Üzgünüm Baba Bir Kızın Oldu(!)

TUĞÇE DOĞAN

Dünyanın neresinde olursanız olun zordur kadın olmak.

Ezilen, hor görülen, yerlerde sürünen, şiddete maruz kalan, bir sürü sorumluluğu üzerine yüklenmiş bir zavallı…

Kadın çevresine bu kadar fedakârlık yaparken, aileyi ayakta tutmaya çalışırken, bir sürü sorumlulukla boğuşurken neden bu durumlara maruz kalır ki?


Geçenlerde yakın çevremde bir akrabamla konuşuyoruz. Hayatını anlatıyor bana, gözleri dolu dolu…

Okumaya devam et

Çocuklarımızı itaate zorlamalı mıyız?

Dr. Dilek OrbatuDr. DİLEK ORBATU

İyi ebeveynlik ile bağımlı ebeveyn olmak arasında ince bir çizgi bulunur.

Bizim toplumumuzda genel olarak ebeveynler, çocuklarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne geçirir.

Bağımlı ebeveyn olmak, çocuğa sağlıksız bir bağla bağlı olmak anlamına gelir.

Ebeveyn çocuğundan ayrılmayı reddeder ya da ayrılamaz ve onun hayatı üzerinde aşırı kontrol kurmaya çalışır.

Okumaya devam et

HAFIZA KAYDI

elifgilbazata

İki hafta önce Türk siyasi tarihinde yaşanmış, siyasiler adına utanç verici beş olay yazmıştım. Bu hafta da ülkem adına utanç duyduğum olayları konu edineceğim. Bir anlamda; kaybettiğimizi düşündüğüm hafızamızdaki kötü şeyleri kaydetme isteği…

5- Amerikalıların Türk askerlerinin kafasına çuval geçirmesi

2003 yılında Kuzey Irak’ın Süleymaniye kentine karargah kurmuş Türk silahlı kuvvetlerine ait özel birlik askerleri, aralarında peşmergelerin de yer aldığı Amerikan askerleri tarafından sürpriz bir baskın sonucu derdest edildi.

Okumaya devam et

Neden gerçek bir demokrasi kuramıyoruz?

Siyasetkahvesi

Toplum neden işlenen haksızlıklara, yolsuzluklara karşı bu kadar duyarsız veya millet iradesi neden kötünün peşinden gidiyor ve benzeri pek çok soru geçiyordur aklınızdan.

Bu sorulara kafa yoranlar, toplumun içine düştüğü hale üzülenler konuya genelde ahlaki ya da ilkesel, çoğunlukla da duygusal bir bakış açısından bakıyorlar.

Bu yüzden bulabildikleri cevaplar “Türk” veya “Türkiye” toplumun bozulması, dejenere olması, eğitimsiz olması, aç olması, hukukun çalışmaması gibi çıkarımlar oluyor.

Okumaya devam et

Deprem değil bilinçsizlik öldürür

Tınaz TİTİZ

Deprem kimin uzmanlık alanıdır?

Beklenen İstanbul depremi nedeniyle, uzakta ya da yakında meydana gelen her depremde TV’ler deprem konusunda uzmanlara erişip yorum istiyorlar ki bu çok anlaşılabilir bir şey.

Bu yorumlar gelecek bir depreme kadar önce yoğunluk kazanıyor, sonra da giderek -”güncel depremler” etkisiyle- sönümleniyor.

Okumaya devam et

Kavram Mutfağına katkılar hızlandı

Neredeyse hergün yeni kavramlar ya da onların hikayeleri yayımlanıyor.

“Bir dil bir insan iki dil iki insan” diye bilinen sözü biraz değiştirip yenileyebiliriz:


Akıl daraltıcılarımızın farkına varmamızı, böylece de akıl alanımızı genişletmeyi sağlayıcı her anlayış genişlemesi, dünyayı yeniden ve farklı şekillerde anlamlandırmaya; yeniden doğmamıza yol açabilir.

Okumaya devam et

ZİHİNSEL VİRÜS NO 1: BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!

Tınaz TİTİZ

Önümüzdeki birkaç hafta, toplum yaşamımızı şekillendiren değer ölçüleri içinde yer alan birkaç virüsü tanıtmak istiyorum.Zihnimizdeki Virüsler: Düşünce Hataları | Beyhan BUDAK

Bu hafta sıra en masum görünüşlü, fakat en öldürücü olanında: “Başkası yapmasın, ben de yapmam!”

“Güvenlik Şeridi: Güvenlik şeridinde araç sürmek başkalarının yaşamlarına kasdetmekle eşdeğerdir.


Taammüden cinayetle, ambulansın geçebileceği tek yolu kapatmak arasındaki tek fark, halkımızın bu konudaki bilinçsizliğidir. Yoksa insan, gözünün önünde işlenen bu dizi cinayetlere kayıtsız kalabilir mi?

Okumaya devam et

Tuğla*

Raffi PortakalRaffi Portakal

Bundan bir hafta sonra, 19 Ocak’ta, saat üçü on geçe kapı telaşla açıldı. Pokerde kazanan aynı kapıdan karmakarışık hislerle çıktı.

Görmeye gidiyordu. Uçarak, koşarak, inanmayı reddederek. Mim Kemal Öke Caddesi’nden Halaskârgazi’ye. Koştu…

Pokeri iyi bilen pokeri az bilenlere para kaybetmişti. Kaybettiğime bakmayın, poker benim oyunum. Canınızı yakarım,” dese de az bilenlerin iştahı kabarmıştı.

Okumaya devam et

 Genç yoksulluğu, gelecek yoksunluğu

kadin1Aslıhan Aykaç YANARDAĞ(*)

Neyi ölçtüğünü bilmediğimiz sınav sistemleri, dünyadaki gelişmelerden kopuk müfredatlar, temel becerilerden yoksun genç işsizler ordusu yaratıyor.

Enes Kara’nın henüz yirmi yaşında içinde bulunduğu sosyal yapının baskısı ve geleceğe dair umudunu kaybetmesi sonucu hayatına son vermesi en az diğer genç ölümlerindeki kadar sarsıcı oldu.

Enes’in yazdığı mektup ve çektiği video ile yaşam koşullarını detaylı bir biçimde anlatması da intihara giden sürecin ana hatlarını sorguya yer bırakmayacak bir biçimde gösterdi.

çmavi Okumaya devam et

 Ateşin düştüğü yer

erkek1Utku Can Akyol

Çocuklarını kaybeden babaların bu sözleri sorunun çok da uzakta olmadığını gösteriyor. Artık ailelerin çocuklarını kurtarmalarını beklemek yerine, çocukları ailelerinden kurtarmak icap ediyor.

Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara’nın intihar etmeden kayda aldığı video ne yazık ki dün gece karşımıza çıktı.


Kara’nın konuşmasında ailesinin cemaat yurdu baskısı, içine düştüğü bu durumdan çıkmaya duyduğu umutsuzluk, mesleğini eline aldıktan sonra ne olacağı kaygısı, kısacası Türkiye var.

yat Okumaya devam et

Aysel Tuğluk ve başkasının acısına bakmak

yasliHasan Hayri Ateş

Aysel Tuğluk ağır bir travma yaşamış, hapishane koşullarında hayatını sürdüremez duruma gelmiştir. Bugün onun adına konuşmak, ses vermek zulüm karşısında suskun kalmak istemeyenlerin görevidir.


Buldan: Cezaevi idaresi bile Aysel Tuğluk'un iyi olmadığını söylüyor - Diken “Faşizmin bir politikadan öte toplumsal dokuya sirayet ettiğine dair gelişmeleri görüyoruz ve bundan kaygı duyuyoruz.

Bu nedenle her türlü ayrımcılığa ve ötekileştirmeye hatta düşmanlığa karşı birbirimizi olduğu gibi kabullenme, değer verme yolunda atılacak her türlü adımın geleceğimiz açısından umut kaynağı olarak gördüğümüzü ifade etmek istiyorum.”

çmavi Okumaya devam et

Milletvekili olamazsın demedim, memur olamazsın dedim!

Ali D. UlusoyAli D. Ulusoy

Barış Bildirisi’ni imzalayanlar arasında bulunan ve halen CHP Milletvekili olan Anayasa Hukuku profesörü Sayın İbrahim Kaboğlu’nun başvurusunun reddedildiği haberi kamuoyuna açıklandı

Darbe girişiminden 6 ay öncesinde imzalandığı için aslında darbe girişimi ile alakası olmayan ama ne hikmetse bu girişim sonrasındaki OHAL süreçlerine dahil edilerek ve OHAL KHK’lerine eklenerek kamudan ihraç edilmiş olan Barış Bildirisi imzacıları hakkında OHAL İnceleme Komisyonu kararları gelmeye devam ediyor.

yapt Okumaya devam et

İtibardan tasarruf olmaz da savurarak itibar olur mu?

erkek1AYHAN ONGUN 

Yapılan araştırmalar göstermiştir ki; yurttaşların büyük bölümü devlete ve devletin kurumlarına artık güven duymuyorlar. Bu ortamda hangi itibardan söz ediliyor.kirmizicİtibardan tasarruf olmaz da savurarak itibar olur mu?

Ülkemizin içinde bulunduğu zor ve katlanılamaz hale gelen ekonomik koşullara inat, ısrarla kamu kaynaklarını har vurup harman savuran iktidara göre itibardan tasarruf olmaz! Mış.”kirmizic

Bugünlerde herkesin diline doladığı itibar ne anlama geliyor?kirmizickirmizic Okumaya devam et

Birkaç gazeteci Kasımpaşa’yı nasıl yaktık?

kadin1Ceylan Bulut 

Ne üniformalı polisler geldi ne de oradaki sivil polisler herhangi bir ikazda bulundu. Mesela Kasımpaşa’ya yürüyen gruba ya da önce yürüyüşçülere sonra da bize saldıranlara “Biz polisiz, dağılın” uyarısı bile yapmadılar.kirmizic

Birkaç gazeteci Kasımpaşa’yı nasıl yaktık?Biz gazeteciler, polisler ortaya çıktıktan sonra hedef alındık

31 Temmuz’da İstanbul Beyoğlu’nda Emek Barış ve Demokrasi Güçleri’nin Konya’nın Meram ilçesinde ırkçı bir saldırı sonucu aynı aileden 7 kişinin canice katledilmesine ilişkin “Irkçılığa ve faşizme karşı birleşelim” sloganıyla düzenlediği basın açıklamasını takip etmek için alandaydık.kirmizic Okumaya devam et

Kim yaktı? -/= “Sen Afganistan’ı al; Sen de üstüme çok gelme”(!)

erkek1Ali Ergin Demirhan

Yangın buralara ne zaman gelecek diye ufukta yükselen dumanları merakla gözlerken ayağımızı bastığımız zeminin tutuştuğunu görebiliyor muyuz? Yok başka iç savaş, yanıyoruz iştekirmizic

Kim yaktı?Yangın buralara ne zaman gelecek diye ufukta yükselen dumanları merakla gözlerken ayağımızı bastığımız zeminin tutuştuğunu göremeyebiliyoruz.

Oysa yok başka iç savaş, yanıyoruz işte. Alevlerin yüksekliği, silah tutan ellerin ve ölen bedenlerin sayısı, maçın henüz tek kale oynanıyor oluşu aldatmasın.

Bu ülkede siyaset, bol seçimli ama özellikle son 6 yıldır kansız da olmayan bir savaş biçiminde icra ediliyor.kirmizic Okumaya devam et