Laiklik En Temel Çağdaş Yaşam Değeridir

erkek1Av. Sedat DURNA

10 Nisan 1928 günü Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndan “Devletin dini İslamdır” ibaresi çıkarılmıştır.


Bu tarihi olay, 700 yıllık dini bir monarşinin yıkılmasından sonra Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletinin resmi dininin olmayacağı anlamına gelir.

Bu değişiklik laikliğin anayasal zeminde kabulüne giden yolu açmıştır. Laiklik ilkesi, anayasa metnine dokuz yıl sonra 5 Şubat 1937’de yapılan bir değişiklikle girebilmiştir.


Okumaya devam et

Dijital Kültür Makaleleri 259: Medya ve Telif

TANOLTanol Türkoğlu

Hiç düşündünüz mü? “Çekmeyin ulan!” diye bağırıp, saldıranlar haklı olabilir!


Geçtiğimiz haftalarda Rupert Murdoch’un medya grubunun Google ile vardığı telif anlaşması iki temel konuyu yeniden gündeme getirdi: Ana akım medya ile yeni medya arasındaki ilişki nasıl şekillenecek? “Haber” denilen şeyin sahibi kimdir?

Anılan anlaşmanın mimarının Murdoch’a ait News Corp. şirketinin CEO’su Robert Thomson olduğu söyleniyor. Murdoch gibi Avustralya doğumlu ve babadan gazeteci. Google ile varılan anlaşmanın bir benzeri Facebook ile de yapılıyor Avustralya’da.


Okumaya devam et

Öğretmenin ücretlisi sözleşmelisi olmaz, nitelikli ve kadrolusu olur!

Şahin AybekŞahin Aybek

Kadrolu Öğretmenlik Vardı da Sözleşmeli Öğretmenler mi Gitmedi? Sözleşmeli Öğretmenler Ailelerinden Ayrı Yaşamaktadırlar…Öğretmen çizim vektörler | Öğretmen çizim vektör çizimler, vektörel grafik  | Depositphotos®

Pandemi döneminde eğitimde daha başarılı olmalıyız. İşte bu başarı da öğretmenlerimize bağlıdır. Çünkü başarıda öğrenci kapasitesi yüzde 50 etkili iken öğretmen faktörü yüzde 30’larda etkilidir.


Bu nedenle öğretmenlerimizin niteliği, başarısı, huzuru bütün eğitim sistemimizin ana lokomotifi haline getiriyor öğretmenlerimizi. Yani; eğitim sistemimizin tümünün niteliğinin ve başarısının ana belirleyicisi öğretmenlerimizdir.


Okumaya devam et

İsmail Hakkı Tonguç ve Canlandırılacak Köy

SERDAR ŞAHİNKAYA

Canlandırılacak köy anlayışıyla devrimci eğitim imecesinin yaratıcısı ve çağdaşlaşmaya dönük gayretleri tabana oturtan adam, halkın haklı değerlendirmesiyle: Tonguç Baba…


İri gövdeli, tok sesli, buram buram toprak kokan bir halk adamı. Canlandırılacak köy anlayışıyla devrimci eğitim imecesinin yaratıcısı ve çağdaşlaşmaya dönük gayretleri tabana oturtan adam, halkın haklı değerlendirmesiyle: Tonguç Baba.

İsmail Hakkı Tonguç

Tonguç Baba’nın Canlandırılacak Köy kitabının ilk hali İstanbul’da 1939’da Remzi Kitabevince basılmış, daha sonra 1947’de ikinci ve genişletilmiş baskısı yine aynı kitabevince yayınlanmıştır.


Okumaya devam et

Farklı bir bakışla Köy Enstitüleri (1)

erkek1Umut Seçkin Bulut (*)

Bakın, Nisan ayında Köy Enstitüleri yine tartışılacak. Yine gazetelerde, dergilerde övgüler, yergiler yayımlanacak. Bize göreliği yönünden göklere çıkarılacak. Anılar yarıştırılacak.


Farklı bir bakışla Köy Enstitüleri (1)

Giriş

Nisan ayı ülkemizdeki aydınlanmanın, toplumsal değişimin ve dönüşümün sonuçlarından sayılabilecek olan Köy Enstitülerinin de kuruluş ayıdır. Çünkü ilgili yasanın kabul edilişi 17 Nisan 1940’tır. Hakkında çok şey söylendi. Deyim yerindeyse, bir kaşık suda fırtına estirildi.


Okumaya devam et

Kayıp Nisan’ı ararken -/= 17 Nisan size bir şey ifade ediyor mu?

Zeki CoşkunZeki Coşkun

1969’da öğretmenler yakılmaktan kıl payı kurtuldu… ama o yangını tutuşturanların Adana Aladağ’daki kız öğrenci yurdunda 11 çocuk yanarak can verdi Kasım 2016’da.

17 Nisan size bir şey ifade ediyor mu?

Artık hiç anılmasa da Türkiye tarihinin dönüm noktalarındandır 17 Nisan. Gençler başta olmak üzere ülkede hemen herkes bir yolunu bulup kendini dışarı atmaya çalışıyorsa, 17 Nisan miladıyla yaşananlara bakmak gerekir. Bugünkü açmazlardan çıkış için, 17 Nisan çocukları ve onların akıbeti belki bir şeyler söyleyebilir.


Okumaya devam et

Yoksul köy çocuklarının okulu: Köy Enstitüleri -/= ‘Benim bindiğim eşek benden akıllı olmamalıdır! Köy enstitüleri yoksul köy çocuklarının gözünü açıyor. Kapatılmalıdır!’

yasliKemal YALÇIN

Köy Enstitüleri 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasayla 81 yıl önce kurulmuştu. KAFA-KOL-KALP bütünlüğünü sağlamak, beyni özgürleşmek için yaparak yaşayarak ilkesine göre eğitim yapılıyordu. Türkiye’nin 21 bölgesinde kurulmuştu. Cumhuriyet tarihinin en önemli eğitim projelerinden biriydi.yatay..

Yoksul köy çocuklarının okulu: Köy EnstitüleriUNESCO tarafından fakir ülkelerin gelişmesine örnek eğitim modeli olarak önerilmişti. 1940-1946 arasında Köy Enstitülerinde 15.000 dönüm tarla tarıma elverişli hale getirilmiş ve üretim yapılmıştı.

kalpAynı dönemde 750.000 yeni fidan dikilmişti. Oluşturulan bağların miktarı ise 1.200 dönümdü. Ayrıca 150 büyük inşaat, 60 işlik, 210 öğretmen evi, 20 uygulama okulu, 36 ambar ve depo, 48 ahır ve samanlık, 12 elektrik santralı, 16 su deposu, 12 tarım deposu, 3 balıkhane, 100 km. yol yapılmıştı.


Okumaya devam et

Köy Enstitüleri halk hareketidir

Öner YağcıÖner Yağcı

Köy Enstitüleri 81 yaşında.Köy enstitüsü - Vikipedi

Köşeme, 17 Nisan 1990 günü İstanbul’da düzenlenen paneldeki tarihi konuşmasından bölümlerle Uğur Mumcu konuk olacak.

YA LAİKLİK YA İSLAMCILIK


“…Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devrimi yaptı. İtalya’dan ceza yasası, Fransa’dan idare hukuku ilkeleri, İsviçre’den medeni hukuku, Almanya’dan ceza yargılaması hukukunu aldık… O dönemde böyle yasaların alınması zorunluydu, çünkü toplum bir yol ağzındaydı. Ya Batılı laik sistem ya şeri hukuk.


Okumaya devam et

17 Nisan 1940 ve 6 Kasım 1997

rifatProf. Dr. RIFAT OKÇABOL

Günümüzdeki öğretmen yetiştirme sistemi değişmedikçe, öğrencilerin ‘fikri hür, irfanı hür ve vicdanı hür’ olması rastlantıya ve de öğrencinin kişisel çabasına bağlı kalacaktır.


Köy Enstitüsü nedir? Köy Enstitüleri neden kapatıldı? Köy Enstitüleri  kuruluşu, dersleriBilindiği gibi 17 Nisan 1940 tarih ve 3803 sayılı Köy Enstitüleri Kanunu’nun ilk maddesine göre, “köy öğretmeni ve köye yarayan diğer meslek erbabını yetiştirmek üzere ziraat işlerine elverişli arazisi bulunan yerlerde” eğitim bakanlığı tarafından köy enstitüleri açılmasına başlanmıştır.

gözlemDolayısıyla 17 nisan köylü çocukların köy ilkokullarına öğretmen yetiştirecek köy enstitülerinin açıldığı tarihtir. 6 Kasım 1997 ise günümüzde geçerli olan öğretmen yetiştirme sisteminin uygulanmaya başladığı tarihtir.


Okumaya devam et

Şikago Yedilisi’nin yargılanması ve Işıl Özgentürk

aydinAydın Engin

Günübirlik siyaset üstüne tek satır yazmam bugün

İlkbaharın ortasında kara kış yaşarken ne yapılır? Ben de öyle yaptım zaten: Bir kitap okudum ve bir film seyrettim. Sonra yazı için bilgisayarın başına oturdum. Türkiye’de ve dünyada olup bitenler için bir internet turu attım.


Midem bulandı.

Kendini demokrasinin ve insan haklarına saygının beşiği sayan Avrupa Birliği’nin siyasal elebaşılarının Türkiye sen Orta Doğu’dan gelen mülteci dalgasına karşı dalgakıran ol; hiçbirini bizim tarafa sızdırma. 


Okumaya devam et

Buğu ya da Kalanlara Selam Olsun! -/=  “Taşına, toprağına. Bizi biz yapan içimizde kalmışlara, bir kadeh daha kaldırır mıyız?”

suzukAYŞE ŞULE SÜZÜK

Şimdi oturuyorum, bilgisayarın beyaz ekranının karşısındayım. Uzayıp giden bir ânın içinde; sersemlemişim. Hayalle gerçek, gerçekle geçmiş, geçmişle gelecek iç içe, hani yekpâre bir zamanmekâninsan sarmalı içinde sarmalanmış; Çocuk, Buğu, Bir de Bizbiraz nefessiz, çokça hüzünlü, öfkeli biraz, asılıp kalmış bir sessizliği ilk kim bozacak tedirginliği içinde, patlayacak bir tabancaya kilitlenmiş; ürkek ve kaygılı.

İncinmiş yerlerinden öpen bir şiir yazabilsem Ayhan’a, Berat’a, Suna’ya, Haydar’a, Erdoğan Amca’ya, Güven’e, Zülhabar’a…

Bir de gerçeği, sadece gerçeği dillendiren sese. Sus, diyorum. Hele susalım önce, sonra tane tane başlayalım söyleşmeye, acele etmeden, bir yerlere yetişir telaşı içinde geçiştirmeden, sindire sindire…


Okumaya devam et

Dijital Kültür Makaleleri 258: 2020’de Dijital Dünya

TANOLTanol Türkoğlu

Dünyada dijital uçurum %40 düzeyindeyken, Türkiye’de %23! Dünyada günlük “internet tüketimi” 6 saat 54 dakika, Türkiye’de ise 7 saat 57 dakika!

WeAreSocial sitesinin 2020 yılına ait istatistikleri açıklandı. Buna göre Türkiye’de internet erişimi olan nüfus oranı geçen seneye göre beş puan artarak %77’ye yükseldi. Bugün Türkiye’de 65 milyon 800 bin kişinin internet erişimi var. Bu nüfusun yüzde doksanı sosyal medya kullanıcısı (60 milyon).

Geçen sene bir kişinin günlük internet erişim süresi 7 saat 15 dakika idi. Bu sene internet süresi sekiz saate merdiven dayamış durumda: 7 saat 57 dakika. Bu sürenin 4 saat 19 dakikasında internete mobil cihazlardan bağlanılıyor.


Okumaya devam et

Eziyet edebilmenin ilk koşulu, eşit değerde görmemek…

murat-sevincMURAT SEVİNÇ

Önce biraz uzunca bir alıntı:

“Faşist bir rejimin, otoritesini yukarıdan nasıl dayattığını ele almanın yanında halkla nasıl bir etkileşim içinde olduğunun da araştırılması gerekir. Nüfusun çoğunluğu, faşist rejimleri uzlaşmayla, hatta coşkuyla mı desteklemişti, yoksa bu insanlar… boyun eğmeye mecbur mu bırakılmışlardı?…

okuYakın zamanda yapılan çalışmalar… gerek Nazi Almanya’sında, gerekse faşist İtalya’da uzlaşma oranının yüksekliğini gösterme eğilimindedir… Toplama kapmları gizli olmadığı gibi, muhaliflerin infazının da bilinmesi amaçlanıyordu…


Okumaya devam et

Kendi kendine konuşmaktır aşk… -/=  Dünya neden böyle bir yer? Geceleri sadece sigaramızla konuşacaksak, herkesten ve her şeyden şüphe ederek sürekli saklanarak yaşayacaksak neden buradayız?

cezmiCezmi ERSÖZ

Bu gece öyle çok ihtiyacım var ki sana sarılmaya, abartıyorum seni… Bu şehir, bu hayat, içimdeki gizli ve yabancı korkular öylesine hırpalıyor ki insanı, öylesine kimsesiz bırakıyor ki, abartıyorum sana duyduğum aşkı…Kendi kendine konuşmaktır aşk…

Öylesine korkuyorum ki bu gece evini bulamamaktan,, elimdeki telefonu sımsıkı tutuyorum. Kaybolmamak için adını tekrarlıyorum durmadan. Sanki evini bulursam bütün o eski günahlarım affedilecek. edebiyatcaDiyorum ya işte, bu gece seni ve aşkımızı abartıyorum…

Düşünüyorum da sen hiçbir zaman çağdaş, akılcı bir kadın olamadın. Hep başkalarının acısını kendi acın gibi yaşadın. Eski bir fotoğraftan kesilip bu dünyaya yapıştırılmış gibiydin hep…


Okumaya devam et

Kaldık… -/= Ölülerde vedalaşamamış sağ, sağlarda bir türlü soğumayan ölüm acısı olarak kaldık.

fadilFadıl ÖZTÜRK

Yolları karın tipinin değil, yorgunluğun kapattığı; Her gözaltının, her yargılamanın, her yaralı ve ölü haberlerinin çığ gibi üstümüze düştüğü yerde kaldık.Kaldık...

Kaldık, bir meydan muharebesinin içinde kalır gibi. Safımız doğmakla belirlenmişlerin safı. Geriye gidemiyoruz, ileriye tuzaklar döşenmiş. Sağlar bir bir düşüyor hayattan. Gece çıkıp gezemiyoruz rüyalarda, başımızı koyduğumuz yastıklarda külçe gibi kaldık. edebiyatcaÖlüleri kalbimize gömerek kendimizle taşıyoruz.

Kaldık kendi içimizde bir başımıza. Bizi merak edenlerin uzağa dikilmiş gözlerinde kaldık. Sevmesini bizimle tamamlamak isteyenlerin eksikliği olarak kaldık.


Okumaya devam et

Dijital Kültür Makaleleri 257: “Annen Yok, Kimsen Yok!”

TANOLTanol Türkoğlu

“Onun için başkalarını memnun etmeye çalışırsın!”

Tribündekilerin çoğu olasılıkla anne-babaydı. Birkaç düzine de öğretmen belki. Ancak orada olma sebebimiz başkaydı. Ne bir kişisel gelişim seminerindeydik ne de imza gününde. Kızıltoprak’tan birlikte gitmiştik Levent’e.

Öteki iki düzine kişiden biri olarak sahnedeydi. Tek tek kendilerini tanıtıyor ve deneyimlerini paylaşıyorlardı. Sıra ona geldiğinde mikrofona yaklaştı. Şu üç kelimeyi söyleyip bir es vermişti ki… 

Onun da orada olduğunu bilmeyen (sadece anneler, babalar, öğretmenler değil) birkaç bin kişilik salonun tamamı başka bir şey söylemesine izin vermeden dakikalarca dinmeyen bir alkış tufanı kopardı. Sadece şu üç kelimeyi duyunca: “Ben Doğan Cüceloğlu!”


Okumaya devam et

Güzelim Şiir ve İnatçı Bahar -/= … Arkamızda bıraktığımız öylesine muazzam bir deneyim ve birikim var ki…

suzukAYŞE ŞULE SÜZÜK

Rüveyda Yıldırım (ruveydayidirim) Pinterest'teKaranlıkları geçiniz, sahtelikleri, korkaklıkları, ataleti, suskunluğu, hayınlığı hepsini hemen ve bir kalemde. Şiire, aşka ve bahara tutunmak zamanları… Tutunup dirilmek,  yenilenmek, güçlenmek ve yürümek için.

Böyle başlayayım yazıya. Geçen hafta yazmak için başına geçtiğim ancak dergiler arasında kaybolarak yazamadığım yazıyı bu hafta yazıyorum. Artık iptal etmeden, zamana bırakmadan, tembellik yapmadan, yakıcı gündemlerin dayatmasına mahal vermeden şiire, aşka ve bahara kadeh kaldırırcasına tazelenmek için.

21 Mart’ın pek çok çağrışımı, pek çok anlamı, pek çok işvesi var. Böyle olduğundan şiirli, baharlı, uyanışlı ve umutlu bir yazı olsun dileğim madem bugün 21 Mart…


Okumaya devam et

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm