21. yüzyıl kimliğini tanımlamak

Doğan Kuban

Türkiye kendini Avrupa’ya katılarak tanımlamayacak. Türkiye olduğu için katılacak. Türkiye’nin Avrupa’ya hangi koşullarla katılacağı sorunu politik bir sorundur. Görünüşe göre katılacağı da yok.


Bu birleşme zor olsa da biz dünya ile sandığımızdan daha yapışığız. Dünyadan nerede ayrıldığımızı kendimize soruyor muyuz?


Eğitim alanında böyle bir sorun yok; turizm alanında böyle bir sorun yok; varlığı göstermelik olsa da, parlamenter demokrasi tanımı alanında bir sorun yok;

Okumaya devam et

5 soru 5 yanıt

Doğan Kuban

Her zaman, ilgili bir aydından sorular gelirse sevinirim. Çünkü bilginin yayılmasının temel mekanizması soru sormaktan başlar. Soru ve yanıtlar uygarlık kasasını doldurur.


Soru 1- Cumhuriyet hangi sorunları başarıyla çözdü; eğer azınlıkları dışarı göndermeseydik daha iyi olmaz mıydı?


Yanıt: Yurt dışına çıkarmamak çok iyi olurdu. İnsanların yurtlarından zorlanarak ayrılması insanlık ve uygarlık dışıdır. Yahudi-Hitler olayı bu kavramın aynasıdır. Bugün de vardır. Gazi’nin dediği gibi, Türkçe konuşan Türktür, en başından bugüne Türkün simgesi dilidir.

Okumaya devam et

21. yüzyıl köleliğine kırsal kültür köprüsü

Doğan Kuban

Eğitim sayısal olarak Osmanlı geçmişine göre olağanüstü ileri. Gösterişi de güzel. Fakat entelektüel düzeyi, bilimsel içeriği, öğretim örgütlenmesi dünya ortalamasının altında.


Üstelik öğretim üyeleri icazetlerini neredeyse Amerika’dan almak zorunda. Sanatımız dünya pazarına hiç çıkamıyor, sadece birkaç musiki virtüyözümüz var. Felsefe ise dışlanmış bir konu.


Kırsal kültürün üst düzey temsilcilerinin değil Batı felsefesi, Ortaçağ İslam felsefesinden bile haberleri olduğu kuşkulu.

Okumaya devam et

Göksu mesiresine ne oldu?

Doğan Kuban

Sevgili okurlar, Türkiye’de para kazanma hırsı ile ters düşen en önemli ulusal miras, kentlerin 500 yıl içinde birikerek kültürel varlığını kanıtladığı mimari ve onların oluşturduğu kent dokusu ve kent içi ve dışı siluetlerdi.


1970’den başlayarak bu mirası yok ettik. Bu olgu Türkiye’nin uygar ülkeler arasındaki konumunu olumsuz etkileyen önemli bir cehalet katsayısıdır.


Toplumum kendi tarihini öğrenmek için hiçbir motivasyonu olmadığının kanıtıdır. Tarihi miras düşmanı eğilim, toplumu ekonomik bunalıma mahkum eden eğilimlerle örtüşür.

Okumaya devam et

Uygarlık özgür olmakla başlar, ya da olmaz!

Doğan Kuban

Winston Churchill İngiltere’yi Doğu’dan ayıran uygarlığı şöyle tanımlıyordu: “Sivillerin düşüncelerinin egemen olduğu bir toplum.


Bu şiddetin, savaşçıların ve despot şefler idaresinin, askeri kışlalar, kamplar ve savaşların, isyan ve zorbalığın yerini, yasaları yapan bir parlamento, o yasaları uzun zaman uygulayan bağımsız mahkemelerin aldığı bir sistemdir. Uygarlık budur.


Ve onun toprağında özgürlük, konfor ve kültür gelişir. Eğer bir ülkede uygarlık varsa, halk için daha rahat ve baskısız bir yaşam olur .”

Okumaya devam et

Bizim insanlarımız… -/= Otomobil ya da köşk, toplumsal kaygılar ve insan sevgisi yanında uygarlık ölçütü değildir.

