Nereden geliyor bu pudraşekerin suyu…

barisBarış Terkoğlu

Yelkovanın akrebi kovaladığı günün sonu geldi. Masasından kalktı. “Selamünaleyküm” diyerek vedalaştı. Dev kapıdan çıktı. Kravatını gevşetti, ceketinin düğmesini açtı.

Kendisinin olmayan bir dünyadan kendi arzularına doğru yola çıktı.

Herkes “pudraşeker”i konuşuyor. Hatta biraz da dalgasını geçiyor. Oysa mesele çok derin. Kürşat Ayvatoğlu’nun burnuna çektiği toz, Türkiye’nin bugünkü düzenini anlatıyor.


Okumaya devam et

Pudra şekeri, imam nikahı ve vicdan -/= Ahlak, adalet, hak diyerek başa geldiler…

elcinElçin Poyrazlar

 ‘İslamcı değiliz, Avrupa’daki örneklerinde olduğu gibi Müslüman Demokratız’ dediler.  ‘Yüzümüz Batı’ya dönük, laik evrensel değerler, temel hak ve özgürlükler için çalışacağız’ diye yemin ettiler. 

‘Türkiye askeri vesayetten kurtuluyor’ diye alkış tutanlara ‘Yeni Türkiye kuruluyor’ tezahüratları eklendiği sırada siyasal İslam’ın gerçek rengi de görünmeye başladı. 

Yolsuzluk, haksızlık, adaletsizlik arttıkça ‘Çalıyorlar ama yol yaptılar’ türküsü söylenir oldu.


Okumaya devam et

Kadınlar neden ve nasıl… -/= Serkeşlik etmelerinde endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün!” (…)

MEHMET BOZKURT

Bazı müfessirlerin dövmenin şekli ve miktarı üzerinde özellikle durmuş olduklarını okuyoruz.

İhtiyaridir. Yani isteğe bağlıdır… Kişisel fikrim olur olmaz dövülmemesi yönündedir. Tavsiyem sizin de dövmemenizdir. Dövmeyin…Kur'an'da "Kadını Dövmek" Olmadığının 6 DELİLİ - Nisa 34 "Darabe" Fiili -  YouTube

Ancak inancımızda ve geleneksel kültürümüzde gerektiği hallerde kadın dövmenin bir sakıncasının olmadığının bilgisini de yedeğimizde tutmanın ne zararı olabilir.

minik-okBu, karınız, nişanlınız, sevgiliniz hatta dolmuşta, otobüste, sokakta gülüşünü, kıyafetini beğenmediğiniz, hal ve tavırlarının asabınızı bozduğu herhangi bir kadın olabilir.


Okumaya devam et

İstanbul Sözleşmesi’nin ‘yük’ü -/= İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasını takip eden 20 saat içinde altı kadın öldürüldü bu ülkede…

hurrem-sonmezHÜRREM SÖNMEZ

Cemre düştü mart bitiyor, baharın eli kulağında derken bu sabah karla uyandık İstanbul’da. “Baharın gelişini de ikinci bir emre kadar yasaklayacak değiller ya” dediğim bir yazı geldi aklıma.Tartışmaların odağındaki İstanbul Sözleşmesi'nin tam metni

Gerçeğin kurgunun önüne geçmesi konusunda pandemi dahil o kadar büyük merhale kat ettik ki kendi cümlemden şüphe etmedim değil. 

Baharın yasaklanıp yasaklanmadığı konusunda henüz tarafımıza bir bilgi verilmiş değil ise de ‘İstediğimiz sözleşmeye imza atar, istediğimiz sözleşmeden çekiliriz’ demokrasisine geçiş yaptık. Zira sıra İstanbul Sözleşmesi’ni feshetmeye gelmişti.


Okumaya devam et

Okul duvarındaki beş satırlık yazı -/= 68 doğumluyum, 70’li senelerden bahsedeceğim.

MEHMET AKSEL

Annem 43’lü ve Sarıyerliydi, 1960’ların gençliğiymiş. Mini etekli resimlerini görseniz, bir başkaymış o dönemler.

Ben de küçük yaşlarda Sarıyer ve Büyükdere’yi tattım. Anneannem ve teyzemi ziyarete gittiğimizde en favori yerim ‘Büyükdere İskele Dondurmacısı’ydı.

Genelde önünde kısa bir sıra olurdu. Anneannem yürürken anlatırdı, “Bak burası benim gençliğimde de böyleydi, sahibi çok titizdir, dondurmaları manda sütündendir, çikolatalısını şöyle yapar, limonlusunu böyle…” diye. Hep bu anlatılarla doldu kulağım.


Okumaya devam et

Sözleşme, şiddet, kötülük… -/= Çocuklar çocuk değildir. Bedenleri kendilerinin değildir. Masumiyet doğmadan yitirilmiştir.

Nur Betül ÇelikNur Betül Çelik

Bu kararın sonuçları itibariyle sorunu daha da derinleştireceği açık. İktidarın Sözleşme’den çıkmakla yetinmeyeceği, şiddete karşı koruma sağlayan diğer hukuki düzenlemeleri de askıya alabileceği de görülüyor. Ailenin korunması odaklı yeni bir Sözleşme hazırlığı içinde olduklarını ilan ettiler bile.

Her şey istedikleri gibi olursa pek çok kadın okula gidemeyecek, çalışamayacak, politik bir söz söyleme cesaretini kendinde bulamayacak… Yok sayılmaya razı olmamız istenecek.

Beş gün önce yayınlandığı gecenin karanlığını üstümüze kalın bir perde gibi çeken, hukuken “yok hükmünde” bir Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Türkiye İstanbul Sözleşmesi’nden çekildi. O günden itibaren bu ülkenin bütün kadınları artık şiddet kurbanıdır.


Okumaya devam et

Vefat eden sağlık çalışanlarının çocukları için…

msevincMurat Sevinç

Büyük emek harcanmış, pırıl pırıl insanlarca, özenle hazırlanmış bir çalışma “100 Doktor 100 Tarif.” Yinelemenin zararı yok, tüm gelir vefat eden sağlık çalışanlarının çocuklarının eğitiminde kullanılacak. Bu kez yalnızca önermiyorum, ‘hararetle’ öneriyorum.

Daha önce bir yemek kitabı üzerine yazmamıştım. Zaten daha önce, bir yemek kitabı okumuşluğum, karıştırmışlığım da yok! Ne yazılır, nasıl yazılır bilmiyorum.

Olsun, önemli değil muhterem okur, bugün ‘geç fark ettiğim’ bir yemek kitabından söz etmek istiyorum yine de, kaç kişi okuyorsa bu yazıyı, haberdar olmalı.


Okumaya devam et

İstanbul Sözleşmesi erkekleri de yaşatır! -/= Öteden beri inatla dillenen “tek adam” düzeninin somut göstergesidir bu.

enverEnver Aysever

İstanbul Sözleşmesi kadın mücadelesinin haklı zaferiydi. O günün koşullarında buna “eyvallah” denmesi tamamen siyasal manevraydı, öteden beri gördüğümüz günü kurtarma tutumuydu.

Ortadan kaldırılmasına şaşırmadım. Kadın mücadelesi daha da güçlenecektir.

Kararname ile iptal edilmedi anlaşma. Kararname cumhurbaşkanına yetki verdi, o yetkiyle iptal yapıldı. Yani Erdoğan kendine yetki verdi. Öteden beri inatla dillenen “tek adam” düzeninin somut göstergesidir bu.


Okumaya devam et

Dahili ve harici bedhahlar -/= MÜSLÜMAN DEĞİL DİYE MEZARI YOK EDİLEN ŞEHİT

Mine G. Kırıkkanatmine

17 Temmuz 1915 tarihli Fransız Le Flambeau (meşale) dergisinin kapağında İstanbul silueti vardı. Savaş şubat ayında başlamış, Britanya Birleşik Krallık ve Fransa Cumhuriyeti zırhlılarından oluşan mağrur düşman donanması Çanakkale’nin kolay geçilmeyeceğini anlamış, ama boğazı aşıp asıl erek, İstanbul Boğazı’na demirlemek umudunu yitirmemişlerdi.

Üç sayfalık baş makale, Alacağımız Şehir başlığıyla Claude Farrère imzasını taşıyordu:

“Almanya, İttihat ve Terakki’yi sadece Rusya ile savaşacaklarına inandırmıştı. Türkler, saldırıda Almanya’nın oynadığı sinsi rolü, Çanakkale Boğazı’nda İttifak Devletleri donanmasının muazzam kütlesini görünce anladı. Çar’ın mavi haçlı Aziz Andreas bayrağını gözledikleri ufukta, İngilizlerin Aziz George haçı ve Fransız Cumhuriyeti’nin üç rengi dalgalanıyordu.


Okumaya devam et

Vicdan terazisine güvenmek -/= …“söylediklerimiz kadar sustuklarımızdan da sorumluyuz”

enverEnver Aysever

Ahmet Oktay gazeteciliği bırakıp zamanının tamamını edebiyata vermişti; söyleşirken “Günlük meseleler hep yazmaktan çaldı” dedi. Benzer konuşmayı Oktay Akbal’ın evinde de yapmıştık. Oktay Abi çok başarılı bir yazardı. Edebiyata özgün tavır getirmiş, ilgiyle izlenirken gazeteci olarak bulmuştu kendini.

Verimlerini etkilediğini, çok daha fazlasını yapabileceğini konuşmuştuk. Melih Cevdet de çeşitli yerlerde şiire, genelde yazına gereğince zaman ayırmanın güçlüğünden söz açıyordu.

Akademik çalışmalar, farklı sanat disiplinleri, gazetecilik tüm yönleriyle aydınların içinde olduğu alanlardır.


Okumaya devam et

Cornerlius Bischoff, ‘Türklerin en Almanı, Almanların en Türkü!’

yasliKemal YALÇIN

‘Çorumlular bize, haymatlos enterne Almanlara en zor günlerinde kucak açmıştı. Yoksul Çorumlular, komşularımız bizimle lokmasını paylaşmıştı.’Cornerlius Bischoff, 'Türklerin en Almanı, Almanların en Türkü!'

Cornerlius Bischoff, 20. Yüzyıl Türkiye-Almanya ilişkileri tarihine iz bırakan bir insandı. Yaşar Kemal onu, “Türklerin en Almanı, Almanların en Türkü!” olarak selamlamıştı.

kalpCornelius Bischoff, İstanbul’a âşıktı. Hanımı Karin, kızı Simone, İstanbul’da yaşayan yeğenleri Ethel ve Pati, 80. Yaş Gününde Cornelius’a büyük bir sürpriz hazırlamışlardı. 4 Eylül 2008 günü akşamı, Yaşar Kemal başta olmak üzere Cornelius’un dostları İstanbul Bakırköy’de Garo’nun Lokantası’nda toplanmışlardı.


Okumaya devam et

Ömer Faruk Gergerlioğlu’na dokunmayın!

murat-sevincMURAT SEVİNÇ

Ömer Faruk Gergerlioğlu, bir gazete haberini paylaştığı için yargılandı. O haber T24’ün sayfasında duruyor.HDP'li Ömer Faruk Gergerlioğlu'na verilen hapis cezası onandı - Son dakika  haberleri

Mahkum edildi, karar Yargıtay’a gitti ve onandı. Yargıtay kararında sayfalarca karşıoy yazan üye, kararın neden yanlış/kabul edilemez olduğunu ayrıntılı biçimde açıkladı.  

Anayasa’nın 83. maddesi gereğince böyle bir kovuşturma sürdürülmemeli, 2018’de ‘yeniden seçilen’ Gergerlioğlu’nun yargılaması durmalıydı. Anayasa’nın 83. maddesinin ikinci fıkrasında anılan ve milletvekilleri hakkındaki yargılamaların sürmesine izin veren istisnalardan olan ‘Anayasa’nın 14. maddesindeki durumlar’ koşulu, Gergerlioğlu örneğinde geçerli kabul edilmemeliydi. Edildi.


Okumaya devam et

Ritme göre zıplamaktan… Fosforlu Cevriye’ye… -/= Dünyanın neresinde “ritme göre zıplama” gözaltı gerekçesi olabilir! (…)

Zeynep Oralzeynep

Sizi bilmem ama ben bayılırım ritme göre zıplamaya… Bende pek kulak yoktur. Çocuklarımın seslerini bile birbirinden ayırt edemem.

Ne zaman “Eyy” diye haykıran birini duysam hep aynı kişi konuşuyor sanıp oradan kaçmaya bakarım… En sevdiğim aryalar, klasik ya da popüler ezgiler, beynimin yeldeğirmenlerinde dolanıp dursa da onları sese dönüştüremem.

Duyduğum her sesi algılasam da aynısını ağzımdan dışarı vuramam. Karga sesli olmamın da bunda rolü var herhalde…


Okumaya devam et

Keyfim, kahyam ve ben çok sıkıldık -/= Kadınlar bara-meyhaneye gittikçe, kadın cinayeti artıyor…

sengünŞengün Kılıç-T24 Haftalık Yazarı

Yasaklayın bara, meyhaneye özetle içkili mekanlara kadınların gitmesini, bakın nasıl kesiliyor şıppadanak kadın cinayetleri.

92 yaşındaki Hanım Pınarlı meyhaneden çıkarken tecavüz edilip öldürüldü, Samsun’da İbrahim Zarap adındaki erkek, karısını meyhaneye gitmek istediği için sokak ortasında öldüresiye dövdü

Ünlü Türk düşünürü ve Akit yazarı Ali Karahasanoğlu, “Kadınlar bara-meyhaneye gittikçe, kadın cinayeti artıyor…” diye fikir beyan etti, böylece önemli bir sorunun altını kalın bir çizgiyle çizdi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde.


Okumaya devam et

Tek fotoğrafındaki o gözlerin büyük kusuru -/= Ama bir patlama oldu, orası kesin. Ceylan, düşüverdi toprağa.

Gökçer Tahincioğlu Gökçer Tahincioğlu-|-Yüzleşme

Yüzde 10 kusurlu bulundu Ceylan, geçtiğimiz günlerde, o şekilde öldüğü için. 12 sene sonra yüzde 90 kusurun kimde bulunduğunun ise bir önemi yok. Yok; çünkü kusur varsa da kusurlu yok ve artık Ceylan da yok…

Belki annesinin dilinin konuştuğumuz dilden farklı olmasından… Belki, milyonlarca çocuğun milyonlarca fotoğrafının olduğu bir zamanda, gözlerini kocaman açmış sadece tek bir fotoğrafın bulunmasından…

Yaşarken de öldüğünde de dikkati çekememişti Ceylan; belki sadece dikkat edenlerin dikkatini çektiğini söylemek daha doğru.


Okumaya devam et

Bıyıklı siyaset -/= Kadına yönelik şiddetin çözümü siyasette. Siyasetin kullandığı dilde, elindeki yasada…

ozlemÖzlem Yüzak

Bir 8 Mart daha arkasında kesif kirli bir toz bulutu bırakarak geçti, gitti… Kadınlar satırlarla doğrandı, çatılardan aşağıya atıldılar, yüzleri gözleri patlatıldı…

Erkek şiddetini tüm çıplaklığı ile dile getiren, yazıya döken yürekli kadınlar yuhalandı… Erkek şiddetini protesto etmek için yollara dökülen kadınlar gözaltına alındı… 

Çünkü bıyıklı siyaset görevdeydi, işbaşındaydı… Her zamanki gibi… Ve aynı bıyıklı siyaset, kadını kendi ideolojisinin silahı yapmaktan vazgeçmedi…


Okumaya devam et

Tehlikeli bir adam -/= Ufak, orta boy, büyük zalimler

Ümit KıvançÜmit Kıvanç

Geçmişinde İslâmcılık, hattâ dikkati çekecek mertebede dindarlık olanlara bugünün seküler, sol-muhalif saflarında iyi gözle bakılmaz.

Hattâ aslında hiçbir yerden ayrılmadıkları, hiçbir yere gitmedikleri, boyalarının kamuflajdan ibaret olduğu, “hareket ediyor” olmalarının işgüzarlık, cüretkârlıklarının da provokasyon olabileceğinden şüphelenilir.

okuLevent Gültekin’i karşımıza, “sahneye” çıktığından beri ilgiyle izliyorum. Saldırıya uğramasına çok üzüldüm ve belki artık yaşlanmanın da ittiği yöne meylederek, saldırının siyasî geri planı, şusu busundan evvel, saldırılan kişinin neler hissettiğiyle, en çok neye üzüldüğü bozulduğuyla uğraştım.


Okumaya devam et

Hedef gösterilen Mine Söğüt: Ortaçağ bizden çok uzak değil -/= Çok sevdiğim Gezi sloganlarındandır, “Vatandaşı olmasak çok komik bir ülkede yaşıyoruz.”

Hilal Kösekadin1

Yazarımız Mine Söğüt, Cumhurbaşkanı’nın kendisiyle ilgili sözlerine yanıt verdi. “İsterdim ki bu ülkenin söz sahibi olan ileri gelenleri, iktidarda söz sahibi olanları, daha doğru bir yerden tartışabilsin.Hedef gösterilen Mine Söğüt: Ortaçağ bizden çok uzak değil

Sağlıklı, ölçülü ve bilimsel bir platform olabilse, keşke o zaman farklı fikirler karşı karşıya gelip çatır çatır tartışsak, ben yenilsem, haksız çıksam bunların hepsine razıyım. Yanlışım bulunsa, çürütülse tezler, böyle bir ülke hayal ediyorum ben onların zannettiği gibi değil…” diyor.

cumhurYazarımız Mine Söğüt, “Baba evini derhal terk edin kızlar” başlıklı yazısı üzerine önce Akit gazetesinde hedef gösterildi, ardından Cumhurbaşkanı’nın hedefi oldu. Yazının etrafında “aileyi yıkıyorlar” minvalinde dönen tartışmaları Sögüt’e sorduk. “Ben de bu meselenin tartışılmasını istiyorum ama seviye bu olmamalı” diyor.


Okumaya devam et

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm