40 yıl sonra aynı darbeci kafa! -/= Tarihine Münih yüz karası kazınmış Avrupa’dan fazla bir şey beklemeyelim!

doganDoğan ÖZGÜDEN

Yurt dışındaki muhaliflerin mal varlıklarını dondurma uygulamasıyla Tayyip iktidarı cuntacılığın ve darbeciliğin kendi fıtratında bulunduğunu bir kez daha kanıtlıyor.


40 yıl sonra aynı darbeci kafa!50 yıldır Türkiye ile inişli çıkışlı ilişkilerini karar merkezlerinin bulunduğu Brüksel ve Strasbourg’ta yakından izlediğim, 1971 ve 1980 cunta rejimleriyle cilveleşmeleri karşısında sık sık galeyan duyarak tepkilerimi yazılı ve sözlü olarak her ortamda dile getirdiğim Avrupa Birliği’nin iki üst yöneticisinin 6 Nisan 2021 günü ayağına kadar giderek islamo-faşist rejimin despotuna yeni ödünler vermeleri beni hiç şaşırtmadı.

AB Konsey Başkanı Charles Michel ve de, herhalde kadın olduğu için, kendisinden koltuk esirgenen ve görüşmelere yan taraftaki bir kanapeye çökerek katılmak zorunda bırakılan AB Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen, başkanlık sarayında insan hakları ihlalleri    konusunda “yaptırımsız”   bir iki söz ederken, havuz medyasının deyimiyle “beş adet zeytin dalı” sunarak evsahibi Tayyipland sultanını son derece mutlu kılmışlar.


Okumaya devam et

SÖYLEŞİ | Çanakkale Savaşı: Şu Boğaz Harbi nedir, var mı ki dünyada eşi?

sol_soL-HABER MERKEZİ

18 Mart 1915 Çanakkale Savaşı yakın tarihin en önemli olaylarından biri. Bu savaş Türkiye’deki ideolojik mücadelenin de konusu olmaya devam ediyor. Peki Çanakkale’de gerçekte ne yaşandı?

18 Mart 1915 Çanakkale Savaşı yakın tarihin en önemli olaylarından biri. Ömrü kısa süreli de olsa, Dünya Savaşı’nın seyrini değiştiremese de Osmanlı’nın son büyük zaferi. Mustafa Kemal Atatürk’ün savaşta üstlendiği rol, sonrasında kazandığı popülerlik nedeniyle Cumhuriyet döneminin de efsaneleri arasında görüyoruz bu savaşı.

soylesiDiğer taraftan bu savaş Türkiye’deki ideolojik mücadelenin de konusu olmaya devam ediyor. Türk sağı tarafından ağırlığı orantısız şekilde abartılarak her zaman Osmanlıcı ideoloji için kullanılmaya çalışılıyor.


Okumaya devam et

Dünyadaki ilk kadın örgütlenmesi: Bacıyan-ı Rum örgütü

kadin1Miyase İLKNUR

Ahi Teşkilatının kadın kolu olan Bacıyan-ı Rum mensupları, yönetimin yanlış kararlarına ve Moğol istilasına karşı da Ahilerle birlikte savaştı. Moğol askerleri ve sonra da mallarına el koyan Selçuklu sultanlarına direnen Anadolu Bacıları’nın bir kısmı kılıçtan geçirildi. Bazıları da esir hayatı yaşadı.Dünyadaki ilk kadın örgütlenmesi: Bacıyan-ı Rum örgütü

Avrupa’da Sanayi Devrimi öncesinde nitelik gerektirmeyen ve çoğunlukla da aile içi işletmelerde vasıfsız içi olarak çalışan kadınların bir ücret karşılığı işgücüne katılması ancak 18. yüzyılın sonlarına doğru gerçekleşmiştir.

tarihEmek yoğun işlerde ucuz içgücü olarak yararlanılan kadınların örgütlenmeleri de ancak 19. yüzyılla birlikte mümkün olacaktır.


Okumaya devam et

Ocak’tan üfürükçüye Karadeniz tarihi -/= Üfürükçü Nuri geç vakit ruhunu tanrısına teslim edince civar illerden koştular cenazesine kaldırmak için.

orhan_gokdemirORHAN GÖKDEMİR

O tarihten beri Giresun kırılıyor salgından aman ne önemi var? Katılanlar için cennet garanti.

1930 yılında Giresun’un Bulancak ilçesinde dünyaya gelmiş. Dedeleri Batum’dan İstanbul’a, oradan Bursa ve Adapazarı bölgesine, sonra da Bulancak’a yerleşmiş. Ocak’tan üfürükçüye Karadeniz tarihiDemek ki Osmanlı-Rus Harbi bakiyesidir, Gürcü kökenli olduğuna işareti sayıyoruz.

okuBu durumda köklerinde Hıristiyanlık var. Yakın zamanda Bulancak’ta âlâyı vâlâyla gömülen Üfürükçü Nuri sonradan Müslüman olanlarımızdandır.


Okumaya devam et

Uğur Mumcu’nun belgeli gazeteciliği, anılar ve ‘Korku Duvarı’nı geride bırakanlar

Faruk BildiriciFaruk Bildirici

1990’lar, Türkiye’nin ne kadar karanlık yıllarıysa, medyasının da o kadar kara dönemiydi. Faili meçhul cinayetler birbirini izlerken medya da bu faili meçhul cinayetlerin üzerine gitmek yerine sadece izliyordu…

Üzerleri gazete kâğıdıyla ya da alelacele bulunmuş bezlerle örtülmüş aydınların yerde yatan ölü bedenlerinin fotoğraflarını görerek ömür geçiren bir kuşaktanım ben.

Gözlerimi kapatıp o insanları, yitirdiğimiz aydınları düşündüğümde o fotoğraflar gelir gözlerimin önüne. Sonra da onların ardından yürüyen binlerce, on binlerce insanın haykırışlarına gizledikleri toplu ağıtları hatırlarım. 1970’ler Türkiyesinde ölüm kol geziyordu; cinayet haberi alınmayan gün yoktu neredeyse.


Okumaya devam et

Kul değil, ‘küûl’ kültürü -/-/-Tanrılar ne derse desin, küûl işte, içene afiyet olsun!

orhan_gokdemirORHAN GÖKDEMİR

Başımıza gelecek felaketi hissetmiş olmalı, Eczacı Ali Haydar 1926’da yazmış, evde rakı yapımını anlatmış. Örgütlenip örgsoL Haber's tweet - "Orhan Gökdemir yazdı: Kul değil, 'küûl' kültürü " -  Trendsmapütlü gericiliğe karşı mücadeleye girişmezseniz hepinize lazım olacak yakında.

1926’da Osmanlıca harflerle yayımlanan bu kitabın yazarı “Düyun-u Umumiye Dersaadet Müskirat Fen Başkontrolörü Eczacı Ali Haydar…” Cumhuriyetin ilk yıllarında bir evde rakı yapım kitabı basıma imkân bulmuş. 

Girişinde kitabın yazılmasından güdülen amaç şöyle tarif ediliyor: “Türkiye Cumhuriyeti’nde rakı sanatının bütün vaziyetlerini ve fenni usulle ve ilkel araçlarla rakı üretimini herkesin anlayacağı bir şekilde anlatır bir kitaptır.”


Okumaya devam et

Osmanlı’nın vebayla dansı -/- Çabuk kaç, uzağa git, hemen dönme!

MEHMET BOZKURT

Koca Yavuz Selim’e hekimlerin yakıştırdığı hastalık “aslan pençesi”dir. Oysa soL Haber (@solhaberportali) | Twitteraslanpençesi, vebanın en paşa belirtisi olan bildiğiniz hıyarcık”tan başkası değildir.

Andrew Nıkıforuk’un alt başlığı “Salgın ve Bulaşıcı Hastalıklar Tarihi” olan kitabı “Mahşerin Dördüncü Atlısı” adını taşıyor. Bu tanımlamayı Eski Ahit’tin altıncı bölümünden aldığını ve vahiy’e göre her atlının kendine özgü misyonu olduğuna işaret ediyor.

tarihİlk üç atlı sırayla yaşamı, savaşı, kıtlığı temsil ederken dördüncü atlı soluk ve kansız bir atın sırtındadır. Ölümü temsil etmektedir ve ölümün diğer adı vebadır.


Okumaya devam et

Onların ecdadı, bizim ecdadımız -/- Ne yumruktan ne yumruğun indiği burundan söz etti.

orhan_gokdemirORHAN GÖKDEMİR 

Peki nedir bu Osmanlıya ve genetik kalıntılarına yaltaklanma gösterilerinin sebebi?

düsünCumhuriyeti çökerttiniz mi monarşiyi hatırlarsınız. Laikliği yıktınız mı aklınıza şeriat gelir. Mustafa Kemal’i tepelediniz mi Vahdettin’i, Apdülhamit’i kahraman sanırsınız.

Yıktılar. Bütün ışıkları söndürdüler, karanlıkta gelecek düşü kuruyorlar. Çöküşün belirtisi yüksek ateşin yol açtığı halüsinasyondur.


Okumaya devam et

Bir devrimcinin iç dünyası: Che annesini kaybederse…

sol_HABER MERKEZİ

Taş  

Bugün Che’nin katledişinin 53. yıldönümü. Bu vesileyle geçtiğimiz Şubat ayında Yazılama Yayınevi tarafından Banu Karakaş çevirisiyle basılan Sınırsız Düşler başlıklı kitabın ilginç bölümlerinden birisini soL okurları ile paylaşıyoruz.

Kongo görevindeyken, annesinin ölmek üzere olduğunu haber alması üzerine yazdığı öykü, Che’nin iç dünyasına kapı aralıyor…


Okumaya devam et

Alamut’un efendisi: Hasan Sabbah

MEHMET BOZKURT

Yaşamı boyunca halktan kimseye zarar vermemiş biri. Meydan savaşları ya da cephe savaşları, saldırı savaşları yok. Düşman belledikleri yalnızca sultanlar, vezirler, valiler ve yüksek rütbeden askeri komutanlar… Büyük bir sadakatle kendisine bağlı olan fedailerini bunların üstüne salıyor Hasan Sabbah.

“Derler ki; binli yılların başlarında çağı etkilemiş üç İranlı vardır. Dünyayı gözlemlemiş olan Ömer Hayyam, dünyayı yönetmiş olan Nizamülmülk, dünyayı titretmiş olan Hasan Sabbah…”


Okumaya devam et

Din ile ırk arasında…

orhan_gokdemirORHAN GÖKDEMİR

İşte tarih. Ne din ne ırk, hepsi hikâye. Herkes tarihten dilediğince ödünçlenip kitabına uyduruyor ortalığa çıkanı. Halbuki bizi bu pislikten kurtaracak tek bir maddi temel var; Sınıf o da.

Kars sınırı. Bir kale içindeki Ani Kentinin yarı yıkık binaları Arpaçay’ın (Akhuryan) öte yanındaki Ermenistan’a bakıyor. tarihKarşıda birkaç askeri kule ve bir taş ocağı görünüyor sadece. Şehir bizim yakada. Ermeni tarihinin bu en ilginç şehri, artık Kars ili sınırlarında.


Okumaya devam et

 Kırk yılın kahrı ve kırk yılın hatrı!

tolgaTOLGA BİNBAY 

Altı üstü liseye giden ama dünyayı devirmeye hazır koca adamlar gibi görünen, ceketleri ve kravatlarıyla üstlerinde yaşam ciddiyeti taşıyan T cetvelli abiler vardı.

Onları gözleyen, bekleyen, “aman oğlum, aman kızım” diyen anneler vardı. Babalar ise ortalıklarda yoktu. Onlar muhtemelen kahvehanedeydi.


Okumaya devam et

Aç karnına imparatorluk düşü

orhan_gokdemirORHAN GÖKDEMİR 

Bu topraklarda ezilen, hor görülen kim varsa bizdendir. İki bin yıldır saraylarına ve talanlarına direniyoruz. Kul olmuyoruz.

O yüzden Cumhuriyetin ve laikliğin bu topraklarda derin tarihsel temelleri var. Osmanlı ise Müslüman olmuş Bizans’tır. Çok sevdikleri o deyimle ‘yok hükmünde’dir, bizden değildir. 

tarihAç karnına imparatorluk düşü kuranlara hatırlatalım; dizi ile olmaz işler!


Okumaya devam et

Yarın 12 Eylül! -/- (…‘beşi bir yerde’) 12 Eylül 1980’de darbe yapıyor.

rifatProf. Dr. RIFAT OKÇABOL 

Türkiye için Eylül ayının 12’si en berbat gün oluyor.

Silahlı kuvvetlerinin başında bulunan beş komutan (genelkurmay başkanı ile kara, hava, deniz ve jandarma kuvvet komutanları- ‘beşi bir yerde’) 12 Eylül 1980’de darbe yapıyor. 12 Eylül sabahı toplumun önemli bir bölümü, gençlerin birbirlerini öldürmeleri bir anda bıçak gibi kesilince, büyük sevinç gösteriyor.

Ancak ‘sessiz atın çiftesinin pek olduğu’ sonradan görülüyor.


Okumaya devam et

 6-7 Eylül ve Sakarya saldırısı

adAzmi Karaveli

-6-7 Eylül pogromunun ardından 65 yıl geçti ve Sakarya’da Kürtlere yapılan iğrenç saldırı bize şunu gösterdi ki, -tarihten ders almayı geçtim- ırkçılık, katlayarak, üzerine koyarak gitmiş ve ortaya sürdürülebilir devasa bir yapı bırakmış.Utaniyorum

1969 yılında kurulan ve mevcut durumun önemli pay sahiplerinden olan parti, bugün Türkiye’nin en köklü kurumlarından biri olarak, aldığımız her nefeste söz sahibi.


Okumaya devam et

6/7 Eylül 1955: Beşiktaş’taki Bulgar kahvaltıcı Pando…

yasliAli Demir(*)

Pando’nun ballı kaymaklı ilk kahvaltısını ettim. Harbi lezzetliydi. Gireni çıkanı belli olmayan bu işlek dükkanda çok eski yıpranmış, yamalı, kırık mermer tezgaha gözüm takıldı. Bu kadar para kazanan dükkanda bu kırık mermer tezgahın ne işi vardı!

Besiktaş’ın ünlü kahvaltıcısı Bulgar Pando vardı bir zamanlar! Şimdi yerinde dönerciler, kafeler var! 


Okumaya devam et

Bizim sokak ve tarihin tekerleği! -/- İyi de neden o tarihte olmuştu her şey?

tolgaTOLGA BİNBAY

Kapitalizmin Anadolu’ya doğru girişi; verimli toprakların ve mülkiyetin yeni dertler açmaya başlaması; uluslaşma; Yunanistan’ın erken kopuşu; sıkışması; Balkan Savaşları; gelgitler ve 20-30 yıl süren büyük nüfus hareketleri.

En sonunda Ekim Devrimi, Kurtuluş Harbi ve mübadele.  Bizim sokağın tüm hikâyesi işte bu büyük meselelerin içindeydi


Okumaya devam et

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!