Doğan Kuban

Daha önce yazdıklarımla örtüşen konuları gündeme getiriyorum. Bu tekrar, kendimi yinelemekten çok dünyanın her köşesindeki bilim insanlarının her geçen gün aynı konuları deşmelerinden kaynaklanıyor.


Bu benim yaşımdaki (94) bir ihtiyarı korkutmuyor.

Bizim toplumu da ilgilendirmiyor.


Ne var ki Türk halkı başına gelmesi olası gelişmelere ilgi duyacak bir bilgi düzeyine bir türlü ulaşamıyor. Burada nedenlerini anlatmayacağım. Fakat halkın geleceği, bir depremde allak bullak olabilir.

Okumaya devam et

Uygarlık, cumhuriyet, özgürlük

Doğan Kuban

Sevgili okurlar, her yazımda toplumun cehaletinden söz ediyorum. Burada cehalet, okuma yazması olmayan anlamına gelmiyor. Teknolojisi, eğitimi ve ekonomisi bizden daha yukarıda olan çağdaş dünya ülkelerinin yaşam kalitesini toplumun bilmesi gerekir.


Bunu gezerek değil, merak ederek öğrenmeli. Buradaki aydınlanma ideolojik bir aydınlanma değildir. Bu olanaksızdır. Politik örgütlenme olmadan gerçekleşmez.


Kaldı ki o yönden gelişme olsa Amerika, Rusya ve birçok İslam devletine ve İsrail’e karşı koyacak politikalar geliştirirler.

Okumaya devam et

İslam ülkeleri neden geri kaldı?

Doğan Kuban

Türkiye bundan 60 yıl önce İslam dünyasında Avrupa- Batı uygarlığına yakın tek ülkeydi. Nato’ya üye olduğu gibi Avrupa Birliği’ne üye olması da gündemdeydi.


Şimdi bunların hemen hemen unutulduğu bir döneme girdik. Cumhuriyetle Batı ile bütünleşmeye çalışıyordu. Şimdi Müslüman kardeşlerimizle bütünleşmeye çalışıyoruz.

Hıristiyanlar bizi bağırlarına basmayacaklarına göre, Müslümanlarla, daha doğrusu, uygarca, bütün insanlarla kardeş olmayı amaçlamalıyız. Ortaçağ’dan bu yana ilk kez Katar’la kardeşiz.

Okumaya devam et

Matematiksiz teknoloji -/= Bir kitap okumayanlar ülkesiyiz = Kitap okuma alışkanlığında ise 86. sıradayız.

Doğan Kuban

Sevgili okurlar, Türk kültürünün özgün düşünce yaratmakta hemen hemen yok denecek kadar kısır olduğunu konuşuyorduk.


KİTAP OKUYALIM - ATİKE ORBUK


 Cambridge yayınevinin yayınladığı 1500 kişilik bilimsel biyografyada hiç Türk adı geçmediğini de gözleyerek, Farabi, İbni Sina gibi düşünürleri, Orta Asyalı olmaları nedeniyle, Türk yapan çağdaş yazarlarımızı da anımsadık.

Okumaya devam et

İkinci savaşımız mı? -/= Büyük savaş kopar mı?

Doğan Kuban

Atatürk ölmeden önce bir konuşmasında “Yurtta sulh, cihanda sulh” diyerek insan ve yaşam sevgisini ulusuna bir tür vasiyet bırakmıştır.


İkinci tür savaşlar, sanayileşmiş zengin devletlerin aralarındaki anlaşmalar nedeniyle, küçük savaşlara izin verir. Amerikalılar Irak savaşına bizi çağırdılar. Türkiye hayır dedi.


Bugün Ruslar da Amerikalılar da kendileri için ölecek genç Türkler istiyorlar. İsrail’in ve amcasının yanına Rusya’nın da katılması, bizim için ekonomik bir kuyudur.

Okumaya devam et

Uygarlaşma önündeki engeller…

Doğan Kuban

Doğmak, doğurmak ve ölmek yaşamın temel sürecidir. Hayvan ve insanlar başka hayvanları yiyerek yaşarlar. İnsanların bir özellikleri daha var. Birbirlerini öldürürler. Bu insan aklının ‘innovation’ dediğimiz yaratıcılığı sonucudur.


Fakat doğal sürecin deformasyonudur. İnsanı en kötü hayvan yapar. Zamanla bu genetik deformasyona sosyal deformasyon katılır.

Ekonomik ve politik motivasyonlar da katılınca silahın en iyisini en uygar toplumlar üretir. Bu gözlem kötü ve tehlikeli bir dünya olduğumuzun açık kanıtıdır.

Okumaya devam et

Nasıl bir gelecek? Hangi sorunlar, hangi yanıtlar?

Doğan Kuban

Sevgili Okurlar,

Aylardır birçok olguyu yineliyorum. Çünkü bütün toplum, bu sorunların adlarını değil, toplumsal içeriğini ve geleceğini nasıl etkileyeceğini bilmesi gerekiyor. Eğitimin bir zincir gibi, ilkokuldan üniversiteye uzanan bir çekirdek programı var.


20 yılda evrensel teknoloji yaşamımıza tam olarak katılamazsa yeniden (Düyun-u Umumiye) dönemine gireriz.


Kuşkusuz değerli hocalar, sorumlu çalışanlar da var. Fakat bir bina ve toplama derlenmiş hocalarla hiç bir okul gerekli kaliteye ulaşamaz.

Okumaya devam et

 Yaşam

Doğan Kuban

Sevgili okurlar, bundan yüzyıl önce, Türkiye’yi çağdaş dünya ile politik ve entelektüel kurgu açısından eşit olacak bir Cumhuriyet kurduk. İslam dünyasında benzeri bugün bile yok. Avrupa Birliği’ne girmek üzereydik.


Bu konuma ulaşsaydık, bugün bir Avrupa devleti olacaktık. Bu bize eğitim ve teknoloji alanlarında kuşkusuz bugünkünden çok daha ilerde teknolojik ilerlemeye ve eğitim düzeyine ulaşmamızı sağlayacaktı.


Cumhuriyet, çağdaş kavramının tanımladığı ilkeleri uygulamaya başladığı zaman, çökmüş Osmanlı İmparatorluğu’nun yerini modern bir devlet almıştı.

Okumaya devam et

Neyi koruyalım, nasıl koruyalım?

Doğan Kuban

Anıtlar Yüksek Kurulu 1950’lerde çalışmaya başladığı zaman Türkiye’nin tanınmış tarihçileri, arkeologları, mimarları bu kuruma üye yapılmıştı. Bunların hemen hepsi Avrupa görmüş, Avrupa dillerinden birini bilen çoğunluğu üniversite hocası idiler.


Restorasyon uzmanı değillerdi, fakat tarihin ne olduğunu ve ülkelerinin tarihini biliyorlardı.


Türkiye’de ilk koruma programı İ.T.Ü.’de Torino’ dan gelen profesör Paolo Verzone tarafından yapıldı. Avrupa Tarihi ve Restorasyon derslerini de kendisi veriyordu.

Okumaya devam et

Halkın doğa ve yaşam üzerine düşünceleri

Doğan Kuban

Halk dediğim zaman 1933’te 15 milyonu köylerde oturan ve genelde okuma yazma bilmeyen vatandaşlardan söz ediyorum. 1949’da üniversiteyi bitirdiğimde Türkiye nüfusu 20 milyondu. Bugün 82 milyon.


Gerçi zorunlu ilkokul uygulamasından sonra epey yol kat edildiğini düşünsek bile, kentlere göç eden köylünün okuma yazması biraz kısırdır. Fakat gelenekleri “Göçer” dönemine kadar uzanır.


Halkın düşünce birikimi, sadece dünyanın fiziki varlığıdır. Daha ötesini bilmez. Yıllarca önce sokaklarda halkın bilgisini öğrenmek için dolaşan gazetecilerin sorusuna; liseyi bitirmiş iki genç, Van ve Libya’nın nerede olduğu sorulduğunda cevabı bilmiyorlardı.

Okumaya devam et