Karahan’ın 10 Kasım Kâbusu: Mustafa Kemal Atatürk

DOB Genel Müdürü Murat Karahan, 10 Kasım akşamı sahnelenen Tosca temsili öncesinde, Atatürk anısına saygı duruşuna izin vermedi.


Ümran Safter: Bugün Türkiye’de çok güçlü bir feminist kadın hareketinden bahsetmek mümkün (Söyleşi) 

Ezgi SivrikayaEzgi Sivrikaya

Yönetmen Ümran Safter’le “Kabahat” filmini konuştuk. Safter, “Her görüşün keskin harflerle anlatıldığı sosyal medya çağında duru, yalın ve sade bir film yapmak istedik” dedi.

İyi şanslar kadınlar her nerede her kiminleyseniz

authorTUĞÇE MADAYANTİ DİZİCİ

‘İyi Şanslar Leo Grande’ zor film. Ama en zor yükü taşıyan tek biri var Emma Thompson! Bu müthiş cesur kadının ödüllere boğulması gerektiğini düşünüyorum.İyi şanslar kadınlar her nerede her kiminleyseniz

Bu sene açılışını Sundance Film Festivali’nde yapan İyi Şanslar Leo Grande (Good Luck to You, Leo Grande) filminin başrolünde iki Oscar ödüllü Emma Thompson ve Peaky Blinders’dan tanıyor olabileceğiniz genç ve yetenekli oyuncu Daryl McCormack bulunuyor.


Katy Brand’in nüanslı senaryosu ve Sophie Hyde’ın hassas yönetmenliğiyle 97 dakikalık film, son perdesinde başka bir karakterin çok kısa olarak ortaya çıkması dışında, tek mekân ve iki oyuncu ile su gibi akıyor.

Okumaya devam et

Yaratılıştaki çatlak

P. Dilara Çolak 

1997 yapımı bir film var, Gattaca.

Hikayeye göre 21. yüzyılda aşırı ilerleyen genetik mühendisliği sonucunda süper insan nesilleri yaratmak öylesine iyi sonuçlar vererek yaygınlaşmış ki, gen düzenlemesi ile tasarlanmayan “inanç çocukları” görece azınlıktır.


Genetiği düzenlenmiş süper insanlar kadar yetenekli ve güçlü olmadıkları için toplumsal yaşamda ayrımcılığa uğruyorlar. Hatta pek çoğu varoluşsal vasatlıklarından dolayı kimlik belirleme programlarında kayıtlı bile değiller.

Okumaya devam et

Maya -/=  Sonra içimde susturamadığım: Her şey sınıfsal her şey diyen bir zil.

AYŞE ŞULE SÜZÜK

Ekmek yapmıyorum uzunca süredir. Öyle bir koşuşturma içinde geçiyor ki günler, bu duruma sinirleniyorum hâliyle.

Sinirlendikçe musibetleşiyorum, yediğimin içtiğimin tadını bulamıyor, birden parlamalarımla yakınlarımı incitip duruyorum.


Elinde saate bakarak sürekli bir yerlere ve bir şeylere yetişmeye çalışan Alice’in büyük beyaz smokinli tavşanına (öyle miydi?) dönmüş, huzursuz, tahammülsüz ve elbette tüm bunlardan kaynaklı yetersizlik hissiyle silme dolmuş bir Şule olarak patlamaya hazır, saatli, köstekli, alarmlı bomba biçiminde dokunanı yakmaya ayarlanmışım adeta.

Okumaya devam et

Bir sinemacının ölümü, Erdoğan ve Macron -/=  Sinema üzerine yazmak haddimi çok aşar, bu nedenden konum Godard ve sineması değil.

Eser Karakaş 

Fransa demokrasi, hukuk devleti, kişi başına gelir gibi alanlarda maalesef Türkiye’ye epey fark atmış bir ülke.


Bu büyük farkı Fransa’nın sanayi devrimini yaşamışlığı hatta yapmışlığı ve emperyal politikalarla açıklamak isteyen çevreler vardır ve önemli ölçüde de haklıdırlar.


Ancak, bu fark acaba sadece sanayi devrimi ve emperyalizm ile mi oluşmuştur, tam net değildir.

Okumaya devam et

Dizi ve sinema sektörü kimin için çalışıyor?

LEVENT GÜLTEKİN

Bana, “Ülkemizin bu hale gelmesinin yani toplumda yaşanan yozlaşmanın, tahribatın sorumlusu kimdir?” diye bir soru yöneltilse tereddüt etmeden listenin başına, Dizi ve sinema sektörü kimin için çalışıyor?onlarca yıldır süregelen siyaset anlayışını ve bu anlayışın aktörü siyasetçileri, medyayı, dizi ve sinema sektörünü yazarım.

İnanç, mezhep, kimlik üzerinden yaşadığımız toplumsal ayrışmanın da yaşanan ahlaki çöküntünün de sağlıklı bir toplum olamamamızın da çektiğimiz ekonomik sıkıntıların da şehirlerimizin berbat hale gelmesinin de sorumlusunun bu üç meslek grubundakilerin olduğunu düşünüyorum.


Toplum bunların öncülüğünde yozlaştı.

Okumaya devam et

Hayat Seni Çok Seviyorum -/= Hapishane yaşamı, İlhan Sami Çomak’ın zihnini, düşünce biçimini tutsak alamıyor neyse ki.

Ceren Gündoğan 

Uğradığı haksızlıklara anlam aramalar, öfke duymalardan sonra bir dil buluyor kendine. Şiir dili.Hayat Seni Çok Seviyorum

Duyarlılık karşılaştırmalarından genel olarak kaçınmaya çalışırım, insanlığın acılarda ortaklaşamaması da insana dair acayip bir çıkmazdır diyerek.

İngiltere Kraliçesi Elizabeth’in ölümü üzerinden Türkiye solcusu ortalama kitlenin, İrlanda halkıyla dayanışma adına, 96 yaşında ölmüş bir insana lanetler savurduğunu görünce duyarlılık karşılaştırması yapmaktan kendimi alamayacağım.

Okumaya devam et

Batman’ın hafızası Yılmaz Güney Sineması yeniden hayat bekliyor

Metin YOKSU

Kuruluşundan itibaren Batman’ın hafızasında yer eden ve kimliğinin oluşmasında etkili olan Yılmaz Güney Sineması kayyım tarafından yıkıldı.Batman'ın hafızası Yılmaz Güney Sineması yeniden hayat bekliyor

Batmanlılar tekrar sinemalarına kavuşmayı umuyor. +GERÇEK- Batman’da ilk sinema salonu 1950’li yıllarda  1. Cadde’de Seyran Sineması adıyla açıldı.

Ardından Raman, Evin, Site, Kışlık Saray Sineması, Yazlık Saray Sineması, Mehtap Sineması da faaliyete başladı. 1970’li yıllara gelindiğinde yazlık, kışlık sinemaların sayısı dokuza ulaştı.

Okumaya devam et

İşte böyle geçti, ‘Gülşensiz’ Gülşen konseri -/= ‘Ta Diyarbakır’dan buraya sırf onun için geldim!’

BİLGE EGEMEN

‘Normal şartlar altında’ Gülşen dün gece İzmir Fuarı’ndaki Çim Konserleri kapsamında sahneye çıkacaktı. Kendisi malum sebeplerle gidemedi ama konser yine de gerçekleşti.

Bilge Egemen ‘Gülşensiz‘ Gülşen konserini Diken için izledi.

Sen yumurtasız yumurta pişirebilir misin tavada Abidin?


Ya da hemen şuracıkta şipşak kıymasız köfte hazırlayabilir misin? Veyahut sunabilir misin sevgiline, içinde tek bir papatya olmayan papatya demetini?

Okumaya devam et

Yangın Gecesi -/= Yangın Gecesi’nde,  muhayyel düşman, bir noktada görünür oluyor.

Ceren Gündoğan

Film, zehirli yılanlar, akrepler, orman içinde yaşanan baraka tarzı evler ve çalışmak için sınırın ötesine giden kocalarına duydukları kırgınlığı kızlarına yansıtan annelerin hikâyesi.Yangın Gecesi

Şahdamarından da yakın, muhayyel bir düşmandır kaygı. Tetiklenmesi için gerekli iç ve dış etkenler oluştuğunda kişiyi büyük bir mücadele bekler, kendine karşı kendi.


Aslında içeride bir yerlerde belli dozlarda mevcuttur da, kişi her zaman kulak asmaz ona.

Okumaya devam et

Aslı Akbay: Türkiye’de seyirci gülmeye çekiniyor -(Söyleşi)

Okan ÇilOkan Çil

Komedyen Aslı Akbay’la sahneye nasıl çıkmaya başladığını İngiltere ve Türkiye’deki şov dünyasını ve gelecek planlarını konuştuk.

Akbay, “Türkiye’de seyirci gülmeye çekiniyor” dedi.

DUVAR- Stand-up röportajları serimizin bu haftaki konuğu Aslı Akbay. Stand-up kariyerine İngiltere’de başlayan, Edinburgh Fringe Festivali’nde beş ayrı şov düzenleyen ve Türkiye’nin ilk Açık Mikrofon gecesi

Okumaya devam et

Sanatçılar ve gericilik: Özbekistan örneği

ERHAN NALÇACI

‘Özbekistan örneği bize gericilikle mücadele için arkasındaki gerici sınıfı ve üretim ilişkilerini hedeflemek gerektiğini gösteriyor.’

Müzik şenlikleri arka arkaya yasaklandı, en son çok sayıda sanatçının katılacağı Zeytinli Festivali.  İlkay Akkaya’nın ise Adana ve Mardin konserleri aynı şekilde engellendi. 

Benzer bir mekanizma işliyor muhtemelen, festivallerin “günaha” neden olduğunu düşünen çevreler şikâyet ediyorlar, bir seçim yatırımı olarak ilgili devlet kurumları da yasak kararı alıyor.

Okumaya devam et

Tiyatroya adanmış bir ömür: Ferhan Şensoy

Okan ÇilOkan Çil

İyisi mi, siz de bugün Ferhan Şensoy’u anmak için onun oyunlarından birini izleyin. Bir tiyatrocu en iyi başka nasıl anılabilir ki?

Türkiye tiyatrosunun kıymetli isimlerinden biri olan Ferhan Şensoy geçen sene, 70 yaşında aramızdan ayrıldı. 70 yıllık bir ömre neler sığar, ne gibi başarılara imza atılır, gelin birlikte bakalım:

Çocukluk yıllarından itibaren defalarca seyrettiği klasik filmlerle başlayan oyunculuk aşkı Şensoy’u üniversite yıllarında yurtdışına sürükler, oradan da gerisin geri İstanbul’a getirip birbirinden önemli oyunlara imza atmasına sebep olur.
Okumaya devam et

Foça’da tiyatro buluşması

Ayşe Emel MesciAyşe Emel Mesci

Babam Muammer Mesci, gençliğinde Moda’dan denize girdiği bir gün ansızın önünde belirip bir insan gibi kendisini seyreden fokla nasıl bakıştıklarını, sonra o suya dalıp kaybolunca nasıl hızla sahile yüzdüğünü anlatırdı.

Evet, bir zamanlar İstanbul’un hemen her yerinden denize girilir, hatta denizde foklarla karşılaşılabilirdi.

Ama tarihte foklarının bolluğuyla ün salmış, adını bile bu sevimli canlılardan aldığı belirtilen asıl yerleşim, Ege’de, İzmir’in biraz kuzeyinde yer alan ve “Yeni Foça” kurulduğundan beri “Eski Foça” diye anılmaya başlayan ilçemizdir.

Okumaya devam et