/dogan-kuban/5-soru-5-yanit

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: