Tatlı kimyasalların acı bedeli

(*)PROF. DR. NİLÜFER YILDIRIM

Tüm tatlı duyular haz vericidir. Damağımıza tatlı hissi veren kimyasal tatlandırıcılara zaafımızın sebebi de budur.Tatlı kimyasalların acı bedeli

Ancak diyabet hastası değilseniz yapay tatlandırıcı kullanımı pek çok yönden ‘metabolizmanızı bozan bir kimyasal maruziyeti’ olarak kabul edilmeli.

Zira pek çok kronik inflamatuar hastalığa davet çıkarıyor yapay tatlandırıcılar.


Yapay tatlandırıcılar konusunu dokuz soru-yanıtta özetleyelim:


Tatlı kimyasalların acı bedeli


.1. Tatlıya neden zaafımız var?

Bağımlılık oluşturur mu?

Lezzetiyle bize çekici gelen basit şekerler ve bunlara dönüşen tüm karbonhidratlar beyinde ödül sistemini uyaran hormonal değişikliklere neden oluyor. Tıpkı keyif verici maddeler gibi… Üstelik yoksunluğu ve giderek artan doz ihtiyacı da madde bağımlılığıyla benzer şekilde olduğu için duygusal bağ kurmamak neredeyse imkânsız.


.2. Şekerli besinler de aynı etkiyi gösterir mi?

Şeker yoğunluğu ve dolayısıyla etkisi -daha masum düzeyde olsa da- meyve şekeri (früktoz) dahil olmak üzere tüm şekerli gıdalarda durum aynı. Binlerce yıl doğadaki birkaç meyve dışında tatlı besin yokken günümüzde her şeyin içinde şeker veya tatlandırıcı var.

Son yüzyılda tatlı zaafımızın bedelini sağlığımızla ödemeye başladık maalesef. Hızla artan diyabet, karaciğer yağlanması, obezite, hipertansiyon, böbrek fonksiyon bozukluğu ve kalp-damar hastalıkları gibi pek çok metabolik sorunun kök nedeni ortada.


.3. Peki yapay tatlandırıcılar kalorisiz olduğu için daha az zararlı olabilir mi?

Yapay tatlandırıcılar şekerden yüzlerce kat yoğunlukta tatlı hissi veren ancak şeker içermeyen, kalorisiz (!) yapay-kimyasal ürünler. İnsülin bağımlı Tip 1 Diyabet hastaları için üretilen kimyasal tatlandırıcıların kilo kontrolünde istismar edilmesinin nedeni de işte bu ‘light’ yanılsaması. Yani hafif ve masum bir imajının olması.

Mesela 2002’de onay alan Neotam’ın tatlandırma gücü şekerin tam 8 bin katı.


.4. Yapay tatlandırıcıların asıl zararı kimyasal olmasından mı kaynaklanıyor?

Adı üstünde ‘yapay’, yani fabrikada üretilmiş bu maddelere kalorisiz yerine ‘kimyasal tatlandırıcı’ demek daha doğru. İçeriklerini bilmek, etkileşimlerini anlamak şöyle dursun, tam isimlerini telaffuz etmek biz doktorlar için bile zor.

Mesela şekerden 200 kat daha tatlı aspartamın kimyasal ismi ‘N-(L-α-Aspartyl)-L-phenylalanine, 1-methyl ester’. Yapay tatlandırıcı tablet içeriğinde ise sayamadığımız kadar katkı, seyreltici, dolgu ve koruyucu diğer kimyasallar bulunuyor.  FDA onaylı diğer yapay tatlandırıcılarda da durum pek farklı değil. Sadece yapay tatlandırıcılar değil, tüm kimyasalların diyetimizde olması zararlı.

Yıllardır gıda endüstrisi ve diyet kültürü tarafından sağlıklı diye dayatılan yağsız-light beslenme nedeniyle asıl metabolik sorun, sinsice diyetimize giren kimyasallarla yüklü toksik beslenme alışkanlığı.

Rengarenk paketleriyle çekici görünümlü, işlenmiş karbonhidrat içerikleriyle yedikçe yedirten, kimyasal desteklerle raf ömrü uzatılmış bu gıdalara ‘besin’ demek imkânsız.


.5. Kimyasal bir ürün hayatımıza nasıl bu kadar kolay girebildi?

Toksik gıdalar modern diyetin temeline yerleşirken yapay tatlandırıcıların keşfi de yangını körükledi. Çünkü tatlı, acı, tuzlu veya ekşi fark etmeden içeriğine eklendiği her gıdayı vazgeçilmez yapan bu ‘tatlı küçük zararlılar’ı gıda endüstrisi çok sevdi.

Tüketimi artıran, şekerden daha ucuz olmasına rağmen yüzlerce kat daha yoğun tatlı hissi veren bir kimyasal ürünün sağladığı ekonomik hazzı düşünün!

Günümüzde yapay tatlandırıcılar pratik paketleriyle herkesin evinde, kafelerde ve restoranlarda karşımıza çıkıyor. Üstelik marketten aldığımız paketli-işlenmiş gıdaların neredeyse tamamı yapay tatlandırıcı içeriyor.

Mevcut kimyasalların zararları ortaya çıktıkça kullanımı kısıtlansa da yeni yapay tatlandırıcıların geliştirilmesi için yüksek bütçeli araştırmalar hız kesmeden devam ediyor.


.6. Kimyasal madde olmasının yanında metabolizmaya ne tür zararları var?

Kısa vadede öncelikle doymayı engelliyor, yani insülin ve kan şekerinin düzenini bozuyor. Kilo kontrolü için kullananlara duyurulur! Hem şeker içermediği hem de kalorisiz olduğu düşünülecek olursa, bu biraz çelişkili gelebilir ama açıklaması gayet net.

Dilin üzerindeki tat reseptörlerinde tatlı olarak algılanan bu kimyasal ürünler metabolizmanın hiçbir basamağında kullanılamıyor, çünkü tanınmıyor.

Tatlı hissinin oluşturduğu enerji beklentisi boşa çıkınca insülin direnci ve iştah artışıyla daha fazla kalorili gıda tüketiliyor. Yani uzun vadede dildeki tat duyusunun körelmesinin yanında, Tip 2 Diyabet’e de davetiye çıkıyor. Üstelik artıklar da -metabolizmanın tanımadığı tüm kimyasallar ve toksinler gibi- yağ dokusunda depolanıyor.

Bu durumda dirençli obezite ve yağlanma, bir koruma mekanizması olarak giderek belirginleşiyor.


.7. Barsaklara da zararı var mı? Kansere neden olur mu?

Barsak floramızda yaşayan faydalı bakteriler de yapay tatlandırıcılara pek alışkın değil. Çerez gibi kullanılan sakkarin, sükrolaz ve aspartamla yapılan çalışmalarda, bozuk glukoz intoleransı ve insülin direnci yanında bir süre sonra mikrobiyotanın da hasara uğradığı kanıtlandı. Mikrobiyotanın bozulmasının sonuçlarını hatırlayacak olursak: kronik yorgunluk, şişkinlik, gaz, migren tipi baş ağrısı, ürtiker, alerjik reaksiyonlar ve daha fazlası.

Kimyasal yapay tatlandırıcıların kanserle ilişkisi kanıtlanmış değil. Gıda endüstrisi karşısında zayıf kalsa da bu konudaki klinik araştırmalar devam ediyor.

Sonuçlarını hep birlikte göreceğiz.


.8. Diyabet hastaları için geliştirildiğine göre onlara daha mı az zararlı?

Tip 1 Diyabetli hastalarda durum biraz farklı, pankreasta insülin üretimi olmadığından bozulacak bir denge de yok gibi. Bu hastalarda kan şekerleri üzerinde herhangi olumsuz bir etkisi gözlemlenmemiş. Ancak uzun süreli kullanımda barsak florasına zararlı etkileri ortaya çıkabilir.

İnsülin bağımlı Tip 1 Diyabet hastalarında ölçülü miktarda kullanılması güvenilir olarak kabul edilebilir.


.9. Tatlıyı hayatımızdan çıkarmak mı gerekiyor?

Tatlı hazzınızdan vazgeçmeyi değil, makul miktarda doğal şekerleri veya stevya, ksilitol, eritritol veya agave şurubu gibi kararında tatlandırıcı etkisi bulunan doğal tatlandırıcıları öneririm. İnsülin direnci azaldıkça, ekstra yoğun tatlı uyaranından kurtuldukça, tat alma duyunuzun yerine geleceğini ve doğal tatlı kaynaklarının tatminkâr olacağını göreceksiniz.


(*)Ankara Şehir Hastanesi Fonksiyonel Tıp Danışmanı ve Nükleer Tıp Uzmanı


@profdrniluferyildirim

sadedusun@gmail.com

https://www.diken.com.tr/tatli-kimyasallarin-aci-bedeli/

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: