Nasıl bir gelecek? Hangi sorunlar, hangi yanıtlar?

Doğan Kuban

Sevgili Okurlar,

Aylardır birçok olguyu yineliyorum. Çünkü bütün toplum, bu sorunların adlarını değil, toplumsal içeriğini ve geleceğini nasıl etkileyeceğini bilmesi gerekiyor. Eğitimin bir zincir gibi, ilkokuldan üniversiteye uzanan bir çekirdek programı var.


20 yılda evrensel teknoloji yaşamımıza tam olarak katılamazsa yeniden (Düyun-u Umumiye) dönemine gireriz.


Kuşkusuz değerli hocalar, sorumlu çalışanlar da var. Fakat bir bina ve toplama derlenmiş hocalarla hiç bir okul gerekli kaliteye ulaşamaz.

Okumaya devam et

 Yaşam

Doğan Kuban

Sevgili okurlar, bundan yüzyıl önce, Türkiye’yi çağdaş dünya ile politik ve entelektüel kurgu açısından eşit olacak bir Cumhuriyet kurduk. İslam dünyasında benzeri bugün bile yok. Avrupa Birliği’ne girmek üzereydik.


Bu konuma ulaşsaydık, bugün bir Avrupa devleti olacaktık. Bu bize eğitim ve teknoloji alanlarında kuşkusuz bugünkünden çok daha ilerde teknolojik ilerlemeye ve eğitim düzeyine ulaşmamızı sağlayacaktı.


Cumhuriyet, çağdaş kavramının tanımladığı ilkeleri uygulamaya başladığı zaman, çökmüş Osmanlı İmparatorluğu’nun yerini modern bir devlet almıştı.

Okumaya devam et

Neyi koruyalım, nasıl koruyalım?

Doğan Kuban

Anıtlar Yüksek Kurulu 1950’lerde çalışmaya başladığı zaman Türkiye’nin tanınmış tarihçileri, arkeologları, mimarları bu kuruma üye yapılmıştı. Bunların hemen hepsi Avrupa görmüş, Avrupa dillerinden birini bilen çoğunluğu üniversite hocası idiler.


Restorasyon uzmanı değillerdi, fakat tarihin ne olduğunu ve ülkelerinin tarihini biliyorlardı.


Türkiye’de ilk koruma programı İ.T.Ü.’de Torino’ dan gelen profesör Paolo Verzone tarafından yapıldı. Avrupa Tarihi ve Restorasyon derslerini de kendisi veriyordu.

Okumaya devam et

Halkın doğa ve yaşam üzerine düşünceleri

Doğan Kuban

Halk dediğim zaman 1933’te 15 milyonu köylerde oturan ve genelde okuma yazma bilmeyen vatandaşlardan söz ediyorum. 1949’da üniversiteyi bitirdiğimde Türkiye nüfusu 20 milyondu. Bugün 82 milyon.


Gerçi zorunlu ilkokul uygulamasından sonra epey yol kat edildiğini düşünsek bile, kentlere göç eden köylünün okuma yazması biraz kısırdır. Fakat gelenekleri “Göçer” dönemine kadar uzanır.


Halkın düşünce birikimi, sadece dünyanın fiziki varlığıdır. Daha ötesini bilmez. Yıllarca önce sokaklarda halkın bilgisini öğrenmek için dolaşan gazetecilerin sorusuna; liseyi bitirmiş iki genç, Van ve Libya’nın nerede olduğu sorulduğunda cevabı bilmiyorlardı.

Okumaya devam et

Rönesans’tan bu yana topallıyor muyuz?

Doğan Kuban

İstanbul fethinin Rönesans’ı belirleyici olması bağlamında bizim tarihi yazınımızda övgüye benzer söylentiler vardır.


Türklerden kaçan Bizanslı bilginler İtalya’da bir kültürel patlamaya yol açmışlarsa bizim bunda övünülecek bir katkımız olamayacağı açık.


Fakat Fatih’e Roma İmparatorluğunu yakıştıran, onun bu düşünceye yatkın olduğunu ima eden tekerlemeler sürüp gider.

Okumaya devam et

Her konuyu halka nasıl anlatacağız?

Doğan Kuban

Sevgili Okurlar,

Bu ülke nasıl bulunduğu düzeyden kurtulup çağdaş uygarlık düzeyine ulaşacak? Gelişmiş, gerçek varlığını nasıl, ne zaman duyuracak?


Ne zaman Türk denince Avrupalılar hâlâ bizi “Avrupa’nın Hasta Adamı” olarak görmekten vazgeçecekler.


Aslında Avrupa’nın Türkiye’yi iyi bilenleri bizim Osmanlı dönemini çoktan aştığımızı biliyorlar. Fakat bizi kendileriyle aynı terazide görmüyorlar. Avrupa Birliği kapısını kapattılar. Bize hakaret ettikleri, bizi tehdit ettikleri oluyor.

Okumaya devam et

Lewis Mumford’tan tavsiyeler…

Doğan Kuban

Geçenlerde Amerika’nın en ünlü kent tarihçilerinden Lewis Mumford’un 1956’da ‘The City in History – Its Origins, Its Transfmations and Its Prospects -(Tarih Boyunca Kent- Kökenleri, Geçirdiği Dönüşümler ve Geleceği) başlıklı bölümlerle 657 sayfalı bir baş yapıtı yayımlamıştı.

Bunun son bölümleri bizim için öğretici ve geçerlidir. Çünkü İTÜ ve Ortadoğu gibi üniversitelerin dışında, bu konuları okutabilecek çok az kent plancısı vardır.


Bundan daha kötüsü sivil yöneticiler arasında planlama bağlamında deneyimli hemen hemen kimse yoktur.

Okumaya devam et

Telefon

Doğan Kuban

Sevgili okurlar, zengin içerikli ansiklopediler dünya tarihinde bugüne kadar önemli bir bilgi kaynağı olmuşlardır.

Fakat günümüzde önemini yitirmeye başladılar.


Benim gençliğimde evimizde telefon yoktu. Sonra aldığımız telefonlar da sadece haberleşme için kullanılıyordu. Bugün bir teknoloji harikası olan cep telefonu ortaya çıktı.

İçinde her bilginin özeti var, fotoğraf ve video var. Yaşamın gerektirdiği her şey hakkında bilgi veriyor.

Okumaya devam et

İklimsel değişiklik ve akıl

Doğan Kuban

Sevgili Okurlar,

İstanbul'un 4 Mevsimi yarışmada | Milliyet Sanat

Bu yazı iki farklı konu içeriyor. İlki aklın oluşumu üzerine fazla okumuş olmayanlara küçük bir açıklama ve insanın dünyayı anlama mekanizması üzerine.

İkincisi, iklimsel değişikliğin sonuçlarını anlatmak ve toplumun aklını kullanmayı öğrenerek zor bir geleceğe hazır olmak üzerine bir deneme.


Geleceğe korku içinde bakamayız, fakat bu durumu bilerek yeni kuşakların yaratıcı düşünce ve akılla hareket etmelerine yardımcı olmalıyız..

Okumaya devam et

Küresel ısınmanın tehdidi ve ekonomik kargaşa

Doğan Kuban

Sevgili Okurlar, yıllardır gazetelerin, dergilerin, televizyonun ve bilim adamlarının dünyaya verdikleri endişe verici haber; insan türünün 100 yıl içinde yok olmasıdır.


Bu yok oluşun göstergeleri arasında Kuzey Kutbu’nun erimeye başlaması, sıcaklığın 60 dereceye ulaşarak insanların ölmesine neden olması, yükselen deniz suyunun kıyı kentlerini tehdit etmesi ve kuraklık nedeniyle bitkilerin yetişememesi gibi birçok işaretler var.


Acaba dünya toplumları, kalan yüzyılı, akıllıca yaşamanın son sahnesini; bu evrensel yok oluşu, para ve çılgın savaş hastalıklarından kurtulmuş ve birbirleriyle daha dost olmuş insanlar olarak ve biraz da kendisi ile alay eden bir bilinçle karşılasalar, daha mutlu olurlar mıydı?

Okumaya devam et

Tarihimiz üzerine bir gözlem…

Doğan Kuban

Osmanlı tarihçilerinin şimdiye kadar üzerinde durmadıkları bir konu var: Göçerler Anadolu’ya geldikten sonra Bizans kentlerini yavaş yavaş ele geçirdiler.


Selçuklu egemenliğinde de bir süre yaşadılar. Göçer yaşamından yerleşik düzene geçtiler. Bu süreç Türk tarihinde Asya bozkırından, Çin sınırına ve Ege Denizi’ne varışlar ve sürekli yağmalardan oluşur.


Herhalde göçerler fetih sözcüğünü yağma yerine olasılıkla henüz kullanmıyorlardı. Gerçi Anadolu’da büyük camiler medreseler, türbeler yaptırmışlardı. Bu yapıları yapanlar yerli ustalar ya da İranlılardı.

Okumaya devam et

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e politika

Doğan Kuban

İkinci Viyana seferinden sonra Osmanlılar Avrupa ile baş edemeyeceklerini anlayıp Batıya kapılarını açmaya başladılar. Günümüzde sade Avrupa’ya değil, Amerika ve Çin’e de kapılar açıldı.


Bugüne kadar ordunun pilotları, yeni uçakların eğitimi için Amerika’da okuyorlardı. Trump hükümeti bunu iptal etmeye karar verdi.


Ordunun dışardan aldığı silahlar konusunda bir bilgim yok. Fatih’in Constantinopolis’i alırken kullandığı toplar bir Macar usta tarafından dökülmüştü.

Okumaya devam et

Ulusal kültür ve çağdaş uygarlığa yetişememek

Doğan Kuban

Sevgili okurlar, her toplumun kendine özgü bir kültürü vardır. Uygarı (adabı Muaşeret) kavramını (Toplumsal Davranış) sözcüğü ile karşılarsak, Ulusal bütünlüğün temel ilkelerinden biri bu olur.


Bunu çocukluğumdan bu yana çok iyi anımsıyorum. Kentliler köylülere ‘kaba saba, muaşeret bilmez’ derlerdi. Fakat herhangi bir davranış sonsuza kadar devam etmez. Toplum dünyaya paralel olarak değişir. Televizyon otomobil ve telefon yeni yaşam protokolleri gerektirir.


Örneğin bir geçitte ışık yayalar için açıksa otomobil geçemez. Dünyadan bağımsız toplum kalmadı.

Okumaya devam et

Düşünce çölü…

Doğan Kuban

Eski Yunan’dan sonra, ne Bizans ne de Türk döneminde, “mutlu akıl” yani derin ve yüceltici düşünce, Anadolu toprakları üzerine pek fazla gelişmemiştir.


Avrupa’nın düşünce ve sanat birikimi ve İslami aydınlanmanın temsilcilerinden İbn-i Sina’nın Türkçeye çevirisi bile 19. yüzyıla kadar yapılmamıştır. Anadolu’da da doğru düşünen insanlar vardı.


Halkı etkileyerek, toplumu uygarca düşünmeye ve davranmaya yönlendirmek istiyorlardı.

Okumaya devam et

Gelecek 10 yıl ve ahlak

Doğan Kuban

İffet", "Ahlak"... Kime Göre, Neye Göre? - Ekin Karaca - bianetTeknolojimiz gelişmiş dünyanın ürettiği teknoloji ile rekabet edemediği için az gelişmiş ülkeler kategorisinde kalmış.

Peki, gelişmiş ülkelerin ne özellikleri var?


Endüstrileşmeleri en üst düzeyde, ulusal gelir bizimkinin 4-5 kat üstünde, ticari takasta gelirleri pozitif. Eğitim, her düzeyde gelişmiş, kaliteli -bilimsel- yayın yapıyorlar ve sayısal olarak bizim yayın sayısının kat kat üstünde.

Okumaya devam et