Umut’larımız gölgelerinize sığmaz -/= Bu bataklıktan farksız düzen, Temmuz ayında 19 yaşında bir genci, Umut Gündüz’ü almıştı elimizden.

sema_karadal_1SEMA KARADAL

Yetmezmiş gibi geçtiğimiz günlerde Umut’un anne babasını gözaltına aldılar.

Umut'larımız gölgelerinize sığmaz | soL haberUmut… Adı gibi güzel çocuk. Bu bataklıktan farksız düzen, Temmuz ayında 19 yaşında bir genci, Umut Gündüz’ü almıştı elimizden. Yetmezmiş gibi geçtiğimiz günlerde Umut’un anne babasını gözaltına aldılar.

Gerekçesi, Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nda çocuklarının katilinin cezalandırılmasını istemeleri. ‘Bisikletli ölümler son bulsun” diye pankart açmak suçmuş!


Okumaya devam et

 İlhan Başgöz’ün Ardından

kadin1Neşe DOSTER

Yolumuzun yıllar önce kesiştiği dünyaca ünlü halkbilimci Prof. Dr. İlhan Başgöz’ün vefat haberini duyunca çok gerilere gittim…


1980’li yıllar. Kars’ta kütüphane müdürü olarak görev yapıyorum. Elinde Kültür Bakanlığı’nın resmi yazısıyla kütüphanemizde araştırma yapmak üzere ABD’den, Indiana Üniversitesi’nden bir bilim insanı geliyor. Uzun süre kalıyor.


Araştırmasını yapıyor. Notlar alıyor. Yöreyi, yöre insanını tanımaya çalışıyor. Sohbetlerimizden birinde, büyüklerin adını küçüklere vermek; görev yaparken iz bırakan vali, doktor, komutan, öğretmen gibi kamu çalışanlarının isimlerini çocuklarda yaşatmak; popüler siyasi figürlerin, sevilen, sayılan Türk büyüklerinin adını çocuklara koymak âdet ve gelenek olduğu için “Yöremizde Kadın ve Erkek İsimleri” konulu çalışmamdan söz ediyorum…


Okumaya devam et

Benim babam ‘corona’dan öldü… Lütfen, ‘Virüsü nerden kaptı’ diye sormayın!

kadin1SEÇİL TÜRESAY

Pandemi başladığından beri karşılaştığım her olumsuzlukta bir süre hayıflandıktan, söylendikten sonra, “Çok şükür annem babam başımda, bugüne kadar geldik. Şu süreci eksilmeden atlatalım da her şey düzelir” diyordum; olmadı.


Canım babam Seçkin Türesay’ın adı 18 Mart’ta, Sağlık Bakanlığı’nın günlük verilerindeki ‘vefat’ hanesine yazıldı.

Akciğerleri hassastı, 2017’de lenfoma tanısı konulduğunda kemoterapi görmüş ve atlatmıştı. Son bir yıldır sağ tarafındaki kısmi felç nedeniyle fizik tedavi için düzenli olarak hastaneye gidiyordu. Aramızdaki ‘en zayıf halka’ydı ve maalesef ben onu hastaneye yatırdıktan 11 gün sonra virüse yenik düştü.

Okumaya devam et

Ersin Korkut yalnızlığı -/=  Türkiye’de ırkçılık bireysel değil, çerçevesi çok ince örülmüş örtük bir sistemdir.

İrfan Aktanİrfan Aktan

Kürtlüğü alenen hedef almaz ama “elde ettiği” Kürtler eliyle bu kimliği tahrif eder, kırılganlaştırır.

Hakkârili oyuncu Ersin Korkut yıllara yayılan emeği ve çabası sonucu belli bir kariyer sağladı. Tiyatro oyunlarında, sinema filmlerinde, dizilerde çoğunlukla “kafası çok basmayan” ama “saf olduğu için” de komik bulunan tiplemeleri canlandırdı.


Kürt aksanını oyunculukla harmanlayınca da epey komik-başarılı bulundu ve moda tabirle “milyonların gönlünde taht kurdu.” Fakat o tahtın bazı şartları vardı ve Korkut, tıpkı akrabası Yılmaz Erdoğan gibi o şartı ihlâl etmemeyi öğrenerek ilerlemeliydi: Kürtlüğünü “Kürtmüş gibi” veya “kökenli” olarak yaşamak. Bu hudutları aşmamak. “Tehlikeli” Kürtlükle, eşitlik, özgürlük talebiyle, zulme itiraz edenle arasına popüler kültür dünyasının perdelerini çekmek.


Okumaya devam et

‘Kadınların zihinleriyle, yaratıcılıklarıyla da sahnede var olduğunu kabul etmek bu kadar zor mu?’

Aytül Hasaltun BozkurtAYTÜL HASALTUN BOZKURT

‘Yaşadıklarımızı bir mağduriyet olarak ortaya koymanın ötesinde nasıl güçlenebileceğimizin yollarını da araştırma gayesi var’


'Kadınların zihinleriyle, yaratıcılıklarıyla da sahnede var olduğunu kabul etmek bu kadar zor mu?'


Bahçeli için: Olağanüstü bir insanlık dramı -/= Bu insanlık dramı yıllar yılı devletin belleğinden çıkmıyor.

Yalçın DoğanYalçın Doğan

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin, eğer bu trajediyi bilmiyorsa, öğrenmesinde fazlasıyla yarar var

“Mahkûm olursam, emekli aylığım kesilecek… Eşim ve çocuklarım aç ve perişan olacak…”


soru

Günlerdir bu cümleyi söylüyor, hem kendi kendine tekrarlıyor, hem de aynı koğuşta kaldığı insanlarla bu düşüncesini paylaşıyor.

Öyle ki, bazen geceleri kabusla uyanıyor, ağzında yine aynı cümle:

“Mahkûm olursam, emekli aylığım kesilecek… Eşim ve çocuklarım perişan olacak…”


Okumaya devam et

“Onlar” değil o, “çocuk” değil haberci… -/= Kudretli İçişleri Bakanına birkaç bilgi sunayım da rahatlasın…

Oda TV’den tanıdığımız, bir süre Silivri’de volta attığını bildiğimiz, şimdilerde Cumhuriyet‘in yazar ekibine katılan Barış Pehlivan, iki gün önce bir yazı yayınladı.

Eski kuşak habercilerin (meselâ benim gibilerin) “Haberi köşe yazısının içine gömmüşün, yazık etmişin” diye serzenişte bulunacağı bir yazı. Ancak “haber” o kadar iyi ve o kadar ince sezgiyle yakalanmıştı ki haberi kullanma kusuru görmezlikten gelinebilir.


Okumaya devam et

Geniş kalçalı ve çok memeli kadın tanrılar

yatay..Mine Söğütmine

Evet, kadına şiddette erkekler kadar kadınların da suçu vardır.

Ama hangi kadınların?

Daha küçücük bir kız çocuğuyken bedeninden utanmayı öğrettiğiniz kadınların mı?


Baba otoritesiyle korkuttuğunuz kadınların mı?

Dini masallarla varlığını kökten kötülediğiniz kadınların mı?


Okumaya devam et

 26’ya girerken ya da 25’i doldururken

arisAres NALCI

Sizi bir gazeteciyi gazeteci yapanlarla tanıştıracağım.26'ya girerken ya da 25'i doldururken Agos’un 25 yaşına girmesiyle birlikte ben de bu mesleği 24 yıldır yaptığımı fark etmiş oldum.

Siz bu yazıyı okurken bir Agos daha bayilere çıktı.


Kargoya, postaya verildi. Genç dağıtımcı arkadaşlar poşetlerde evlerinize gazetelerinizi getirmeye başladı.

Biliğiniz Agos. Bizim Agos yani…


Okumaya devam et

Kürşat, ‘Kral çıplak’ dedi! -/= Ya bu ülkenin bir baltaya sap olamamış, loser, şiddet meraklısı gençleri? Ne kadar çok psikopat yetiştirmişiz!

Yazgülü Aldoğanyazgulu

Kindar ve dindar gençlik yaratmak istemişlerdi, lüks ve sefahat düşkünü, iş bitirici gençlik yarattılar! Kürşat, AKP’li genç prototipidir, iktidar ve gücün yanında, iktidar nimetlerine ortak, rant yaratan, rant dağıtan, bir parmak da kendine alan.


Kürşat’ın kısacık yaşamında nereden nereye geldiğini izlerken aklıma Rakel Dink’in Hrant’ın katili için söylediği geldi hep: Masum bir bebekten katil yarattılar! 

Kürşat, Efe Subaşı ve diğerleri, masum bir bebekti. Ama vicdanları masum değildi, hırsları vardı, Rabbim de verdikçe verdi.


Okumaya devam et

Nereden geliyor bu pudraşekerin suyu…

barisBarış Terkoğlu

Yelkovanın akrebi kovaladığı günün sonu geldi. Masasından kalktı. “Selamünaleyküm” diyerek vedalaştı. Dev kapıdan çıktı. Kravatını gevşetti, ceketinin düğmesini açtı.

Kendisinin olmayan bir dünyadan kendi arzularına doğru yola çıktı.

Herkes “pudraşeker”i konuşuyor. Hatta biraz da dalgasını geçiyor. Oysa mesele çok derin. Kürşat Ayvatoğlu’nun burnuna çektiği toz, Türkiye’nin bugünkü düzenini anlatıyor.


Okumaya devam et

Pudra şekeri, imam nikahı ve vicdan -/= Ahlak, adalet, hak diyerek başa geldiler…

elcinElçin Poyrazlar

 ‘İslamcı değiliz, Avrupa’daki örneklerinde olduğu gibi Müslüman Demokratız’ dediler.  ‘Yüzümüz Batı’ya dönük, laik evrensel değerler, temel hak ve özgürlükler için çalışacağız’ diye yemin ettiler. 

‘Türkiye askeri vesayetten kurtuluyor’ diye alkış tutanlara ‘Yeni Türkiye kuruluyor’ tezahüratları eklendiği sırada siyasal İslam’ın gerçek rengi de görünmeye başladı. 

Yolsuzluk, haksızlık, adaletsizlik arttıkça ‘Çalıyorlar ama yol yaptılar’ türküsü söylenir oldu.


Okumaya devam et

Kadınlar neden ve nasıl… -/= Serkeşlik etmelerinde endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün!” (…)

MEHMET BOZKURT

Bazı müfessirlerin dövmenin şekli ve miktarı üzerinde özellikle durmuş olduklarını okuyoruz.

İhtiyaridir. Yani isteğe bağlıdır… Kişisel fikrim olur olmaz dövülmemesi yönündedir. Tavsiyem sizin de dövmemenizdir. Dövmeyin…Kur'an'da "Kadını Dövmek" Olmadığının 6 DELİLİ - Nisa 34 "Darabe" Fiili -  YouTube

Ancak inancımızda ve geleneksel kültürümüzde gerektiği hallerde kadın dövmenin bir sakıncasının olmadığının bilgisini de yedeğimizde tutmanın ne zararı olabilir.

minik-okBu, karınız, nişanlınız, sevgiliniz hatta dolmuşta, otobüste, sokakta gülüşünü, kıyafetini beğenmediğiniz, hal ve tavırlarının asabınızı bozduğu herhangi bir kadın olabilir.


Okumaya devam et

İstanbul Sözleşmesi’nin ‘yük’ü -/= İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasını takip eden 20 saat içinde altı kadın öldürüldü bu ülkede…

hurrem-sonmezHÜRREM SÖNMEZ

Cemre düştü mart bitiyor, baharın eli kulağında derken bu sabah karla uyandık İstanbul’da. “Baharın gelişini de ikinci bir emre kadar yasaklayacak değiller ya” dediğim bir yazı geldi aklıma.Tartışmaların odağındaki İstanbul Sözleşmesi'nin tam metni

Gerçeğin kurgunun önüne geçmesi konusunda pandemi dahil o kadar büyük merhale kat ettik ki kendi cümlemden şüphe etmedim değil. 

Baharın yasaklanıp yasaklanmadığı konusunda henüz tarafımıza bir bilgi verilmiş değil ise de ‘İstediğimiz sözleşmeye imza atar, istediğimiz sözleşmeden çekiliriz’ demokrasisine geçiş yaptık. Zira sıra İstanbul Sözleşmesi’ni feshetmeye gelmişti.


Okumaya devam et

Okul duvarındaki beş satırlık yazı -/= 68 doğumluyum, 70’li senelerden bahsedeceğim.

MEHMET AKSEL

Annem 43’lü ve Sarıyerliydi, 1960’ların gençliğiymiş. Mini etekli resimlerini görseniz, bir başkaymış o dönemler.

Ben de küçük yaşlarda Sarıyer ve Büyükdere’yi tattım. Anneannem ve teyzemi ziyarete gittiğimizde en favori yerim ‘Büyükdere İskele Dondurmacısı’ydı.

Genelde önünde kısa bir sıra olurdu. Anneannem yürürken anlatırdı, “Bak burası benim gençliğimde de böyleydi, sahibi çok titizdir, dondurmaları manda sütündendir, çikolatalısını şöyle yapar, limonlusunu böyle…” diye. Hep bu anlatılarla doldu kulağım.


Okumaya devam et

Sözleşme, şiddet, kötülük… -/= Çocuklar çocuk değildir. Bedenleri kendilerinin değildir. Masumiyet doğmadan yitirilmiştir.

Nur Betül ÇelikNur Betül Çelik

Bu kararın sonuçları itibariyle sorunu daha da derinleştireceği açık. İktidarın Sözleşme’den çıkmakla yetinmeyeceği, şiddete karşı koruma sağlayan diğer hukuki düzenlemeleri de askıya alabileceği de görülüyor. Ailenin korunması odaklı yeni bir Sözleşme hazırlığı içinde olduklarını ilan ettiler bile.

Her şey istedikleri gibi olursa pek çok kadın okula gidemeyecek, çalışamayacak, politik bir söz söyleme cesaretini kendinde bulamayacak… Yok sayılmaya razı olmamız istenecek.

Beş gün önce yayınlandığı gecenin karanlığını üstümüze kalın bir perde gibi çeken, hukuken “yok hükmünde” bir Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Türkiye İstanbul Sözleşmesi’nden çekildi. O günden itibaren bu ülkenin bütün kadınları artık şiddet kurbanıdır.


Okumaya devam et

Vefat eden sağlık çalışanlarının çocukları için…

msevincMurat Sevinç

Büyük emek harcanmış, pırıl pırıl insanlarca, özenle hazırlanmış bir çalışma “100 Doktor 100 Tarif.” Yinelemenin zararı yok, tüm gelir vefat eden sağlık çalışanlarının çocuklarının eğitiminde kullanılacak. Bu kez yalnızca önermiyorum, ‘hararetle’ öneriyorum.

Daha önce bir yemek kitabı üzerine yazmamıştım. Zaten daha önce, bir yemek kitabı okumuşluğum, karıştırmışlığım da yok! Ne yazılır, nasıl yazılır bilmiyorum.

Olsun, önemli değil muhterem okur, bugün ‘geç fark ettiğim’ bir yemek kitabından söz etmek istiyorum yine de, kaç kişi okuyorsa bu yazıyı, haberdar olmalı.


Okumaya devam et

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm