Ekokırımın iç hukukta suç olarak kabul edilmesi

Pelin Cengiz

Temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, insanlık için evrensel bir hak.Ekokırımın iç hukukta  suç olarak kabul edilmesi

Bu fikir ilk kez tam 50 yıl önce 1972’de Stockholm’de yapılan BM Çevre Konferansı’nda dile getirildi.

İnsan onuruna yakışır ve sağlıklı bir yaşam sürebilmek için belli standartlarda bir çevreye sahip olmanın temel bir hak olduğu belirtildi.

Okumaya devam et

Vahşi madencilik tablosu: 2 yılda 3 bin 153 maden ruhsatına iptal davası açıldı

Pelin Cengiz

Türkiye olarak bir maden faciasıyla daha sınanıyoruz.Vahşi madencilik tablosu:  2 yılda 3 bin 153 maden ruhsatına iptal davası açıldı

Bartın’ın Amasra ilçesinde Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessese Müdürlüğü’nde cuma akşam saatlerinde meydana gelen patlamayla yakın geçmişteki acı tecrübelerden zerre ders almadığımızı, ülkede insan hayatının bir kez daha ne kadar değersiz olduğunu, bunları kaza değil cinayet olarak nitelemek gerektiğini bir kez daha deneyimliyoruz.


Bu ülkede demokrasinin olmazsa olmazları olarak sıralanan şeffaflık, hesap verilebilirlik ve kamuyu bilgilendirme mekanizmalarının askıya alınmasının sonuçlarını insan hayatıyla ödüyoruz.

Okumaya devam et

Senin yaptığını Çorumlu yapar mı?

Serpil KurtaySerpil Kurtay

“Nerelisin” sorusuna verilmesi en riskli zira ağır bir küfür duyma ihtimalinin çok büyük olduğu bir cevap; Çorum.

Üstüne üstlük “adam çıkmaz” etiketi ve “Senin yaptığını Çorumlu yapmaz” sözleriyle bir taraf çok eğlenirken

Çorumluların hiç de gülmediği konular bunlar.

O zaman hadi heri gobeller, bu yazımızda Çorum’a gidiyoruz.


Sermaye kazanıyor, doğa kaybediyor: Çanakkale’den sonra Balıkesir de madenci talanı altında

Pelin Cengiz

Türkiye’de altın madencilerinin doğanın altını üstüne getirmek için gözünü diktiği şehirlerin başında Çanakkale geliyor.

“Kazdağları’nda Alamos Gold gitti,

bıraktığı boşluğu ‘yerli ve milli’ holdingler doldurdu” başlıklı son yazıda Çanakkale ve bölgesinde süregelen ve yapılmak istenen altın madenciliği projelerini ele almıştık.


Ancak, bölgedeki metalik madencilik baskısı Çanakkale ile sınırlı değil.

Hemen yanı başındaki Balıkesir de aynı sermaye baskısı altında.

Okumaya devam et

Kazdağları’nda Alamos Gold gitti, bıraktığı boşluğu ‘yerli ve milli’ holdingler doldurdu

Pelin Cengiz

Türkiye’de çevre ve yaşam alanları mücadelesi tarihine geçen en önemli direnişlerden biri hiç şüphesiz Kanadalı altın madeni şirketi Alamos Gold’a karşı Kazdağları’nda verilen mücadeledir.

Çevre ve yaşam savunucuları tüm baskılara, zorluklara, yıldırma girişimlerine ve para cezalarına rağmen 425 gün nöbet tutarak direndi ve cehennem çukurlarına izin vermeyerek şirketi Kazdağları’ndan kovdu.


Her ne kadar örneklerini giderek daha az görüyor olsak da, bu gerçekten Türkiye’deki çevre mücadelesi açısında önemli bir kazanımdır.

Okumaya devam et

100. yıldönümünde İzmir Yangını: Yangını kim çıkardı, yangının insani bilançosu neydi?

AYŞE HÜR

   “Deniz bakır kırmızılığındaydı.  En kötüsü de arkalarından gelen ölüm ateşi ile önlerindeki derin deniz arasında kalan dar rıhtımlarda birbiri üzerine yığılmış binlerce insanın sürekli olarak kilometrelerce uzaklıktan işitilebilecek korkunç çığlıkları yükseliyordu. (…) 

Akkor halindeki dev balonların sürekli olarak havaya fırlatılmasını, akaryakıt bulunan yerlerin ateş almasını, havanın tiksindirici bir kokuyla kaplanmasını, bu arada üzerimizden ateş saçan bulutların, yanık kömür parçalarının ve kıvılcımların geçişini bir kez tasavvur edin.


İşte o zaman seyrettiğimiz büyük ve korkunç yıkımın korku veren görünüşünü gözünüzün önünde canlandırabilirsiniz.”

Okumaya devam et

Yuvada uzun süre kalan kuşlar daha akıllı

Nilgün Özbaşaran Dede

İster karga, ister Kakadu papağanı ya da kuzgun olsun, bazı kuşlar zeka açısından primatlardan geri kalmıyorlar.

Daha zeki olan kuşların daha büyük bir beyni ve belli başlı beyin bölgelerinde daha fazla nöron bulunuyor.

Bu da bu kuşların yuvada daha uzun kalmaları ve burada gelişmeye devam etmeleriyle ilgili.


Kuşların memelilerden farklı olarak büyük beyin kabuğuna sahip olmadıkları, dolayısıyla da yüksek zeka için gerekli olan anatomik koşullara sahip olmadıkları sanılıyordu.

Okumaya devam et

Prof. Dr. Ecmel Erlat: İklim değişikliği yoksulları vuruyor (Söyleşi)

Namık Alkan

Klimatolog Prof. Dr. Ecmel Erlat, altyapısı zayıf, düşük gelirli kentlerde yaşayan daha düşük gelire sahip nüfus gruplarının, iklim değişikliğinden daha fazla etkilendiğini söyledi.

İZMİR – İklim değişikliği ve küresel ısınma dünyamızı tehdit eder boyutta ilerlerken tarımsal faaliyetler, biyoçeşitlilik, insan ve ekosistem sağlığı, alt yapı ve gıda sistemleri üzerindeki var olan riskleri daha da büyütüyor.


Klimatolog Prof. Dr. Ecmel Erlat, altyapısı zayıf, düşük gelirli kentsel alanlarda yaşayan insanların ve genel olarak daha düşük gelire sahip nüfus gruplarının, iklim değişikliğinin etkilerine daha fazla maruz kaldığını belirtti.

Okumaya devam et

Işık saçanların ülkesinde yürümeye var mısınız?

Serpil KurtaySerpil Kurtay

Dünyanın en iyi uzun yürüüş rotalarından… 

Antik şehirlerin, yemyeşil ormanların, görkemli dağların arasında ve masmavi denizin eşsiz manzarasıyla yürümenin tam zamanı…

Bilinmeyenler ve sırlarla dolu bir antik kent: Kapıkaya

Serpil KurtaySerpil Kurtay

Ne kentin adı tespit edilebiliyor ne de kuruluş tarihi biliniyor… Doğaseverlerin, tırmanıcıların, yürüyüşçülerin ve kampçıların uğrak yeri olan antik kent, heybetli iki dağ arasından geçilerek girilmesi nedeniyle günümüzde “Kapıkaya” olarak anılıyor.

Isparta denilince birçok insanın aklına ilk olarak meşhur gülleri gelir ama benim gözümde hemen Kapıkaya Antik Kenti canlanıyor.

Antik kent dedik ama daha çok “Kapıkaya Harabeleri” diye anılıyor.


Herhangi bir arkeolojik çalışma yapılmadığı için görüp görebileceğiniz yıllara meydan okuyarak toprağın üzerinde kalmayı başaran yapı ve tiyatro duvarları… Birinci derece sit alanında yeterli çalışmalar yapılmadığı için Pisidia bölgesindeki antik kentin gerçek adı bile tespit edilebilmiş değil.

Avcılığa karşı binlerce imza: Vurma beni

Avcılığa karşı binlerce imza: Vurma beniTürkiye genelinde 253 sivil toplum örgütü, Merkez Av Komisyonu’nun (MAK) 29 kuş ve 5 memeli yaban hayvanı türünün avlanmasına izin verdiği av sezonuna karşı ‘Vurma Beni’ sloganıyla imza kampanyası başlattı.

Kampanyaya destek verenlerin imzaları 120 bini aştı..


Avcılığa karşı binlerce imza: Vurma beni


Merkez Av Komisyonu kararıyla, aralarında nesli tehlikede ve koruma altında bulunan elmabaş patka ve üveyiğin de bulunduğu toplam 29 kuş ve 5 memeli türüyle ilgili av izni verilen sezon, 20 Ağustos’ta başladı.

Okumaya devam et

Rosatom’dan Akkuyu’ya çökme operasyonu mu? Anlaşmada Türk ortak alma zorunluluğu var mıydı?

Pelin Cengiz

Akkuyu hep Ruslarındı, artık inşaat da, işletme de hep Rusların olacak, yerli ve milli nükleer enerji diye bir şey yok, unutun bu masalları, Akkuyu artık hep Ruslarda kalacak…


Rosatom'dan Akkuyu’ya çökme operasyonu mu? Anlaşmada Türk ortak alma zorunluluğu var mıydı?Yılan hikayesine dönen Akkuyu nükleer santralinin yapımıyla ilgili tartışmalar da yıllar geçtikçe biçim ve içerik değiştiriyor. 

Son birkaç haftanın en önemli gündemlerinden biri hiç şüphesiz Akkuyu’da Rusya tarafının Türkiye’den IC İçtaş şirketiyle mühendislik, satın alma ve inşaat sözleşmesini feshettiğini açıklaması oldu.

Okumaya devam et

Avrupa Birliği Yeşil Sözleşmesini açıkladı, ya Türkiye?

Erdal Musoğlu

HBT’nin 29 Kasım tarihli 192’inci sayısında yayınlanan ‘Yeşil Seferberlik Başlıyor’ yazımızın hemen ardından, Avrupa Komisyonu’nun yeni başkanı Dr. Ursula Von Der Leyden, 11Aralık’ta, göreve gelmesinden on gün sonra, Avrupa’nın Yeşil Sözleşmesi’nin (The Europeen Green Deal) bildirisini yayınladı.



Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin yıkım ve tehditleri karşısında AB ‘Yeşil Sözleşme’ adını verdiği yeni bir büyüme stratejisi tanımlıyor.

Okumaya devam et

Sivas’tan dolayı mahkum oluşum -/= Aziz Bey’de 100 yıl yaşayacakken, kahrından erken ayrıldı aramızdan.

Ragıp Zarakolu

DGM kararını eleştiren yazımdan dolayı, hakkımda ‘mahkemeyi etkilemeye kalkmaktan’ soruşturma açılmış ve ‘wanted’ diye aranmaya başlamışım.Sivas'tan dolayı mahkum oluşum

1992 Temmuz’unda Sivas’a gidecektim, yayınevinde yine bir sorun çıktığı için gidemedim. 2 Temmuz’da Kuzguncuk’ta Tektaş Ağaoğlu’nu ziyarete gittiğimde, orada radyodan aldık haberi.


Aynı Marquez’in “Kırmızı Pazartesi” si gibi, cinayet ben geliyorum diyerek teammüden işlendi.

Okumaya devam et

(Söyleşi) Avukat Şenal Sarıhan: Saldırıların, örgütlü, sistemli ve planlı olduğu da tartışmasız ortada idi

Esra Çiftçi

Sivas Katliamının 29 yılında bağlantı kurduğumuz katledilenlerin ailelerinin avukatlarından Şenal Sarıhan ile katliamın iç yüzünü ve dava sürecini konuştuk.