Cumhur, Millet, Kıyamet…

KEMAL OKUYAN

Devletin keseyi açıp halkı sözüm ona rahatlatması ise acısı yine yoksullardan çıkacak büyük bir felakete dönüşecek.


Seçimden sonrasını konuşmak için erken.

Ama erken merken bir not düşelim: Seçimin sonucu ne olursa olsun, sandığın ertesinde Türkiye’yi çok zor günler bekliyor.


Millet İttifakı, “tek adam rejimi sonlansın, ülkenin sorunlarını kısa sürede çözeriz” diyor.

Okumaya devam et

Her Türk doğuştan bütün konuların uzmanıdır

Hakan AksayHakan Aksay

Uzun yıllar yurtdışında yaşadıktan sonra Türkiye’ye dönmemin ardından beni en çok şaşırtan şeylerden biri, bu ülke yurttaşlarının önemli bir bölümündeki bu anlaşılması zor “özgüven” olmuştuhakan aksay

Taksiye bindim.

Acelem var.

Şoför ise rahat ve konuşkan.


Dikiz aynasından baka baka sonunda gözü beni bir yerlerden ısırdı ve “televizyonlara çıkıp Rusya anlatan bi gasteci” olduğumu deşifre etti.

Okumaya devam et

Çevre yıkımı ve sağlık afetleri

Prof. Dr. Çağatay GÜLER

İshalli hastalıkların oluşum ve görülme sıklığını azaltmak için güvenli su kaynağı, yeterli beslenme ve dışkı-ağız bulaşma zincirinin kırılması zorunludur.

Bu basit önlemlerin alınması ile Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde bu hastalıklar anlamlı düzeyde azalmıştır.

Ayrıca aşı uygulamaları ve modern ilaçların kullanılmaya başlanması solunum sistemi enfeksiyonlarından ölümleri çok azaltmıştır.

Okumaya devam et

Vatandaşlık satılır mı?

Ömer Can TALU

 Türkiye’nin son yıllarda sıkça tartıştığı konuların başında vatandaşlığın “gayrimenkul satın alma yöntemiyle satılması” geliyor.


Kamuoyunu, siyasileri, akademisyenleri dinlediğimizde, bu tartışmanın kökeninde yatan nedenlerin başında duygusal, ulusal duyarlılıkları görmekle birlikte durumun bununla sınırlı kalmadığını anlayabiliyoruz.


Zira burada ulusal güvenlik riskleri, uluslararası saygınlık, Türk pasaportunun değeri, serbest piyasanın getirdiği riskler ve yasadışı uygulamalar da var.

Okumaya devam et

Şiddeti yenmenin yolu

Ulas Kaplan Prof. Dr. Ulaş KAPLAN

 Şiddet olaylarının sıklığı kültürel alışkanlıklarımızla ilgili bazı gerçekleri yüzümüze vuruyor. Sorunun özü insan varlığına yönelik değer eksikliğidir.

Başkasının esenliği pahasına kendi çıkarını artırma eğilimi fazlasıyla yayılmıştır.

Kitlelerin şiddete karşı isyanı ise bilinçlenme fırsatına işaret ediyor.


Şiddetin sonuçları hem doğrudan pekiştirme hem de gözlem yoluyla öğrenmeye yol açar. Şiddet cezasız kalınca ödüllendirilmişçesine yinelenip artabilir.

Okumaya devam et

Şu ‘helalleşme’ meselesi

FATİH YAŞLI

“100 yıllık CHP zihniyetinin mağdur ettiği muhafazakârlar/İslamcılar” söylemi muhafazakârlar/İslamcılar ve elbette ki liberallerin tarih okumasının bir ürünü ve bütünüyle uydurma.


Helalleşme CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun tesadüfen seçtiği bir sözcük değil.


Tıpkı hemen her cümleye “Allah’ın izniyle” diye başlaması gibi, tıpkı sıkça kullandığı “haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” hadisi gibi, tıpkı devlet hazinesinden İslami bir terim olan “beytülmal” şeklinde söz etmesi gibi, tıpkı “israf haramdır” demesi gibi.

Okumaya devam et

Yazanın okuyana sorumluluğu ve yazıdaki kamusal yarar

MURAT SEVİNÇ

Önce, okuyacağınız yazının konusuyla ilgisi olmayan, ancak bu kez sona bırakmaktansa başa taşımayı tercih ettiğim kısa bir notla başlamak istiyorum.

Eğer internette okuduklarım beni yanıltmıyorsa, üniversite tercihlerinde Boğaziçi Hukuk (devlet üniversiteleri içinde) Galatasaray’dan sonra en yüksek puanla öğrenci alan ikinci fakülte olmuş.

Hangi hukuk fakültesi, üniversite öğretim üyelerinin kesin olarak karşı çıktığı, onlara rağmen talimatla açılan ve Boğaziçi hocaları (bildiğim kadarıyla tümü) keskin bir fikir değişikliği yaşamazsa muhtemel iktidar değişikliği ardından kapanma olasılığı çok yüksek olan hukuk fakültesi.

Okumaya devam et

Yani seçmen mi ithal etmeli? -/= Esasa ilişkin diğer husus bu seçimin de, beğenelim beğenmeyelim, bir başkanlık seçimi olacağı.

Aydın Selcen 

Yani ‘reisçi’ bir düzlemde yine yeni bir ‘reis’ seçeceğiz. Acaba eşiğinde durduğumuz tarihsel dönemecin önemini abartıyor olabilir miyiz?


 Yani seçmen mi ithal etmeli?Şu cümlemi şunca süredir hepimiz adına çile dolduran iki simgeleşmiş isim Demirtaş ve Kavala’ya okutsak sunturlu bir küfür işitiriz muhtemelen. 

Buna karşılık işin özü önümüzde, artık on aydan kısa bir süre sonra, bir seçim var. Konuştuğumuz, maçı çevirecek biçimde o seçimi kazanacak stratejiyi belirlemek.

Okumaya devam et

Ya Aysel Tuğluk Türk olsaydı? -/=  Aysel Tuğluk sadece Kürt de değil… Üç yerden giriyor ‘kara liste’ye; hem Kürt hem Alevi hem de kadın!

Tuğçe Tatari

Başlığa çıkardığımız soruyu aslında şöyle de çeşitlendirebiliriz: Ya Aysel Tuğluk Kürt, Alevi ve dirençli bir kadın olmasaydı ne olurdu?

Burada dirençliye vurgu yapıyorum çünkü hâlihazırda yürütülen düşmanlığın oluşmasında önemli bir mihenk taşı da ‘kadının duruşu’ meselesi.


Doğrusundan her ne olursa olsun vazgeçmeyen bir kadın.

Okumaya devam et

İslamcı örgütlü yobazlık

Özdemir İnce

Bir önceki yazımı (14.8.2022) doğrulayacak iki İslamcı faşizmi söz konusu:

.1- Zeytinli Rock Festivali yasaklandı. .2- Petros İmvrios, Lambros Kafkulas ve Troia Trio’nun sahneye çıkacağı Gökçeada Meryem Ana Panayırı iptal edildi. (Ama edilmemiş. Aşağıda okuyacaksınız.)


Balıkesir Burhaniye’de yedincisi yapılacak olan Zeytinli Rock Festivali’ne Burhaniye Kaymakamlığı izin vermedi. Kaymakamlığın organizasyon şirketine gönderdiği resmi yazı şöyle:

Okumaya devam et

Olan bitenin Aslı! -/= ‘Topladık, damıttık, işte işin aslı ortada; küçücük akıllarıyla koca ülkeye yeni bir don biçmeye çalışıyorlar hep birlikte.’

ORHAN GÖKDEMİR

Robert College ve ABD Maine’de Bates College’dan mezun oldu. New York Üniversitesi’nde gazetecilik ve Ortadoğu üzerine yüksek lisansını tamamladı. Gazeteciliğe Cumhuriyet’te başladı.

Yeni Yüzyıl, NTV, Radikal, Sabah, Habertürk, Akşam ve Milliyet’te köşe yazarı, muhabir, Washington temsilcisi ve Ankara temsilcisi olarak çalıştı.


The New York Times, The Wall Street Journal gibi gazetelerde haber ve makaleleri yayımlandı. Öyle Amerikancıydı ki, Suriye’ye yönelik cihatçı saldırısında devrim bulmayı bile başarmıştı.,

Okumaya devam et

Vatanı sevmek liderin kıçını öpmek midir? -/= Vatan, tren garında patates satmaya çalışan yoksul ninedir.

Hakan AksayHakan Aksay

“Vatanseverlik” bazen saldırmanın gerekçesi oluyor. Bazen susmanın. Bazen jurnalcilik yapmanın. Bazen öldürmenin… Kelimenin içinde “sevmek” olsa da bu kadar çok nefret dolu eyleme gerekçe yapılabilmesi garip değil mi?

Başlıktaki soru benim değil. Bir Rus şarkıcının. 


DDT Grubu‘nun 65 yaşındaki solisti Yuriy Şevçuk, Ukrayna Savaşı’nın başlamasından sonra verdiği konserlerden birinde şöyle dedi:

Okumaya devam et

İslamcı faşistlerin hayat tarzı polisliği -/= Seçim yaklaştıkça azgınlıklarını daha da arttıracaklarını göreceğiz

Mehmet Y. YılmazMehmet Y. Yılmaz

İnsanların hayat tarzlarına karışarak bu kültürel kutuplaşmayı ve çatışmayı arttırma peşindeler. 

Balıkesir Burhaniye’de yapılacak Zeytinli Rock Festivali’ne, Burhaniye Kaymakamlığı izin vermedi.

Gerekçesi şu: “Önceki yıllarda düzenlenen Zeytinli Rock festivallerinde yaşanan çeşitli olumsuzluklar ile vatandaşlar tarafından yapılan şikâyet ve yakınmalar”!


“Vatandaşlar” dediği daha önceki festival yasaklamalarında tanık olduğumuz gibi İslamcı kuruluşlar.
Hatırlarsınız aynı “olağan şüpheliler” Eskişehir’deki bahar festivalini de yasaklatmışlardı.

Okumaya devam et

Cemevi açılımı -/= “Yok artık, aynı suda iki kez yıkanılmaz, ikinci bir Alevi açılımı kimseyi ikna edemez” demek anlamsız.

KEMAL OKUYAN

AKP bildiğimiz AKP. “Yok artık, aynı suda iki kez yıkanılmaz, ikinci bir Alevi açılımı kimseyi ikna edemez” demek anlamsız. Açılım İnşaat | LinkedInÇünkü AKP kimseyi ikna etmeye çalışmıyor, kendisine açılan alana yerleşiyor.

Cumhurbaşkanımızın ilk defa bir cemevini ziyaret etmesinden ötürü ve burayı seçmesi bizim için ayrıca bir mutluluk demişti Hüseyin Gazi Cemevi dedesi Hüseyin Öz Erdoğan’ın ziyareti öncesi.


Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Ali Ayyıldız ise Devlet ayağımıza gelmiş, uzlaşmanın sinyalidir. Alevi toplumu için büyük bir kazanımdır buyurmuştu.

Okumaya devam et

Medeniyetin obez çocuğu: Şiddetin hükmü -/= Toplumsal yapının sorunlu olduğunu kabul etmezsek şiddetin nasıl olup da defedilemediği hakikatini kavrayamayız.

Seyfi Elçiboğa

Şiddetin hükmü çağlar boyu düşünürleri meşgul eden mefhum. Karşıt görüşleri okurken yanılgıya kapılmak an meselesi. Şimdi sonraki paragrafta yer alan ön kabulleri okuyup sorgulamaya başlayalım.

Şiddet hakkındaki genel kanı insan türünün genetik olarak engellenemez saldırganlıkla dünyaya geldiği yönünde.

Henüz ilkel topluluk formundayken insanın barbar olduğu, buna karşılık medeniyetin gelişmesiyle insan topluluklarında şiddetin azaldığı vurgulanır.

Okumaya devam et