Bu korkunç yalnızlıkta, sadece senin iyiliğini bekliyorum

Cezmi Ersöz

Uzaklarda, çok uzaklarda, ateşler yanıyor. Şehrin gerçek sahipleri, o kimsesiz ateşler artık. Bu şehri terk edip giden atların bedeninden, incecik bir kan sızıyor yollara…Bu korkunç yalnızlıkta, sadece senin iyiliğini bekliyorum

Çocuklarını yakıyorlar insanlar, yol boylarında… Arabalar, hızla geçiyor yanlarından… Şehrin hızına karışıyor,
yakılan çocukların çığlıkları… Arabalar durmuyor, kimse durmuyor…


Herkes birbirine soruyor: “Bitti mi insanlık, bitti mi yaşamak?” Kimse bir şey diyemiyor… Ne bitti ne başladı… Beklenen hiçbir şey olmadı… Beklenen her şey oldu… Ne değişti öyleyse?.. Belki İsa da vardır, o yakılan çocukların arasında…

Okumaya devam et

Büyük bir ve insan

Tanol Türkoğlu

John Barlow 1996’da Davos’ta kapitalist dünyaya şöyle sesleniyordu: “Bir araya geldiğimiz bu alemde (siberuzayı, interneti kastediyor) sizin hiçbir egemenlik hakkınız yok!”.


Grateful Dead müzik grubuna şarkı sözleri de yazmış birisi olan Barlow EFF’i (Electronic Frontier Foundation) kurarak ölümüne dek siber hakların savunuculuğu yapmıştı.


O arada Davos’taki kapitalistler de boş durmadı. Yirmi sene sonra “Endüstri 4” sıçraması yine Davos’ta duyuruldu.

Okumaya devam et

Zihniyetin esaretinde yozlaşan dil

ümitÜmit Kardaş 

İnsan, zihin süreçlerine, zihniyete dayalı olarak dili kullanarak kelime ve kavramlar üretmekte. Zihniyetin esaretinde yozlaşan dilBu nedenle Abdülgaffar el Hayati’nin dediği gibi ‘Sınır önce zihinde başlar.’

İnsanın doğduğu coğrafya, bölge, aile kaderi gibidir. Karakteri de buna ekleyebiliriz.

Doğduğumuz ülkenin kültürü zihnimizi şekillendirir.


Zihinsel süreçler zihniyeti doğururken dil bu zihniyetin kalıpları içinde kelimeler yoluyla kavramlar üretir.

Okumaya devam et

İptal kültürü

Tanol Türkoğlu

Yılın kelimeleri ilan edilmeye başladı. Oxford Üniversitesi Yayınları bu sene “climate emergency” (iklim acil durumu) ifadesini yılın kelimesi seçti.

2016 yılında post-truth’u seçen üniversite geçen sene de toxic (zehirli) sözcüğünü yılın kelimesi olarak belirlemişti.


İklimin olumsuz anlamda değişmekte olduğu bariz. Artık ne mevsimler eski mevsim, ne havalar eski hava. İnsanlar, neyin ne olduğunu, neden olduğunu bilmeseler bile, bu değişikliği her gün gözlemliyor.

Okumaya devam et

Bir kırık kürek, karnından saplı

Metin YeğinMetin Yeğin

O sırada ay yükselmeye başladı, cebinde okyanus ile birlikte, kırlangıçlar, yine hızla uçtu filan ve fotoğraflara henüz hapsolmadı çok şükür dünya…Bir kırık kürek, karnından saplı

Fas’ın küçük bir kasabasıydı. Okyanusun büyük dalgalarla parçaladığı kayalıkların arkasına sığınmıştı kasaba. Gücü kuvveti kırılıyordu okyanusun, kasabanın önünde, süt liman oluyordu.


Sadece ay yükselip, içine çektiğinde, hızla yükseliyordu deniz -sanki derin bir soluk alır gibi ay- sonra yine ayla beraber, geriye çekiliyor, pürüzsüz bir kumsal bırakıyordu geride.

Okumaya devam et

İnsan insana sarılır mı, Bircan! -/=  Herkes elele tutuşup halay çekse, herkes herkese selam verse, sarılsa?

Ümit KıvançÜmit Kıvanç

Neye benzer burası? İktidar sahipleri birbirimize kırdırmadan bizi nasıl idare eder? Bu devlet nasıl ayakta kalır?


Sevgili arkadaşım Bircan, Sana teessüf ederim.

Fena halde ayıplamayı herkese düşen vazife saymak icap eden bu elim hadiseden haberim olduğu anda anladım ki, milleti ve devleti korumak maksadıyla, kimbilir, belki de içindeki şeytanı çıkarır, elektroşok yemiş ruh-sinir hastası sûretinde mayışık, zararsız halde cemiyete armağan ederiz umuduyla seni o irfan yuvasına almaları isabetli tasarruftur.

Okumaya devam et

Güzel dünya, gerçekten var mısın? -/= Sally Rooney’nin yeni romanı ‘Güzel Dünya, Neredesin?’

Okan Çil

…yazar Alice, editör Eileen, beyaz yakalı Simon ve bir depo işçisi Felix’in hayattaki tökezlemelerini anlatıyor…

Sally Rooney yazdığı kitaplarla olduğu kadar kariyerinde yaşadığı büyük yükselişle de dikkatleri üzerine çeken bir yazar.


Toplamda üç kitabı var: ‘Arkadaşlarla Sohbetler’ (2017), ‘Normal İnsanlar’ (2018) ve ‘Güzel Dünya, Neredesin?’ (2021). İlk kitabı ‘Arkadaşlarla Sohbetler’, Pınar Umman’ın çevirisi, Monokl Yayınları etiketiyle basılan Rooney’in hakları daha sonra Can Yayınları’na geçti.

Okumaya devam et

Türkiye’de MEB diye bir bakanlık var mı? -/=  Çocuklarımızı ortalama 12 sene MEB’e emanet ediyoruz, sonra 40 matematik sorusundan ancak yedisine, on dört fizik sorusundan ikisine yanıt verebiliyorlar.

Eser Karakaş 

Ne demiş ünlü Ziya Paşa:

Âyînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz, Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde… Ne zaman Milli Eğitim Bakanlığı’ndan bahsedilse, aklıma hemen Ziya Paşa’nın bu ünlü terkîb-i bendi geliyor.


Türkiye’mizde milli eğitim adı verilen çok önemli kamu hizmetini Milli Eğitim Bakanlığı üretiyor ve bu kamu hizmetinin üretiminde de yine aynı Bakanlığın tekeli var.

Okumaya devam et

Kripto madalyon -/= Kimileri(?) de çıkıp “Su içmeyin!” demeye başlar. Belki de bir çıkarı vardır öyle demek için.

Tanol Türkoğlu

“Madalyonun öbür yüzü” metaforu dikey değil de yatay değerlendirilse ortaya farklı tablo çıkar mı? Post-truth ifadesiyle vaftiz edilen gerçek-ötesi (doğru-ötesi) olgusu bu iki “yüz” arasında gizli bir geçit işlevi mi görüyor?


Madalyon dikey boyutta ele alındığında her iki yüz de erişilebilir konumdadır. Kişi bulunduğu noktayı (bakış açısını) değiştirirse diğer yüzü de görebilir.


Böylece daha sağlıklı bir değerlendirme yapma imkanı elde eder. Kendi fikriyle ilgili.

Okumaya devam et

Üniversiteler ve geleceğin akademik kütüphaneleri

Müfit Akyos

“Kitaplığı olmayan üniversite, cephaneliği bulunmayan bir kışlaya benzer.” Prof. Dr. Ernst E. Hirsch

“Üniversiteler kitapsız” başlığı ile verilen haberde (17.11.2019, www.birgun.net ) yalnızca kitap sayıları üzerinden yansıtılan üniversite kütüphanelerinin durumu görünenin ötesinde ülkemizin bilim teknolojideki konumunu yansıtacak olumsuzlukları içermektedir.


Söz konusu haberde YÖK’ün 2018 Yılı İzleme ve Değerlendirme Raporları referans verilerek “105 üniversitede öğrenci başına düşen kitap sayısı 5’in altında. 4 üniversitede ise öğrenci başına bir kitap dahi düşmüyor…

Okumaya devam et

Her şerde (!) bir hayır vardır: Beyin göçü çok iyidir -/= Einstein haklıdır, uzayın bir sınırı olabilir ama aptallığın?

Eser Karakaş 

Beyin göçü çok dinamik bir süreçtir, ülkenin daha nitelikli yurttaşlarının dünya ile daha sıkı ilişkiler kurmaları hatta bütünleşmeleri çıkış ülkesi için daima iyi sonuçlar vermiştir.Her şerde (!) bir hayır vardır: Beyin göçü çok iyidir

“Beyin göçü” diye bir tabir var, bir ülkenin iyi yetişmiş, gelecek vadeden gençlerinin, nitelikli uzmanlarının gelişmiş yabancı ülkelere çalışmak, üretmek için gitmelerinin olumsuzluğunu vurgulamak için kullanılıyor bizim memlekette.


Ve kanımca çok yanlış bir çerçevede de beyin göçü denen bu olay kötü bir süreçmiş gibi tanımlanıyor.

Okumaya devam et

İstanbul’un ‘kara deliği’nden Maçka’ya: Gözümüzün önündeki açık hava müzesi

ECE PİROĞLU

Benim yürüme hikayelerim genelde bir yerlere yetişmeye çalışmak ve keşif arasında gidip gelir. Hızlı bir günümde çoğunlukla şehrin karmaşasında kaybolup gider ve etrafımın hiç farkında olmazken, keşif yürüyüşlerimde adımlarımı daha yavaşlatır, çevremi inceleyerek geçiririm.

Yürüyüş rotam tam da bu ikisinin ritminde:


Avrupa yakasının en kalabalık yerlerinden biri, İstanbul’un ‘kara deliği’ olarak da bilinen Mecidiyeköy’den Maçka Parkı’na doğru yürüyeceğim.

Prof. Dr. Ortaylı:  Yılda 3 milyon ziyaretçinin Ayasofya’ya girmesi bir facia

“Dünyada bu gibi eserlerin hepsinde randevu sistemi uygulanıyor”

Tarihçi – yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı,Bütün bu yapının ciddi şekilde incelenmesi, uzun uzun raporlarla öne konması ve tartışılması gerekiyor.Prof. Dr. Ortaylı:  Yılda 3 milyon ziyaretçinin Ayasofya’ya girmesi bir facia

Ayasofya’nın restorasyon için belli bir müddet mutlaka kapatılması gerekiyor.

Yılda 3 milyon ziyaretçinin Ayasofya’ya girmesi bir facia. Dünyada bu gibi eserlerin hepsinde randevu sistemi uygulanıyor.

Okumaya devam et

Az kalmışların gündemi: Yahudi mezarlığına saldırı ve ‘kripto Ermeni’ olmak

Murad Mıhçı 

13 yaşındaki bir çocuk grubu nasıl bir nefret söylemi ile eğitilmiş ki o yaşta normalde korkacağı bir mekâna zarar verebilmiş?Az kalmışların gündemi: Yahudi mezarlığına saldırı ve 'kripto Ermeni' olmakİşte üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken durum bu.

   “Sonrasında “ölüm ölmekten anlamlı” diye bir dize yazmıştım.


Çünkü ölüm bir kültürdü. İnsan ölüsünü arardı.  Ölüsüyle vedalaşırdı. Ölüsünü gömerdi. Ölüsünün yasını tutardı. Ölüsünü anardı. Ölüsü, mezarı, yası olana saygı duyulurdu. İntikam için bile yasın dinmesi beklenirdi. İnsanın doyasıya acı çekme hakkı vardı. İnsan eskiden daha insandı!”–Selim Temo

Okumaya devam et

Google savaşları -/= Google’sız bir dünya acaba mümkün mü? Kısa cevap evet.

Tanol Türkoğlu

Internet Google’dan önce de vardı. Ancak şu iki noktayı unutmamak gerekir: Birincisi arama motorsuz bir internet mevcut dijital kaosu daha da yükseltir. İkincisi Google’dan başka arama motorları da var!



Google dijital dünyanın içine doğduğu sıralarda genel kabul görmüş tespit arama motoru savaşlarının çoktan bittiği ve savaşı Yahoo’nun kazandığı yönündeydi.

Bir başka deyişle Google piyasaya çıktığında değil on sene içinde dünya devi haline gelmesi, varlığını bile sürdürmesi çok zor hatta imkasıza yakındı.

Okumaya devam et