Şikago Yedilisi’nin yargılanması ve Işıl Özgentürk

aydinAydın Engin

Günübirlik siyaset üstüne tek satır yazmam bugün

İlkbaharın ortasında kara kış yaşarken ne yapılır? Ben de öyle yaptım zaten: Bir kitap okudum ve bir film seyrettim. Sonra yazı için bilgisayarın başına oturdum. Türkiye’de ve dünyada olup bitenler için bir internet turu attım.


Midem bulandı.

Kendini demokrasinin ve insan haklarına saygının beşiği sayan Avrupa Birliği’nin siyasal elebaşılarının Türkiye sen Orta Doğu’dan gelen mülteci dalgasına karşı dalgakıran ol; hiçbirini bizim tarafa sızdırma. 


Okumaya devam et

Buğu ya da Kalanlara Selam Olsun! -/=  “Taşına, toprağına. Bizi biz yapan içimizde kalmışlara, bir kadeh daha kaldırır mıyız?”

suzukAYŞE ŞULE SÜZÜK

Şimdi oturuyorum, bilgisayarın beyaz ekranının karşısındayım. Uzayıp giden bir ânın içinde; sersemlemişim. Hayalle gerçek, gerçekle geçmiş, geçmişle gelecek iç içe, hani yekpâre bir zamanmekâninsan sarmalı içinde sarmalanmış; Çocuk, Buğu, Bir de Bizbiraz nefessiz, çokça hüzünlü, öfkeli biraz, asılıp kalmış bir sessizliği ilk kim bozacak tedirginliği içinde, patlayacak bir tabancaya kilitlenmiş; ürkek ve kaygılı.

İncinmiş yerlerinden öpen bir şiir yazabilsem Ayhan’a, Berat’a, Suna’ya, Haydar’a, Erdoğan Amca’ya, Güven’e, Zülhabar’a…

Bir de gerçeği, sadece gerçeği dillendiren sese. Sus, diyorum. Hele susalım önce, sonra tane tane başlayalım söyleşmeye, acele etmeden, bir yerlere yetişir telaşı içinde geçiştirmeden, sindire sindire…


Okumaya devam et

Dijital Kültür Makaleleri 258: 2020’de Dijital Dünya

TANOLTanol Türkoğlu

Dünyada dijital uçurum %40 düzeyindeyken, Türkiye’de %23! Dünyada günlük “internet tüketimi” 6 saat 54 dakika, Türkiye’de ise 7 saat 57 dakika!

WeAreSocial sitesinin 2020 yılına ait istatistikleri açıklandı. Buna göre Türkiye’de internet erişimi olan nüfus oranı geçen seneye göre beş puan artarak %77’ye yükseldi. Bugün Türkiye’de 65 milyon 800 bin kişinin internet erişimi var. Bu nüfusun yüzde doksanı sosyal medya kullanıcısı (60 milyon).

Geçen sene bir kişinin günlük internet erişim süresi 7 saat 15 dakika idi. Bu sene internet süresi sekiz saate merdiven dayamış durumda: 7 saat 57 dakika. Bu sürenin 4 saat 19 dakikasında internete mobil cihazlardan bağlanılıyor.


Okumaya devam et

Eziyet edebilmenin ilk koşulu, eşit değerde görmemek…

murat-sevincMURAT SEVİNÇ

Önce biraz uzunca bir alıntı:

“Faşist bir rejimin, otoritesini yukarıdan nasıl dayattığını ele almanın yanında halkla nasıl bir etkileşim içinde olduğunun da araştırılması gerekir. Nüfusun çoğunluğu, faşist rejimleri uzlaşmayla, hatta coşkuyla mı desteklemişti, yoksa bu insanlar… boyun eğmeye mecbur mu bırakılmışlardı?…

okuYakın zamanda yapılan çalışmalar… gerek Nazi Almanya’sında, gerekse faşist İtalya’da uzlaşma oranının yüksekliğini gösterme eğilimindedir… Toplama kapmları gizli olmadığı gibi, muhaliflerin infazının da bilinmesi amaçlanıyordu…


Okumaya devam et

Kendi kendine konuşmaktır aşk… -/=  Dünya neden böyle bir yer? Geceleri sadece sigaramızla konuşacaksak, herkesten ve her şeyden şüphe ederek sürekli saklanarak yaşayacaksak neden buradayız?

cezmiCezmi ERSÖZ

Bu gece öyle çok ihtiyacım var ki sana sarılmaya, abartıyorum seni… Bu şehir, bu hayat, içimdeki gizli ve yabancı korkular öylesine hırpalıyor ki insanı, öylesine kimsesiz bırakıyor ki, abartıyorum sana duyduğum aşkı…Kendi kendine konuşmaktır aşk…

Öylesine korkuyorum ki bu gece evini bulamamaktan,, elimdeki telefonu sımsıkı tutuyorum. Kaybolmamak için adını tekrarlıyorum durmadan. Sanki evini bulursam bütün o eski günahlarım affedilecek. edebiyatcaDiyorum ya işte, bu gece seni ve aşkımızı abartıyorum…

Düşünüyorum da sen hiçbir zaman çağdaş, akılcı bir kadın olamadın. Hep başkalarının acısını kendi acın gibi yaşadın. Eski bir fotoğraftan kesilip bu dünyaya yapıştırılmış gibiydin hep…


Okumaya devam et

Kaldık… -/= Ölülerde vedalaşamamış sağ, sağlarda bir türlü soğumayan ölüm acısı olarak kaldık.

fadilFadıl ÖZTÜRK

Yolları karın tipinin değil, yorgunluğun kapattığı; Her gözaltının, her yargılamanın, her yaralı ve ölü haberlerinin çığ gibi üstümüze düştüğü yerde kaldık.Kaldık...

Kaldık, bir meydan muharebesinin içinde kalır gibi. Safımız doğmakla belirlenmişlerin safı. Geriye gidemiyoruz, ileriye tuzaklar döşenmiş. Sağlar bir bir düşüyor hayattan. Gece çıkıp gezemiyoruz rüyalarda, başımızı koyduğumuz yastıklarda külçe gibi kaldık. edebiyatcaÖlüleri kalbimize gömerek kendimizle taşıyoruz.

Kaldık kendi içimizde bir başımıza. Bizi merak edenlerin uzağa dikilmiş gözlerinde kaldık. Sevmesini bizimle tamamlamak isteyenlerin eksikliği olarak kaldık.


Okumaya devam et

Dijital Kültür Makaleleri 257: “Annen Yok, Kimsen Yok!”

TANOLTanol Türkoğlu

“Onun için başkalarını memnun etmeye çalışırsın!”

Tribündekilerin çoğu olasılıkla anne-babaydı. Birkaç düzine de öğretmen belki. Ancak orada olma sebebimiz başkaydı. Ne bir kişisel gelişim seminerindeydik ne de imza gününde. Kızıltoprak’tan birlikte gitmiştik Levent’e.

Öteki iki düzine kişiden biri olarak sahnedeydi. Tek tek kendilerini tanıtıyor ve deneyimlerini paylaşıyorlardı. Sıra ona geldiğinde mikrofona yaklaştı. Şu üç kelimeyi söyleyip bir es vermişti ki… 

Onun da orada olduğunu bilmeyen (sadece anneler, babalar, öğretmenler değil) birkaç bin kişilik salonun tamamı başka bir şey söylemesine izin vermeden dakikalarca dinmeyen bir alkış tufanı kopardı. Sadece şu üç kelimeyi duyunca: “Ben Doğan Cüceloğlu!”


Okumaya devam et

Güzelim Şiir ve İnatçı Bahar -/= … Arkamızda bıraktığımız öylesine muazzam bir deneyim ve birikim var ki…

suzukAYŞE ŞULE SÜZÜK

Rüveyda Yıldırım (ruveydayidirim) Pinterest'teKaranlıkları geçiniz, sahtelikleri, korkaklıkları, ataleti, suskunluğu, hayınlığı hepsini hemen ve bir kalemde. Şiire, aşka ve bahara tutunmak zamanları… Tutunup dirilmek,  yenilenmek, güçlenmek ve yürümek için.

Böyle başlayayım yazıya. Geçen hafta yazmak için başına geçtiğim ancak dergiler arasında kaybolarak yazamadığım yazıyı bu hafta yazıyorum. Artık iptal etmeden, zamana bırakmadan, tembellik yapmadan, yakıcı gündemlerin dayatmasına mahal vermeden şiire, aşka ve bahara kadeh kaldırırcasına tazelenmek için.

21 Mart’ın pek çok çağrışımı, pek çok anlamı, pek çok işvesi var. Böyle olduğundan şiirli, baharlı, uyanışlı ve umutlu bir yazı olsun dileğim madem bugün 21 Mart…


Okumaya devam et

Dijital Kültür Makaleleri 256: Clubhouse Açılımı

TANOLTanol Türkoğlu

Türkiye bu ay da Twitter’dan Clubhouse’a mı göç ediyor?

“Fiziksel” dünyada sözel gelenek, yazılı gelenekten öncedir. Dijital dünyada ise sıralama yer değiştirdi. Önce yazılı gelenek olarak Twitter vardı. Şimdi onun sözel versiyonu yükseliyor: Clubhouse!

Clubhouse’da aynı anda yüzlerce binlerce oda (“room”) yer almakta. Her odada Clubhouse üyeleri bir konu üzerinde canlı olarak muhabbet ediyor. Görsel içerik yok. Sadece ses (konuşma) var! Kayıt yok! Tekrar yok! Bir odada sadece o odanın yöneticisi (moderatör) ile konuşmacı (“speaker”) rolündeki üyeler konuşabiliyor.


Okumaya devam et

Andımız! -/= Erkek egemen, ırkçı, piyasacı ve gerici anlayıştaki iktidarlarla bunun mümkün olamayacağını da bilmek gerekiyor.

rifatProf. Dr. RIFAT OKÇABOL

Andımız, temelde çocuklarla ve okulla/eğitimle ilişkili bir konu olsa da, AKP iktidarında hemen her konuda olduğu gibi, andımız da, hem ana ekseninden saptırılıyor hem de zikzaklı tutum ve davranışlara neden oluyor. Andımız nedir? İşte Andımız sözleri: "Türküm, doğruyum, çalışkanım!"  Öğrenci andı | Gündem Haberleri

Zikzaklı durumun bir boyutu, konunun bakanlığın Talim ve Terbiye Kurulu (TTK) ile ilişkisinden kaynaklanıyor. 19 Eylül 1932 – 13 Ağustos 1933 tarihleri arasında eğitim bakanı olan Reşit Galip’in 23 Nisan 1933 günü çocuklara armağan olsun diyerek okuduğu ifade,  TTK’nin 10 Mayıs 1933 tarih ve 101 sayılı kararı ile andımız olarak resmiyet kazanıyor.

TTK’nin üç yıl başkanlığını yapan bir kişinin bakanlığında ise, andımız sona erdiriliyor!


Okumaya devam et

İlk 500’e girmenin dolambaçsız 500 yolu -/=  Sorun şu ki ilk 500’e nasıl gireceksiniz? Oxford girmiş, Harvard girmiş, Cambridge girmiş, o girmiş, bu girmiş.

tolgaTOLGA BİNBAY

Onlar zaten suyun başını, çoktan tutmuş.

Nereden baksak 500 yıllık koca geçmiş ile ilk 500’ün başındalar. O kadar yıllık geçmiş yoksa da paranın saltanatı var. Yaklaşık 3000 yıllık.İlk 500'e girmenin dolambaçsız 500 yolu | soL haber

Dünyanın en zenginleri listesinden bahsetmiyorum. Gerçi o liste her yıl şiştikçe şişiyor. 1 milyar dolar artık bir alt sınır olmaktan çıktı bile. Ama esas şişen ise tabii ki dünyanın en yoksulları (siz onu hayatları çalınanlar olarak okuyun) listesi ve ne yalan söyleyelim pek umursamadığımız için esas şişenin sintinenin dibi olduğunu da bilmiyoruz. Ama neyse!


Okumaya devam et

Sap bizden olunca…-/= Biz Ermeniler bu reformların tadına çok baktık, benden size tavsiye bir yolunu bulup Raffi’yi İngilizce veya Fransızca okuyunuz.

arisAris NALCI

Ormandaki ağaçların kralı sormuş ağaçlara;

– En tehlikeli düşmanımız kim?

– ‘Balta’ demiş ağaçlarSap bizden olunca...

– ‘Nasıl bir şey o’ diye devam etmiş kral

– Ucunda sivri bir metal var dövülmüş. O keskin tarafıyla öldürüyor bizleri

– Başka neleri var bu düşmanın?


Okumaya devam et

Bir medeni vazife olarak, unutmamak…

msevincMurat Sevinç

Hasan Âli’de, yazarın deyişiyle “dünyaya katılma iştahı” var; her yaptığında bu iştah ve aşkın varlığını sezmek mümkün. Katılma iştahı ve çalışkanlığa, bitip tükenmeyen bir ‘sevilme’ arzusunun eşlik ettiğini bir kez daha hatırlatmalı.

Geçen hafta, Tanıl Bora’nın kaleme aldığı “Hasan Âli Yücel” kitabına başlamış, tek yazıda bitirmek istememiştim. Son zamanlarda en zevkle okuduğum kitap olduğunu söylemeliyim.

Çok zor bir tür olan biyografinin hakkını veren, özenli, büyük emek harcanmış bir çalışma.


Okumaya devam et

Dijital Kültür Makaleleri 255: Yüzde 99 Oyunu Durdurdu!

TANOLTanol Türkoğlu

Fakir ama gururlu çoğunluk dev finans akbabalarına nasıl milyarlarca dolar kaybettirdi?

Gamestop hikayesini duydunuz mu? Düşene son tekmeyi vurup bundan hatırı sayılır para kazanmayı alışkanlık haline getirmiş Wall Street devlerini dize getiren %99’un hikayesi!

Dize getirmek derken milyarlarca dolar kaybettirmek! Altı ay önce dört dolar olan hisse değerinin daha da düşeceği üzerine para yatıran Wall Street “akbabaları”na karşı, Reddit sitesinde organize olan “fakir ama gururlu” %99 üçer-beşer alım yaparak hisse fiyatını altı ayda 350 dolar düzeylerine kadar çıkardı.


Okumaya devam et

Kayyım rektörün hedefi! -/= Kayyım rektör oldukça üniversitenin özerkliği söz konusu olamaz. -/- Özerk olmayan üniversiteye de, üniversite denemez. 

rifatProf. Dr. RIFAT OKÇABOL

BÜ’nün geleneklerini gıdım gıdım kıyacak; BÜ’yü, ‘BÜ’ye yabancılaştıracaktır. M. Bulu’nun ne kazanacağı belli olmasa da, ülkenin çok şey kaybedeceği bellidir.

Bir profesörün, şeytana uyup doktora tezinde intihal (başkasının yazısını izin almadan/kaynak belirtmeden kullandığını-aşırma) yaptığını varsayalım. O kişi doktora yaptığı üniversiteye rektör adayı olmak için başvurur mu? Başvurması ne anlama gelir?

Bir vakıf üniversitesinin yaklaşık bir yıldır rektörlüğünü yapan ve akademisyen olarak da, rektör olarak da pek öne çıkmamış bir profesör düşünelim. Bu profesör, üçte bir maaş alacağı bir devlet üniversitesinin rektörlüğüne aday olur mu? Aday olması ne anlama gelir?


Okumaya devam et

Hasan Âli Yücel, kimdi? -/= Hasan Âli Yücel, yaşadığı dönemin diğer önemli simaları gibi, bir ‘kuruluşun’ mimarlarından.

msevincMurat Sevinç

Dönemin hemen tüm eğitimlilerinde gözlemlenebilen, yeni bir şey inşa edenlere özgü azim ve heyecana sahip. Dolayısıyla ‘Cumhuriyet’ ile onu kuran ve rejime bağlı ‘insanları’ ayrı düşünmek, kolay değil; olumlu ve olumsuz anlamda.

Yazmayı çok isteyip üstesinden gelemeyeceğimi düşündüğüm için cesaret edemediğim türlerden biri, biyografi.

Bir insan hakkında yazmak. Bana kalırsa olabilecek en zahmetli ve çetrefil deneme. Kişi hakkındaki muhtelif bilgiyi alt alta sıralamaktan değil, o insanı ‘yazmaktan’ söz ediyorum.


Okumaya devam et

Sana susuz balıklar getiriyorum… -/= Sen de biliyorsun böyle giderse artık güzelliğimiz doğadan gelmeyecek; son ağaçlar kavrulurken…

cezmiCezmi ERSÖZ

Sana susuz balıklar getiriyorum avuçlarımda. Fabrikaların simsiyah, kimyasal suları karışıyor yanı başında oturduğumuz sulara. Sana ölü kuşlar getiriyorum, kanatlarında paslanmış kurşunlar…

Dizlerimin üzerine çöküp kendimi sana adamak istiyorum… Oysa sadece can çekişen ölü harfler bırakıyorum sana… Masumsun ve meleksin, ama bu çağdasın sen de benimle.Sana susuz balıklar getiriyorum...

edebiyatcaMesela benimle bu can çekişen doğanın ortasında ve tepenin yamacındaki terk edilmiş, metruk evde yaşamayı düşünürken bile gözündeki güneş gözlüğünün sana verdiği rahatlığı, camın kalitesini, sana yakışıp yakışmadığını geçiriyorsun aklından.


Okumaya devam et

Ekran utandıranlar -/- “Doğru olanı yapmak” ile “taraftar bulmak” çabası farklıdır. İlki “hakikat”i yansıtma, öbürü “güç” peşindedir.

Adnan BinyazarAdnan Binyazar

Ekran (İng. monitör, Alm. Bildschrim, Fr. écran), sözlüklerde “bir cismin görüntüsünü ışık yoluyla üzerine düşürmekte kullanılan saydam olmayan düz yüzey” diye tanımlanıyor. Çağımızda etki alanı daha da genişleyen ekran, düşünsel-bilimsel-sanatsal işleviyle gerçeği görüntüleyerek yansıtan aydınlatıcı bir bilgi kaynağı olmuştur.Türkiye'nin son tel cambazı

Sözcükler doğurgandır; değişik kültürlere de sızsa, hiçbir sözcük yerinde durmaz, kültürel gelişime ayak uydurarak, her gereksinimde üredikçe ürer. Daha şimdiden ekrana çıkmak, ekranda görünmek, ekran kuşları, ekran gevezeleri gibi deyimler kullanım alanına iyice girmiştir.

Ekranların kötü ya da iyi kullanıldığını vurgulamak için onlara, biri olumluyu, biri olumsuzluğu vurgulayan “ekran utandıranlar”, “ekran onurlandıranlar” kavramlarını da eklemek gerekiyor…


Okumaya devam et

Bize anlatılan masallardaki düşmanlar gerçek değil -/- (…bir KİTAP)

kadin1Özge Uysal

Kirsty Applebaum’un romanı ‘Ortanca’, Genç Timaş Yayınları tarafından yayımlandı. Hedef kitlesi gençler olan ‘Ortanca’daki kahramanımız, kardeşlerin ortancası, yaraları ve yalnızlığı kimse tarafından görülmeyen ve sistemin kahramanı olmayan Maggie gibi, gençler, omuzlarına yüklediğimiz “umut dolu gelecek” sorumluluğunu kabul etmiyorlar ve bizi de onlarla birlikte geleceği inşa etmeye çağırıyorlar.

Devletlerin, özellikle de ulus devletlerin bütünlüklerini koruyabilmeleri için toplumun büyük bir kesiminin benimseyeceği, ortak düşmanlara ihtiyaçları vardır.

Ortak düşmanların varlıkları ve onlarla mücadelenin kahramanlaştırılması, bireysel gelişim ve eleştirel düşüncenin gelişimine harcanacak enerjinin, tıpkı bir futbol maçında taraftarların yaptığı gibi, düşmanı yenmek için yapılan planlara, bağrışmalara harcanmasını sağlar.


Okumaya devam et

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm