TARİHSEL GERÇEKLER VE ULUSLARARASI HUKUK IŞIĞINDA ERMENİ SOYKIRIMI İDDİASI (dizi yazı 7)

Şükrü M. Elekdağ

 Umutları, Rusya’nın zaferine yapacakları katkının, Moskova tarafından Osmanlı toprakları üzerinde bağımsız bir Ermeni devletinin kurulması suretiyle ödüllendirileceğiydi.


Yukarda da işaret ettiğimiz üzere, Ermeni tezlerini savunan tarihçilerin birçoğu, gerek Ermenilerin Osmanlılara karşı ayaklanmalarını, gerekse işgalci Rus ordusu saflarına katılmalarını, Osmanlıların tehcir kararı üzerine giriştikleri bir meşru müdafaa hareketi olarak izah etme alışkanlığındadırlar.


Ancak, bu iddiaları tamamen gerçek dışıdır. Ermenilerin tehcir kararından çok önce, savaşın başlamasıyla birlikte isyan bayrağını kaldırdıkları ve Rusya safında yer aldıkları tarihi bir gerçektir. 


Nitekim, Rus-Osmanlı savaşının patlak vermesi üzerine, Taşnak Komitesi, yayın organı Horizon’da şu bildiriyi yayımlamıştır:

“Ermeniler en küçük bir tereddüt göstermeden İtilaf Devletleri’nin yanında yer almışlar, bütün güçlerini Rusya’nın emrine vermişler, ayrıca gönüllü alayları teşkil etmişlerdir.”

(Uras, Esat, Tarihte Ermeniler ve Ermeni  Meselesi, 2. Baskı, İstanbul, s. 594-600) Savaşın başlarında Talat Paşa, Ermeni Erzurum mebusu  Vartkes efendi ve Taşnak Komitesi’nin tanınmış üyelerine, Enver Paşa da Ermeni Patriği’ne, isyan ve ihtilal eylemlerine devam etmeleri ve düşmanla işbirliğine son vermemeleri halinde şiddetli tedbirler almak zorunda kalacaklarını 15 bildirmişlerdir.

Bu uyarılara rağmen, Vahan Papazyan ve Karakin Pastırmacıyan adlı mebuslar Kafkasya’ya geçerek Osmanlı ordusuna karşı savaşa başladılar. Vahan Papazyan yayınladığı bildiriyle, “Kafkasya’daki gönüllü Ermeni alaylarının, Rus ordularının öncüleri olarak Ermenilerin yaşadıkları kilit noktaları ele geçirmelerini ve Anadolu topraklarında ilerleyecek Ermeni alayları ile hemen birleşilmesi…” talimatını vermiştir.

Hınçak Komitesi de örgütüne gönderdiği talimatta, “Komitenin bütün gücüyle mücadeleye katılarak İtilaf Devletleri’nin ve özellikle Rusya’nın müttefiki sıfatıyla Ermenistan, Kilikya, Kafkasya ve Azerbaycan’da zaferi sağlamak için her türlü vasıta ile İtilaf Devletleri’ne yardım edeceğini bildirmiştir.

(Ermeni Komitelerinin Amâl ve Harekât-ı İhtilâliyesi, İstanbul, 1917, s. 151-153) Rus ordusu Osmanlı ve Rus Ermenilerinden kurulmuş gönüllü alaylar öncülüğünde doğudan Osmanlı topraklarına girerken, Osmanlı ordusundaki Ermeniler de firar ederek, ya Rus ordusuna ya da çetelere katıldılar.

Bu ortamda yıllardır kiliselerde ve okullarda saklamış oldukları silahlarla donanan Ermeni ahali, erkekleri cephede olduğundan savunmasız kalan Türk köylerine saldırarak katliama başladılar.

Dahası, Ermeni çeteler Osmanlı kuvvetlerini arkadan vuruyor, birliklerin harekatını engelliyor, ikmal yollarını kesiyor, yaralı konvoylarını pusuya düşürüyor, köprü ve yolları imha ediyorlardı.

Prof. Justin McCarthy: “İlk kanı akıtan, iç savaşı başlatan Ermenilerdir” Amerikalı tarih profesörü Justin McCarthy Ermeni isyancıların ve gerilla birliklerinin Rus ordusuna verdiği desteğin Osmanlı savunması üzerindeki yıkıcı etkilerini şöyle değerlendiriyor: “I. Dünya Savaşı başlamadan önce Ermeni gerilla çeteleri Rus İmparatorluğu’nda örgütlenmeye başlamıştı. Binlerce Osmanlı Ermenisi Rus eğitim kamplarına eğitildiler.

Türk-Rus savaşı başlayınca bunlar Türklerle savaşmak ve Rus savaş gücüne destek vermek için geri döndüler. Anadolu’daki depolarda, kullanıma hazır olarak saklanan silah ve cephaneyle donatıldılar. Bunların sayıları 100.000 kadardı.

Ermeni tarih miti, barışsever Ermenilerin hiçbir tahrik olmadan Türkler tarafından saldırıya uğradıklarını anlatır. Oysa gerçek durum bunun tersidir. İlk kanı akıtan Ermenilerdir. İç savaşı başlatan Ermenilerdir.

Ermeni milliyetçileri ayaklanma amacıyla örgütlenmeye başladıklarında hiçbir Ermeni sürgün edilmemiş, hiçbir Ermeni politikacı asılmamış, hiçbir Ermeni Osmanlı askerinin ellerinde ölmemiş, hatta savaş resmi olarak ilan edilmemişti bile…

Ama, Ermeniler, kendi vatanlarına, kendi devletlerine karşı, onun baş düşmanı olan Rus İmparatorluğu’nun yanında çarpıştılar. O zaman da özgürce itiraf ettikleri gibi, vatanlarına hıyanet ettiler.

Enver Paşa, Rusları Sarıkamış’ta cesur ama kötü tasarlanmış bir saldırıyla bozguna uğratmayı denedi. Fena halde başarısızlığa uğradı ve ordusunun dörtte üçünü kaybetti. Bu nedenle Rus ordusu karşısındaki Osmanlı güçleri enkaz durumundaydı.

Ruslar hem sayıca daha fazla hem de daha iyi donanımlıydılar. Osmanlı güçlerinin tek şansı savunma durumlarını korumaktı.

Cephede bir kişiye bile ihtiyaç vardı. Ne var ki, en deneyimli bazı askeri birlikler cepheden çekilip Ermeni isyancılarla çarpışmaya yollanmıştı. Bu nedenle Osmanlı cephesi tehlikeye düşmüştü.

Ermeni komitacı ve çetelerinin yarattığı tehlike hem Osmanlı İmparatorluğu’nun varlığını hem de Anadolu’daki Müslümanların yaşamlarını ciddi bir biçimde tehdit ediyordu.

Ermeni çeteleri aslında bütün Doğu Anadolu’da faaliyet gösteriyor, ulaşımı engelliyor, iletişim hatlarını kesiyor ve ücra Müslüman köylerine saldırıyorlardı. Bazı ayaklanma bölgelerinin stratejik bir amaçla seçildiği belli.

Örneğin, Sivas vilayetinin nüfusunun sadece % 13’ü Ermeni. Sivas cepheden uzak olduğu gibi, aynı zamanda olası bir Rus desteğine de uzak düşüyor.

İlk bakışta burada düzenlenen Ermeni isyanı pek o kadar anlamlı gözükmüyor. Ancak, buranın kilit bir ikmal merkezi olduğu, Osmanlı cephesine ulaştırılmak istenen savaş malzemesi ile askeri takviye birliklerinin Sivas’tan geçmesinin zorunlu olduğu, savaş bölgesine yayılan telgraf sisteminin merkezini oluşturduğu, ulaşım ve iletişimin darboğazı olduğu dikkate alındığında Ermenilerin isyan için Sivası seçmelerinin nedeni anlaşılır.

Sıvas’ta herhangi bir kırılma Osmanlı savaş gücüne ağır bir darbe olacaktı.” ( Prof. Justin McCarty’nin 24 Nisan 2002 tarihinde Yeditepe Üniversite’sinde yaptığı “ The First Shot” başlıklı konuşmasından özetlenmiştir.)

Goçnak isimli Ermeni gazetesi: “Van’da sadece 1500 Türk sağ kaldı” 16 Rus ordusuyla birlikte Osmanlı topraklarına giren Ermeni gönüllü alay mensuplarının Türk ve Müslüman ahaliye yaptığı katliam ve vahşet o denli ağır olmuştur ki, bu durumdan rahatsız olan Rus komutanlığı bazı Ermeni birliklerini geri hatlara çekmek zorunluluğunu hissetmiştir.

Bu vahşete tanık olan subayların hatıratı Ermenilerin insanlık dışı eylemlerini yansıtmaktadır. (Journal de Guerre du Deuxiéme Régiment d’Artillerie de Forteresse Russe d’Erzeroum, 1919.)

Rus kuvvetlerinin 1915 Mart’ında Van istikametinde ilerlemeye başlamalarını fırsat bilen Ermeniler, Rus saldırısını kolaylaştırmak amacıyla 11 Nisan’da vilayette genel bir isyan başlattılar.

Van kenti Taşnaksutyun komitesi başkanı Aram Manukyan’ın emrindeki komitacılar tarafından kuşatıldı ve ateşe verildi. Türklere ve Müslüman ahaliye ait evlere ve devlet dairelerine bombalar atılarak büyük bir tahribat yapıldı. İsyancılara karşı kenti savunmanın imkansız olduğunu gören Vali Cevdet Bey, Van Kalesi’ni tahliye etmeye başladı.


Sürecek


Yazı gönderi. Tınaz TİTİZ


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: