Sümerlerin insansı tanrılarından, Avrasya bozkırı insanlarının kutsal krallarına -3.Bölüm

yasliİsmet GEDİK

Günümüz insanlığı milyonlarca yıldır beynini geliştirerek bu günkü bilgi oluşturucu ve yaratıcılık yeteneğine ulaşabilmiştir. İnsanlık milyonlarca yıldır devam etmekte olan bir gelişim içindedir. Bu gelişim, hücrelerin bilgi oluşturmayı en ön plana alan bir canlı türü olarak planladıkları insan beyninin gelişim evreleriyle sürmektedir.


İnsan beyninin tüm doğa ve dünya olaylarını değerlendirerek doğadaki hayat sistemi gelişimini dikkate alacak muazzam bir bilgi oluşturma ve yorumlama


yeteneğiyle donatılması pek kolay olmamıştır. Çünkü beynin büyüklüğü kadınların leğen kemiği yapısıyla ilişkilidir. Ana karnında beyin çok büyütülürse, doğum zorlaşır. Bu nedenle insan türünün oluşumu bu leğen (pelvis) kemiğinin büyütülmesiyle başlamıştır.


Okumaya devam et

Sümerlerin insansı tanrılarından, Avrasya bozkırı insanlarının kutsal krallarına -2.Bölüm

yasliİsmet GEDİK

Doğada her şey bilgi ile yapıldığından, hücreler BİLGİ oluşturmayı en ön plana alan, yaratıcı özellikli İNSAN türünü oluşturur.

Şekil: İnsan beyni, “bilgi” faktörünü en ön sıraya alan bir hücresel tasarımdır.


Şekilde görüldüğü üzere insan beyni korteksinin çok büyük bölümü, beyaz renkte gösterilen yorumlama bölgesine ayrılmıştır. Duyu organlarına ayrılan turuncu bölge ve hareket organlarına ayrılan lacivert bölge çok az yer kaplar.


Okumaya devam et

Sümerlerin insansı tanrılarından, Avrasya bozkırı insanlarının kutsal krallarına

yasliİsmet GEDİK

Sümerler doğa ve dünyanın insan görünüşlü ve davranışlı ilahi tanrılarca yaratıldığı, dolayısıyla insanların onlara hizmet için oldukları görüşünü ortaya atarlar. Tanrılar insansı olduklarından, evlenirler, çocukları kutsal soylu krallar olurlar.


Bu görüş, kuzeydeki toplumlara da yayılır.

İnsan görünüşlü tanrılar, kutsal soylu krallara dönüştürülür. Ve bu kutsal soylu krallar için kurgan denilen özel mezarlar yapılmaya başlanır. Şimdi kısa bir tarihsel geçmiş bilgisi vererek bu konuyu açıklamaya çalışalım.


Okumaya devam et

İnsanlığın tarihsel köklerini araştırmada konuşulan dil çok önemlidir.

yasliİsmet GEDİK

4-5 bin yıl öncelerine kadar sadece aglütine dil egemen dil iken, 4-5 bin yıldan beri Avrupa dilleri de artmış ve günümüzde ikinci en yaygın dil grubu olmuştur.


İnsanlık tarihi 2 bölümde incelenebilir.


Birinci bölüm önceki sayfalarda verilmişti ve şekilde gösterildiği, Afrika’da doğuş, Basra-Hürmüz ovasına geliş ve orada buzul devrini geçirmesi şeklinde özetlenmişti. İkinci bölümde ise, efsanevi isim “Atlantis” olarak adlandırılan Basra-Hürmüz-Ovasından göçlerin başlaması ve ondan sonra Dünyaya yayılarak, günümüz insanlığına kadar değişim-dönüşümler sunulacaktır.


Okumaya devam et

Birlikte çalışarak (iş-birliği ile) zorlukların aşılması

yasliİsmet GEDİK

800 km boyunda, 200 km eninde olan bu geniş alandaki insanların ovanın her tarafında yaşayabilmeleri için, ırmak sularını, kanallar kazarak ovanın her tarafına yaymaları beklenir.


Bu durum yaklaşık 50-60 bin yıl önceleri ortaya çıkan tam bir zorda kalma durumudur.


Acaba bu devasa ovada yaşayan insanlar, karşılıklı bir iş-birliğine girerek bu zorda kalma durumuna uygun bir davranış içine girmişler ve ırmak sularını kanallar açarak tüm ovada kullanılabilir hale getirmişler midir? Gerçekleşmiş ise, bunu ıspatlayacak bir veri var mıdır? Bu sorunun yanıtı Eflatun anlatımında verilmiştir.


Okumaya devam et

Göbekli tepe ile Sümer Uygarlığının kıyaslanması

yasliİsmet GEDİK

Anadolu’da Türkçe gibi aglütine dil konuşan kavimler, Alevilik kültürünü Sümer kültüründen ayıran temel fark


Geçmişimizi bilmek, geleceğimizi yönlendirmemiz için gereklidir. Çünkü bireye güven duygusu verir. Bu son bölümde Türklerin Anadolu’nun ilk yerleşik halkı olduğu delilleriyle gösterilecektir.

Göbekli Tepe yaklaşık 11 600 yıl önceleri yapılmaya başlanılan bir dinsel tapınak yeridir. Atlantis hikayesi ise, yine 11 600 yıl önceleri sulara gömülen ilk toplumsallaşma yapısıdır.


Okumaya devam et

Basra Hürmüz ovasının uygarlaşmanın başlatıldığı yer olduğunu kanıtlayan diğer araştırmalar

yasliİsmet GEDİK

Dinamik sistemler fiziği, bireysellikten toplumsal davranışa geçişin, ancak ve ancak bireylerin çok sıkışık bir durumla karşı-karşıya kalmaları sonucu sağlanabildiğini öngörmektedir.

İnsanlık nerede yoğun bir şekilde yaşamış olabilir?

Öyle bir sıkışma olmalı ki toplumsal uzlaşma ve birleşme-ortaklık duygusu ortaya çıksın. Önceki bölümlerde arkeolojik ve jeolojik verilere dayanarak böyle bir ortamın Basra-Hürmüz ovası olması gerekliliği ortaya atılmıştı. Bu görüşü destekleyen başka veriler var mı?


Okumaya devam et

Herşey Güzel Olacak- SON-Bölüm-

yasliİsmet GEDİK

Bebeklerin ve çocukların hücreleri bizlerin onlara verdiği bilgilere göre sinaps oluşturduklarına göre, onlara hayat hakkında hangi bilgiyi vermeliyiz ki, onlar geleceklerini iyi planlayıp güzel bir dünya hayatı yaşasınlar?


okuDoğada özgürlük-eşitlik içinde, karşılıklı hizmet alışverişlerine dayalı yaşam sistemi vardır.

Bu sistemin işleyişinde
• alt-sistemlerden üst-sistemlere doğru bir gelişme vardır.

• Yapma erki alt-sisteme aittir, üst sistem hedef gösterir.


Okumaya devam et

Herşey Güzel Olacak- Bölüm-21c-

yasliİsmet GEDİK

Doğada her şey bilgi ile yapıldığından, hücreler BİLGİ oluşturmayı en ön plana alan, yaratıcı özellikli İNSAN türünü oluşturur. İnsanlar neden diğer canlılardan farklıdır?


Şekil: İnsan beyni, “bilgi” faktörünü en ön sıraya alan bir hücresel tasarımdır.

Şekilde görüldüğü üzere insan beyni korteksinin çok büyük bölümü, beyaz renkte gösterilen yorumlama bölgesine ayrılmıştır.


Okumaya devam et

Herşey Güzel Olacak- Bölüm-21b- Sinaps oluşumlarının çoğu bebek ve çocukluk evresinde gelişir.

yasliİsmet GEDİK

Çocuğun beyninde önce aşırı bir sinaps üretimi gerçekleşir ve bunların çevreyle etkileşim içine girenleri korunur, diğerleri budanır, yani silinir.

Beyin korteksinin gelişme evresinde sinapslar önce hızlı şekilde aşırı çoğalırlar. Daha sonra sinapslarda bir budanma gerçekleşir ve ergenlikteki sayıda sinaps kalır.

Bu süreç, yaşamın ilk birkaç yılında çok coşkuludur, ancak ergenliğe kadar uzanabilir. Bununla birlikte, bu gelişim süresi içinde, farklı işlevlere sahip farklı beyin bölgeleri farklı zaman süreçlerinde gelişmektedir.


Okumaya devam et

Herşey Güzel Olacak- Bölüm-21a- Bedenlerimizin tasarımcısı da, yapımcısı da içlerindeki hücreleridir.

yasliİsmet GEDİK

Ama Sümerler bunun tam tersi bir hayat görüşü ortaya atarak insanlığa en büyük kötülüğü yapmışlardır.

Kramer’in yazdıklarından Sümerler’in 4-5 bin yıl önceleri edubba adı verilen okullar oluşturduklarını öğreniyoruz.

Bu okullarda okuma-yazmayı öğretme yanında matematik, ziraat, teoloji, coğrafya, zooloji, botanik, gibi bilgiler de öğretildiği, okulun öğrencilerinin sadece erkeklerden ve de en zengin aile çocuklarından oluşturulduğu anlaşılıyor. Okullarda katı disiplin uygulanır ve günümüz orta-doğu ülkelerinde halen sürdürülmekte olan “dogmatik bilgiler” öğretilir. Bu nedenle insanlarda sorgulama yeteneği gelişmez.


Okumaya devam et

Herşey Güzel Olacak- Bölüm-20j- Kutsal kitaplarda NUH TUFANI olarak geçen olay Sümer belgelerinde nasıl aktarılmıştır?

yasliİsmet GEDİK

Babillilerin “Gılgamış Destanı”nın onbirinci tabletinin bulunması ve çözülmesinden bu yana – yarım yüzyılı aşkın bir süredir, İbrani yazıcıların anlattığı biçimiyle Kitab-ı Mukaddesteki Tufan öyküsünün özgün olmadığı bilinmektedir.

Bununla birlikte, Babil tufan mitinin kendisi de Sümer kökenlidir.

Çünkü 1914 yılında Arno Poebel, Üniversite Müzesi’nin Nippur koleksiyonunda bulunan ve içeriğinin büyük bölümü tufan mitine ayrılmış altı sütunlu bir Sümer tabletinin üçüncü kısmını kapsayan altbölümünü özenle çevirmiş ve yayımlamıştır.“


Okumaya devam et

Herşey Güzel Olacak- Bölüm-20i- INSANIN YARATILIŞI

yasliİsmet GEDİK

Kazma gibi insanın yaptığı bir eşyayı bile tanrıların yarattığını düşünen Sümerler, insanın nasıl yaratıldığını da elbette tanrılara atfetmişledir.

İnsanın yaratılışını anlatan yapıt iki ayrı tablete yazılmış olarak bulunmuştur: birisi şimdi Üniversite Müzesi’nde bulunan bir Nippur tabletidir; bir antikacıdan satın alınan diğeri ise Louvre’dadır.

1934 yılında Louvre tableti ve Üniversite tabletinin büyük bölümü kopyalanmış ve yayımlanmış olmasına karşın içerikleri anlaşılamamıştır.


Okumaya devam et

Herşey Güzel Olacak- Bölüm-20h- İNANNA VE ENKİ: UYGARLIK SANATLARININ ERÎDU’DAN URUK’A AKTARILIŞI

yasliİsmet GEDİK

Sümer belgelerinden, “kutsal kitap” kavramının uygarlık sanatları anlamında kullanıldığını anlıyoruz.

Özellikle, gök-kraliçesi İnanna ve bilgeliğin efendisi Enki’yi içeren büyüleyici öyküsüyle olağanüstü bir mittir bu.

Içeriği uygarlık tarihi ve gelişimi çalışmaları için büyük önem taşır, çünkü Sümer kâtipleri ve düşünürlerinin az çok yüzeysel çözümlemelerine göre, Sümer uygarlığını iplik iplik dokumuş bütün bu kültürel başarıları yöneten yüzden fazla kutsal yasanın bir listesini içerir.


Okumaya devam et

Herşey Güzel Olacak- Bölüm-20g- ENKİ VE ERİDU: SU-TANR1SININ NİPPUR’A YOLCULUĞU’

yasliİsmet GEDİK

Sümer’deki en eski ve saygın kentlerden birisi, bugün EbuŞehreyn höyüğünde gömülü olan Eridu kentiydi; bu önemli yerde tam anlamıyla yapılacak bir kazının, Sümer kültürü ve uygarlığı bilgimize her anlamda, özellikle tinsel açılardan, büyük katkılar sağlayacağı kesindir.

Bir Sümer geleneğine göre bu, Sümer’deki en eski kentti, ilk beş kent taşkından önce kurulmuştu; diğer yandan, mitimiz Nippur kentinin ondan çağlar önce kurulduğunu söyler.

Kadim devirlerde Basra Körfezi üstüne kurulmuş olması gereken bu kentte, su-tanrısı Enki, Nudimmud olarak da bilinir, kendi “deniz-evi”ni kurar.


Okumaya devam et

Herşey Güzel Olacak- Bölüm-20f- ENKİ VE NINHURSAG: SU-TANRISIN1N İŞLERİ

yasliİsmet GEDİK

[Bu bölüm, İnsanlığın yaratıldığına inanılan cennet bahçesi kavramının Sümerlerce aktarılan versiyonudur.]

Öykünün karmaşıklığı ve biçeminin basitliği açısından, bu mit bütün gruplarımız içinde en dikkat çekici olanlardan biridir. Kahramanı Sümerlerin büyük su-tanrısı, Sümer’in dört yaratıcı tanrısından biri olan Enki’dir.

Öykümüz, Basra Körfezi’nin doğu kıyılarıyla özdeşleştirilebilecek ve bu nedenle tarihsel devirlerde aslında Sümer sınırları dışında kalan Dilmun diye bir bölgede geçer. Şiirimiz Dilmun’un saflık ve neşe ülkesi olarak tanımlanmasıyla başlar:


Okumaya devam et

Herşey Güzel Olacak- Bölüm-20e- KAZMANIN YARATILIŞI

yasliİsmet GEDİK

Sümerler insanlığın iki-buçuk milyon yıllık geçmişlerinde edindikleri bilgilere göre ürettikleri ürünlerin bile gökten gelen tanrıların yarattıklarına inanmışlardır.

108 dizeden oluşan bu şiir birkaç pasajın karanlıkta kalmasına ve anlaşılamamasına karşın, hemen hemen tamamlanmıştır.

Evrenin yaratılışı ve düzenlenmesiyle ilgili Sümer görüşü açısından ana öneme sahip olan uzun bir giriş bölümüyle başlar.


Okumaya devam et

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm