Defne Suna’dan Vera’ya, doğum günü mektubu…

MURAT SEVİNÇ

Sevgili arkadaşım Vera,Defne Suna’dan Vera’ya, doğum günü mektubu…

İsmim Defne Suna, hiç karşılaşmadık, birbirimizi görmedik ama bugün doğum günün olduğunu öğrendim.


Bir fotoğrafını da gördüm, üzerinde beyaz tüy gibi şeyler olan bir çiçeği üflüyordun fotoğrafta, ben de seviyorum onu üflemeyi, uçtuklarını görünce de çok mutlu oluyorum.

Okumaya devam et

Sesimi duyan var mı? Uyuşturucu Türkiye’nin gençliğini yok ediyor

1999 Gölcük depremi, çocuk hafızama bir daha çıkmamak üzere bir çağrıyı kaydetti. Aradan geçen onca yıla rağmen bu çağrıyı hatırladığımda tüm zihnimin buna karşılık vermeye çalıştığı hissiyle yüzleşiyorum.

Yıkıntıların, tozun ve dumanın arasında insanı arıyorduk.

Sermayenin çarpık düzeninde, insanı hiçe sayan kumdan betonların arasında insana dair bir iz bir nefes bulma çabasıydı.

Çıt çıkarmayan bir kalabalığa ve bu çağrıyı bugün de yineleyecek olan siyasal aklı arıyoruz.


Türkiye’nin gençleri büyük bir enkazın altında ve ‘sesimi duyan var mı?’ çağrısına her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Bir böceğe dönüşmeden insan olarak kalmayı başarabilen herkesin beklediği bir çağrı.

Okumaya devam et

Yarınlar… -/= Bu kadar insan nerede? İlhan İrem’in ardından nostaljiye kapılanlar…

TOLGA BİNBAY

Yan yana gelseler geçmişi de bugünü de değiştirecek ve tam da İrem’in şarkısındaki yarınları yaşatacak insanlar olarak neredeyiz?Yarınlar…

Bir devir kapanıyor” demiş bir arkadaşım, İlhan İrem’in ölüm haberinin ardından. Doğrudur, bir süredir bir devir kapanıyor. Ve belki de çoktan kapandı…

Perdede sadece isimler kaldı, onları izliyoruz.


Bizleri koltuğumuza çakan bir sinema filminden çıkamaz halde sanki sürekli geçmişe bakıyoruz. Sanırım İlhan İrem’in haberi de böylesi bir etki yarattı. Birçok insanda… Özellikle de 30 yaş üstü hemen herkeste bir şeyler hatırlattı İrem. Hüzünlü, kayıp ve eksik kalan.

Okumaya devam et

Hemşince ve Batı Ermenice’nin buluşması -/= Hemşinliler aslında Ermenice’nin bir lehçesini konuşuyor.

Murad Mıhçı

Teoride bu böyle bilinirdi ama bunu pratikte öğrenmem uzun yıllar sonra oldu.Hemşince ve Batı Ermenice’nin buluşması

 “Depris dağkendul çgarim ardis umets kednul çgarim.

Soframda (yemek yemeye) yer bulamam, tarlada (çalışmaya) kimseyi bulamam(Hemşin Sözü, Harun Aksu)


Bu yazımın konusu sevgili dostum Ayşenur Kolivar’ın Ermeni şarkıcı Sibil Pektorosoğlu ile düeti Lusi Hadig’i  (Işık Tanesi) dinlememle aklıma geldi.

Okumaya devam et

İŞÇİ HİKAYELERİ | Sömürüyü sırtında taşıyanlardan göçmen hamal İshak’ın öyküsü…

SANCAK YILDIZ

Bu hafta işçi hikayelerinde, sırtında sömürünün yükünü taşıyan göçmen emekçi İshak’ı ağırlıyoruz.

Sırtında sömürüyü taşıyanların da hikayesi var. Yıllarca bütün bir evi sırtına yükleyip kaldıranlardan söz ediyoruz, hamallardan.

Ülkemizde hamallık mesleği yaklaşık on sene içinde, göçmen emekçilerle özellikle de Özbek ve Türkmen olanlarla anılır hale geldi. Bugün birçok nakliye ve taşıma şirketi, yurttaşları kayıt dışı ve kölelik koşullarında çalıştırmayı tercih ediyor.

Okumaya devam et

Yarım asrı geçen ‘savunma’ mücadelesi: Dursaydım çürürdüm, hiç durmadım (Söyleşi)

Müzeyyen YüceMüzeyyen Yüce

12 Mart’ın tutuklu öğretmen sanığı, 12 Eylül’ün siyasi dava avukatı, bir dönemin CHP milletvekili, bugünün otobiyografisini kaleme alan yazarı.

Şenal Sarıhan ile yeni çıkan kitabını konuştuk. 

ANKARA – Askeri darbelerden işkencelere, faili meçhul cinayetlerden sayısız siyasi davalara kadar Türkiye’nin yakın geçmişine tanıklık eden Avukat Şenal Sarıhan, 74 yaşında olduğu şu günlerde kaleme aldığı “Savunma Kürsüsünde: Bir siyasi dava avukatının anıları” kitabıyla yakın tarihe kuvvetli bir fener tutuyor.

Okumaya devam et

Gülbenkianish dünyalar… -/=  Gülbenkian’ın çözdüğü dünya düzeni hala enerji şirketlerinin etrafında dönüyor.

Aris Nalcı 

Daha ulvi bir amaç için yapılmayacak anlaşma, verilmeyecek özgürlük, verilemeyecek zayiat yok. 20 Temmuz birçoklarının ‘Bay yüzde 5’ olarak bildiği Calouste Gülbenkian’ın ölüm yıldönümüydü



Gülbenkianish dünyalar...Aynı gün önüme düşen haberler arasında AB’nin Azerbaycan’dan aldığı gazı iki katına çıkarma kararı, Avrupa’daki orman yangınları ve sıcaklık artışları sebebiyle ekili alanları zarar gören ve önümüzdeki aylarda gıdaya sıkışabilecek Birleşik Krallık, 

Okumaya devam et

Kürtaj meselesi ve filmi üzerine -/= ABD Yüksek Mahkemesi geçtiğimiz ay ise 1973 kararını iptal etti ve kürtajı bir anayasal hak olmaktan çıkardı.

Nurcan KayaNurcan Kaya 

Geçen haziran ayında ‘özgürlükler ülkesi’ ABD’de Yüksek Mahkeme’nin kürtaj konusunda yasaklar getirilmesine yol açacak bir karar almasıyla kürtaj hakkı tekrar gündemimize girdi.Kürtaj meselesi ve filmi üzerine

“Roe Wade’e karşı” olarak bilinen, 1973 yılında alınan Yüksek Mahkeme kararıyla kadınların kürtaj haklarının Anayasa tarafından korunduğunun altı çizilmişti.

Bu karardan bazı kesimler memnun değillerdi ve kararın alınmasının üzerinden geçen 49 yılda bu özgürlüğün sınırlanması için birtakım gelişmeler yaşanmıştı.

Okumaya devam et

Dört yaşındaki Afgan çocuğun bir ismi de vardı…

MURAT SEVİNÇ

Van’da, insan kaçakçılığı için kullanılan bir minibüse jandarma tarafından ateş edilmiş, yaralılar ve bir de ölü varmış.

Resmî açıklama, aracın dur ihtarına uymayıp kaçmaya çalıştığı, lastiklerine ateş edildiği yönünde.

Valiliğin açıklaması şöyle: 


“03.07. 2022 saat 16:00 sıralarında Saray İlçesi Koçbaşı-Turan Mahalleleri istikametinden Karahisar Mahallesine seyir halindeki şüpheli araç, jandarma görevlileri tarafından Karahisar mahallesi girişindeki kontrol noktasında durdurulmak istenmiştir.

Okumaya devam et

Mücella Yapıcı’ya yapılanları utanarak okudum; kelepçeyle diş çekmek, retina muayenesi yapmak ne demek; meslektaşlarım adına özür diliyorum!

talat kırışTalat Kırış

Hekim arkadaşlarım; poliklinik, ameliyathane, hasta odaları bizim sorumlu olduğumuz alanlardır. Silahlı polis, jandarma da olsa, hocanız, amiriniz de olsa, hiçbir kamu görevlisi size insan haklarına aykırı, tıp etiği dışında davranmanızı emredemez…

Mimar Mücella Yapıcı’nın Birgün gazetesinde çıkan Kelepçeli sağlık muayenesi başlıklı yazısını büyük bir üzüntü ve mesleğim adına utanarak okudum.


Ben yaptığım işten her zaman gurur duydum, kıvanç duydum. Her zaman yaptığım işin onurlu ve dünyada benzeri olmayan bir iş olduğunu düşündüm.

Okumaya devam et

Meseret Karakaya: Çocuklarım siyah olduğum için eziyet gördüğümü bilsin istemiyorum

İrfan Aktan

Ankara’daki Saab Cafe’nin ortakları Meseret Karakaya ve Muhammed İsa Abdullah, polis baskısı nedeniyle yaşadıkları ‘güvercin tedirginliğini’ anlatıyor.

Meseret Karakaya: Çocuklarım siyah olduğum için eziyet gördüğümü bilsin istemiyorum

Uzun süredir ırkçı baskı altında olan Ankara’daki Saab Cafe polis tarafından kapatılmak isteniyor.

Tabelalarının renginden ismine kadar çeşitli bahanelerle cafeye baskınlar yapan, müşterileri ürküten polis, son olarak 18 Haziran günü, dayanışmak üzere orada bulunan DEVA Partisi milletvekili Mustafa Yeneroğlu’na da inanılmaz hakaretler yağdırdı.

Okumaya devam et

Kazım Koyuncu 17. ölüm yıl dönümünde anılıyor

Ölümünün üzerinden 17 yıl geçen Kazım Koyuncu, Karadeniz müziğini bölgede konuşulan Lazca, Hemşince, Gürcüce ve Megrelce şarkılarıyla tüm Türkiye’ye sevdirdi.Kazım Koyuncu 17. ölüm yıl dönümünde anılıyor

Karadenizli sanatçı Kazım Koyuncu’nun ölümünün üzerinden 17 yıl geçti.

Karadeniz müziğini tüm Türkiye’ye tanıtan ve sevdiren Kazım Koyuncu, müziğin yanı sıra kişiliği ve hayat tarzıyla da sevilen biri oldu.

“Hopa’yı Hopa’dan sevmek kolay, biz Hopa’yı Diyarbakır’dan sevdirdik” diyen Koyuncu, halklar arasına konulan düşmanlığa da “Birbirimizi anlamamız için, aynı dili konuşmamıza gerek yok, ezildikten sonra, hepimiz aynı şarabız” sözleri ile karşı çıktı.

Okumaya devam et

Bir Medya Cinayeti: Ahmet Kaya -/= Ahmet Kaya, o kirli ve kara geleneğin 1999 yılındaki maktulü oldu.

Mehmet AltanMehmet Altan

“Lekelenmeme hakkını, suç şüphesi nedeniyle hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen kişinin bu işlemlerden dolayı onur, şeref ve haysiyetinin zarar görmemesi,Bir Medya Cinayeti: Ahmet Kaya

toplum içindeki saygınlığının zedelenmemesi, hakkında henüz kesin hüküm verilmemiş kişinin masumiyetine zarar verecek, kişiyi toplum nezdinde mahkûm edecek her türlü söz, yayın, haber gibi davranışlardan kaçınma olarak tanımlayabiliriz.”


“Kişi hakkında yürütülen soruşturma ya da kovuşturmanın, lekelenmeme hakkını ihlal etmemesi için adli makamlara önemli görevler düştüğü gibi idari makamlar ve basın-yayın organlarına da önemli görevler düşmektedir.

Okumaya devam et

Bir kızın babasından öğreneceği 14 şey

ayşe acarAyşe Acar | Göç Hikâyeleri

Baba kız ilişkisi özeldir. Çoğu zaman gittikleri ve geri dönemeyecekleri o yerden bile devam eder. Öğrettikleri kulağımıza küpe olur.

Yanımızda olan, olamayan tüm babalarımızın günü kutlu olsun.

aryşe acar

Benim gözümü dünyaya açtığım andan, onun gözünü dünyaya kapadığı ana kadar beraberdik biz.

Dolu dolu 37 sene. Bu 37 senede çocuk oldum, genç kız oldum, iş kadını oldum, evlendim, anne oldum.

Okumaya devam et

İtaat kültürü 3: İlk incinme -/=  Tanrı, devlet, baba, abi. Ben ve sen, iki süje olmayı başarabilir miyiz? Yoksa ötekini obje mi yaparız?

Şahap Eraslan

Obje olan sizinle ilişki kurarken sizi de kaçınılmaz olarak obje yapmak durumundadır.

İtaat kültürü 3: İlk incinmeÇocuk anne-babaya ve Tanrı’ya dünyaya getirildiği için minnet ve vefa borcuyla yaşar. Yaşam da bu borcu ödemek üzerine kuruludur. Bu konsept sevgiyi suç ve borç konseptine dönüştürür.


Suçluluk, borç ve vazife üzerinden şekillenen bir bağ ve bağımlılık ilişkisi vardır. Bu bağımlılık ömür boyu sürdüğünden çocuklar bir yanıyla bağımsızlığı anne-babaya saldırı olarak, nankörlük olarak yaşarlar.

Okumaya devam et