Biyolojik saat kaygısı

Dr. FEYZA BAYRAKTAR

Üreme Sağlığını Koruma Derneği (ÜRSAK) ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi işbirliğinde 27 Eylül Salı günü düzenlenen organizasyonda,Biyolojik saat kaygısı sevgili Prof. Dr. Ebru Öztürk ve Prof. Dr. Aylin Pelin Çil ile birlikte ben de konuşmacı olarak yer aldım.

Ebru Hoca ve Aylin Hoca -kadın hastalıkları ve doğum uzmanı oldukları için- kadınların çocuk sahibi olabilmesinde önemli rol oynayan yumurta rezervi ve yumurta dondurma işleminin tıbbi boyutlarını anlattılar.


Ben de hem 35 yaşımda yumurta dondurmuş bir kadın olarak hem de New York Üniversitesi’nde Kadın Ruh Sağlığı alanında çalışmış bir uzman olarak yumurta dondurma sürecinin psikolojik boyutlarına değindim.


Biyolojik saat kaygısı


Ülkemizde yumurta dondurma işlemi yurt dışında olduğu kadar keyfi yapılmasa da -yani belli koşulları ve kısıtlamaları olsa da- insanın geç kalmışlık duygusunun yükünü taşımadan, ileriki yaşlarda çocuk sahibi olabilmesine imkan tanıması adına harika bir seçenek. Kadının, biyolojik saatinin geçiyor olmasına dair duyduğu kaygıyla yanlış bir evlilik yapma ya da duygusal veya maddi olarak hazır olmadan çocuk sahibi olma olasılığını da azaltabilir.


Bir çok insan yumurta dondurma sürecine dair yeterli farkındalığa sahip değil.  Prof. Dr. Ebru Öztürk’ün dediğine göre; kadınların yumurta rezervleri henüz anne karnında 5 aylıkken azalmaya başlıyor. Yumurta rezervlerinin durumu kişiden kişiye değişse bile genel olarak 35 yaş kritik ama asıl kırılma noktası 38.


35 yaşını beklemeden de çocuk sahibi olmayan, çocuk sahibi olmayı düşünen ya da çocuk sahibi olmak istemese de ‘ne olur ne olmaz’ diyen her kadının kadın hastalıkları ve doğum uzmanına rezervlerini kontrol ettirmesinin -geç kalmamak adına- gerekli olduğunu hem Ebru Hoca hem de Aylin Hocanın o gün yaptıkları konuşmalarda vurguladığını da belirtmek isterim.


İnsan neden çocuk sahibi olmak ister?

Çocuk sahibi olmak istemenin farklı gerekçeleri var. Yani herkesin çocuk sahibi olma motivasyonu aynı değil. Tabii ki güdüsel olarak her canlı, neslini devam etmek ve bu dünyadan göçüp gitse bile kendinden bir parçayı geride bırakarak varlığını bir şekilde sürdürmek ister.


Çocuk sahibi olmayı hiç düşünmeyen insanlar da yok değil. Bu konuda yapılan araştırmalar, genç yaşlarda çocuk sahibi olmak istemediğini söyleyen kadınların bir kısmının ileriki yaşlarda bu konudaki kararlılığının sürdüğünü gösteriyor. Dolayısıyla, “Şimdi çocuk istemiyorsun ama bir gün mutlaka istersin”  argümanı bazı insanlar için geçerli değil.

Araştırmalar, çocuk istememe sebeplerinin de kişiden kişiye değiştiğini, bazı araştırmalar ise üreme güdüsünün kişi tarafından entelektüelize edilerek üretmeye evrilmesinin mümkün olabileceğini ortaya koyuyor. Yani insan isterse çocuk da yapar kariyer de ama bir insanın kariyerine ya da başka alanlarda üretime destek vermeye odaklanıp çocuk yapmak istememesi de olağan.


Olması gereken olmak zorunda mı?

Çocuk sahibi olmak istemenin altında yatan diğer bir sebep de, evlenmek ve çocuk sahibi olmanın hayatın olmazsa olmaz parçalarından biri olduğuna dair inanış. İnsan doğar, büyür, yetişkin olur, evlenir, çocuk sahibi olur, çocukları evlenir, torunları olur ve sonra ölür şeklinde ilerleyen bir düzenin çoğunluk tarafından ‘olması gereken’ olduğuna inanılması,  hemen her insanın – genellikle- sorgulamadan bu ‘olması gereken’i kabul etmesine ve hayatını bu yönde şekillendirmesine sebep olur.


Hemen her insanın hayatın yükünü birlikte sırtlanacağı, keyfini de birlikte sürebileceği hem arkadaşlara hem de bir partnere ihtiyacı vardır. İnsanın, eşinden ve çocuklarından oluşan bir aileye sahip olmayı istemesi de oldukça doğal. Yalnız, göz önünde bulundurmamız gereken bir gerçek var; insanlar benzer hayatları yaşamak zorunda olmadığı gibi benzer seçimleri yapmak zorunda da değil.  


“Yap bir çocuk da sevelim”

Evlenip çocuk sahibi olmak istemenin altında yatan diğer bir sebep de çevre baskısı. Samimiyetle sınırsızlığın birbirine karıştırıldığı toplumlarda- yakının olsun olmasın- bir insanın diğer bir insana onun özeliyle ilgili soru sorma ve yorum yapmayı kendinde hak görmesi;

Ne zaman evleniyorsun?”, “Yok mu biri?”, “E evlendin, ne zaman çocuk yapmayı düşünüyorsun?”, “Bir çocuk daha yapmayı düşünmüyor musun?” gibi soruları da beraberinde getiriyor. İnsanın kendisine sorulan her soruyu cevaplama zorunluluğu hissetmesi, aslında oldukça mahrem sayılabilecek bu konuları konuşmayı da -ne yazık ki- normalleştiriyor.


Sınır konulmadığı sürece bu soruları soran kişiler benzer sorularla karşımıza çıkıyor. Oysa ki insanlar bize soru sorabilirler ama biz o soruları yanıtlamak zorunda değiliz. “Eğer cevap vermezsem ayıp olur”  ya da “eğer cevaplamazsam bu konuyla ilgili bir problemim olduğunu ve alınganlık yaptığımı düşünebilir” diyebilirsiniz.

Oysa bazen bir soruyu yanıtlamamak değil, o soruyu sormak ayıbın ta kendisi olabilir. Ayrıca, bir konuyla ilgili hassas olmak ve soruyu yanıtlamamayı seçmek de oldukça normal.


Evlenmek ve çocuk sahibi olmak başarı değildir!

Evlenmenin bir başarı olduğuna inanmak ve çocuk sahibi olmak üzerinden değer göreceğine inanmak da insanların bazen yeterince düşünmeden hayati kararlar almalarına ve sonrasında mutsuz olmalarına neden olabiliyor.


Evlenmek, bir başarı değildir. Evlenmemek ya da boşanmak da bir başarısızlık değil, seçimdir. İnsan kendi hayatıyla ilgili seçimler yapar.  Dolayısıyla, evlenmek ‘seçilen kişi’ ya da ‘tercih edilen kişi’ olmak anlamına gelmez ki zaten insan da manavdaki karpuz değildir.


Özel hayatla ilgili atılan bir adımın kendilik değeriyle özdeşleştirilmesinin ya da hırsa alet edilip, aile kurmaya şirket kurma gibi bir kariyer hedefiymiş gibi yaklaşılmasının faturası ağır olabilir. Çocuk sahibi olmak, tabii ki bir çok insanın hissetmek istediği bir duygu.

Yalnız, insan evli olsun olmasın, çocuğu olsun olmasın zaten sadece kendi varoluşuyla değerlidir. Eş ya da çocuk kim olursa olsun bir başkası üzerinden değer kazanmaz. Dolayısıyla, evlenmek ve çocuk yapmak, kazanılması gereken bir zafer ya da insanı değerli yapan yegane öğeler değildir.


“Yalnız kalmak istemiyorum!”

İnsanın yalnız kalmaktan korktuğu için hayatını bir başkasıyla birleştirmek istemesi ya da çocuk sahibi olmak istemesi de oldukça doğal.  Öte taraftan, sadece yalnız kalmaktan korktuğu için birisiyle hayatını birleştirme de ilişkilenebileceği birisiyle birlikte olmasından ziyade tutunma ihtiyacıyla birisinin eksenine dahil olmasına sebep olabilir.

Böyle bir durumda tutunduğu dal öngöremediği bir şekilde kırılırsa, insan kendi hayatına tutunmakta ve eksenini bulmakta daha da zorlanabilir.


Yalnız kalmamak için ya da yaşlılığında kendisine bakması için çocuk dünyaya getirmek de çocuğu bir borcun altına sokarak, dünyaya getirmeye, dolayısıyla çocuğun ebeveynlerine karşı kendisini sürekli borçlu hissederek yaşamasına neden olabilir.

Borçlu hissetmek suçlu hissetmeye, suçlu hissetmek de öfkeye dönüşebilir. Böylece suçluluk ve öfke duygularının ağır bastığı bir ilişki ortaya çıkabilir. Bu sebeple, insanın ilk önce kendi hayatının merkezinde sağlam durabilmeyi öğrenmesi, sonra da eşit ilişkilenebileceği bir insanla hayatını birleştirip, çocuk sahibi olmaya karar vermesi çok daha sağlıklı olur.


Eşi eve bağlamak için çocuk yapmak

Bazı insanlar mutsuz evliklerini iyileştirmek amacıyla çocuk sahibi olabiliyorlar. Eşi eve bağlamak için çocuk sahibi olmak, ilişkideki problemleri kendiliğinden çözmez. Eşin fiziksel olarak evde olması, duygusal olarak eşinin yanında olacağı anlamına gelmez.

Çocuk, sağlıklı bir ilişkide iki insanı birbirine bağlayabilir ama sağlıksız bir ilişki zemininde herkesin hayatını ve duygu durumunu farklı şekillerde ve olumsuz biçimde etkileyebilir. Örneğin, bağımlığı bir ilişkiden çıkamamayı rasyonalize etme aracı haline gelebilir.

Zorlanılan bir ilişki içinde çocuk büyütmek, düşen tahammülle birlikte bir ebeveynin diğer ebeveyni çocuğa şikayet etmesine, ayrılamama sebebi olarak ebeveynlerin çocuğu sorumlu tutmasına ve dolayısıyla çocuğun ebeveynlerine ve kendisine öfkelendiği, suçlu hissettiği mutsuz bir aile yaşamına sebep olabilir.

Özetle, ilişkideki problemler üzerinde -bir uzman eşliğinde- çalıştıktan sonra çocuk sahibi olmayı düşünmek, çok daha akılcı olacaktır.


Yumurta dondurmak neden önemli?

Evlenmek ve çocuk sahibi olmanın herkes için farklı bir anlamı var. Yalnız, insanın neyi ne için yaptığı üzerinde düşünmesi ve ona göre adım atması, hem kendisini hem de başkalarını mutsuz etmemesi adına önemli.

Tabii ki her kararın ya da seçimin bir sonucu vardır ve mükemmel sonuç yoktur. İnsan da hayatındaki tüm sonuçları yüzde yüz öngöremeyebilir. Hayat ve ilişkiler kontrol edilemez ama kısmen de olsa yönetilebilir.


Yumurta dondurmak, evlenmek ve çocuk sahibi olmayı düşünmek ya da evliliği devam ettirip ettirmemek gibi hayati kararlar alırken, psikolojik olarak rahatlatıcı bir etken olarak sayılabilir. Bilimsel araştırmalar, insanların çoğunun çocuk sahibi olmak istemese bile ileride pişman olmamak için yumurta dondurduklarını gösteriyor.

Yalnız, yumurta dondurmak çocuk sahibi olunacağını garantilemez. Hayatta hiçbir şeyin garantisi olmadığı gibi bu sürecin de bir garantisi yok ama dondurulan yumurta sayısı arttıkça -ki bunun için yumurta dondurma sürecini bir kaç kez tekrar etmek gerekebilir- ileride çocuk sahibi olma olasılığı da artıyor.


Sağlıklı beslenmek, spor yapmak, genç gözükmek yumurta rezervini değiştirmez.

Bir çok insan, “ben daha gencim” diyerek yumurta dondurma sürecini göz ardı ediyor.

Yumurta dondurmak için uygun bir aday olup olmadığınızı hekiminize mutlaka danışın.

Bilinçli davranıp, tıbbın olanaklarından yararlanarak kendi hayatınızı ve başkalarının hayatlarını etkileyebilecek kararlar alırken ‘biyolojik saat kaygısı’ndan bağımsız hareket etme özgürlüğünü kendinize tanıyın.


@FeyzaBayraktar_

info@feyzabayraktar.com

https://www.diken.com.tr/biyolojik-saat-kaygisi/

Tüm yazılar: Psk. Dr. Feyza Bayraktar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: