Başka bir yaşamı yaratmak -/- Dünya asıl yurdumuz, bu nedenle bize verilen sınırlı ülkeleri aşan bir tahayyül gerekiyor.

Emek ErezEmek Erez

Onun üzerinde yaşamaya devam etmek için yönümüzü değiştirmemiz, tüketim alışkanlıklarımızı sorgulamamız, yeteri kadarsa çoktur düsturunu benimsememiz, yaşamak ve yaşatmak için başka yollar bulmamız, yeterince ertelediğimiz düşlerimizi geri kazanmamız gerekiyor.

İnsan türü, sınırlarla çevrili bir yeri, ülkeyi aidiyet olarak kabul ederken, dünyayı uzağında bir yere konumluyor.

Ülkeye yönelik bir tehdit hissedildiğinde tepki yükselirken, konu dünya olduğunda tepkinin sesi kısık çıkıyor. Oysa türümüzün asıl ait olduğu yer, ülkelerin sınırlarını aşan gezegenimiz ve uzundur asıl tehdit altında olan yer.


Okumaya devam et

ÇYDD 32 Yaşında -/- Kurucularımıza minnettarız, emek verenleri saygı ve sevgi ile anıyor, kutluyoruz.

çydd resim ile ilgili görsel sonucuProf. Dr. Ayşe YÜKSEL

ÇYDD Genel Başkanı Atatürk devrim ve ilkeleri doğrultusunda, çağdaş eğitim yoluyla, çağdaş ülke seviyesine ulaşmak üzere 1989 yılında Prof. Dr. Aysel Ekşi, Prof. Dr. çydd resim ile ilgili görsel sonucuTürkan Saylan, Prof. Dr. Aysel Çelikel ve diğer ülkesini seven aydınların bir araya gelmesi ile kurulan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), 21 Şubat’ta 32 yaşında olacak. Kurucularımıza minnetimiz sonsuz.

kalpOkulöncesinden yükseköğretime kadar devlet okullarında okuyan öğrencilere eğitim bursu sağlayarak, bilim, teknoloji, sanat ve kültür alanlarında etkinlikler düzenleyerek, kendine, ailesine, ülkesine yetecek gençlerin yetişmesine katkı sunduk.


Okumaya devam et

Kendimizden ne ara bu kadar uzaklaştık? -/- Şubat ayında kara kıştan korkanlar, başka nelerden korkmaz ki?

Tuğçe IsıyelTuğçe Isıyel

Üzücü bir durum olduğunda üzülmekten, acı verici bir durum yaşandığında acı çekmekten de korkar. Kendisi gibi olmaktan da…

Geçtiğimiz haftalarda bulunduğum yerde badem ağaçları çiçeğe durdular. Bir hafta, on gün kadar mayıs görünümlü şubat günleri yaşadık. Yalancı bahar gözlerimizi bürüdü. Hava 16-17 dereceleri gördü.

Sonra haber kaynakları çılgınca kara kış geliyor uyarısı yaptılar. Herkeste bir panik havası. Halbuki şubat ayında kara kış kadar doğal ve normal ne olabilir ki? Esas geçen haftaki yalancı bahar bir haber değeri taşımalıydı, elbette panik duygusunu da… Çünkü ‘şimdi ve burada’ya uygun olan bahar değil, kış. Terlemek değil üşümek. Badem ağaçlarının çiçekleri dondu maalesef. Güneşe gücendiler, yorgun düştüler.


Okumaya devam et

Herkes silahları bıraksın! -/- Bizim içimizde, kalbimizde, aklımızda ve niyetimizde de saf olmayan bir şeyler olmalı.

mineMine Söğüt

Düşmanı önce var eden sonra da onunla savaşmak bahanesiyle kendi sorunlu iklimini inşa eden sadece devletler değildir.

Terör örgütleri de aynı sinsi mekanizmayı işletirler. Siz ya devletinizi sever, terör örgütüne düşman olursunuz. Ya da terör örgütünü bir direniş hareketi olarak kodlar, devlete düşman olursunuz. Devlete de örgüte de aynı yerden silah satılmasının…

Ve devletin de örgütün de o silahlarla sizin doğurduğunuz çocukları vurmasının ne anlama geldiğini kavrayacak kadar huzurlu bir alanınız hiç olmasın diye…


Okumaya devam et

Göğe bakalım… -/-  Gözleri ışıl ışıl, dikmiş başını gökyüzüne, kaldırmış kelepçeli körpe ellerini havaya gülüyor.

orhan_aydinORHAN AYDIN

Biber gazından martılar, güvercinler, serçeler, kediler ve köpekler kaçışmış, o gülüyor, ağız dolusu. göğe bakalım orhan aydın ile ilgili görsel sonucu

Gök inadına mavi. Bahar erken çaldı ülkenin kapısını. Ege ve Akdeniz yamaçlarında bademler çiçeğe durdu, ardından kızılcık, kiraz ve erikler sonra elma ağaçları gelinlikler giyer.

Nereye varır bu sevinçli bahar coşkusu, o ağaçlar meydanlardaki insanlar gibi meyveye durabilir mi yoksa bir kırağı, bir kışa dönüş yok mu eder çiçekleri?


Okumaya devam et

Bir iktidar destekçiliği yolu, mutedil yanaşmacılık…

msevincMurat Sevinç

Her yerde olmak/görünmek isteyip, herhangi bir yerde bulunmanın hiçbir muhtemel olumsuz sonucunu göğüslemeyi göze almayan ‘mutedil’ muhaliflik. İtidalin gerekliliğine inandıklarından değil, çıkarları gereğince öyle görünüyorlar.

Bir tür küçük burjuva sürüngenliği. O sürüngenliğin daha sağ/merkez tipi. Konforlarından olmak istemiyorlar. Ancak biri olduğunda, çile çektiğinde takdir etmekten de geri durmuyorlar.

Lisansta en sevdiğim derslerden biri ‘siyasal düşünceler tarihiydi’ ve o denli meraklıydım ki konuya, üç kez alttan almıştım! Büyük beceri.


Okumaya devam et

Mahcup olabilmek iyi bir şeydi aslında!

murat-sevincMURAT SEVİNÇ

Bir arkadaşım, yandaş gazetelerden birinin ön sayfa fotoğrafını gönderdi. Bir market alışverişi sahnesi ve fotoğrafın sağına soluna iliştirilmiş, içi yazılı kutucuklar. Fotoğrafın orta yerinde “Bu haberi okumadan markete girmeyin, çıkarken üzülmeyin” yazıyor.

Kutucukları okudum ve bir şey anlamadım. Ardından bir kez daha okuyup kavramaya çalışınca, bu kez de inanmakta zorluk çektim. Söz konusu gazeteyi sevgili Ünsal Ünlü’nün sabah programlarında duyuyordum.

Okunduğunu sanmıyorum, propaganda çöplüğünden. Türkiye’de bir gazete, hakikaten böyle bir ön sayfayla çıkmış bugün.


Okumaya devam et

Bu haftanın mavrası AKP Reisi’nden… (…ne mavra ama!..)

aydinAydın Engin

Melih Bey’le ilgili de 9 tane aday (Patates, karpuz, kabak, armut, rektör adayı) önüme geldi. Bu 9 adaydan bir tanesi olan Melih Bey’i (Bak bu doğru. Melih bey bir tane‘dir) yine aynı şekilde atamasını yaptım

Daha iyisini yazamam. AKP Reisi ve cumhurumun başkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün cuma namazı çıkışında habercilerle konuştu ve farkında olmadan harika bir mavra yazdı.

Birlikte okuyalım. Normal dizilenler onun sözleri, aradaki eğik (italik) dizilenler ise benden. Sizler için okuması biraz çetrefil olacak ama mavrayı seven dikenine katlanır…


Okumaya devam et

Maskeler…-/- Gösterilerde uygulanan polis şiddeti devletin maskesini orada düşürse de bitmiyor maskeli hayat.

Fadıl ÖztürkFadıl ÖZTÜRK

Bir nedenle sadece yüze takılan değildir maske. Bizi bulaşıcı hastalıklardan koruyanı, eczanelerde satılanı olduğu gibi; bizi öldürmeye gelenlerin baştan tırnağa suç işlemek için eşkâlini gizlemeye de yarar maskeler.Maskeler...

Politikacının yüzü kızarmadan gerçekleri çarpıtması da bir maskedir. Derdini dışarı dökmekte bir fayda görmeden yaşayıp gidenlerin sessizliği de maskesidir.

Her birimizin aynı şarkıya başka başka anlamlar yükleyerek dinlemesi de bizi yakan duyguları dumansız yakmak için taktığımız bir maskedir. Dünyanın dört ayrı mevsimde, dört ayrı don giymesi gibi doğal bir döngü değil maske.


Okumaya devam et

Kimin özgürlüğünü savunsan ölmemi istiyor -/- Ve kendi kötülük trenimi bekliyorum, bir katil heyecanıyla.

Cezmi ErsözCezmi ERSÖZ

Ve bu kan bana işte o zamanı hatırlatır: ‘sevginden hiç korkmasaydım ve yorulmasaydı kanatlarım hayallerinden, savunduğum her özgürlük hayatıma kefil olurdu’.

Biliyorum, bütün bu yaptıklarımın ve hissettiklerimin yaşamak olmadığını biliyorum. Bu dünyanın kurallarını hiçbir zaman öğrenemeyeceğimi de biliyorum.Kimin özgürlüğünü savunsan ölmemi istiyor

Bütün gece kitap okuyorum ve okuduğum her kitapla, olmayan mutluluğum biraz daha kararıyor. edebiyatcaVe sonra hep kendime soruyorum, ‘’Ben bu kitapları nasıl okuyorum da bu çözümsüz bir tuzak olan aynalar labirentinde kendimi hep eksik, hep yetersiz, hep anlamsız görüyorum diye…


Okumaya devam et

Biz ve mahalle bakkalı… -/- Yüzü gergin, dokunsan ağlayacak. Bir kâğıt iliştiriyor poşetlerin üstüne. ‘Alabilirsiniz, bizden çocuklarınıza bir damla armağan.’

orhan_aydinORHAN AYDIN

Caddenin ortasındaki çatalın orada mahalle bakkalımız var, karşısında gelen geçenin soluklandığı küçük bir kahve, ileride fırın, elli metre ötesinde kilise, aşağısında cami.Biz ve mahalle bakkalı…

Kahve pandemi yüzünden kapalı ama yine de mahalle insanlarımız yüzlerinde maskelerle orada selamlaşıyor, eğleşip, dertleşiyorlar.

– Bunun sonu yok mu ağabey, öldük.


Okumaya devam et

Öz vatandaş: Müslüman, Hanefiyül mezhep, Türkçe konuşur

murat-sevincMURAT SEVİNÇ

Yirmi dördüncü yazı…

(Başlıktaki tanım, 1924 Anayasası yapım sürecinde Komisyon Sözcüsü Celal Nuri Bey’e ait.)Öz vatandaş: Müslüman, Hanefiyül mezhep, Türkçe konuşur

1920’lerde ulus-devlet inşası aşamasında benimsenen ‘yurttaş tanımı’ üzerine son yazı.

1924, 1961 ve 1982 Anayasaları’nın meclis görüşmelerinde ‘anayasa komisyonu’ sözcülerinin açıklamalarına ve madde ‘gerekçeleri‘ne bakıldığında, ‘Türklük’ sıfatının yurttaşlık karşılığı olarak kullanıldığı düşünülebilir. Çünkü maddelerin lafzında ‘dil, ülkü ve kültür’ birliği  ideali yazılı değildir!


Okumaya devam et

Aczimendi şeyhi ile yan yana sanık iskemlesinde

aydinAydın Engin

Birden iskemle komşum Müslüm Gündüz beni dürttü. Fısıltıyla konuştu: Sana değil, bana posta koyuyor bu ademoğlu…Müslüm Gündüz

1993 Şubat’ında Cumhuriyet yönetimi bir cinayetin izini sürmek üzere beni Elazığ’a gönderdi. Ayrıntılar bir “Cumartesi mavrası“na uymaz. Devlet tetikçisi kara ünlü Yeşil‘in işlediği o cinayetinin ayrıntılarını buraya yazmayacağım.

Haberi yaptım, gazeteye geçtim. Dönüş uçağı ertesi günün akşamında. Otelde pinekleyecek değilim ya, iyi bilmediğim kenti dolaşmaya çıktım.


Okumaya devam et

Ucuz emek üzerinden rekabet nereye kadar?

yasliVeli BEYSÜLEN

İnsanın değil iş yerinin kutsandığı, işin insan için olmadığı, insanın iş için olduğu bir anlayışla her şey üretime endeksli hale getirildi.

Ucuz emek üzerinden rekabet nereye kadar?Bu ülkede yıllardır, hükümet sözcüleri ile sermaye örgütleri temsilcileri, asgari ücret tespit masası ile toplu sözleşme masalarında, sanayinin rekabet etmesi gerektiğini sürekli masada tutarak; ücretler yüksek belirlenirse, işyerleri kapanır, işçiler işsiz kalır şantajı ile çalışanların sefalet ücretlerine mahkum edilmelerine gerekçe üretirler.

Peki, nedir kutsallık atfettikleri bu rekabet? Nasıl yapılır? Kim kiminle rekabet edecek? Yöntemi nedir?


Okumaya devam et

Ülkeyi şeften değil, Reis’ten tanımak

Mine Söğütmine

Bu ülkeyi dünyaya; Bir iki şefin mutfak marifetinden… Hünkârbeğendi, hanım göbeği ya da pastırmalı kuru fasulyeden… tanıtmaya çalışmayın boşuna.

O dünya bu ülkeyi bir Reis’ten tanıyor zaten.

Dünya bu ülkeyi; Kendisini ılımlı İslam politikalarıyla hem Batı’ya hem de ülkeye yuttururken türlü sinsi ittifaklar yapan…


Okumaya devam et

Kutsal kazanç… -/- Birden avazı çıktığı kadar bağıran başka bir amcaya yöneliyoruz: Batırdınız beni, 35 yıllık esnafım, etim ne budum ne ki şu günlerde bile vergi yüzünden icralık yapıyorsunuz.

orhan_aydinORHAN AYDIN

Vergi dairesinin önündeyim. Söz verdikleri halde ötelemeyip işleme koydukları borcu kapatmak için bekleşiyorum. Onlarca yurttaş sessiz bir gerginlik içinde. Yüzlerdeki maske düşürüldükleri durumu gizleyemiyor. cocuk

Elindeki evraklar üzerinden söylenmedik söz bırakmayan genç ile karşısındaki orta yaşlı yurttaş arasında vergi kutsallığı tartışılırken birden avazı çıktığı kadar bağıran başka bir amcaya yöneliyoruz.

– Batırdınız beni, 35 yıllık esnafım, etim ne budum ne ki şu günlerde bile vergi yüzünden icralık yapıyorsunuz.


Okumaya devam et

Devlet, namus borcunu yine ödemedi -/-/- Ağlıyorduk, çünkü bir insan katledilmişti.

Zülal Kalkandelenzulal

28 yıl önceydi... Ankara’da çok soğuk, yağışlı bir pazar günüydü.

Öğleden sonra evdeyken, TV’de Son Dakika haberi olarak Uğur Mumcu’nun suikast sonucunda yaşamını yitirdiğini duydum. Devlet, namus borcunu yine ödemedi

Annem, babam ve ben ekranın önünde donakalmıştık. Eve aniden çöken ölüm sessizliğini babamın “Alçaklar!” diye haykırışı bozdu. Biz annemle birbirimize sarılıp ağlarken, milyonlarca yüreğe ateş düşmüştü…


Okumaya devam et

Nasıl olur da Türklüğü kabul etmezler? Belki Türk değillerdir! -/-/- Şükürler olsun! Kemal Gözler çok haklı.

murat-sevincMURAT SEVİNÇ

Yirmi üçüncü yazı…

Hükümet sistemleri ve demokratikleşme konulu diziye, ‘yurttaşlık’ ara başlığına ilişkin üçüncü yazıyla devam ediyorum. Bir sonraki, son yurttaşlık yazısı olacak.

Nasıl olur da Türklüğü kabul etmezler? Belki Türk değillerdir!Önceki iki yazıda, Cumhuriyet dönemi yurttaş tanımı tartışmasının Osmanlı’nın çok kimlikli yapısından ulus-devletin tek etnik kimliğine geçişle ilgili olduğunu, 1920’lerde farklı adlandırmalar yapıldığını, stratejik nedenlerle uzun süre ‘Türk’ sözcüğünün kullanılmadığını, ancak özellikle 1924 Anayasası ile birlikte diğer adlandırmaların terk edilip ‘Türk’ adının hâkim hale getirildiğini kısaca anlatmaya çalıştım.


Okumaya devam et

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm